Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, İnsan

Birisi Sağlık Mı Dedi, O Halde Benden Ek Tavsiye (Senin İçin)

Sağlıklı beslenmek için uygulamanız gereken adımlar şu şekildedir;

1- “İlk olarak hareketinizi arttırın.” Mesela günlük fiziksel aktiviteleriniz arasında 30 dakika egzersiz için zaman ayırmak hiç de zor değildir. Televizyon izlerken veya ev ödevlerinizi yaparken her saat başı 10 dk. ayırıp egzersiz yapabilirsiniz. Bunun yanında arkadaşınızı görmeye giderken dolmuş veya taksi kullanmak yerine belli bir mesafeyi yürüyerek veya bisikletle tamamlayabilirsiniz. Ayrıca asansör kullanmak yerine merdivenleri tercih etmenizde de yarar vardır.

2- “Ara öğünleri sakın atlatmayın.” Ara öğün kan şekeri dengesini korumak ve metabolizma hızını arttırmak için mutlaka atlanmaması gereken öğünlerden biridir. Değişik besin gruplarından değişik besin ögelerini seçebilirsiniz. Bir bardak yarım yağlı süt, 1-2 adet kraker, 1 elma, yulaf ezmesi veya bir kase meyveli yoğurt sizin için sağlıklı bir seçim olacaktır.

3- “Besin seçimlerinizi dengeleyin.” Eğer patates kızartması, hamburger ve dondurmadan vazgeçemiyorsanız, bu besinleri hangi sıklıkla yediğinizi kontrol altına alınız. Çünkü bedeniniz çeşitli protein, karbonhidrat, yağ ve çeşitli vitamin ve mineralleri vitamin A-C, demir ve kalsiyum gibi çeşitli yiyeceklerden de almaya ihtiyacı bulunmaktadır.

4- “Arkadaşlarınız ve ailenizle vakit geçirin.” Bu ne işimize yarayacak demeyin. Çünkü, arkadaş ve aileyle yapılacak grup aktiviteleri çok eğlenceli olabilir. Arkadaşlarınızı sizinle birlikte grup egzersizi yapmak için teşvik etmeniz ilk sırada yer alabilir. Bu aktiviteler; yürüyüş, bisiklete binmek, basketbol ve voleybol gibi aktiviteler olabilir.

5- “Daha fazla kepekli besin ve meyve sebze tüketin.” Besin ve enerji sağlıklı beslenmede en önemli etkendir. Bu besinler size enerji vermekle birlikte, mineral ve posa da içerir. Beyaz ekmek yerine tam buğday unlu ekmek tercih ediniz. Makarna, sebzeli tercih edebilirsiniz. Bunun yanında tüm bunlar tahıl grubuna girmektedir.

6- “Besinler iyi ya da kötü değildir.” Her besinin ve yemeğin iyi ve kötü yönü elbette ki vardır. Sağlıklı beslenmeyi organize etmek bir nevi yap-boz gibidir. Her yiyecek farklı özellikler taşır. Bazı besinler daha fazla yağ, tuz ve şeker içerebilir. ayrıca bazılarında da vitamin ve posa yoktur. Diyeti iyi ya da kötü yapan bu besinleri nasıl seçtiğinizdir. Seçimdeki denge çok önemlidir.

Örneğin; yağlı gıdalardan oluşan bir menüyü öğle yemeğinde tüketmeye özen gösterip, diğer öğünleri daha hafif geçirebilirsiniz. Ancak size önerilen miktarda kalmaya dikkat ediniz. Eğer iki dilim pizza önerildiyse üçüncü dilimden kaçınınız.

7- “Uyku saatlerine dikkat ediniz.” Bakın bu çok önemli hele ki gelişme çağındaki gençlik için. Vücudunuzda hormonların doğru çalışması için uyku saatlerine özen gösterilmesi gerekmektedir. Uyku insan hayatının en önemli fonksiyonlarından biridir. İyi bir uyku gün içerisinde insanın yaşam kalitesini arttırır. En erken 07:00 da kalkıp en geç 23:00 da uyumalıyız. Eğer ki geç uyanacak olursak sindirim sistemimiz iyi çalışmaz ve depresyon hormonları iyi çalışmayacağı için kendimizi kötü hissedebiliriz.

VEEEE! SON OLARAK VÜCUT İÇİN GEREKLİ OLAN 6 BESİN ÖGESİNİ SİZLERE BİR SONRAKİ BLOG DA AÇIKLAMIŞ OLACAĞIM. TAKİPTE VE SAĞLICAKLA KALIN..

