Afgan Kadınlarının Tek Suçu (Kadın Olmak)

Kırsal kesimde, sivillere yönelik bitmek bilmeyen katliamların baş mağdurudur Afgan kadınlar. Afganistan veya İran gibi sert dini kuralları olan ülkelerde,hayattan soyutlanmak kadınlar için alışılagelmiş bir durumdur. İnsan olarak bile değer görmeyen kadınlar sokağa erkeksiz, örtüsüz çıkamamakta. Çıkarsa ağır suçlar işlemişçesine katı şekilde yargılanmakta. Sokakta sırf bunu denetlemek için ahlak polisleri devriye atmakta. Günümüz gelişen toplumlarında bu şekilde çağ dışı kalmış toplumlara da rastlamak insanı üzüyor. Kadınların Türk geleneğinde çok değerli olması da buna ettiğim sitemin en büyük kaynağı. Biz Türkler için eskiden beri hakan diye nitelediğimiz ülke hükümdarlarımızın yanında kadınları da hatun adıyla kurultaya başkanlık ederdi. Hakan’ın karısının hükümleri de ülkeyi yöneten hakan kararlarıyla eşit ağırlıktaydı. Fakat komşularımız aynı değeri vermemekte gün geçtikçe işin suyunu çıkarmakta. Özellikle İran gibi şeriatla yönetilen ülkelerde kadın neredeyse yok sayılıyor. Çalışamıyor, gezemiyor, gerçek anlamda yaşayamıyor. Kadınların haklarının kısıtlanması insan hakları beyannamesine de aykırı fakat o ülkeler bunu pek umursuyor gibi görünmüyor. Afganistan, Suriye gibi iç savaşların yaşandığı ülkelerin kurtulmak için misafir olduğu en demokratik ve insanlara saygı duyan ülkelerden olan Türkiye, her yıl milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yapıyor. Buraya gelen arap asıllı kadınlar belki hayatlarında ilk kez alışveriş merkezlerine, çarşıyai sokağa çıkıyor, araba kullanıp özgürce konuşabiliyor. Afganların yüzde yetmişinden fazlası şehirlerde yaşamıyor. Kırsal alanlarda, ABD liderliğindeki koalisyon ve onun Afgan müttefikleri altındaki yaşam tamamen tehlike haline geldi. Üzülerek dindaşlarımızın katline şahit oluyor, sivillerin sebepsiz yere işkence çektiğini görüyoruz. Hiçbir insanın kötü muamele görmesine razı olmayan koruyucu bir güç olan Türkiye, elinden geldikçe mağdurların elinden tutup onlara yardım ediyor. Fakat koskoca ülkelerin hepsine aynı anda koşmak imkanın sınırlarını zorlamakta. Bu sorunlar evrensel olarak çözülmeli. Türkiye gibi, diğer güçlü ülkeler de insanların hayatını korumalı. Yetim oğluyla yalnız yaşayan bir Afgan kadının şu hikayesine denk geldim, Afganistan’da yer alan Helmand’da kadınların erkekler tarafından görülmesi yasaktır. Bu annemizin 19 yaşındaki oğlu Ahmed bir gün kapıya gelir ve dışarıda, palalı ve siyah sarıklı iki adam, tüfekler taşıyor der. Onlar, kırsal bölgeyi Afgan Ulusal Ordusundan geri almak için bir saldırı yürüten örgütün üyeleriydi. Adamlardan biri, “Hemen gitmezseniz herkes ölecek” diye uyardı. Sonrasında olaylar hiç hoş değil bu yüzden kısaca köyün devletine bağlı halklar olduğu gerekçesiyle katledildiğiyle sonuçlanıyor. İnsan haklarının özünü dahi yok sayan örgütlerin güç mücadelesi için aldığı masum canlar…

Afgan erkekleri çalışmak için yurdunu terk ederken bazı kadınlar örgütlenerek devletini, vatanını bırakmayacağını söyledi. Bu kadınlar uzunca süre gazetelerde manşet olarak yayınlandı. Fakat bu başkaldırının bedelini canlarıyla ödediler. Sanat, bilim ve eğitim düşmanı örgütün bu zülmüne sessiz kalmayan ilk ülke olan Türkiye kapılarını masum sivillere araladı. Şaşırtıcı olan şu ki Türkiye’ye sığınanların çoğu erkek ve çalışma çağında insanlardı. Vatanı savunabilecek güçte erkekler. Kadının ve çocukların daha korumasız olduğu savaşlarda öncelik kadın ve çocukların korunma altına alınması olmalıydı fakat gelenek görenekleri doğrultusunda hareket eden erkeklerin çoğu kendi başının derdine düşerek göç etti. Ne zordur anne olmak… Savaş ortamında anne olmayı, cephelere mühimmat ve yiyecek taşımayı en iyi Türk kadınlarıi anaları bilir. Bizler de mazlumun yanında, zalimin her daim karşısındayız. Umarız ki insanların sebepsizce katledilmediği, kadınların da eşit haklarla yaşadığı, demokratik ve laik muasır medeniyetleri evlatlarımız görür. Bizler göremiyoruz ama gelecek nesiller akıl ve bilim ışığında dünyayı yeniden inşa edecektir. Ulu önder, Türkiye Cumhuriyeti ilk ve en ulu lideri Mustafa Kemal ATATÜRK’ün şu sözleriyle noktalamak isterim.

  • Eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse bilimi seçin.
  • Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.
  • Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için, en hakiki mürşit bilimdir, fendir.
  • Bir ulusun asker ordusu ne kadar güçlü olursa olsun, kazandığı zafer ne kadar yüce olursa olsun, bir ulus ilim ordusuna sahip değilse, savaş meydanlarında kazanılmış zaferlerin sonu olacaktır. Bu nedenle bir an önce büyük, mükemmel bir ilim ordusuna sahip olma zorunluluğu vardır. /// Mustafa Kemal ATATÜRK

“Afgan Kadınlarının Tek Suçu (Kadın Olmak)” için 4 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s