Yazı kategorisi: Güncel

ABD Marshall Planı

II. Dünya Savaşı sonrası ABD ile Sovyetler Birliği arasında kurulan iş birliği ortamı bozuldu. Avrupa devletleri  ABD ile Sovyetler Birliği ikilisinden birine sırtını dayamalıydı çünkü ekonomisi zayıflıyordu. Avrupaya Sovyetler sahip çıkmamalıydı eğer çıkarsa ABD büyük bir ekonomik kriz yaşayacaktı.En önemlisi yalnız kalacaktı. ABD, Avrupa’nın “Kızıl Tehlike”diye adlandırdığı  Sovyetlerin yayılmaması için Avrupa’yı maddi ve manevi olarak güçlendirmeliydi ama bu güçlendirme kendi kimliğini gölgelemeyecek şekilde ayarlanmalıydı. Nihai amaçları iplerini tuttukları bir Avrupa Birleşik Devletleri kurmaktı. Dışişleri Bakanı George Marshall Dünyada istikrar sağlanmadan ve bazı dış ülkeler kendi kendilerine ekonomik olarak yeterli hale gelmeden, ABD için uzun süreli bir barış ve refah söz konusu olamaz düşüncesindeydi ve bunun üzerine 1948-1951 yılları arasında antikomünist hedefleri olan bir ekonomik yardım paketi yayınladı. Bu pakette ekonomik yardım diye kendi ürettiği GDO’lu Altın pirinç, Margarin, Jeans’ler de vardı. Bir nevi kendi kültürünü yayarken bunu ticarete dökmeyi düşünüyordu. Bu yardım yapılmasaydı muhtemelen Sovyetler benzeri bir plan oluşturacaklardı çünkü gayeleri aynıydı. Kendi saflarına kurban çekmekti.İyi veya kötü oldu diyemeyiz.İyi yönleri de var mesela tüm ekonomileri ortalama  %300 büyüttü.Avrupada ticareti canlandırdı ama kötü yanları da vardı.Bu canlandırma tüm ülkelere pahalıya patladı.Silah sattı kodunu vermedi.İstediği savaşta kullandırdı.Uçak sattı yine kendi verdiği parayı kendinden alışveriş yaptırarak kazandı. Bu yardımdan akıllı olan ve az çok amacı tahmin edebilen ülkeler fayda gördü,buna Fransa örnektir.

Batı Avrupa Marshall Planını Amerikan emperyalizminin Avrupa’da yayılması için kullanılan bir araç olduğunun farkındaydı ama bu yardıma ihtiyacı vardı. Planın uygulamaya girmesinin ardından seçilen Avrupa ülkelerinin istediği meblağı Amerikalı bilimciler kendi çıkarlarına uydurarak ortalama %12 azaltıp gönderdi. Marshall Planı çerçevesinde, ABD, katılımcı ülkelere 13 milyar dolar civarında yardım yapmıştır. Avrupa’daki tüm yatırımlarındaki artış %1400 olarak gerçekleşmiştir. ABD, tek bir ortak pazar kurmanın yararlarına inanmış, kendisiyle işbirliğine açık ve sadık bir Avrupa yaratmıştı. Her şey kağıt üstünde iyi ve gelişmekteydi fakat gerçekte işin aslı böyle değildi. Örneğin Türkiye, ABD’nin plana almadığı 2. Dünya savaşına girmedin zarar görmedin plana dahil olamazsın düşüncesinde olduğu bir devletti. Türkiye kendi çabasıyla bu hataya ortak olmuştur. 184 milyon dolar verildi ama Türkiye bu paranın nereye kullanılacağına karar veremiyordu. ABD, Türkiye’ye tek bir şart sunmaktaydı. Ne olursa olsun verdiği paranın nereye gideceğini ABD belirleyecekti. Marshall yardım kolileriyle Türkiye’ye hiç tarihi geçmeyen teneke kutularda içerik bilgisi olmayan süt tozu verildi. Bu süt tozları basın önünde öğretmenler sınıfta bakır güğüm içinde hazırlanan süt tozunu öğrencilere içirdi.(fotoğraf 1)

ABD doymadı. Kendisine muhtaç ettiği tüm ülkelere algı yarattı. Marshall yardımı sayesinde kendini kahraman olarak gösterdi. Türkiye’den buna örnek genç beyinlerin aklına sokulan kardeş, kahraman ABD algısı yaratmak için ABD’li bilimciler okullarda incelemeler yaptı. Türkiye’ye soktukları margarini satmak ve kendilerini dost göstermek için, 1,2,3’ler yaşasın Türk’ler. 4,5,6 Polonya battı. 7,8,9 Rus’lar domuz.10,11,12 Britanya tilki.13,14,15 ABD kardeş. Tekerlemesi ve zeytinyağı yenilmesin diye margarinlerini satabilmek için kurdukları UNİLEVER şirketinin Vita teneke margarinlerini ünlü etme amaçlı “Zeytin yağlı yiyemem ama Basma fistan giyemem ama” şarkısı reklamlarda Türkiye’ye aşılandı. Yerli üretim basma yerine Marshall kolilerinde gelen Amerikan kumaşı(Jeans) reklam yapıldı. Türkiye’de uçak üretimine Marshall sonrası son verildi çünkü ABD yardımları gittiği yerlere gelişme götürmüyordu. Asıl amaç alttan alttan ülkeleri eline almaktı. Köy enstitüleri kapatıldı.Köy enstitü hocaları hain ilan edildi. Darbe tehlikesiyle suçlandı. Sonuç yine ABD Marshall yardımıyla verdiği doları kendisi alarak karşılığında Türkiye’ye eski model traktörlerini verdi. Köylü cahilleşti. Shekespeare okutulan istikbali yüksek olan köylüler, ABD’nin gönderdiği bilim insanlarınca kötülendi kapatıldı. Yetmedi tekrar Marshall’ı dayanak gösterip ABD incirlik üssünü kurdu. Yani yine Marshall planı ABD’yi kurtardı. Kendi bünyesine yeni üstler kattı ve kanseri yardım kolilerinle dünyaya dağıttı. BAYER angolasakson ailenin kurduğu bu şirket kanser ilacı üretti, sattı. Heroin’i Türkiye’ye soktu.(Fotoğraf 2)Üstü kapalı şekilde enerji verir HERO(kahraman) yapar diyerek ilaç olarak lanse ettiği eroini Marshall yardımıyla ülkelere sattı. Kısaca ABD kimseye yardım etmedi. Kendi emperyalizmini ülkelere aşıladı.

Mustafa BAHAR

FOTOĞRAF 1:   

Süt tozu ile zehirlenen nesiller - Fikriyat Gazetesi

FOTOĞRAF 2:

Heroin was a trademarked medicine by the Bayer company in the ...