Yazı kategorisi: Edebiyat

Sevgi Duvarı

Sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar piyasalar sanat sevicileri
Derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni
Yakanda bir amonyak çiçeği
Yalnızlığım benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi

Kumkapı meyhanelerine dadandık
Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, fasulye pilakisi
Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar
Sabahları açıklarda çöplüklerde bulurlardı leşimi
Öyle sıcaktı ki çöpcülerin elleri
Çöpcülerin elleriyle okşardım seni
Yalnızlığım benim süpürge saçlım
Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

Baktım gökte bir kırmızı bir uçak
Bol çelik bol yıldız bol insan
Bir gece Sevgi Duvarını aştık
Dustuğum yer öyle açık seçik ki
Başucumda bi sen varsın bi de evren
Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi
Ne kadar yalansız yaşarsak…

Can YÜCEL

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, İnsan

Genel Aşk ve Hayat Tüyosu

 Hayatınızdaki insanın işi, sizi “mutlu biri” haline getirmek değil; dolayısıyla mutsuz biri de yapamaz. Kendi mutluluğunuzu kendiniz bulmak zorundasınız. Böyle olduğu zaman, zaten ilişkiniz de mutlu bir ilişki olacaktır.

 Evlilik sizin hayatınızı tek bir hayata çevirmez. Evlenseniz bile iki tarafın hala kendine ait hayatları vardır bunu unutmayın! Onu tanımadan önce kurduğunuz hayallerinizden asla vazgeçmeyin. Asıl sizlerin yapmak istedikleri ev, iş ve kariyer… Bunları asla terk etmeyin.

 Hayat felsefeniz, ahlaki değerleriniz ve siyasi görüşünüz sizi siz yapan özelliklerinizdir. Kimse için bu özelliklerden vazgeçmeyin. Karşınızdaki size saygı duymuyorsa onun için değişmeyin. Beğendiğiniz bir tarzınız, dış görünüşünüz var. Kendinize yakıştırdığınız bir saç şekliniz ve giyim tarzınız var. Sizi öncelikle dış görünüşünüz için değil kalben sevmeli ki sizler zaten değerli bir varlıksınız. Eğer ki beğenmiyorsa farklı birini aramaya başlayabilir. Kısacası sizi fiziki olarak seven biri zaten kalbinizi değil görünümünüzü sevmiştir. Sadece o bir şeyler yaşamak ve yapmak istiyor diye kendinizi teslim etmeyin. Öncelikle sizin isteklerinizi ve beklentilerinizi karşılaması gerek. Bakalım siz o an bunu istiyor musunuz??

 “Kimse için kendinizden ödün vermeyin, bırakın sizi siz olduğunuz için kabullensin.” O zaman gerçekten sizi sevip sevmediği anlaşılır…

HİÇ KİMSE İÇİN KENDİNİ DEĞİŞTİRME ÖZGÜN OL, KENDİN OL… SEN ZATEN DEĞERLİ VE BİR O KADAR DA ÖZELSİN 

Yazı kategorisi: Edebiyat, Kişisel Gelişim

Hayatın Anlamı: Bir Uzun Yolculuk

 Gözlerimizi dünyaya açtığımız andan itibaren olgunluk yolunda verdiğimiz çaba ve hayatta kalma dürtüsü… Bu dürtülere yeni çağ ile eklenen, insanlığı, hayvansal sistemlerden ayıran düşünme ve anlam arayışları…

 İnsanın id ve ego çatışmaları çocukluktan itibaren başlamaktadır. Çocuklukta boy gösteren ket vurmalar zamanla ebeveyne karşı çıkmayı da beraberinde getirmektedir. Bağımsız birey olma yolunda atılan adımlar, hayatta var oluşumuzu kanıtlama çabalarından biridir. Peki ya insan, yaşadığı evrende yalnızca var olduğunu mu ispat etme çabasındadır?

 İçinde bir yerlerde narsistik tohumlar barındıran insan, çevresi içinde ele alındığında hem kalıtımın hem de sosyal çevrenin etkisi altında olduğu görülebilir. İnsan yaşadığı müddetçe içine, derinlerine inmeye çalışır. Derinlerindeki narsistik duygulara takılı kalanlar, hayatlarındaki ben merkezciliğinde kaybolurlar. Aksine narsist duygulardan çok huzur dolu arayışlara karışanlar, asıl hayat yolculuğuna ulaşmış olanlardır. Öfke ve hırstan uzaklaşıp saf öze inen insan, kendini bulmanın erdemine ulaşır. Görmeyen gözün görmesi, duymayan kulakların duyması gibi karanlık noktalara ışık olur öz benlik…

