Yazı kategorisi: Güncel

Maria’ya Mektuplar 3

Eriyen ruhlarımızın ardında ne var Maria? Korkak kaçışlar, düzeni olmayan yollar korkutmuyor beni. Sessizliğin çığlığında kaybolmuş kimselerden de korkmuyorum. Bir cevap bekliyorum evrenin ıssızlığında. Görünenin ardında çok bekledim. Yıllardır kullanılmayan bu yollar, sonunda aydınlığa çıkar mı Maria?

Hayatın içine sığmayan ölümler biliyorum Maria. Ve hiç yakışmayan gidişler… Allah’ın gücüne gider diye mi bu susmalarımız? İnsan acizliğini Tanrı’ya yüklemek saçmalık değil de ne?

Kuşların göğe bakışı, senin ürkekliğini anımsatıyor. Bir çocuk kalbi emanet ediyorum geceye. Sabahın güzelliği mi bu, yoksa her gülüşün bir bahar mı Maria? Sorgulardan, sorulardan, kaçışlardan kurtulmak var. Tekdüzelikten çıkmak karanlığın aydınlığına… Ve düşüşlerim de düşüncelerim de hayat denen bu kavramı anlamakla geçmemeli…

Bir yol çizmeliyiz Maria. Ellerimiz kaleme doymamalı. Öğrenmenin yaşına bakmadan uçmalıyız mesela. Uzak diyarları gözlerinin ışığında görmeliyim. Trenlerde nasıl uyursun bilmeliyim Maria. Afrika’dan başlamalıyız değişime. Kalbimizin kirini akıtıp yokluğa bakışmalıyız.

Ah Maria,

Şairin şiirleri güzelse, aşk güzeldir. Ve sevilen, bu dizelerin ardında gösterir kendini fark etmeden. Kelimeler bitti mi aşık ölür, yar ölür. Sen ölme diye milyon kere kelime ezberledim Maria. Aşık şairin kelimesi bitmemeli… Sen bitmemelisin Maria…

Yazı kategorisi: İnsan

Ölümsüzlük? (adrenochrome)

Böbrek üstü bezlerinden çıkarılan saf adrenalinlerin damardan enjekte edilmesi kulağa nasıl geliyor?

“Adrenochrome” bağımlılık yapan uyuşturucu madde olarak sınıflandırılan, genellikle 9 yaşında çocuklarda ve 9 yaşından ufak bebeklerde çok fazla üretilen, korku sonucu ortaya çıkan bir adrenalin türüdür. Kalbi durmuş bir kurbağaya enjekte edilmesi üzerine kurbağanın kalbini tekrar çalıştırması, bu adrenalinin ünlenmesine büyük katkı sağlamıştır. İlk olarak bunu bilinçsizce keşfeden kişi 17.yüzyılda Elizabeth Bathory, genç kızların kanıyla banyo eden sapkınlığının bu derece bir bilinmeze ışık tutacağını nerden bilsin? Korkan genç çocukların böbreküstü bezinde üretilerek kanına karışan adrenochrome hücre yıkımının önüne geçerek hücre yenilenmesini hızlandırması ve hücre çeperini onarması sonucunda cildi ve organları gençleştirmesiyle bilinir. Bu gençleştirme, yaşlıların gençleşmesi için gençlerin ölümüyle mümkündür. Bu derece tehlikeli bir ilacı ele geçirmek isteyen köpek balıklarının, Orta Doğu ve Sahra altı Afrika ülkelerinden topladıkları çocukları korkutarak, işkence yaparak kanını aldığı söylenmektedir. Çoğu aktörün bu ilacı kullandığı bilinmektedir. Belli yaş üstünde belirli cilt bozulmaları gerçekleşir. Bu cilt bozulmaları botoks gibi kasılmayı önleyerek kırışıklık engelleme amaçlı felç edici etkisiyle giderilemez. Botoks vs. ilaçlar sadece gerdirilen bozulmuş ciltlerin tekrar kırışmasını önler. Bu yasalarda yer almayan ilaç (adrenochrome) ise o derideki hücrelerin onarılarak gençleşmesini sağlar. İronik olan tüm bu işkence ve hırsa rağmen ölümsüz olan yoktur. Cesedi yakışıklı olanlar da ölmüştür. Sonuç olarak yapılan kötülük ve paranın kıydığı hayatlar kalmaktadır. İnsanlar bencilce yaşamaya devam ettiği sürece bu gerçek değişmeyecek, her zaman ölümsüzlük umutları devam edecek ama bu şekilde bencilce işler yapıldığı sürece başkalarının acısının üstüne mutluluk kurulmayacaktır. Değinmem gereken önemli nokta şu ki adrenochrome aksatılır veya bırakılırsa, onardığı hücrelerin onarılma süresinin 100 katı bir hızla yıkımı başlar. Yani bırakırsan yaşlanman daha hızlı şekilde devam eder. Yoksunluk belirtileri, kusma ve krizler halihazırda yaşamınızı da kısaltır. Yıl 2021. Hala ölümlüyüz.