KAYNAK: https://doi.org/10.1501/SBFder_0000001907

https://www.academia.edu/4103377/Marshall_Plan%C4%B1_Truman_Doktrini_ve_Ekonomi_Politik_%C4%B0ncelemesi

https://www.academia.edu/33468790/MARSHALL_PLANI

http://tez.sdu.edu.tr/Tezler/TS02125.pdf

http://kaynakca.hacettepe.edu.tr/eser/1775986/turkiye-abd-iliskilerinde-truman-doktrini-ve-marshall-plani

https://en.wikipedia.org/wiki/Heroin

https://www.fikriyat.com/fikriyat-ozel/2018/05/22/sut-tozu-ile-zehirlenen-nesiller

https://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/yilmaz-ozdil/sut-tozu-1083366/

Reklam
Yazı kategorisi: Güncel

Hayır Diyebilmek ( Tonque Fu )

Güzel insan, geldiğine göre senin de hayır diyememek gibi bir zaafın olmalı. Rahat ol. Bu problemin üstesinden geleceğiz. İstemediğin halde kalp kırmamak için sinemaya gidersin çünkü hayır dersen konuştuğun kişiye karşı pozitif ilişkiyi bozabilirim diye düşünürsün veya bencil hissedebilirsin. Hissetme! Sen bir dondurma değilsin. Herkesi mutlu edemezsin ve etmek zorunda da değilsin. Ona diyelim o gelir, o kesin kabul eder sormaya gerek yok gibi düşünceleri insanlara hissettirme. Patates olmanın altın kuralı herkese her konuda evet demektir. Patates olma arkadaşım. Başkasının istediğini o kırılmasın diye kabul etmek zorunda değilsin. Bir kere bu algıyı oluşturursan sürekli evetçiler çevreni sarar. Öz güvenini düşürme. Şimdi bi düşün, gözlerini kapat ve hayatını gözden geçir. Hayır diyemediğin konuları aklına getir. Şimdi o evetleri, soruya hayır cevabı verdiğini düşünerek güncelle. Kaybetmedin kazandın. Kendine, kendin için kullanabileceğin zaman ayırdın. Hayır diyememe zayıflığımızı aşağıda hayır dediğin zaman ne hissettiğinle kanıtlayalım.

  • Kaba olmamak,
  • Uyumlu olmak istemek,
  • Suçlu hissetmemek,
  • Bencil olarak algılanmaktan korkmak,
  • Çatışmalardan kaçınmak,
  • İlişkiyi bozmaktan korkmak,
  • Herkesi memnun etme ihtiyacı hissetmek.

Çok sevdiğin birisi sana geliyor ve dışarı çıkıp kahve içelim diyor. Senin işlerin var veya meşgulsün ya da canın istemiyor. Burada görünen tabloda verilmesi gereken cevap hayır olmalıdır ama tatlı bir patates olmak için ve karşındakini üzmemek için evet diyorsun. O kahve sence tatlı gelir mi? Gelmez tabi çünkü sen özgüvenini kırarak kendi arzularını dile getirmedin baskıladın. Bir kez daha EVET, OLUR yanılgısına düştün. Bana, doğru diyorsun da sevgilimden önemli mi? Ne olacak 1 saat kahve içtiysek kardeşim diyebilirsin. Haklısın ama kendi hayal dünyandaki kurallara göre haklısın. Gerçek dünya bu kadar toz pembe değil. Senin o istemeyerek gittiğin 1 saat için verilen evet cevabı senden otoritenin, özgüvenini az da olsa götürdü ve ömründen de vakitlerini öldürdü. Üstüne bir de yapmadığın işlerin veya ertelenmiş olduğun şeyler o kahve midende sindirilmeden, sana evet dedirten kişi zevkini aldıktan sonra seninle baş başa kalacak. E sonra psikolojin bozulacak, stres, kaygı, panik böyle devam eder gider. Hayatının kalitesi azalır. Kimse sana vakit vermez, veremez. Kendine karşı dürüst olmalısın. Kendin sana bir şey yapmadı. Sana gelen zararlar dışarıdan kaynaklı bunun farkına var. Hayır deme sanatını bilmelisin. Hayır demenin açıklaması olmaz. İstemiyorum demenin nedenini söylemek zorunda değilsin. Bir nedeni olması da gerekmiyor. Diline dövüş sanatını öğretmelisin. Buna biz Tonque Fu diyoruz. Karşındakine ona sormadan olmaz. İstemeye bilir. Onun düşüncesi de önemli dedirtmek için hayır demen şart. Hayır demeyi öğrenmen şart. Öncelikle hayır kelimesini yumuşatabiliriz. Bir kaç madde verecek olursam;

  • Sana yardım etmek, …. yapmak çok isterdim, ancak…”
  • “Bu konuda ben sana yardımcı olamayacağım, ama… müsait olabilir belki.”
  • “Biraz düşünmeme izin verir misin bu konuyu, sana yarın haber veririm.”
  • “Maalesef benim için hiç uygun değil, ama istersen birlikte başka bir alternatif düşünelim.”
  • “Bugünlerde çok yoğunum, … çok zamanımı alıyor. … gün sonra uygun olurum, senin için nasıl?”

Bu gibi cevaplar verebilirsin. Karşındaki sana değer veriyorsa düşüncene de değer verir. Israr ederse açıklama yapma. Açıklama yaptıkça otoriten sarsılır. İstemediğini sana dayattıranlara açıklama yapmak zorunda değilsin. “Hayır” senin düşmanın değil. Senin iyiliğin için en gerekli kelimedir.

Hayır diyemiyorum diyorsan “hayır” günü oluşturmalısın. Haftada 7 gün var 1 günü hayır günü yaparsan inan bana o bir günde bir sürü sorumluluktan kurtulmuş olacaksın. Dilini terbiye edip çevrenin sana düşüncelerini otoriteni hissettirecek tarzda değiştirmiş olursun. Dene bunu… Ne olursa olsun kendi istediğin bile olsa o gün her şeye hayır demelisin. Dilinin ipini ellerinde tut. Unutma ki sen önemlisin. Düşüncelerin önemli. Deneyip sonuçları yorumlara yazabilirsin. Bir sonraki konuyu belirlemek için de bana yardımcı olarak yorumda fikrini yazabilirsin. Hayır dersen ben kırılmam çünkü istemediğin şeyin açıklamasının olmadığını biliyorum.

KAYNAK:

alis.ku.edu.tr/hayir-diyebilmek/

PSK. Beyhan Budak/ Kendine İyi Davran

Uzman Psikolog Rengin Işık/ Hayır Diyebilmek

Sam Horn / Tongue Fu: Sözlü Dövüş Sanatı

Haluk TATAR youtube channel

Yazı kategorisi: Güncel

The Art of Saying No

Nice person, Since you came, you must have a weakness like not being able to say no. Relax.

We will overcome this problem.  If you don’t want to go to the cinema to avoid breaking the heart, because if you say no, you can break your relationship or feel selfish. Don’t feel! You are not an ice cream. You can’t make everyone happy and you don’t have to. Let’s say to him/her , she/he comes, no need to ask if she/he accepts it for sure. people don’t feel your emotion. The golden rule of being potatoes means yes to everyone in every respect. Once you create this perception, yesers constantly surround you. Lowering self-confidence. Think now, close your eyes and review your life. Think about things you can’t say no. Now update those topics by thinking that they gave no answer to the first question.  you didn’t lose, you won. you created when you can use it for yourself. let’s prove our weaknesses in saying no, what do you feel when you say no below let’s see,

  • Not to be rude
  • Want to be compatible
  • Not feeling guilty
  • fear of being perceived as selfish
  • Avoiding conflicts
  • Afraid of breaking the relationship
  • Feeling the need to please everyone

Someone you love comes to you and says go out and drink coffee. You have jobs or are busy or don’t want you .The answer should be no in the table that appears here, but you say yes to be a sweet potato and not to upset the other. Do you think that coffee will be sweet? It does not come because you did not express your desires by breaking your self-confidence. Once again yes, it will  said and you were wrong you. you say right, is it more important than my darling? , What will happen if we had coffee for 1 hour bro?  you can say. You are right but according to the rules in your dream World. The real world isn’t so dusty pink. The yes answer that you gave unwillingly for 1 hour, took you a little self-confidence from the authority and killed your time from your life. The things you do not do on top of you or the things you have been postponed will stay alone with you after the person who made you say yes to your coffee without digesting it in your stomach. then your psychology will deteriorate, stress, anxiety, panic goes on. The quality of your life decreases. Nobody can give you time. You must be honest with yourself. Yourself didn’t do anything to you. Be aware of this from external damage caused by you. You should know the art of saying no. There is no explanation for saying no. You don’t have to tell the reason for saying I don’t want. It doesn’t have to have a reason. You have to teach your tongue the art of martial. We call this Tonque Fu. not without asking her/him, May not want, You have to say no to make her/him  think it matters. You should learn to say no. First, we can soften the word no. If I give a few items;

  • Helping you,…. I would love to do it, but…
  • “I won’t be able to help you with this, but… maybe it is possible.”
  • “Can you let me think a little about this, I’ll let you know tomorrow.”
  • “Unfortunately, it is not suitable for me at all, but let’s consider another alternative together.”
  • “I’m very busy these days,… it takes a lot of time. … I will be available days later, how is it for you? ”

You can give answers like this. If he cares about you, he also cares about your thoughts. Do not explain if he insists. When making a statement, it is shaken by the authority. You don’t have to explain to anyone who imposes you that you don’t want. “No” is not your enemy. This is the most essential word for your well-being.