 Küçük ve önemsiz gibi görünen şu insan ömründe mutlu olmak adına hayatın anlamını arar dururuz. Ruhumuzu son ana kadar huzura erdirmek isteriz. ‘Yunan stoacı filozof Epiktetos’ a göre ruh, su dolu havuz gibi olduğu için gerçek nimetleri itmeyen bir yapıya sahiptir. Ruhun kanatları bu havuzu aydınlatan ışıktır. Havuzun suyu dalgalandıkça ışığın da dalgalandığı sanılır. Oysaki ışık olduğu gibidir. İnsan için de bu böyledir. O bulanık ve üzüntülü iken, erdemleri bulanık ya da sarsılmış değildir. Onun özündeki güçler kıpırdanmıştır. Bu güçler durgunlaşınca her
şey durgunlaşacaktır. Bu açıklamalar göstermektedir ki insanın ruhu sakin,
huzurlu, ahenk içinde olursa yaşamı da mutluluk içinde olmaktadır. Bu ahenk
bozulursa yaşamı da karmaşık olacaktır. O halde insan ruh huzurunu sağlamak
için bunu bozacak şeylerden uzak durmalıdır.
Düşünürümüz, insanların erdemli olma özelliklerini ortaya çıkartmak için
‘bencillik’ ve ‘imansızlık’ gibi iki olumsuzluğu ruhlarından söküp atmaları gerektiğini belirtmektedir. O, öğrenilmesi gereken ilk şeyin, her şeyi yöneten bir
Tanrı’nın varlığını, yalnız davranışların değil ama duyguların ve düşüncelerin
de ondan saklanmayacağını bilmek, sonra da onun niteliğini çözmek olduğuna
inanmaktadır. Epiktetos, ruhtan atılması gereken imansızlığın ancak bu şekilde ortadan kaldırılabileceğini ifade ederek insanlığa şu çağrıyı yapmaktadır:
“Ey insanoğlu! Tanrı’nın sana verdiği nimetlere karşı nankör olma… Özellikle
de bunlardan daha değerli olan her şeyi kullanmak, denemek ve her şeye değerini vermek gücünü armağan ettiği için şükret.”

Azla yetinmenin gücüne, iyiye, erdeme ulaştığımızda, yaşamak için bir sebebimiz kalmadığında bile kendimiz için yaşamayı bildiğimizde belki de anlama yaklaşmış oluyoruz. Kusursuz bir dünyada, kusurlu varlıklar olduğumuzu kabul ederek, ne geçici olduğumuz gerçeğine saplanıp ne de gitme vakti geldiğinde hazırlıksız yakalanan umutsuzlara dönüşmeliyiz. Benliğimizin yol göstericiliğine inanmalıyız. Kendimize inanmalıyız. Hayatı zindan etmek yerine, küçük mucizelere hayranlıkla bakmalıyız. En çok da kendi yaratılış mucizeliğimize…

Son olarak sizlere hayatın anlamıyla ilgili okuduğum ve baş ucu kitabım haline gelen kitabı tanıtmak isterim.

“İnsanın Anlam Arayışı /Viktor Emil Frankl”

Hayat yolculuğunuzda bu kitabı okuyarak bir nebze de olsa anlama ulaşacağınıza eminim.

Bu güzel yolculuğunuzda anlama ve kendinize ulaşmanız dileğimle…

Kaynakça : Dini Araştırmalar, Temmuz – Aralık 2011, Cilt : 14, Sayı : 39, ss. 115- 138

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, İnsan

Harekete Geç

 Olumsuz olaylarla karşılaştığınızda her zaman tebessüm edin. Çünkü problemi aşmanızda tebessümün verdiği pozitif olma vaziyeti çok yardımcı olacaktır. Eğer olumsuz bir durum karşısında pes edip tebessüm etmezseniz bilin ki yenilgiyi çoktan kabul etmiş ve sadece kendi hayatınızın incilişini izlersiniz ön koltuktan..

 Eğer hayatta kelimelerinizin etkili ve diksiyonunuzun herkesi etkilemesini istiyorsanız her gün sesli bir kitap okumaya özen gösterin. Zamanla hitabet ve diksiyon başarınız dikkatleri cezbedecektir. Bu sadece sizi iş hayatınızda değil sosyal hayatınızda da bir basamak ileriye götürecektir. Beyni geliştirmenin yanı sıra sağlığınız için ve size öz güven sağlayacak bir görünüm için mutlaka düzenli spor yapın. Şöyle bir gerçek var ki beden ne kadar sağlıklı ise beyin sağlığına olan tesiri su götürmez bir gerçek. Mutlaka düzenli spor yapın. Hem zihniniz hem vücudunuz dinç ve enerjik olsun.

 Her insanın hayat üzerinde etkili olduğu ve gayet başarılı bir şekilde yaptığı işler vardır elbette. Bu işlerle kendinizi odaklayıp geliştirebilirsiniz. Yapmakta olduğunuz işin gelişimine bakarak yarın hangi noktalarda olacağınıza ve bunun için ne gibi özellikler gerekebileceğini tahmin edebilirsiniz ve şunu kesinlikle unutmayın ki kendimize yaptığımız yatırım en büyük yatırımdır. Çünkü şahsi yatırımınız sizi hayatta tüm engellere rahat bir şekilde göğüs germenizi sağlar.

“UNUTMA! SEN KENDİN İÇİN YAŞAMALISIN, DİĞERLERİ İÇİN DEĞİL.. KENDİNİ GELİŞTİREREK BUNU BAŞARABİLİRSİN”

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, İnsan

Aslan Neden Ormanların Kralıdır?