Yasal olarak adrenochrome ilacı hakkında wikipedia’da şu bilgi yer almaktadır.

“Adrenokromun kullanımıyla ilgili ABD’deki Kontrollü Maddeler Yasasında bir veri yoktur. Gıda ve İlaç İdaresi tarafından onaylanmış bir ilaç ürünü değildir ve besin takviyesi olarak üretildiği durumlarda iyi üretim uygulamalarına uyulmalıdır. 1

  • Mustafa BAHAR

KAYNAKLAR

  1. https://tr.wikipedia.org/wiki/Adrenochrome

https://web.archive.org/web/20170813115714/https://pubchem.ncbi.nlm.nih.gov/compound/Adrenochrome

Yazı kategorisi: Güncel

Duyulmayan Okul Zilleri

Merhaba sevgili okurlar; Napolyon’un “para, para, para” dediği gibi ben de “eğitim, eğitim, eğitim” diyorum.

Eğitimin başlangıcının ve ilk okulun aile olduğunu hepimiz biliyoruz. Aile çocuğun ilk gözlem ortamı, kelimeleri, attığı adımların ilk kaynağıdır. Bu sebepledir ki aile tutumları çocuğun gelişimi ve psiko-sosyal yaşantısı için çok çok önemlidir.

Ebeveynler zaman zaman çocuklarının kitap okumamasından şikayetçidir. Peki kitap okumayan anne ve baba, çocuğuna kitap aşkını nasıl aşılayabilir? Gülünç bir durum gibi gözükse de durum oldukça ciddi… Çocuklar ilk olarak aile içerisinde gördüklerini uygularlar. Tıpkı bir bilgisayar gibi beyinlerinde anne ve baba davranışları kodlanmaya başlar. Bu sebeple anne ve babalar öncelikle kendilerine çeki düzen vermelidir. Çocuk zaten onların davranışlarına göre şekil alacaktır.

Aileden sonraki en önemli kurum okuldur. Arkadaş çevresi ve öğretmeni, çocuk için bir zenginliktir. Burada sevgili öğretmenlere de büyük iş düşüyor. Önemli olanın sadece 2×2=4 olmadığını her çocuğa öğretmeleri gerek. Öyle ki günümüzde matematik bilen fakat ahlaki olarak sınıfta kalmış binlerce kişi mevcut.

Okul çocuğun sosyalleştiği bir kurumdur. Günümüzde covid-19 dan dolayı ertelenen okullar, çocukları psiko-sosyal olarak oldukça etkiledi. Uzun zamandır duyulmayan ziller, şimdilerde yeni yeni duyulmaya başladı. Şunu da dile getirmekte fayda var. İçi boş şişirilmiş okullar mı, okulsuz bir toplum mu? Her ikisi de kabul edilmeyecek şeyler olsa gerek öyle değil mi?

Çocuklarımızın öğrenmeye, keşfetmeye ihtiyacı var. Deneyerek, yanılarak, bazen başarısız olmaya bazen de umutsuzluğa kapılmaya ihtiyaçları var. Çünkü biliyorum ki hiçbir insan başarısızlığı tatmadan başarılı olamaz. İmkansızlıklar ardında imkanlar bulmak gerek. Doğayı keşfetmek, bilime ve değerlere sahip çıkmak gerek. Tüm bunları çocuklara aşılamak oldukça kolay. Yeter ki çocuk doğduktan sonra her an pes etmeden onun için çabalayalım. Birlikte öğrenelim. Nice okuma yazma bilmeyen aileler mevcut. Sorun burada okuma yazma bilmemek değil. Çocukla birlikte yeniden öğrenmeye açlık duymak önemli olan.

Çocuğun içinde yeşermiş azmi kurutmaya hiçbirimizin hakkı yok. Sevgiye, elinden tutmaya, anlaşılmaya, birlikte başarmaya ihtiyaçları var hepsi bu!