If you say I can’t say no, you should create a “no” day. If you do 7 days a week and 1 day no, believe me, you will be free from many responsibilities in one day. By finishing your tongue, you change the thoughts of the environment in a way that will make you feel authority.

Try it… No matter what you want, you should say no to everything that day. Keep your tongue in your hands. Remember that you are important. Your thoughts are important. You can try and write the results in the comments. You can also write your opinion in the comment, helping me to determine the next topic. If you say no, I am not broken because I know that there is no explanation for what you do not want.

SOURCE

alis.ku.edu.tr/hayir-diyebilmek/

PSK. Beyhan Budak/ Kendine İyi Davran

Uzman Psikolog Rengin Işık/ Hayır Diyebilmek

Sam Horn / Tongue Fu: Sözlü Dövüş Sanatı

Haluk TATAR youtube channel

Yazı kategorisi: Güncel

1 HAFTAYI 8 GÜN YAŞAMAK

1 hafta 7 gün değil mi? Düşüncesiyle geldiğinizi tahmin edebiliyorum. 1 hafta kâğıt üstünde 7 gündür.  Bu yazıda ölene kadar nasıl daha fazla gün yaşarsın onu öğreneceksin. İnsan doğar, büyür, ölür. Bu konuda ergenlikten sonrasını ele alacağım. Konu uyku düşmanlığı içeriyor. Uykuyu seviyorsun ama o seni sevmiyor. Seni öldürüyor. Gereksiz uyku senin yaşamından kırpıyor, okumaya devam et açıklayacağım. Şöyle gece yatmadan bi instagram, youtube, twitter da vakit öldürür, gözünü yorarsın. Beynini, yorulduğu için uyuması gerektiğine inandırırsın. 02:00’da yatarsın 12 civarı kalkarsın. Kalkarsın ama o uyku sana zevk vermez. Yorgun hissedersin. Gün boyu uyku modunda durursun. Üşenirsin oturur, uzanırsın. Uykun gelir. Belki gün içinde 2 saat kadar uyursun. Yapma ölüyorsun!

Elinde sayılı olan jetonlarını çöpe atıyorsun. O jetonlar senin hayatın. Çöp tenekesi de uykun. Öyle diyorsun da uyku da şart arkadaş! diyebilirsin, haklısın şart ama sen 12 saat uyuyorsun. Yarım gün uykuya gidiyor. Kalan 3 gün, 72 saat zaman. Her gün 3 saat oyun, TV… boş vakit geçirsen 51 saatin kalıyor. Ne kadar da kolay ve hızlı azalıyor değil mi? Öncelikle uyku problemini aşmalıyız. Seninle aşamalı olarak uyku süresini sağlıklı şekilde azaltacağız. Vücudu bu süreye 40 gün kuralı sayesinde alıştıracağız. Güzel bir gün geçirmek için güzel bir uyku şarttır. Bakın çok uyku demedim güzel uyku diyorum yani uykuyu enerji içeceği gibi kullanacağız. Tüm vaktimizi ona yedirmeyeceğiz. Kullanıp işimize bakacağız, dolu dolu yaşayacağız.

  • 4/7/8 Tekniğini denemelisin

Önce dilini damağına değdiriyorsun ve teknik süresince damağında tutmalısın. 4 saniye boyunca burnundan nefes al, 7 saniye boyunca nefesini tut, 8 saniye boyunca yavaş şekilde vücudunu gevşeterek aldığın nefesi ver. Bu işlemi 4 kere arka arkaya yapmalısın, farkı göreceksin.  Bu tekniği 3 gün arka arkaya denemelisin. 

  • Yatak rutinini bozma!

Uyuma koşullarının aynı kalması önemli. Yatak odasının ısısının sabit kalması ve uyumadan önce yatak odasının belirli bir süre havalandırılması önemli. Ayrıca rutini bozmamak için aynı saatlerde uyumaya özen göstermelisin. Bunları denedikten sonra benim de denediğim ve faydasını gördüğüm ABD askerlerine öğretilen uykuya hızlı dalma tekniğinde bahsedeceğim.

Önce yüzünü rahatlatman gerekiyor. Yüzüne dairesel masajlar yapabilirsin. Kaşlarını çatmayı ya da dudaklarını sıkmayı bırakmalısın. Yüzündeki bütün kasları serbest bırakana kadar yavaşça nefes alıp vermeye devam etmen gerek. Omuzlarını mümkün olduğunca serbest bırak ve gevşe uykunun şefkatli kollarına sal arkadaşım kendini. Bırak omzun elin düşsün. Ardından kollara geç. Kollarını kucağına al sallanmasın. Kol kaslarını serbest bırak ve hissizleştiğini hisset. Bacaklar için Kasıklarından başlayıp parmak uçlarına kadar serbest bırakmaya çalış. Kollar gibi bacakların da yokmuş gibi hissettirmeli. Aklında hiçbir şey kurma. Boş siyah bir görüntü hayal etmelisin. Düşünmeyi bırak ve o siyah ortamda rahatla.

Sana deliksiz bir uyku için birkaç öneri buldum;

  • Öncelikle uyku için yatak odası tercih edilmelidir. Televizyon karşısında keyifli olduğu zannedilen kısa kestirmeler gece uykusunu bozabilmektedir.
  • İdeal oda sıcaklığı olan 21-22 derece sağlanmalıdır.
  • Televizyon, cep telefonu, bilgisayar gibi elektronik eşyalar yatak odasında bulunmamalıdır. Hatta yatakta bu cihazlarla zaman geçirmek bile uyku kalitesini bozabilmektedir.
  • Yatak odasının ışık ve ses izolasyonuna dikkat edilmelidir.
  • Uyurken gece lambası kullanılmamalıdır. Uyku da salgılanan melatonin hormonu sadece karanlıkta aktive olmaktadır.
  • 20:30- 23:00 arasında en üst seviyeye ulaşan melatonin hormonundan faydalanmak için bu saat dilimleri arasında uykuya dalmak uyku kalitesini artırmaktadır.
  • Akşam 19.00’dan sonra herhangi bir besin tüketilmemelidir. Özellikle çay kahve gibi uyarıcılardan uzak durmak önemlidir. Uykuyu getirmesi için tüketilen süt diğer yiyecek ve içecekler reflüyü tetikleyebilmektedir.
  • Haftada en az 3 gün spor yapılmalıdır. Uykusuzluk sorunu yaşayan kişilerin akşam sporu yapması faydalı olabilmektedir. Akşam yemeğinden önce kardiyo tarzı yapılan hafif sporlar uykusuzluk sorununu çözebilmektedir. Ağır sporlar sanılanın aksine uykusuzluk sorunu yaratabilmektedir.
  • Hafta sonu dahil aynı saatte yatılıp aynı saatte kalkılmasına dikkat edilmelidir. 12.00-14.00 arası yaşanan melatonin salgılamasından faydalanmak için hafta sonları 45 dakikayı geçmeyecek bir öğlen uykusu tercih edilebilir.
  • Yatağa yatılmasına rağmen yarım saat 45 dakika uyunamadığı takdirde yataktan çıkılmalıdır. Farklı bir odada kitap okunarak tekrar yatılması olumlu sonuçlar vermektedir.

