Yazı kategorisi: İnsan

Nekrofili/Ölü Seviciler

Memati isminin ülkede “ölüm” anlamına geldiği için isim olarak verilmesini hatırlarsınız. İşte o ölümün öldürdüğü kişiye “necro” denmektedir. Necro kelime anlamı olarak ceset veya ölü anlamına gelir. Nekrofili antik çağlardan günümüze kadar gelmiş sapkın bir duygusal bağlanmadır. Ölü insan bedeni ile ilişkiye giren ve ceset çürüdüğü zaman bile buna aldırmayan insanlardan bahsediyorum. Tarihte bu sapkınlığı ilk dile getiren kaynaklardan biri Heradot’un günlük tarzında yazdığı anılarıdır. Heradot, “Güzel kadınların kadavraları ancak günlerden sonra mezarcılara teslim edilirdi. Meşhur Tiran’lardan Periandre’ın karısı Melissa’nın ölümünden sonra da, karısının cesediyle sevgi münasebetlerine devam ediyordu.” Şeklinde o zaman da Nekrofili olduğunu bizlere gösteriyor. Diğer bir örnek, Roma İmparatorluğunda Yahudiye eyaletine atanan Yahudi kral I.Herodes’tir. Herode veya Herodes diye bilinir. Kral, karısı Marianne öldüğü zaman 7 yıl boyunca karısıyla ilişkiye girmiş hatta bebek bile istediğini söylemiş olduğu anlatılır. Günümüzde de bu sapkınlığı üst seviyeye taşıyıp albümünde sözler olarak Nefrofili duygularını yazan, Rashit’in değiştirip bu satırları çıkararak söylediği “Her Şeyin Bir Bedeli Var” parçasının söz yazarı Tolga Özbey’de görmekteyiz. Birebir hislerini anlattığı tam halinde geçen dizeler;

Kalpin o kadar soğuk ki bebekim
ÖlÜ olman bile enkel dekil
Agir agir dolduruyorum iÇini
nabzın “0” olsa da

Aah ke$ke le$ kokunu bastırabilsem
Ke$ke seni deeepfirize sıgdırabilsem
Sonsuza kadar baraber olurduk
Bu bijim kaderimiz cehennem

Dudaklarında donmus gulu$ün
Cansız bedenin tam kar$ımda
Misur patlattım sevdiğğin gibi yaglı ve tuzlu
En sevdiğin filmi izleyecekiz az sonra

(Kelimelerde kullanılan yanlış harfler telif ihlali olmaması için bilerek eklenmiştir. )

Gördüğünüz gibi bu sapkınlık tedavisi edilmesi gereken bir kişilik bozukluğudur. TDK’da “Nekrofili” kelimesi ” Ölü Sevicilik” olarak Türkçe’de tanımlanmıştır. Kadınlarda bugüne kadar 1 vaka kayda alınmıştır. Rahatsızlık erkeklerde daha fazla görünmektedir. Özellikle travma sonrası ortaya çıkmaktadır. Türkiye bu konuda yasa ile kısıtlamalar getirmiştir. Anayasa’da yer alan ölüye hakaret suçlarına giren Nekrofili’nin cezası 3 ay hapis cezasından başlamaktadır.

Maalesef tedavisi %60 başarısızdır. Çünkü tek hazları ölülerle konuşmak, ölülere bakmak, ölülerle cinsel ilişki yaşamak. Bunu bir hastalık görmedikleri için, kendilerini diğerlerinden daha sağlıklı gördükleri için tedavilere yanıt vermiyorlar.

Kaynaklar ve Alıntılar ve Okumalar

Prof.Dr. Rasim Adasal, Normal ve Anormal Cinsiyet ve Evlilik, Ankara: Gürsoy Basımevi, 1975, s.321.

https://tr.wikipedia.org/wiki/Hirodes

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/omur-gedik/olu-seviciler-40059762

Belirtilen şarkı sözleri ve benzerleri: https://sarki.alternatifim.com/sarkici/rashit/nekrofil

https://www.musixmatch.com/lyrics/Rashit-Teoman/Yak%C4%B1n-%C3%96l%C3%BCm-Deneyimi

Yazı kategorisi: Güncel

*HİTLER HAKKINDA BİLİNMEYENLER*

Öncelikle bu yazımıza Adolf Hitlerin kim olduğu hakkında kısa bir bilgiyle beyin haznesinde yer verelim..

Adolf Hitler (20 Nisan 1889 – 30 Nisan 1945, Berlin) Avusturya doğumlu Alman politikacı, siyasi lider, teorisyen ve devlet adamı, yirminci yüzyılın en bilinen diktatörü.