Bir araştırmaya göre spor ve enstrüman çalmak çocukların psikomotor gelişimini oldukça olumlu etkiliyormuş. Çocuklarımızın spora, müziğe ve sanata dokunmasından korkmayalım. Hayalleri, amaçları ne olursa olsun onları gerçekleştirmesine izin verelim. Çocuklar sizin seçimlerinizi yapmak için gelmedi bu dünyaya. Sevgili baba, çocuğunun mühendis olmasını neden zorla istiyorsun? Evet çok istiyorsan yarım kalan eğitimini devam ettirip sen olabilirsin. Sevgili anne, çocuğunun zengin biriyle evlenmesini neden bu kadar çok istiyorsun? Peki sen neden evlenirken kendi seçimlerini tercih etmedin?

Bu bir döngü olmaktan çıksın artık. Eğitimden bahsettiğim her daim zeki, başarılı çocuk olmak değil. Bazen ahlak eğitimi, bazen insanlık eğitimi, bazense beceri eğitimi…

Sevgili anne ve babalar evlerimizde de artık eğitim zilleri çalsın mı? Önce ahlak eğitimi verilsin mi o güzel evlerimizde? Çocuklarımızın sağlığı için, gelişimi için, gelecekte sağlıklı bir birey olması için sevgi verelim mi onlara? Hep dışarıya itmekten, ilgisiz olmaktan ne kazandı çocuklarınız? Yüksek sesinize daha mı çok çalıştılar? Unutmayın siz başarılı olsun diye bağırıp durdunuz, belki sınıf birincisi oldu çocuğunuz ama inanın geleceğini, gelecekteki o sıcacık kalbini paramparça ettiniz. Ellerinizle mutsuz, kalpsiz evlatlar yetiştirdiniz. Ama korkmayın hiçbir şey için geç değil. Sevgi hala her şeyin ilacı… İnanın bana 🙂

Yazı kategorisi: Güncel, İnsan

Bel Fıtığı

Yaşadığım tüm fiziksel acıları düşünüyorum: reflü, gastrit, sinüzit, kronik bilek ağrıları, huzursuz bacak sendromu, kırık kol, vertigo, faranjit… ve bunları üç ile çarpıyorum elime geçen, bel fıtığı oluyor.

Her gece beni avcuna alıp ızdırap verici bir acıya esir eden, ne yazık ki varoluşsal sancılarımdan daha farklı ve güçlü bir şey.

Çoğu gece irade varlığı, irade yokluğu, tanrı, anlam ya da anlamsızlık hakkında düşünürken çoğu zaman bu soyut acılara eşlik eden bir somut acı oluyor yanı başımda ve tüm sancılarımı yazıya dökme isteğiyle yanıp tutuşurken bel fıtığına hak ettiği kelimeleri vermezsem haksızlık etmiş olurum.

Saatler, neredeyse sabah dördü vururken gözlerimi kapattığımda intihar etmem gerektiği ve bu acıya artık katlanmak istemediğim düşünceleri zihnimi işgal ediyor. Gözlerimi açık tutuyorum, sanki birisi omuriliğimi boydan boya yarıp içinden ruhumu çıkarıyor. Gözlerimi kapatıyorum.

Kendi bedenimin en büyük düşmanım olduğunu düşünüyorum, belki de hissetmenin bir bedeli, belki de irademin bir bedeli. Canlı olduğumu hissettiğim tek dakikalar acı çektiğim dakikalar. Belki de bir bedel değil bir ödül, yaşadığımı hissetmem için. Zaten herkes için öyle değil midir? Mesela bir insanın en çok hayatta hissettiği dakikaları ölmeden önceki son dakikaları değil midir?

Yıldızlar ya da tanrı hepsinin önemli olduğu bir dünyada bazı geceler bir insanı en çok meşgul eden şey, bel fıtığı.

Yazı kategorisi: sosyal bilgiler

Sosyal Bilgiler Projemize Hoş Geldiniz.🙋‍♂️🙋‍♀️

Sosyal Bilgiler sayfamızda her konuda paylaşım yapabilirsiniz. Sayfamız her dili desteklemektedir.

Bu sayfada yazarlar ne yapabilir?

-Ödev, makale, ve her konuda yazı yayımlayabilir.

-Yorumlar kısmından sohbet edebilir.

-Anket yapabilir.

-Twit tarzında kısa fikirler yazarak yorumlarda fikrini belirtebilir.

-Kitap incelemelerini paylaşabilir.

-İnsta gibi çektiği güzel resimleri ve videoları paylaşıp beğeni ve yorum alabilir.

Yani tüm sosyal medyaların birleşip buluştuğu LiveTerra’da her şey mümkündür. 😊

Fikir paylaşımı, öneriler, gündem hakkında ve genel olarak her konuda sohbet açmak için aşağıdan yorumlar kısmına yazabilirsiniz.