Bunları okudun artık konuyu kavramış olmalısın. Dikkat edilmesi gereken noktalar;

Yetişkinler için sağlıklı uyku süresi 5-8 saat arasıdır. Uzmanların önerisi 6 saattir. Akşam 8:30-11:00 arası ve gece 1:00-3:00 arası melatonin salgılanması arttığı için uyku dilimlerini bu yönde böleceğiz. Yazının devamında seninle 40 gün boyunca haftayı nasıl 8 gün yaşayacağımızı belirleyeceğiz.

 20 yaşından küçükler 8 saat uyumak zorundadır. 20 yaş altıysan akşam 9’da vur kafayı uyu sabah 5 de uyanman sana yeter. Kalk ders çalış, kitap oku. Zaten 5’te uyanırsan elinde bir sürü vaktin olacak.

Araştırmalar ne diyor, “8:30-11:00 arası ve gece 1:00-3:00 arası melatonin salgılanması artıyor.” diyor. Buna göre senle bir uyku düzeni oluşturup bu haftayı 8 gün yaşamışçasına uzun yaşayacağız. Yeteri kadar uyuyarak tüm işlerimizi mükemmel şekilde yapabilecek zamanımız olacak.

Akşam yemeğini 18:00 de yemen lazım. Yedin toksun değil mi, hemen yatma reflü olursun. Miden patates gibi olur. 21:00’a kadar oturarak gün boyu ne yaptığını ve yarın ne yapacağını düşün. Kitap oku. Arkadaş benim akşam 9-11 arası Kuruluş Osman’ı izlemem lazım. Canım Osmanlıdan değerli mi diyebilirsin. Aynı günün sabahı uyanıp 50 sayfa kitap okuyup internet üzerinden izleyebilirsin ya da akşam yemeğinden sonra uyku zamanına kadar otur izle. Yarım yarım izle daha çok zevk alacaksın. 10 dakika TV reklamları izleyerek zaman öldürmektense bu yöntem sana vakit kazandıracak. 21:00’da önce oturur şekilde gözünü hafif yormak için kitap okuman lazım. Sürekli kitap kitap profesör mü yapacaksın bizi? diyebilirsin. Aklın kadar yaşarsın güzel insan. Zeki olmak kapıysa anahtarı kitaplar. Fazla dozda kitap okumak seni öldürmez. Akşam 21:00’da alarmı 23:00’a kurdun vurdun kafayı uyudun. Uyuyamazsan endişe yapma 40 gün boyunca deneyeceğiz. Alışacaksın. Uyku tutmazsa kalk yatma. Hayata devam et. Uyku, ölümün ikiz kardeşidir. Sadece parmak izleri farklıdır. Saat 01:00’da yine saati 3:00’e kurup uyuyoruz ve gecenin köründe uyanıp spor yaparak, dünden seçilmiş güzel bir film izleyerek saat 8’ e kadar vaktini kullanabilirsin. Eğer uyuyor olsaydın gün içinde vaktinin daha değerli kısımlarını harcayıp bunları yapıyor olacaktın. Kazanıyoruz, devam…

Halsizlik ve uyku hali hissedersen gün içi 45 dakika uyku serbest. Şarj olmalısın. Sönük durmaman gerekiyor. Canlısın sen, canlı kal. Bu kadar. Artık gece 1’de uyuyup öğlen kalkma devri bitti. 12 saat uyuyordun. 8’de kalksan 7 saat oluyor. Uykunun tadını almamış olacaktın çünkü melatoninleri kaçırdın. Hala uykun var hissi bitmemiş olacaktı. Yeni sen, günde 6 saat uyuyorsun. Önceden haftada 51 saat yaşıyordun. Artık 126 saat ayaktasın, hayattasın. Nefesini kesen anlarla doldurabileceğin 5 tam 1 de çeyrek günün var. Bir haftayı 2,5 hafta yaşıyor olacaksın. Kendini sev. Hayat kısa ama dolması gereken boş sayfalar var. Boş bırakma. Dolu bir kitap bırak.

Beğendiyseniz beğen butonundan veya yorumlardan bunu bana belirtebilirsiniz. Eklemek istediğiniz şeyler için yorumlar kısmı sizi bekliyor.

KAYNAKhttps://www.hurriyet.com.tr/https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/deliksiz-bir-uyku-icin-11-oneri/https://www.e-psikiyatri.com/https://psycnet.apa.org/record/2006-10343-008https://journals.sagepub.com/doi/abs/10.1177/074873099129000894https://www.youtube.com/watch?v=1vYBK8NgZBA Haluk TATAR https://www.youtube.com/watch?v=NbTnx_VDN1w Klinik Psikolog Beyhan Budak

Yazı kategorisi: Güncel

Nefes Alamıyorum

Düşünsene siyahi bir kişi olarak doğuyorsun. Doğduğun andan itibaren seni rengine göre ayırıp beyazlardan farklı yere koyuyorlar. Büyüyorsun. Okula başlıyorsun ve serviste sen ve seninle aynı renk çocuklar oturuyor. Önlerde beyazlar. Kafana işliyorlar. Beyazlar öndedir, önceliklidir, üstündür diye.. Tüm eğitim hayatında siyahsın diye arka sıralarda oturdun. Hep serseri gibi baktılar. Seni, siyahsın diye etiketlediler. Büyüdün evlendin. Çocukların oldu. Bir markete geliyorsun. Cebinde sadece 20 doların var. O 20 doları da başka Bi marketten para üstü olarak aldın. Gittiğin markette para sahte çıkıyor. Son paran olduğunu ve sigarayı geri vermemek istediğini söylüyorsun. Polis çağırılacağını duyunca haklı olduğun için tamam diyor ve marketin önünde aracının içinde bekliyorsun. Polis geldi . Yanlış anlaşılma olduğunu güzel bir dille söyledin ama unutma sen siyahsın ömrün boyunca sen siyahtın seni beyazlar hiç dinlemedi ki… Polis silah çekti, ters kelepçe vurdu. Seni hırpalamaya başladı. Sen de buna kayıtsız kalmayıp sesini çıkardın. Arabaya bindirilip hırpalamadan götürmelerini istedin. Polisler sinirlendi ve ABD Polis departmanlarında normalde yasak,” olağan üstü durumlarda yapılır” diye kural konulan hareketi yaptılar sırt üstü yatırıp, boğazına tek dizini basıp, diğer dizini de kaldırarak, eliyle de aşağı bastırarak seni boğmaya başladılar. Her şey normal bir yanlış anlaşılmaydı ama sen siyahtın polis beyaz… Yüzüstü yatırıldın. Boğazına dizini koydu bastırdı. Elleriyle dizini destekledi. Bastırdı. Sesin zor çıkıyordu. Nefesin yetmiyordu ama bağırıyordun. Son nefesinle anne, nefes alamıyorum dedin ve gözlerini açtığında sana doğru gözünün içine bakan biri seni sırf renginden dolayı boğuyor ve bundan zevk alıyordu. Artık öleceğini anlamıştın. Yalvarmayı bıraktın. Gözlerin kapandı. Öldün ama o kişi senin ruhunu bile rahat bırakmadı boğazından kalkmadı. Bastırmaya devam etti. Öldün. 9 dakika nefessiz kalarak boğuldun. 2 dakika daha nefessiz kalan cesedine bastırarak ruhunu da öldürmek istediler ama yapamadılar… Onlar cahildi, caniydi, güçlüydü, legaldi. Sen ise sadece siyahtın. Otopsi raporunu “sağlıksız beslenme ve sağlık sorunları kaynaklı polis arbedesi sonrası şok geçirerek nefessiz kalmak” şeklinde yalan yanlış doldurup cesedini ailene verdiler. Sen öldün çocuğun benim babam öldü ama dünyayı değiştirdi dedi. Sen ölmedin dostum. Ruhun diğerleri için yükseldi. Sen artık siyahın sadece ten rengi olduğunu, herkesin eşit olabileceği dersini dünyaya bir daha hatırlattın.

