Parya

Bazen insan rutin hayatında devam eden etkinliklerden sıkılır. Sabah kahvaltı sonra iş, okul ev sonra akşam yemeği uyku. Bu düzen sürekli devam ettikçe biz insanlar monoton bir hayat sürdürüyor sanarak kendimize kızıyor, hayatı yargılıyoruz.

Rutin, düzenden gelir ve düzen, her zaman verimi barındırır. Ev- okul- iş- ev rutininden sıkılanlara sormalı, ya o araya hastane, mapushane, cenaze girse? Demek ki düzen aslında hayatımızı şekle sokuyor.

Rutin bozulabilir ama iyi yönde… Tatiller veya kaçamaklar rutini bozsa da sizin için değerlidir. Ruhunuz yeşerir. Kötüyü sürekli düşünmekten, kötüyü çağırır duruma düşmekten vazgeçip iyiye bakmalıyız. Doğruya özenmeli güzel yaşamalıyız.

Sokakta gece 3 ve 8 arası yatan veya zombi gibi uyuşturucu alıp gezenleri gördünüz mü? Gündüz saat gibi işleyen düzenin çarkları gece neden bu şekilde düzensiz işlemekte?

Polisler sokakta yatanların, bağıran keşlerin yanından alışkınca geçip gidiyor, tüm insanlar sanki onlar hayatımızın bir parçasıymış gibi yanından yürüyüp geçiyor. Gece işe gidenler sessizce önüne bakarak keş bağırtıları arasında işine gidiyor. Bunlar bir ülkenin değil tüm ulusların sorunu çünkü bu insanlığın problemi.

Fazla maaş kazanan veya bu hapları maddeleri satan kişilerin, hayatını düzene sokamadığı için karamsarlaşan ve umutsuz kişileri tuzağına düşürme oyununda kazananlar yine bu otellerden çıkmayan, para için yaşayan insanlık problemi aç gözlülerdir.

Bir ülkede işçi halk saçma sapan bir bölümün uyduruk müdürünün yarısından az maaş alıyorsa orada gelişim ve insanlıktan söz edilemez. Çiftçi, işçi ve diğer memur kısmı, milletvekilleri ve müdür gibi konumlardan her zaman daha yüksek maaş almayı hak ediyor ama düzen tam tersi işliyor.

Ülkelerin döviziyle oynayıp ufak iniş çıkışlarla bile milyonlar kazananlar, açık açık siyasi gücünün gölgesinde bu yasadışı maddelerin ticaretini yapan, kamunun parasıyla devlet hazinesinden yapılan her yol, köprü veya işten rant elde etmeye ve para para diye insanlığından vazgeçenlerle dolu dünyada işçi ve çiftçi sınıfının ezilmesi giderek artacaktır. Bu anlattıklarıma örnek olarak Türkiye hariç! Suriye’nin Esadı, Venezuelanın madurosu chavezi gibi…

Bu kadar rezaletten para kazanan, kaostan beslenenlerin olduğu dünyada, toprağa bir şeyler dikip onu satarak üç kuruş parasıyla geçinmeye çalışan çiftçiler, her koşulda eğitim için uğraşan öğretmenler, çarkın en büyük dişlileri olan değerli işçiler dışında, devletin yakasına yapışan kan emici keneleri veya bu tip kaos ortamından beslenen yamyamlar ve normal halk(fakir) arasındaki maddi aralık giderek uçuruma dönmekte, döndü. İnsan bir düşünür, ben bir temsilci seçiyorum fakat o seçtiğim kişi benden daha refah içi de yaşayacak benim 10, 15 katım fazla maaş alacak. Bu durumda seçilen bu kişiler beni temsil ediyor mu?…


Okumanın yani eğitim almanın güçleştiği, barınma ve beslenme ihtiyaçlarının giderek fakir halkın omzunda bir külfet olduğu zamanlardan geçiyoruz. Yandaşların refah içinde yaşadığı, normal sen ben gibi halkın okuyup atanma derdine düştüğü bir dönemin kurbanlarıyız.

Diyor ya Necip Fazıl, “Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!”…

(Parya:Hindistan kast sisteminin en alt üyeleri yani köleler.)

One thought on “Parya”

  1. Bonjour ou belle soirée belle semaine vois-tu

    Notre amitié, c’est comme une fleur
    Elle est née et a su s’épanouie re tout en douceur de jours en jours
    Elle peut durer une vie, pour toujours entre nous
    Où s’arrêter et se faner en un jour
    Alors savons la préserver bisous Bernard

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s