Düşünsene bir fil o kadar güçlü ve heybetliyken neden aslan ormanların kralı sayılıyor? Acaba biz mi öyle sanıyoruz gerçekten mi öyle? Aslanla Fil arasındaki fark mentalitedir. Aslanla fil karşılaştığı zaman aslan için kaçmak en son çaredir. Aslan için öncelik fili yemektir. Fil mentalitesi ise kendini savunmak ve tehlikeyi savuşturmaktır. Mentalitesi devletler yaratır ve yok eder. Büyük balık küçük balığı her zaman yiyecektir. İnsanlar kendilerine lider seçerler. İlk çağdan beri Yunan tanrılarında bile bu görülür. Tanrıların da tanrıları vardır ve hep Bi büyük balık vardır. Hayata atılmak için mentalitesi oturtmalısın. Büyük balık sen olacaksın. Küçük balıklar zaten yerini bilecektir. Her zihin olgusal gerçeklikten kendi yolunu çizer. Bazı yollar diğer yolları kapsar bazıları ufaktır bazıları engebeli bazıları da anayol dur. Tüm yollar ona bağlanır. Zihnini terbiye edersen KPSS’de de dereceye girersin hayat şartlarında da… Bir şeyleri başaranlar ya çok zekidir yada çok çalışkan. Bu ikisi olmadan kazanılan başarı şanstır ve şansın tekerrürü düşüktür. Prof.Dr Aziz SANCAR gibi günde 4 saat uyuyup hayatını işine adayı çalışanlar Hakimiyet mentalitesi oturtmuş insanlardır. Çalışkanlık zaferi getirir. Kararları gerçekleştirmeden önce uçuk hayaller kurmalısın. Mentalitesi diri ve sağlam tutmalısın ki en ufak sarsıntıda yıkılmasın. Bu gibi sohbet havasında kişisel gelişim kısa yazıları gelmesini istersen yorumlarda belirtebilirsin. Yaşamaya devam et, hareket etmeyi bırakma. Kükre…

Yazı kategorisi: Tarih

Osman Gazi

Fahruddin (Dini yayan, Dininin övdüğü kişi) Osman Bey’in Kayı Boyu yani Oğuzların Bozok Kolunun Günhan soyuna ve Karakeçili aşiretine mensup olduğu bilinmektedir. Yıkılan Büyük Selçuklu Sonrası kurulan devletler; Kirman Selçukluları, Irak ve Horasan Selçukluları, Suriye Selçukluları ve Anadolu (Türkiye) Selçuklularıdır. Anadolu Selçukluları 1400 başlarına kadar varlığını sürdürdü, gerisi ortalama 1200 yılları civarı yıkılmıştır. Daha ayrıntılı bilgi için Anadolu Selçuklu yazımı okuyabilirsin. Moğollar Türkmen beylerini Anadolu’ya doğru sürünce Türkler Anadolu’nun batısına kadar dağılıyorlar. Bursa İznik civarlarından başlayarak aşağı doğru iniyorlar. Moğolların, Türkleri Anadolu’dan itmesiyle Türkmen beyleri ve Osmanlı’nın kökleri direkt Bizans topraklarına geliyor. Anadolu’da zaten Anadolu Selçuklu Devleti devam ediyor. Bizans o dönemde Türkleri pek umursamıyor. Bizans’ın o dönem ki valilerine Tekfur deniyor. Bizans’a bağlılar ama kendi topraklarının derdindeler. 1271’de Moğollara karşı bir başkaldırı oluyor ve Moğollar, Anadolu taraflarına bazı Moğol karakolları kuruyorlar. Bu Karakollar kuruldukça Türkmen beylikleri dağlık kesimlere ve Marmara Bölgesi’ne doğru sıkışmaya başlıyor. Şimdi o dönemki duruma bakarsanız Haçlı Seferleri diye bir şey duyulmuş ve Müslüman Türkleri bir araya getirmek içinde kullanabilecek en güzel kavram İslam dini ve gaza denilen yani Arapçada cihat, tam karşılığı gaza birliğidir. (“Gazan mübarek olsun” hikayesi oradan geliyor.) Gazaya katılan kişilere yaralansın yaralanmasın savaşta bulunduğu için Gazi deniyor. Bu yüzden de Orhan Gazi, Osman Gazi olarak geçiyor. Ertuğrul Gazi Bizans’tan bayağı toprak koparıyor çünkü Gazi unvanı olduğu için Türkmen beyleri onların etrafında toplanıp savaşa katılıyorlar. Bizans’ın o dönemki dertleri hem Macarlarla hem Habsburglar’la mücadele aynı zamanda Balkanlar’dan sıkıştırılıyor. Fener Rum Patrikhanesi Doğu Roma İstanbul içerisinde ama Vatikan Kilisesi Ortodokslar, Katolikler falan Bizans’ın yanında değiller. Osman Gazi’nin babası Ertuğrul Gazi Kayı Boyunun lideri. Ben Osmanlı’yı buradan başlatacağım Kayı Boyundan. Ertuğrul Gazi Söğüt (kışlak), Domaniç (yazlak) civarında yerleşiyor. Osman Gazi’nin babasıdır. Osman Gazi’nin ismi ile ilgili Ataman Bey diye bir söylenti gezse de ben Halil İnalcık’tan aldığım gibi, Osman Gazi olarak kullanacağım. Bizans valilerinin bazıları Türkiye Selçuklu sultanına vergi veriyorlar. Ertuğrul Bey bu ara çok kavga çıkartmaya çok sataşmaya yaklaşmıyor çünkü onlarla bölgede iyi geçinmenin faydasını görüyor. Osman Gazi de sonrasında yerine geçtiğinde babası gibi düşman edinmemeye özen gösteriyor. Lakin Osman Gazi ilk önce babasının izinden gitse de sonrasında İnegöl tekfuru ile bir sürtüşmeleri oluyor. Bu sebeple de İnegöl tekfuru ile atıştığı için Karacahisar Kalesini alıyor. Karacahisar Osmanlı’nın ilk ele geçirdiği yer olarak 1288 de Osmanlı topraklarına katılıyor.
Aşıkpaşazade Tarihi’nde Karacahisar’ın fethini şu şekilde belirtmekte:
“İmdi Sultan Alâaddin tahkik haber bildi kim Osman Gazi’nün üzerine kâfirler ğalebe (üstün) leşkerle (askerle) varmışlar ve karındaşı Sarı Yatı’yı şehid itmişler. Her kankı (hangi) kâfirun leşkeri vardısa bildürdiler. Sultan dahi eyitmiş kim: Ma’lum oldı kim Karacahisar teküri bizümle yağı (düşman) olmış didi ve hem o Kermiyanoğlı (Germiyanoğlu) o ğaribleri sevmezdi, ekseri o kâfirlerün haraketi anun ihtimalindendür. Ben hod bilürin didi. Emr itdi tiz leşker cem’ olınsun der kim ol kafirler bunun kibi haraket iderler veya ğayret-i İslam bizde yokmıdur? Leşkeri azim cem’ olundı. Hücum itdiler, Karaca Hisar’un üzerine düşdiler. İşitdi, Osman Gazi dahi keldi (geldi), oda bir tarafdan cenke meşkul (meşgul) oldı. Heman Sultan kim kitdi, Osman Ğazi dahi birkac kün (gün) sabritdi. Ahir hisarı yağma itdi, feth olundı. Tekürini (tekfurunu) dahi tutdı, ğazileri ğani itdi. Şehrün evlerini ğazilere ve ğayrıya virdi. Anı İslam şehri itdi.”
* (Moğollara o dönemde Tatar deniyordu)