Charles BUKOWSKİ’nin de dediği gibi; Hangi çiçek diğerini sarı açtı diye ayıplar? Hangi kuş farklı ötünce diğerine yasak koyar? Derisinden, dilinden ötürü öldürülüyor insanlar. Ah insanlar! Her şeyi bulup, kendini bulamayanlar…

devlet yapan içindeki insanlardır. İnsanın siyahı beyazı olmaz. İnsanın rengi, dili, dini, ırkı olmaz. Atam Osmanlı imparatorluğunu kuran Osman Gazi’ye Şeyh Edebali’nin de dediği gibi. “insanı yaşat ki devlet yaşasın.”

Sokak ortasında yaşama hakkı elinden alınan George Floyd ve Eric Garner anısına…

Yazı kategorisi: Güncel

Paraya Hükmet

Ay sonuna para yetiştiremiyorum, para biriktiremiyorum, çok kazansam bile fakirleşiyorum, cebimdeki para bugün yok ve nere harcadığımı bilmiyorum diyorsan bu yazı tam SEN’lik. Para ile ilgili her şeyden söz edeceğim.

İlk iş olarak eğitimini tamamlamalısın. Cahil insan tarihte de bugün de hep ezilir. Ezilmeyeceksin. Silahın kalemin olacak. Sevdiğin bir konuda eğitimini aldıktan sonra işsiz kalmamak için lisans yeterli değildir. Götürebildiğin kadar arşa çıkarmalısın. Doktora yap. Hiçbiri olmazsa yüksek lisans yap. CV’ne açıktan başka lisanslar ekle. Durma, üret, oku, öğren. Hemen bir banka hesabı açmalısın. Vadeli yatırım için faiz oranlarına göre iyi bir banka seçmelisin. Bütçe tasarını oluşturmalısın. Eline geçen ve geçecek olan tüm paraları belirli bir gün ve tarihte bu vadeye yatırmalısın. Dikkat etmen gereken nokta faiz oranı ve vade süresidir. Az vadede çok düşük veriyorsa orta vadede yani 2 aylık yatırabilirsin. Çok iyi bir fırsat bulursan %21 faiz gibi direkt 1 senelik atman gerekiyor. Atmazsan emim ol bir ay sonra o 21 oranı %8’e düşecektir. Bu bankaların taktiğidir. Seni faizin artacağına inandırır. Yapılan araştırmalara göre aylık yerine yıllık bütçe yapmak daha yararlı oluyor. Çünkü senelik tahminlerde kendimize daha az güvendiğimiz için ekstra harcamalara daha fazla yer veriyoruz. Üniversite öğrencileri arasında yapılan bir araştırmaya göre aylık bütçelerinde %40 yanılsama yapan öğrenciler, yıllık bütçelerinde yalnızca %3 yanılmışlar. Bugün başla seneye bugüne kadar bir bütçe oluştur. Mesela her ay maaşımın 500 lirası faize yatırılacak diye kendine telkinde bulun. Aylık elektrik, su gibi ev harcamalarını gelirinden çıkar. Her ay en az 200, ideal 500 lira kenara atmalısın. Unutma! Birikim yoksa yerinde sayarsın. Gelirinizin 3’te birinden fazlasını ev harcamalarına ayırma, iyi planlama yap.

Kredi kartlarının ödülleri, ekstraları kulağa hoş gelebilir ama bunlar seni normalde yapacağından daha fazla harcama yapman için etkileyebiliyor. Ekonomistler bunu “almaya ivme kazandırmak” olarak adlandırıyorlar. Çünkü ödülü gördüğümüz zaman harcamaları arttırıyoruz.Finansal başarının altın kuralı gelirinden az harcamaktır. Bunu kendine ilke edinmelisin. Ayağı yorgana göre değil de yorganın yarısına kadar uzatacağız. Kalan kısım bizim birikimimiz. Hayat oyununda kazandığımız maddi başarımız olacaktır. Her maddi birikim senin kendini zorlaman ve kendini eğitmendir. Bir zaman sonra harcamanın ne kadar gereksiz olduğunu anlayacaksın. Bunları ben demiyorum dostum. Cebinde parası olmayan, milyoner olan insanlar diyor. Hadi onların sözlerine göz atalım;

Zengin Baba, Yoksul Baba’ kitabının yazarı Robert Kiyosaki, kitabında para için çalışmaktansa, parayı kendin için nasıl çalıştıracağını anlaman gerektiğini vurguluyor. “Orta sınıf ve yoksullar ilk önce lüks olanları almaya çalışır oysa zenginler en son lüks şeyleri alır.”

“Hedeflerini gerçekleştirmek için kenara koyacak paraları olmadığını söyleyen ailelerin harcama alışkanlıklarına bakıyorum, listelerinden çıkartabilecekleri o kadar çok ‘istek’ var ki”

Kişisel Finans Danışmanı Suze orman

Budgetnista kitabının yazarı Tiffany Aliche “Her pazartesi banka hesabını ve harcamaları gözden geçirmek bütçenin şaşmaması için faydalı.”

İşinizi geliştirin, ek sorumluluk alın, değerinizi patrona ve müşteriye somut olarak ortaya koyun. Gelirinizden az harcayın. Böylece BİRİKİM için para kalır.’’ Özlem Denizmen

“Asla tek bir gelir kaynağına bel bağlama; ne olacağını bilemezsin. İmkânın varsa, birikimini ikincil gelir kaynağın olabilecek bir şeye yatır.” Warren Buffet

“Bana değer yargılarından bahsetme. Bana bütçeni göster, değer yargılarını ben sana söyleyeyim.”– Joe Biden

Şimdi yazıya dökülen para yönetimlerinin kitaplarından örnek vermek istiyorum. Burda dikkat etmen gereken başka bir nokta eğitime harcadığın bilinçli para kendin için gelişimine katkıdır. Boşa gitmez. Kitap al. İndirimleri giysilerde değil, kitaplarda kovala. Bu seni fakirleştirmez. Her ay 60 lira kitaba ayırman senin bütçeni sarsmaz. Survivor’a 5 mesaj atsan bu parayı geçiyor zaten. Bilinçsiz olma. Kendi elinle başkalarının cebine para koyma. Senin kiralık rutubetli evinde attığın mesaj sayesinde ada satın alan ve havuzunda kokteylini içerken 2 milyonluk saatiyle havuzda medyayı sallayanlar, senin ve o mesajı atan herkesin parasıyla bunları yapıyor. Gözünü aç. Gözünü açman için benim de okuma listemde olan kitapları yazarak bu yazıyı sonlandırırken sana soruyorum, “Sahip olduğun mallara ve ıvır zıvıra baktığında, onlara gerçekten ihtiyaç duyup duymadığın sorusunu cevaplarken için rahat mı?” cevaplarınızı yorum kısmında belirtebilirsiniz.

SAPİENS – YUVAL NOAH HARARİ

Bu kitabı özellikle paranın tarihini anlamanız, para sisteminin neden işlediğini, ticarette güveni teşkil etmek için nasıl kurulduğunu görmeniz açısından çok faydalı bölümleri olan bir tarih kitabı.

Dünyadaki En Büyük Satıcı

og-mandino

Cebinde Mucize Yarat

Özlem Denizmen

Babil’in En Zengin Adamı

George S. Clason

Düşün ve Zengin Ol

Napoleon Hill

Zengin Olma Bilimi

Wallace D. Wattles

Yazı kategorisi: Güncel

Ayna Nöronlar

Nöron nedir ve neden ayna ?

