Osmanlı mahlasları (oyun)

İnteraktif PowerPoint sunusudur. Eğlenirken öğrenme amaçlanmıştır.

Yapılması gerekenler,

-Sunuyu indirin.

-PowerPoint sunusunu F5 tuşuna basarak veya sunum başlat sekmesinden başlatarak oynayabilirsiniz.

-Sunuların düzenini bozmanız, oyunu da bozar.

-Telefon üzerinden indirirseniz ve dosya açılmazsa, Microsoft PowerPoint uygulamasını Google Play’den indirerek, PowerPoint uygulaması üzerinden İndirilenlerden Osmanlı mahlaslar dosyasını seçerek açabilirsiniz.

Heraklitos’un Logos’u, Karşıtlıklar İlkesi ve Değişimi Üzerine

“Ölümsüzler ölümlü, ölümlüler ölümsüzdür; birbirlerinin ölümlerini yaşarlar, yaşamlarını ölürler.”

Dün akşam bu cümlede takılı kaldım. Heraklitos’a ait bir söz.  

Milattan önce 5 ve 6. asırlarda yaşadı Heraklitos. Efes’in filozofu. En ilgi çekici yanı, Logos’u ortaya atmış olması. Kendisinin söylediğine göre, anlattığı zaman kimsenin anlayamadığı bir terimmiş. 

Yüzeysel olarak açıklamak gerekirse, her şeyde ve herkeste bulunan düzenleyici bir ilke. Fakat oldukça geniş kapsamlı bir konu olduğunu söylemeliyim. 

Hepimizin -tüm varlıkların- sahip olduğu ortak bir aklın olduğunu öne sürüyor Heraklitos. İlk başta kavrayamadığım bu açıklamayı kafamın içerisinde anlamlandırmaya çalıştım. Ancak bu sefer de ‘Nedir bu ortak akıl?’ diye bir soru çıktı ortaya.

İlkel benliğimiz mi?

Hayatta kalma içgüdümüz mü?

Yoksa tüm varlıkların sahip olduğu ancak farkında olmadıkları telepatik bir düşünce sistemi mi? Sonuncusu bayağı ütopik oldu ancak gerçekten olsaydı, belki de vardır, çok hoş olmaz mıydı? 

Hatta bir adım daha ileri gidiyorum ve belki de ilk kez, Heraklitos’tan yüzyıllar sonra doğan, 16. yüzyıl filozofu, matematikçisi ve yazarı olan Descartes’in bahsini ettiği Epifiz Bezi’ydi.

“Uykudayken ne yaptığını unutan diğer insanlar gibi bunlar da uyanıkken ne yaptıklarının farkında değiller.” demiş Heraklitos, Logos üzerine. Oldukça mantıklı değil mi? Bizler büyük bir enerjiyiz ve her an birbirimizle iletişim halindeyiz. 

Kaç kez ruhunun ısınmadığı bir insanın yanlış hareketiyle ondan soğudun? 

Kaç kez birisini hatırladın ve kısa sürede ondan bir haber aldın?

Kaç kez içindeki sese gerçekten kulak verdin ve seni yanıltmadı? En yüzeysel anlamda kendi içimizdeki Logos buydu bana göre. Peki bunu küresele yaydığımızda ne olurdu, bir düşünsenize?

Heraklitos’u bu kadar ilgi çekici bulmamın bir diğer nedeni de karşıtlıklar ilkesiydi. Zıtlıkları her zaman seven bendeniz için koca bir madendi bu filozof. Şu sözlerine kulak verin lütfen: 

“İyiliğin var olması için kötülük, ışığın var olması için karanlık, tokluğun var olması için açlık gereklidir. Hastalık sağlığı; açlık tokluğu, yorgunluk dinlenmeyi hoş kılar. Karşıt olan şeyler bir araya gelir ve uzlaşmaz olanlardan en güzel uyum doğar.”

Çatışmanın ve savaşın her şeyin babası olduğunu düşünüyordu. Varlıkların ya da oluşun tek ve önemli koşulu da bu savaştı. Evrende her an her şeyin değiştiğini, değişmeyen tek şeyin değişimin kendisi olduğundan bahsetmiş, bugün hala geçerliliğini koruyan düşüncenin temel taşlarını atmıştı. 

Logos’un düşündüren yapısı, karşıtlıkların şaşırtıcı harmonisi ve değişmeyen değişim… Bunlar gerçekten de harikulade değil mi? 

Düşünün. Bizler bu bedenlere sıkıştırılmış birkaç gramlık ruhlar olarak aslında ölümsüzüz. Ancak ölümsüz olduğumuz kadar da ölümlüyüz. Fani bir bedende sonsuz bir ruh. Başlı başına aykırı olabilecek bir olay nasıl olabiliyor da böylesi büyük bir ihtişama dönüşebiliyor? 

Okumak için anlamak, anlamak için düşünmek gerek. 

Şimdi lütfen başa dönün ve ilk cümleyi yeniden okuyun. 

-hhermine