Karacahisar
Karacahisar Feth


Osman Gazi döneminde Karacahisar fethinden hemen sonra Eskişehir’de Hamam yöresinde ilk pazarını kurdurmuştur. (Hamam Yolu)
Bölgede kurulan pazara gelen satıcılardan bac, haraç alınması istenmiştir.
Osman Gazi’nin emrini Aşıkpaşazade şöyle nakletmiştir:
“Çün kim imdi siz eyle dirsiz, her kişi kim bir yük getüre sata iki akça virsün ve her kim ki satmasa hiç nesne virmesün ve her kişi kim bu kanunumı boza Allah anun dinin ve dünyasını bozsun” ilk haraçta bu şekilde Osmanlıda başlamış ve gelişmiştir.


Şunu unutmayın, Osmanlı’nın daha çok kuşatma taktiğiyle ele geçirmesi söz konusu çünkü askeri gücümüz çok fazla değil yani yüzbinler değilsin. Üstün silah savaş tekniklerin yok, yani her asker çok değerli. Fatih Sultan Mehmet bile o kadar topla Konstantiniye’yi kuşatıyor ve kuşatmayı kaldırmıyor, sabrediyor. Ordunun itiraz etmesine, vezirlerin çıldırmasına rağmen kuşatma ile kalenin düşmesini sağlamaya çalışıyor. Anlıyoruz ki kuşatma var, sazanlık yok. Atlamıyoruz Pepe gibi. 1299’da Bilecik fethedilince Osmanlı Beyliği’nin merkezini Bilecik’e taşıyoruz. 1301 de Yenişehir fethediliyor. 1326 artık başkentimiz Bursa. Unutmayın başkentini olabildiğince ana su kaynaklarına ve dışarıdan gelen saldırılardan korunacak şekilde kurman lazım. Bursa’nın coğrafyasını biliyorsan düz bir alanın varsa, arkasında da düz dağ varsa, düzlüğü tarım alanı dağları da sur olarak kullanabilirsin. Aradaki kısmı da yerleşkeye ayırırsın ama sonradan gelişen nüfus cahillik yapar düz ovaya yerleşir, tarım yeri kalmaz.