Nöronlar sinir sisteminizin temel fonksiyonel birimidir. Davranışlarımız ve algılarımız nöronların çalışma şekliyle ve bir nöronun diğerleriyle etkileşime girme biçimiyle ilgili her şeye bağlıdır. Bu minicik sinir hücreleri, psikolojimizin biyolojik kısmını oluştururlar. Bunlar tüm duygularımızın ve düşüncelerimizin temelidir. Bu ufaklık beynimizde bilgi alma ve bilgiyi beyne aktarmada önemli rol oynar. Kırmızı ışıktasın. Arkadaki araç korna bastı veya yanındaki araç kırmızı olsa bile geçti. Sen de yeşil yandı sandın bastın. Neden sandın. Nedir bu sanrıyı sana hissettiren, buna yakından bakalım. Koyun gibi birlikte olan nöronlardan bir tanesi bir bilgi alırsa koyun sürüsü gibi tüm nöronları etkiler.

Olmayan bir şeye inanırsın. Bilim insanları buna ayna nöronlar diyor. Ayna nöronların en gelişmiş olduğu tür insanlar, ardından maymunlardır. Ayna nöronlar İtalya PARMA Üniversitesinde 1990’da makak maymunlarında keşfedildi. Yemek verilmedi diye somurtan maymunun yanına getirilen, neşeli maymunun da somurttuğu farkedilmiştir. Bu insanlarda da görülür. Örneğin karşındaki esnerse sen de esneyebilirsin. Gülümsemeye karşı gülümseyerek tepki verirsin. Bazen fark etmesen de yüz kasların karşındaki insanı taklit eder. Bunların sebebi ayna nöronlardır. Bilim insanları empatinin nörobiyolojik tanımının ayna nöronlar etkisi olduğunu düşünmektedir. Yani kısaca karşındaki insanın beyin dalgası senin beyin fonksiyonlarına şekil veriyor. Karamsar insanlara bakarsan, karamsar olursun. Hayatını kontrol et. Çevrendeki olumsuz beyin sinyallerini engelle. Üzülürsen komik videolar izle. İster istemez beynin üzüntüyü unutacaktır. Mutlu yaşamın sırrı nöronlardadır. Psikolojini pozitif tutmak için etkilendiğin insanları pozitif seç ya da etkilenmemek için uzak dur. Kendi yaşam alanını oluştur. Bu bir oda bile olabilir. Okuduğun kitapları iyi seç. İyi bir psikolojiyle yazılmamış kitaplar senin nöronlarında negatiflik yaratabilir. Hayatı hackle. Tüm kaynak kodlarını öğren. Kod dilini bil. Nöronlarını üzme. Ruhr-Universitat Bochum’da görevli Türk nörolog Erhan Genç ve Christoph Fraenz liderliğinde yürütülen araştırma, kişinin zeka seviyesi arttıkça beynin gri madde olarak da adlandırılan serebral korteks bölümünde nöronlar arasında daha az bağlantının meydana geldiğini ortaya koydu. Yani artık sahtekâr nöronları anlayan zeki nöronlar onları görmezden gelebiliyor. Zeki ol. Oku ve pozitif düşün. Her şey yoluna girecektir. 

KAYNAKLAR

https://www.hurriyet.com.tr/teknoloji/zeka-noronlar-arasinda-baglantiyi-azaltiyor-40843489

https://norobilim.com/askin-norobiyolojisi/,

https://www.e-psikiyatri.com/ayna-noronlar

https://ziladoc.com/download/ayna-nron-sistemine-genel-bak_pdf

https://dergipark.org.tr/en/pub/pgy/issue/11163/133448

http://acikerisim.tedu.edu.tr/handle/20.500.12485/507http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/handle/11655/4014

Yazı kategorisi: Güncel

SEN ve FİYATIN

Ne kadar değerlisin? , İçinde sakladığın madenler neler ?, Gerçekten altın gibi bir insan mısın?, Kaç KG mikrop taşıyorsun? ( Evet kilogram). Sen değerlisin, sen teksin, bir defa yaşıyorsun iyi yaşa gibi cümleleri boşa söylemiyorum. Hadi okumaya devam et… ne kadar değerlisin anlayacaksın.

 İngiliz bir TV ağının araştırmaları sonucu ortaya çıkan tahmini verilere göz atarak senin ne kadar değerli olduğunu anlayacağız.

Ben bu testi kendim için yaptım ve sonuçları tek tek işleyeceğim. Öncelikle ben 95 kilogramlık, 182 cm bir erkeğim. Tüm verileri girince çıkan sonuçlar yazının devamında eklidir.

Bugüne kadar 56kg oksijen harcamışım. Görülüyor ki sadece nefes alarak bu güne kadar 3.000 dolarlık kimyasal element vücudumu oluşturmuş.  Bunlar yaklaşık değerlerdir.

Düşünsene şuan içimde 9.1 oktilyon atom var… 1 oktilyon, bin kere trilyon kere trilyon demektir. Nerede bu atomlar? En tuhaf olan atomların arasındaki boşluk çıkarılırsa ve atomlar birleştirilirse 9.1 oktilyon atomlu ben, kırmızı kan hücresi kadar ufak olacaktım. Tek bir alyuvar olacaksın.

Sadece kırmızı kan hücrelerim yan yana koyulursa, 257 bin 348 km uzunluğunda olurdu.

Evet, yanlış görmedin 100 trilyon mikrop taşıyorum ve tüm mikroplarımın ağırlığı beynimde ağır geliyor. Herkes için geçerli senin de mikropların beyninden büyük çıkacak.

Neredeyse 3 de 1 im kas kütlesi. 7.2 litre hava çekebilen akciğerlerim var. 5 litrelik 2 tane şişe düşün. Göğsünde taşıyorsun…

Geri kalan %55 suyum ve o 10 litreye yakın havayı alan akciğerim, basketbol topu boyutunun neredeyse yarısı kadar küçük…

Tüm benliğim, kodlarım DNA verilerim sadece 800 megabayttan ibaret.

Çok şaşırtıcı. 110 tane ben 1 gram altın barındırıyorum. 182 gr arsenik ölmem için yeterli ama içimde arsenik barındırıyorum. 1.5 milyon tane benden 182 gram arsenik çıkıyor. 550 tane ben 1 gram arsenik içeriyorum. Görüldüğü üzere zehri içerimizde taşıyoruz. Biyolojik sistem her hesaplamaları yapmış. Bize şaşırmak düşer. Çıkan sonuçları yorum kısmında belirtebilirsiniz. Yeni yazıların bildirimini almak için site üzerinden e-posta ile üye olabilirsiniz. Diğer insanların da bilmesini istiyorsanız, emeği göz önünde bulundurarak linki değil siteyi paylaşmanız beni mutlu eder.

KENDİNE DEĞER KAT… Live Terra

KAYNAK:http://www.bbc.com/earth/story/the-making-of-me-and-you#/results/top

Barış Özcan/ Kaç paralık adamım? Youtube channel.

Yazı kategorisi: Güncel

TOPARLAN GİTMİYORUZ!

Üniversite sınavına girdin. Puanın elinde. Tercih yaklaşıyor ne yapmalısın? Hangi ili seçmelisin? Hangi üniversite de hangi bölüm sana uygun bunlara değineceğiz. Öncelikle aşağıdaki tabloyu inceleyerek öğrencinin manevi olarak rahat üniversite bitirdiği iller hakkında bilgi edinelim.