Adolf Hitler, 20 Nisan 1889 tarihinde Almanların yoğunlukta olduğu Avusturya – Macaristan İmparatorluğu’na bağlı yukarı Avusturya’nın Braunau am Inn kasabasında o sıralar gümrük memuru olan Alois Hitler (1837-1903) ve Alois’in üçüncü eşi (aynı zamanda ikinci dereceden kuzenidir ve evlenmek için kiliseden izin almıştır.) Klara Pölzl’ün (1860-1907) oğlu olarak doğmuştur. Alois’in altı çocuğundan dördüncüsüdür. Avusturya vatandaşı olarak doğan Adolf daha sonra 1925’te Avusturya vatandaşlığından çıkmıştır.

Adolf Hitler gençliğinde resimle uğraşmıştır. 1907 yılında Viyana güzel sanatlar akademisine başvurmuştur fakat yeterli bulunmadığı için kabul edilememiştir. Eğer kabul edilseydi Adolf Hitler belki de ünlü bir ressam olacaktı. 1. Dünya Savaşı’na katılmadan önce Adolf Hitler’in 2000’e yakın resmi ve çizimi vardı.

1 Nisan 1924 yılında birahane olayından dolayı hükumeti düşürme gerekçesiyle 5 yıl hapse çarptırıldı. Daha sonra halk için tehlike oluşturmadığı gerekçesiyle serbest bırakıldı. Bu sürede “Kavgam” adlı kitabı yazdı. Hitler, Alman ırkını iyileştirmek için birçok zihinsel engelli vatandaşını öldürttü. Dünya’nın ilk hava soğutmalı motora sahip olan aracı Wolksvagen Beetle’dır. Hitler, Beetle’ı hem Almanların tek tip araca binmesi için hem de su soğutmalı motorların Rusya’da işlevlerini yitirdiğini görüp teknolojiyi ilerletmek için üretmiştir.

Hitler uzun süre bıyıklarını uzun kullanmıştı fakat bir müddet sonra pala bıyık yüzünden gaz maskesinin yüzüne oturmadığını söyleyerek bıyıklarını küçülttürdü.

Adolf Hitler, 1939 yılında Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi.

https://www.haberler.com/adolf-hitler/biyografisi/

Yazı kategorisi: Tarih

22 Kez Süngülenerek Katledilen Albay Süleyman Fethi

Albay Süleyman Fethi İstanbul doğumludur. Pangaltı Harbiye Mektebi ve Harp Akademisini bitirmiştir. 1900’lerde piyade kurmay yüzbaşı olmuştur. Selanik’te ve Hicaz Tümeninde görev yapmıştır. 1915’te Kurmay Albay olmuştur. Mustafa Kemal ve İnönü ile birlikte çalışmış fakat 1917 kışında romatizma geçirdi sonrasında El ve ayaklarında felç oluştu. İzmir 4. Kolordu Asker Alma Heyeti Başkanlığına getirilmiştir.(1918)

1919 yılında İzmir işgali sırasında ordugah basan Yunan mavri mira üyeleri tarafından “zito venizelos”,”yaşasın venizelos” demediği için işkence yapılarak şehit edilen Türk subayıdır.

Tüm halk “zito venizelos” diye bağırtılırken kendisinden de kalpağını çıkarıp bağırması istenmiş , kendisi ;

“ben bir Türk zabitiyim, yaşasın Türk milleti diye bağırırım” demiş ve fedakar göğsünü düşman süngülerine tutarak şerefle şehit olmuştur. (Ali Fuat Cebesoy Hatıratları)

Albay Süleyman Fethi ile Yarbay Şükrü Bey de “kato venizelos”,”kahrol venezilos” dediği için süngülerle defalarca işkence yapılarak katledilmişlerdir. 22 tane süngü deliği olan Süleyman Fethi Bey’in şanlı üniforması Harbiye askeri müzesinde sergilenmektedir. Üniforması üzerindeki apoletleri sökmesini isteyen Yunan’a “Onları sen takmadın ki sen sökesin!” ifadeleriyle başı dik duran yanında cesaretinden başka şeyi olmayan vatan sevdalısı Şehit Süleyman Fethi’yi saygıyla anıyorum. Vatanı uğruna ölenler, ölümsüzlüğü tadanlardır. Yapılan katliamlar unutulmayacaktır. Süleyman Fethi’ler ve Fethi SEKİN’ler her daim olacak, devlet baki kalacaktır. Şehitlerimizin kanı yerde kalmadı, kalmayacaktır.