Osman Gazi’yi çok engelleyen yoktu ama Ertuğrul Gazi’nin kardeşi Dündar Bey sürekli engelliyor ve biraz da Dündar Beyin peşinden gitmeye çalışanlar oluyordu. Dündar Bey’in karışıklık çıkarma olasılığı büyüyünce Osmanlı Hanedanı’nın ilk kanı o dönemde akıyor. Dündar Bey, Osmangazi tarafından bir meydanda okla vurulunca vefat ediyor.
Prof. Dr. İsmail Hakkı Uzunçarşılı Büyük Osman Tarihi adlı eserinde:
“Ertuğrul Bey’in vefatından sonra idaresi altındaki müteaddid (birçok) aşiretlerden —ki bu aşiretlerin Ertuğrul’un idaresi altında toplanmalarının kendisinin uc beyi ve Oğuzların en şerefli boyu olan Kayılara mensup olmalarının da dahli vardır ibtida (ilk) kabiliyet ve cevvaliyeti sebebi ile kendisinin mensup olduğu Kayı aşireti Ertuğrul’un küçük oğlu Osman Bey’i intihap etti (seçti). Osman Bey babasının son demlerinde de ona vekâlet ediyormuş; fakat Ertuğrul’un kardeşi Dündar Bey de birliğe reis olmak istediğinden aralarında ihtilâf (anlaşmazlık) hâsıl oldu. Çünkü Kayı’dan başka aşiretler de yaşlı olan Dündar’ın reis olmasını muvafık (uygun) buluyorlardı; fakat Dündar, Osman’ın reisliği için temayül (eğilim) fazla olduğunu anlayınca amcası da Osman’ın baş olmasını muvafık buldu ise de daha sonra yeğeni aleyhine faaliyeti duyulduğundan katledildi (1298).”
Diye bahsetmiştir.
Prof. Dr. Halil İnalcık Osmanlı Tarihine Toplu Bir Bakış adlı makalesinde;
“Osman Gazi, beyliği ailenin öbür üyeleriyle birlikte idare eder görünüyor. Karacahisar subaşılığını (komutanlığını) kardeşi Gündüze vermişti. Önemli siyasi kararlarda amcası Dündar ile danışırdı. Osman güdülecek siyaset konusunda tartışmaya girdiği amcasını okla vurmuş, öldürmüş.”
Şeklinde Dündar Bey olayından söz etmektedir.
Neşri’nin belirttiği Dündar Bey’in kabrinin olduğu yer için bugün Köprühisar ile Çakırpınarı köyleri arasında olduğu düşünülmektedir. Ayrıca Dündar Bey’in bugün Söğüt’te Ertuğrul Gazi türbesinin bünyesinde de bir makam mezarı bulunmaktadır.
İznik önemli bir yerde aynı zamanda Bizans’ın başkenti. Osmanlı İznik’i kuşattığı zaman iş ciddileşiyor ve imparator 2000 askerden oluşan bir ordu yolluyor. Osman Gazi bu 2000 kişi önünde Koyunhisar Muharebesi zaferi ile büyük prestij kazanıyor. Osmanlı 1302’de kurulmuştur, Halil İnalcık böyle söylüyor. Osman Gazi’nin felsefesi “darulharp”ti. Osman Bey’in felsefesi “darulharp”, yıkmayalım fethedelim bir de içimize katıp Türkleştirelim demekti. Osmanlı’da birisi sana cizye ödemeyi kabul ettiyse yani boyun eğdiyse haraç ödüyorsa, vergi ödüyorsa Yahudi veya Hıristiyan olsun ne olursa olsun, canını alamazsın diyor. Burada Osman Bey’in bu davranışı Moğolların yaptığının tam tersi olduğu için halkın da hoşuna gidiyor. Geçtiği yeri yakıp yıkan, herkesi kesen bir Moğollar var. Osmanlı daha insanca davranarak adaletli şekilde ilerliyordu. Tabi ki Osmanlının da kılıcı keskindi ama sığınana da kapısı açıktı. Osmanlı için Avrupa’da ilerleme işin içerisine Vatikan ve papa girdikten sonra zorlaşacak. 1331 de Orhangazi babası Osman Gazi’nin yerine geçiyor. Burdan sonrası diğer yazımızın konusu olan Sultan Orhan Gazi’dir. Kısaca önemli bilgilerden bahsedecek olursam;
İbn. Battuta yazılarında Osman Bey’i Osmancık şeklinde belirtir.
Osman Gazi ilk Osmanlı parası olan bakır akçeyi bastırmıştır.
Osman Gazi ilk vergi uygulamasını yapmıştır. İlk vergi pazarcılardan alınan bac-ı bazar vergisidir. Bunu sistematik hale getiren Orhan Gazi’dir. ilk kez Hamam Yolu Eskişehir pazarında bu uygulamaya rastlanmaktadır.