Tercih nasıl yapmalıyım?
Tercih esnasında ÖSYM’nin kılavuzundan puan ve sıralamanıza göre tutan veya yakın olan üniversiteleri sıralayacağız. Örneğin tıp istiyorsun ama puanın sınırda ya tutmazsa diye hemşirelik de yazmayı düşünüyorsun. Burada sıralama çok önemli. Puan tutmasa bile sıralama tutarsa girme şansın yüksektir. 1. Tercih çok önemli. En çok istediğin ve en yüksek olandan en düşük olana sıralamalısın. Unutma ki hepsini uçuk puanlara yani puanının yetmediği belki tutar dediğin şekilde doldurursan hiçbiri çıkmayabilir. Tercih işi bu şekilde olmalı. Genelde 1 ila 5 arası tutar ilk 5 tercihini çok istediğin il ve bölüme göre doldur ki şansın yükselsin. Peki ya istediğine yetmeyen çok düşük bi puan aldıysan? Sakin ol toparlan GİTMİYORUZ. Pandemi gereği stres yönetimi azaldı. Belirsiz sınav tarihi öğrencilerde kaygıya ve bununla birlikte başarısızlık oranının yükselmesine yol açtı. Genellikle gelişmiş ülkelerde lise bitirilir. 1 sene güzel bir tempoda çalışılarak yüksek bölümlere gidilir. Ülkemizde mezuna kalma diye bir durum VAR. 1 sene çalışmayı zaman kaybı olarak düşünme. İstemeye istemeye gittiğin bölüm zaman kaybı. Önce inanmalısın sonra başarı gelir. Başarı inancın meyvesidir. Bayram var eğlen kafanı boşalt. Ağustos sonuna kadar 1 ay tatil yap. Rahatla ve kendini yoğun bir çalışmaya hazırla. Unutma ki başaranlar çok zeki değildi, çok çalışkandı. Aziz Sancar ‘ın da bir röportajda dediği gibi,” Çoğu insan zekaya inanır, ben inanmıyorum, bizi birbirimizden ayıran emektir, ben çalışmaya inanıyorum” Akıllı seçimlerle kaybettiğin zamanı telafi edeceksin. Sen başaracaksın.

Tüm sorularınızı e-postanızla üye olarak aşağıda yorumlarda sorabilirsiniz.

Yazı kategorisi: Güncel

Aşk ve Sevgi

Bu yazıda tüm ilişki hayatını gözden geçireceksin ve aşk versiyon 1.0’dan aşk v2.0’a güncelleneceksin. Bu konu kısa kesilecek bir konu değil. İlişkiler insanların tüm duyu organlarını ve özellikle ruh sağlığını etkiler. v2.0’a güncellenmiş bir ilişki, sağlıklı ve mutlu bir yaşam için gereklidir. O zaman güncelleme başlıyor…

Aşk’ın mantıksal açıklaması yoktur. Bilimsel açıklaması vardır. Bilimsel olarak dopamin+Nöroadrenalin birleşirse ortaya aşk çıkıyor. Aşk= düşen serotonin demektir. Evet aşk bilimsel olarak mutluluğu azaltıyor. Çünkü aşık olunan kişi, aşık olanın istemediği şekilde de davransa aşk bu davranışı kabul ettiriyor. Mutsuz oluyorsun ama içine atıyorsun. Ha bi de kelebek mevzusu var. İlk görürsün içinde kelebekler uçar falan ya işte onlar kelebek değil. Kan basıncın bu kimyasal tepkime sonucu artıyor ve kan iç organlara çok hızlı şekilde çekiliyor. Londra Üniversitesi Nörobiyoloji profesörlerinden Semir Zeki, fonksiyonel MRI kullanarak yaptığı araştırmada, 17 kişiye önce sevdiği kişinin, ardından da arkadaşlarının fotoğrafları göstererek, serebral kan akışları izlemiş. Araştırmada insana müthiş mutluluk ve haz veren aşkın, kişilerdeki ”muhakeme yeteneğini yitirdiği” ve ”saplantılı kişilik bozukluğuna” neden olduğu ortaya çıkmıştır.

Aşk ve sevgi farklı şeylerdir. Aşk ansızın gelişebilir. Zamansız ve mantıksızdır. Aşkta saygı olmayabilir. Sevgide tam tersi saygı şarttır. Mantık esasına dayanır. Evlilik için aşk olumsuz sonuçlar yaratabilir. Hırsıza da katile de âşık olabilirsin. Bu mantıksız bir ilişki oluşturur. Aile bir kurumdur. Evlenmek ve aile olmak için aşk değil sevgi gerekir. Sevgide saygı ve güven vardır. Aşkta saygı yoktur, mecburiyet vardır. Yani arkadaşım herkese âşık olabilirsin ama herkesle evlenemezsin. Kişiler arası ilişkilerde de normal olarak kavga ve tartışmalar çıkabilir. Kavga veya tartışma yoksa o ilişkide sıkıntı olabilir. Ya birisi çok baskındır ya da diğeri çok alttan alıyordur. Doğru ilişkide özgürlük ambargosu olmaz. Sen, sevecen ve hoşgörülü ol ki karşılığı olsun. Unutma ki sevmek kolaydır ama sevilmek zordur. Diğer bir şart ise sevdiğini değiştirme. Bırak nasıl sevdiysen öyle kalsın. Sevgilini olduğu gibi sevmek seni ilişkide v2.0 yapacaktır. 2. bölüm, yarın LiveTerra’da. Diğer bölümler de 1 gün arayla yayınlanacak. Takipte kal.

Yazı kategorisi: Güncel

DÜŞÜN

ERKEK ve KADIN : Erkek sonuç odaklıdır. Erkek tek işe odaklıdır. Çok iş yapabilir ama hepsini doğru ve yerinde yapması sık görülmez. Erkek mantıksal düşünür. Aynı tişörtü ucuz diye 2 tane alabilir ama bu kadında geçerli değildir. Kadın mantıksız demiyorum, kadın mantık gerektiren işlere duygularını da katmaktadır. Duygular mantığın düşmanıdır. Kadın çok yönlü düşünür. Evli çiftlerin tartışması trajikomiktir. Erkek sorulan soruya yine soruyla cevap verir ve zaman kazanır o sırada gerçek cevabını başını yakmadan söylemek için düşünür. Kadında bulut sistemi vardır. Hazır cevaptır yapıştırır cevapları soruları. İki cinsiyet ancak saygı duyarsa anlaşabilir. Gerekirse sus ve dinlemeyi öğren. Dinlemenin yaşı yoktur. Dinle, belki yanlış sensin. Hemen her şeye atlama. Gerçekten dinliyor musun? Düşün. Kararlar verirken düşünmek ileri zamanda sana benlik saygısı kazandıracaktır.