Yazı kategorisi: İnsan

Biriktiricilik (İstifçilik/Dispozofobi) ve Freud

KPDB ve Dispozofobi

Kompulsif veya Patolojik Tavır/Davranış Bozukluğu: Kaplar, elbiseler, kitaplar, ehemmiyetsiz e-postalar, faturalar, gazeteler, meyve kabukları, meyve çekirdekleri gibi, başka insanlara afaki sayıda gelecek şekilde ve saçma görünen bir hayli şeyi biriktirmek ya da atmakta zorlanmak. Dispozofobi, kişilerin “discard”/”dispose”,”fobi” yani atma/elden çıkarma korkusu olarak tanımlanır. İngilizcedeki “messy” sözcüğünden türetilmiş, dağınıklık sendromu yani “messie sendromu” olarak da anılır. İleri derece psikolojik davranış bozukluğu olarak her şeyi biriktirme hastalığı olan “Dispozofobi” olarak tanımlanmaktadır. OKB Obsesif Kompulsif Bozukluktur.

Psikoseksüel Gelişim’de Anal Dönem Evresiyle İlişkisi (Freud)

Baştan belirtmek isterim ki, İtalik yazı stiline sahip paragraflar alıntı sözlerden oluşmaktadır. Bu kadar alıntı söz vermemin temel amacı, bu konuyu daha net ve sağlam kavramanızdır. Bu konu hafife alınacak bir konu değildir. Günümüz dizilerinde bile konu olan biriktiricilik veya diğer adıyla istifleme problemi gün geçtikçe artmaktadır. Temel sebep kaygıların ve stres bozukluğunun artışı olduğu belirlenmekte fakat Freud ve fikirdaşları bu konuyu bireyin gelişim bozukluğuna bağlamaktadır. Bu tip şahıslar genellikle bir problem sonrası istiflemeye başlamaktadır. Bu konuyu ele alan TLC kanalı Çöp Evler ve TRT Belgesel İstifçiler dizilerini izlemeni öneririm. Bazılarında istifleme oranı azken, bazılarında arta kalan eti bile istifleyecek oranda bozukluk görülmektedir. Bahsi geçen hastalar toplumda hoş karşılanmaz çünkü atılması gerekenin yeri çöptür veya bir ambalaj soyulmuşsa çöpe atılması gerektiği öğretisiyle eğitilirler. İstifçiler genelde dikkatli ve zekidir. Bir pirinç tanesinin yerini değiştir veya al ondan kaçmaz. Uzmanlara göre bu bozukluk zamanla yer edinerek içgüdüsel hareketlere yol açabilmektedir. İstifçi, istiflediklerini genel olarak lazım olur düşüncesiyle saklar. Kendini bu şekilde güvende hisseder. Asıl sebep bu güvensizliğe neden olan olay veya gelişim bozukluğudur. Bir kişinin hayatında travma yaratacak derecede güveni sarsılırsa devam eden hayatında kendini güvene almak isteyecektir. En ufak senin benim de yaptığım parasızlık çekince para kıymeti bilmek ve parayı biriktirerek kendini güvene alma düşüncesidir. Bu düşünce insanın doğasında vardır. Düşünceyi kişisel bozukluk haline getiren ileri derece saplantılardır. Sana uzun ve sıkıcı makale cümleleriyle hitap ederek yazıyı uzatmak istemem. Freud’a gelelim. Freud, bu istifçiliğin temelinin Oral Dönemi izleyen Anal Dönemdeki tuvalet eğitiminde yanlışlar ve eğitim eksikliğinden geldiğini düşünüyor. Diyor ki;

Para istiflemenin dışkı tutmanın sembolik gösterimi olduğunu ve anal üçlüde (düzenlilik, cimrilik, inatçılık) yer alan cimriliğin çatısını
oluşturduğunu ifade etmiştir. Freud (1908)

Yani 12.-36. aylar arasında bebeklik içgüdüsüyle saklanan dışkı bir kişilik bozukluğu başlangıcı olabilir diyor. Hepimiz bebek görmüşüzdür. Bazı bebeklerde sümük saklama görülür. Annesi burnunu silmeye çalıştıkça yıkılır ortalık. Sana da bu konuyla alakalı gelmiyor mu?

Bazı Freud’u destekleyen alıntılar;

Jones, istifleme kavramına nesneleri biriktirmeyi eklemiş ve anal üçlünün obsesif kompulsif bozukluğun gelişiminde öncü rol oynadığı ve anal tutucu kişiliği oluşturduğunu belirtmiştir. (1913)

İstifleyici bireylerin bazılarının evlerinde dışkılarını biriktirmeleri psikoanalitik kuramı destekler niteliktedir (Bulut ve ark. 2014).


istifleme yönelimini başkalarından şüphe ve çekilme ile karakterize
üretken olmayan karakterin dört tipinden biri olarak tanımlamış ve bireylerin koleksiyon yapma ve saklama davranışını kendilerine güvenlik duygusu yaratma amacını taşır.Fromm (1947)

Bebek gelişti… zamanla bir de travma geçirdi bir anda o sümük veya dışkı saklama cimriliği kat kat büyüyerek OKB seviyesine geldi. Bu durumdaki yetişkin bireylerde, kendini suçlama, özgüven eksikliği ve hatırlama çabası görülür. Kendilerini garanti altına almaya çalışırlar. Bu bir kamera, yazı, ses kaydı veya şahit birisi olabilir ve bu güvencelerin en büyük temeli lazım olur diye ayırdığı istiftir.


