Yazı kategorisi: Edebiyat, İnsan

Çocukça Öykü


Genç ruhların kendilerine hükmeden yanlarını seviyorum dedi İlmek. Bunu bir delikanlının enerjisine, yahut yumuşak saçların beyinleri süsleyen yanlarına kanarak mı söylemişti?

Öyle ya da böyle gerçek yalnızca, çocukluğunu yitirmiş kimselere ilgi kırıntılarını vermediğiydi. Havası alınmış top, kanatsız kuş ne ise, ruhunu yaşına teslim etmiş her kim de aynıydı onun için.


Gençlik duygusu bir hayalden ibaret olsa, insan kalan ömrünü hangi hayale sığdırabilirdi? Boş bakışların ardında gizli olanı görmeliyim, dedi İlmek. Bu bazen boş çaba ise ellerinden kayıp giden balonlar gibi saygıyla ardından bakmalıydı.


Tüm bu düşünceler vücudunun en dip noktalarını fethederken ardında kopan gürültüye dönüp baktı.
Boyası silinmiş bir simitçi arabası, yılların eskitilmişliğine boyun eğercesine devrilmişti. Şükür ki içinde tek tük kalan simitler, martılara yem olma şansını yakalamışlardı. Uzaktan bakan işsiz adamlar, o martıların yerinde olmayı yeğledi.

İlmek, kopan gürültünün beton zeminle tepsinin buluşmasından kaynaklı olduğunu anladı. Orada bir şeyler yapmalıydı. Hep yapardı zaten de bu kez Einstein’in zaman teorisine kafa tutarcasına bekledi. Bu bekleyiş, saatlerin ömründen pek çok şey çalabilirdi.


İyiliği kambur gibi sırtında taşıyan bir delikanlı belirdi o sıra. Elleri simitçinin imdadı kadar ürkek ve gözleri havada uçuşan martılar kadar keskin…


Sihirli bir anın gettosunu çiz deseler, sanırım sanatçılar bu anı çizerlerdi. İkilem arasında kaybolmuş bir andı böylesi de…
İlmek, kaldırımlarda bekleşen çocukların neden orada durduklarını bilmeden bakıyordu. Kendisi de çocuklardan özendiği bu bekleyişleri bir kaldırıma sığdırabilirdi şimdi.

Vakit akşamın son hecesiydi. Son harfini alfabeye sığdırmış lügatlar gibi tıka basa dolmuştu gözleri. Yarım yamalak bakarken ellerine uzanan ipek mendili anlamaya çalıştı.

Simitçinin gün sonu yorgunluğunu alan delikanlı karşısında duruyordu.
Bir mendil hep böyle beyaz kalabilir mi, dedi İlmek. Kendinden başka duyan olmadı.

Avuçlarından göz pınarlarına ulaşan mendilin ucu, sonunda görevini yapmanın rahatlığı ile saldı kendini.
Rahatlığın içinde kaybolan yalnız mendil değil, delikanlının bakışlarıydı da.
İlmek, genç bakışların çocuksu huylarını sezdi. Bu çocukluk hep yanı başında kalmalıydı.


Ahh şu çocukluk, dedi mendili sıkarken. Ahh şu çocukluk…

Yazar:

20'lerinde yitik bir deli diyecekler adına ama sen yine de gülümse...

Çocukça Öykü” için 4 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s