Babası: Ertuğrul Gazi’dir
Annesi: Halime Hatun ( Hayme ana, Sungur Tekin, Gündoğdu Bey, Ertuğrul Gazi, Dündar Bey in annesidir yani Osman Gazi’nin babaannesidir. Osmanlı obasının Söğüt ve Domaniç’e yerleşmesiyle belli bir dönem devlet yönetimini eline alması ve devletin kuruluşunda hayati rol oynaması sebebiyle “Devlet Ana” olarak da anılmıştır. Vefat edince Domaniç ilçesine bağlı Çarşamba Köyü’ne gömülmüştür.)
*Dedesi Süleyman Şah(Kutalmış Oğlu Süleyman Şah ile karıştırılsa da Ertuğrul Gazi ve Kutalmış oğlu arasında 100 yaşı geçkin yaş farkı bu Süleyman Şah’ın başka bir kişi olabileceğini göstermektedir. Bazı kaynaklara göre Osman Gazi’nin dedesi Gündüz Alp’tir. Çünkü ilk oğlun adı Türk geleneğinde Dedesinin adı olabilmektedir.) büyükannesi Hayme Hatun (Süleyman Şah’ın eşi), Osman Gazi’nin babası Ertuğrul Gazi ve annesi Halime Hatun’dur.
Osman Gazi’nin doğumu; Söğut,1258?
Vefatı: Bursa, 1326’dır.
Hakimiyet sınırları: 16.000 km²
Osman Gazi’nin eşleri: Şeyh Edebali’nin kızı Rabia Bala Hatun ile karıştırılan Mal Hun’un babası Anadolu Selçuklu Veziri Ömer Abdülaziz Bey’dir. Vakfiyesinde adı Mal hun binti Ömer Bey olarak gösterilmiştir. Evlilik sebebi o dönem Ertuğrul Gazi’nin Anadolu Selçuklu Devletiyle arasını sıkı tutmak için olabilir. Bu bağlamda düşünürsek Osman Gazi’nin ilk evliliğinin devlet çıkarı için olabileceği sonucuna varabiliriz. Bu konuda kaynak az ve doğruluğu düşüktür. Osmanlı padişahlarının yabancı kadınları sarayda Müslümanlaştırarak evlenme geleneği Osman Gazi zamanı Osmanlı bünyesinde olmadığı için Mal hun Hatun’un Türkmen kızı Yörük bir Türk olduğu kesindir. Mal hun hatunun Oğlu Orhan, Osman Gazi’den sonra yönetime geçmiştir. Osman Gazi’nin severek evlendiği 2. evlilik olan Rabia Bala Hatun; Şeyh Edebali’nin kızı ve Şehzade Alaaddin’in annesidir. Kendisi Bacıyan-ı Rum un yöneticisiydi. Babası Ahi teşkilatı bünyesinde önemli bir şahsiyettir. Osman Gazi’nin de hocasıdır.

KRONOLOJİ
1281 – Ertuğrul Gazi’nin vefatı ve Osman Gazi’nin Bey olması
1284 – Ermeni Beli Savaşı ve Osman Gazi’nin yeğeni Bayhoca’nın şehâdeti
1285 – Kulacahisar Baskını / Kuluca Hisar’ın fethi Osman Gazi’nin ilk askeri başarısıdır.)
1286 – Domaniç/İkizce Savaşı ve Osman Gazi’nin ağabeyi Saru Batu Savcı Bey’in şehâdeti, (İnegöl ve Karacahisar valilerine karşı yapılmış bir savaştır ve savaşı Osman Gazi kazanmıştır.)
1288 – Karacahisar Kalesi’nin Fethi
1289 Selçuklu hükümdarı Alaeddin Keykubat yaptığı hizmetlerden dolayı Eskişehir ve İnönü bölgesini Osman Gazi’ye armağan etmiştir.
1299 – Bilecik, Yarhisar ve İnegöl Kaleleri’nin fethi, Osman Gazi adına hutbe okunması, Osman Gazi’nin bağımsızlığını ilan etmesi.
1300 – Yenişehir’in kurulması, Yundhisar ve Yenişehir Kaleleri’nin fethi.
1301 – Köprühisar Fethi ve İznik ablukasının başlaması ve Dündar Bey’in katli,
1302 – Bafeus (Koyunhisar) Savaşı, Kirmasti, Mıhalıç ve Ulubat’ın fethi.
1303 – Dimboz/Dimbos Savaşı ve Bursa,İznik ablukasının başlaması
1306 Kestel, Kete ve Ulubat kaleleri’nin fethi ve Dinboz Zaferinin kazanılması.
1304 – Osman Gazi’nin Güney Sakarya (Lefke, Mekece, Akhisar (Pamukova), Geyve) Seferi ve Köse Mihal’in müslüman oluşu
1305 – Orhan Gazi’nin Güney Sakarya (Karaçepüş ve Karatekin) Seferi
1305-23 – Akçakoca ve Konur Alp Akınları
1324 – Osman Gazi’nin vefatı

*Savaşlar ayrı bir yazıda işlenecektir.

Osman Gazi عثمان باک (Osmanlı Türkçesi)

Osman Gazi

kayi-boyu-iyi.

Kayı Bayrağı

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, İnsan

Orduya Verilen Uykuya Dalma Tekniği

ABD askerlerine öğretilen uykuya hızlı dalma tekniğinde bahsedeceğim.