İstiflemenin bellek ve dikkat zorlukları, organizasyon, sınıflandırma ve karar verme ile ilgili bilgi işlem eksikliklerinden kaynaklandığı belirtilmektedir (Tolin ve ark. 2011).

İstifleyiciler belleklerine güvenmemekte ve hatırlama ve bilgiyi kaydetmeye aşırı önem vermektedirler (Frost ve ark. 1993).

Önerdiğim dizilerde göreceksin ki, bu istifçi bireylerde istiflenen nesnelere karşı bir duygusal bağ gelişir. Mesela bir poşet kullanmıştır onu atmaz, sürekli yanında taşır, yırtılsa bile diker ama asla atmaz. Poşet, zamanla istifçinin arkadaşı gibi hissettirir. Bunun sebebi ortadadır. Arkadaş arkanı kollayan eş anlamlarından türetilmiştir. İstifçiyi güven altına alan nesneler OKB’li birey için güvence sağlıyor yani arkasını kolluyor düşüncesi hissettirecektir.

Kompulsif istifleyiciler sahip oldukları nesneleri kendilerinin
uzantıları gibi görür ve onları insansı nitelikleri varmışçasına algılar. Diğer kişiler o
maddelere dokunduklarında, yerlerini değiştirdiklerinde veya attıklarında istifleme
bozukluğu olan birey kendisine saldırıldığını ve çevresi üzerindeki kontrolü kaybettiğine inanır (Frost ve Hartl 1996).

Tedavi

Hekimlerin ve klinik psikologların uzmanlık alanı ve önemli bir konu. Bu bireyler genelde bir takım ilaçlar sayesinde sakinleştirilir ve dost telkinler verilerek zihinsel rahatlama sağlanır. Durum ne kadar ağırsa o kadar fazla zaman gereklidir. Kesin çözümü olmayabilir bu konu kişinin psikoanalitik kişilik yapısıyla alakalı olup hekim veya klinik psikiyatrinin uzmanlığı ve yaklaşımıyla da bağlantılıdır. Bu konuda yapılmış bir çalışma;

Saxena ve arkadaşlarının (2007) yaptıkları ileriye dönük ve kantitatif bir çalışmada,
kompulsif istifleyici (n=32) ile istifleyici olmayan (n=47) OKB hastalarına 12 hafta
süreyle tek başına paroksetin tedavisi (ortalama doz, 41.6±12.8 mg/gün) uygulanmış ve
istifleyici bireylerin, diğer OKB hastalarına benzer şekilde paroksetine yanıt verdikleri
saptanmıştır. Tedavi sonunda istifleme belirtilerinin ve şiddetinin %25 oranında azaldığı bildirilmiştir. Aynı şekilde Y-BCOS’ta da %23 lük bir azalma elde edilmiştir. Buna benzer çalışmalar ile eldeki verilerin arttırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.
(Saxena ve ark. 2007)

Hayvan çalışmalarında dopaminerjik sistemin istiflemede anahtar rol oynadığı bildirilmiştir (Stein ve ark.1999).

Bilgilendirme amaçlı yazımı beğendiysen yorum kısmında bana fikrini belirtebilir ve ek bilgilerle yardımcı olabilirsin.

LiveTerra, hayatın içinden bilgiler.

-Mustafa BAHAR

Kaynaklar ve Alıntılar

Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar-Current Approaches in Psychiatry 2015;7(3):319-332
doi:10.5455/cap.20141220023913 https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/115207

 Dinçmen K. Psikiyatri/Psikosomatik Tıp, Pan Yayıncılık, İstanbul, 2005

https://www.acibadem.com.tr/ilgi-alani/obsesif-kompulsif-bozukluk-okb/

https://www.psikiyatri.org.tr/halka-yonelik/29/obsesif-kompulsif-bozukluk

Sadock BJ, Sadock VA, Ruiz P. Kaplan&Sadock Psikiyatri: Davranış Bilimleri/Klinik Psikiyatri (Çeviri: A. Bozkurt), 11.baskı. Güneş Tıp Kitabevleri, Ankara-İstanbul, 2016

LiveTerra ekibi olarak sizlere en güncel bilgileri, en doğru kaynaklardan sunuyoruz.