İLİŞKİLERİN PERDE ARKASI: Öncelikle ilişki kuran kişiler arası senkronizasyon problemleri ço0k önemlidir. İlişkilerde iletişim önemlidir. Etkili iletişim kurmasını öğrenmelisin ve senkronizasyon problemlerini çözmelisin. Beraber kararlarda ortak nokta sağlama becerisi kazan ve bu beceriyi geliştirmelisin. Evlenen kişiler incelendiğinde senkronizasyon problemleri 2-3 yıl içerisinde kaybolmaktadır. 3 yıllık ilişki bir başarıdır. Yani insanlar ilişkilerinde bir şeyler başarıyorsa problemler de ortadan kalkmaya başlıyor. Uzun ömürlü ilişkilerin sırrı budur. Diğer problem kriz problemleridir. Örneğin evli bir çiftin evinde erkek çorabı çıkarıp ev içinde yok olması için fırlatması krize yol açabilir. Bu gibi krize yol açan problemler ortadan kaldırılmadır. Sorunlar yok olursa her şey düzelir. İletişim kurarken mantık ekseninde kurmalısın. Mantıklı hareket etmelisin. Kendi hatanı düşün ve hatanı tart. Değişeceksin. Kişilik problemleri (narsist vs.) geçmeyebilir. Araştırmalarda da geçmediği görülmektedir. Kişilik problemlerini bul değiştirmeye çalışma, izle. Düzelmezse belirt ve istemediğin bir hayatı yaşama. Gerekirse yolları ayır. İlişkiye başlamadan veya şimdi tüm eski aklına takılan mevzuları hallet. Sürekli geçmiş konuları açma, tükenirsin. Sevgini her daim ifade etmelisin. Unutturma hatırlat. Eski anıları konuşmaktansa konuşmaya değer güncel anılar oluştur. Eski defterleri kaparken hatalı kişi arama. Bariz bir hata varsa hatasını anlatması için 5 dakika ver dinle bu sorunu beraber atlat. Tüm problemleri şimdi hallet ki geri kalan zamanda kafan rahat olsun. Ortaya atılan hayallere destek ol. Beraber bir şeyler hayal edin ve o hayaller gerçekleşsin. Heves kırma. Bir diğer husus yapış yapış olma. Her yere sevgini yazarak, yayarak milletin duymasını sağlamak ve bununla mutlu olmak geçici bir haz yaratır. Milletin umrunda değilsin. İçinde yaşa. Zaten seviyor, seviliyorsan aldatmaz, aldatılmazsın. Kafana takılan şeyleri yok edip sevgi=saygı konusunu da öğrendiysen değişmişsin demektir. Versiyon 2.0 olacağız. Değişime ayak uydur, güncelle kendini. Unutma ki güneşe gitmeyi aklına koyan ayağındaki çakıl taşını düşünmez. İlişkiler bitebilir. Bitmişse bitmiştir. Takıntı yapma yeni uğraşlar bul ve geliş. Seni aşağı çeken alışkanlıklardan kurtul. Tüm bu zımbırtılarla psikolojik ve fiziksel olarak vedalaşmalısın. Devamı yarın LiveTerra’da…

Yazı kategorisi: Güncel

Görünmeyen Kahramanlar: Sosyal Hizmet Uzmanları

Sosyal Hizmet nedir?

Sosyal hizmet; sosyal değişimi ve gelişimi, sosyal bütünleşmeyi, insanların güçlendirilmesini ve özgürleşmelerini destekleyen uygulama temelli bir meslek ve akademik disiplindir. Sosyal hizmet; sosyal adalet, insan hakları, ortak sorumluluk ve farklılıklara saygı ilkelerini merkeze alır.

Sosyal Hizmet bölümünü bitirenler Sosyal Hizmet Uzmanı veya Sosyal Çalışmacı unvanına sahip olurlar. Sonradan ortaya çıkmış “sosyal çalışma görevlisi” veyahut “sosyal çalışan” gibi kavramlar sosyal hizmet mesleğiyle uyuşmamaktadır.

Sosyal Hizmet Bölümü; uygulama ve birebir terapötik iletişim odaklı bir disiplin olması sebebiyle (burayı koyu renkle yazma gereksinimi duyuyorum) örgün eğitim şeklinde olmalıdır. Bu sebeple yine açık öğretim Sosyal Hizmetler bölümü, Sosyal Hizmet yaklaşımına aykırıdır. Bugün hala açık-örgün tartışmasını ve mücadelesini yaşamaktayız.

  • Örgün Sosyal Hizmet mezunu bireyler Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlık ve İl müdürlüklerinde, Adalet Bakanlığı’nın Aile Mahkemeleri’ nde Adli Sosyal Hizmet alanında, Huzurevi ve Engelli  Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde, Sağlık Bakanlığında Tıbbi Sosyal Hizmet alanında, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarında, Sivil Toplum Örgütlerinde, İl Göç İdarelerinde çalışma imkanı bulabilirler.

Bu mesleği yapabilir miyim?

Yardımlaşmaya, sosyal adalet ve eşitlik ilkelerine önem veriyorsanız, farklılıklara, renkliliklere saygı duymayı biliyorsanız, mağdurun hak savunucusu olabilirim diyorsanız ve en önemlisi meslek aşkını kendinizde görüyorsanız Sosyal Hizmet işte tam size göre…

Sosyal hizmet kavramının yarısını oluşturan “sosyal” sözcüğü insanların yaşamlarını şekillendiren güçlerle etkileşim odağıdır. “sosyal hizmet” kavramı, sosyal sorunları çözmek için yardım tekniklerini disipliner bir tutumla uygulayan bir meslek için doğru bir kullanımdır. Sosyal Hizmet mesleğini anlamak, insanı sosyal bir varlık olarak derinlemesine değerlendirmekle başlar.

  • Sosyal Hizmetin; insanların sorun çözme, baş etme ve gelişimsel kapasitelerini arttırmak; insanlara kaynak, hizmet ve olanak sağlayan sistemlerle müracaatçıları bağlantılandırmak; sistemlerin etkili ve insancıl olarak işlev görmesini sağlamak ve sosyal politikaların gelişimi ve ilerlemesi için katkıda bulunmak üzere dört temel amacı bulunmaktadır.

Sosyal hizmet uzmanları kaynakla müracaatçıyı buluşturmanın yanında, bireyler için koruyucu ve önleyici tedbirler alır. Hakların yanında sorumlulukların da yer aldığını bilir. Sosyal Hizmet Uzmanları, müracaatçının olası sorunları üzerine odaklanır ve müracaatçıya yollar sunar. Müracaatçıyı yönlendirme yetkisi yoktur. Burada müracaatçının self determinasyon dediğimiz, kendi kaderini kendi tayin etme hakkı mevcuttur. Bireyler öncelikle değişime istekli olmalıdır. Çünkü her ne kadar sosyal hizmet müdahaleleri etkili olsa da müracaatçıların sorunlarına uzun vadede çözümler bulabilmeleri için değişime ve kendilerine olan inancı yitirmemeleri gerekmektedir.

  • Sosyal Hizmet uzmanları mesleki etik ve değerleri bilir. Müracaatçı ile Sosyal Hizmet uzmanı arasında gizlilik ilkesi mevcuttur. Sosyal hizmet uzmanları, müracaatçı ile kendisi arasında güven ortamı kurduktan sonra sorunlara çözüm aramalıdır. Sosyal hizmet uzmanları bir çok farklı vakaya tanık olabilir, zamanla vakalara alışabilir ama unutmamalıdır ki vakanın biricikliği sebebiyle her müracaatçıyla ilk defa karşılaşmış ve ilk defa sorunlarını dinlemiş olacaktır.

Sosyal Hizmet Uzmanlarının en önemli özelliği empati yeteneklerinin gelişmiş olmasıdır. Müracaatçının yaşamış olduğu sorunlara karşı empati geliştirmeli, bireyi olduğu gibi ele almalıdır. Aksi takdirde halihazırda örselenmiş, anlaşılmaya ihtiyacı olan birey daha fazla örselenecektir.

Sosyal Hizmet mesleği bireyin baş etme kapasitelerini yeniden geliştirir, böylelikle birey toplum içinde kendisinin de var olduğu bilincine varır. Bireyin topluma yeniden kazandırılması, yapabileceklerinin farkına varılması sağlanır. Burada Sosyal Hizmet Uzmanları müracaatçıların geliştirilmesi gereken yönleri yerine, güçlü yönlerine odaklanmalı ve müracaatçıya güçlendirme yaklaşımı uygulamalıdır.

Sosyal Hizmet Uzmanları müracaatçıyla birlikte çok yol katettikten sonra görüşme sonlandırılsa bile periyodlar halinde müracaatçıyı izlemeli, yeniden ortaya çıkabilecek riskler için tedbirler almalıdır. Bu durum sosyal hizmet mesleğinin önemini büyük ölçüde göstermektedir…

Ben Sosyal Hizmet Uzmanıyım, peki ya senin süper gücün ne?

Kaynak ;

Pincus ve Minahan 1973; NASW 1982


Sosyal Hizmet Temelleri Yaklaşımları Müdahale Yöntemleri Prof. Dr. Veli Duyan


/Sosyal Hizmet Uzmanı Ebru GÖKENÇ