Önce yüzünü rahatlatman gerekiyor. Yüzüne dairesel masajlar yapabilirsin. Kaşlarını çatmayı ya da dudaklarını sıkmayı bırakmalısın. Yüzündeki bütün kasları serbest bırakana kadar yavaşça nefes alıp vermeye devam etmen gerek. Omuzlarını mümkün olduğunca serbest bırak ve gevşe uykunun şefkatli kollarına sal arkadaşım kendini. Bırak omzun elin düşsün. Ardından kollara geç. Kollarını kucağına al sallanmasın. Kol kaslarını serbest bırak ve hissizleştiğini hisset. Bacaklar için Kasıklarından başlayıp parmak uçlarına kadar serbest bırakmaya çalış. Kollar gibi bacakların da yokmuş gibi hissettirmeli. Aklında hiçbir şey kurma. Boş siyah bir görüntü hayal etmelisin. Düşünmeyi bırak ve o siyah ortamda rahatla.

ABD savaş öncesi eğitim birimi, geliştirdiği bu özel teknikle 2 dakika içinde askerlere uykuya dalmayı öğretti. 6 haftalık çalıştaylar sonunda askerlerin %96’sı başarılı bir şekilde uykuya dalmaya başlamıştı..

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, İnsan

4/7/8 TEKNİĞİ

Bu Dr. Andrew Weil geliştirmiştir. 60 saniyede uyutan bu teknik, kan akışı ve kandaki oksijen miktarını arttırarak kaslara kan pompalanmasını ve o kanın sonunda beynine çıkarak beynine oksijen dolmasını sağlamayı amaçlıyor. Önce dilini damağına değdiriyorsun ve teknik süresince damağında tutmalısın. 4 saniye boyunca burnundan nefes al, 7 saniye boyunca nefesini tut, 8 saniye boyunca yavaş şekilde vücudunu gevşeterek aldığın nefesi ver. Bu işlemi 4 kere arka arkaya yapmalısın, farkı göreceksin.  Bu tekniği 3 gün arka arkaya denemelisin. Denedikten sonra daha rahat uykuya dalabilirsin. İyi uykular👍🏻

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, İnsan

10/10/10 TEKNİĞİ


Karar verirken sana yardımcı olacak bir teknik var,10/10/10 TEKNİĞİ. Her karar kolay verilmez. Evlilik gibi zor düşünmesi gerekilen konularda tutumlu ve iyi kararlar vermek hayat kurtarabilir. Bu teknikte bugün ve yarın arasındaki farkı hayal ederek şimdiki kararın doğruluğunu düşüneceğiz.


Bu yönteme göre ani kararlarının ne sonuçlar doğuracağını kestiremediğin anda, kendine 3 soru yöneltiyorsun;

Vereceğin karar,

10 dakika sonra etkisi ne olacak, 10 dakika sonra pişman olacak mısın, 10 dakika sonra hayatında ne değişecek, 10 dakika sonra bu karar geçerli mi?

10 ay sonra etkisi ne Olacak? Verdiğin karar 10 ay durmuşsa ümit var demektir. Doğru yolda olabilirsin.

10 yıl sonra verdiğin karar senin hayatında ne değiştirdi? Hala geçerli mi? Geçerliyse ve mutlu ediyorsa doğru bir karardır.
Burada önemli olan nokta alınan kararların her birinin zaman dilimlerine göre farklı sonuçları olduğunu ve bu sonuçları düşünüp dengelemenin gerekliliğini anlamak.

Suzy Welch, “Şunu açıklıkla söyleyebilirim ki her akıllıca kararın arkasında mutlaka bir karar verme metodolojisi vardır.”

Hızla verdiğin bir karar, 10 dakika sonra sizi pişman edecek mi?


Örneğin, AVM’desin ve bir zımbırtı gördün. Bu zımbırtı şarjlı wireles klavye olsun. Telefonuma takarım diye düşündün. Fiyatı senin bütçeni yoracak miktarda. Bugün bu zımbırtıyı alırsam 10 dakika sonra işime yarayacak mı, ben yine mesajları dokunmatik telefondan yazmıyacak mıyım, 10 ay sonra unutup Bi köşeye atacak mıyım, bana ne kazandırabilir, elimdeki imkanlar yeterli değil miydi, 10 yıl sonra bu cihaz hala duracak mı, aldığımı bile unutacak mıyım, telefonum 10 yıl içinde bozulursa klavyeyle ne yaparım?gibi sorularla kendini sorgula ve gerçekten bunu istiyor musun diye düşün. Örnek zayıf kalmış olabilir her zaman bu gibi zımbırtı alırken karar vermeyeceksin, hayatını etkileyen kararlar vereceksin BES açmayı, araba almayı, ev almayı, dükkan açmayı düşünebilirsin. Bu teknik hayat kurtarır.


Suzy Welch’in 10-10-10 yöntemini konu alan kitabını okuyup daha detaylı bilgilere ulaşabilirsin. Yazıyı beğendiysen yıldıza tıklayıp beğenerek bana bunu gösterirsen yazının devam etmesi için beni desteklemiş olursun.