Yazı kategorisi: Güncel, Genel, Yeni, İnsan

Pislik Lekesi

Unutulan ömrün kısalığından daha kısa süren durumlarda kitlenmek insanların zayıf noktasıdır. Her insanın en güzel veya dertsiz günlerini mahveden bir pislik hayatından geçmiştir. Üstüm bu lekelerle kaplı. Bir insana verilen çabaların ne kadar boşa gidebileceğini görmek sanırım en büyük israfın şahidiyeti. Bir zamanlar iyi biri olduğun hikayede en kötü rol oyuncusu olmak gibi bir şey bu. Bir insanı en iyi son haliyle hatırlarız ve sanırım benim kısacık hayatımın büyük bir kısmını gerçek yüzüyle yani son haliyle tanımam onca yılın üstüne saniyeler sürdü. Onlarca kilometre yolları uykusuz çeken bu beden, harçlığıyla hediyeler biriktiren ve paranın alamayacağı duyguları besleyen bu ruh… Her şeyi paylaşırken her acını her hobini her şeyi, bir anda hiçbir şeyin kalmadığı an o boşlukta seni tekmeleyen bu karşı ruh. Sevgi nasıl azalır? Çoğu zaman kötü yollar seçenek olduğu anlarda bu ruh hep o kısacık hayatının bir dönemini kaplayan, mutlu dönemini kaplayan başka bir ruhu düşünerek geride kalmaması için kaç yol ayrımında bekledi? Kaç yol ayrımını görmezden geldi? Kaç isteği kaç kişiyi kaç hayallerini sildi? Bu cefanın karşılığı iyi bir ödül müdür? Bu bir aptallıktı. Hayatımın en eşsiz dönemini, en güzel anılarla kaç şehrin sığmadığı anılarla dolan bu dönemi bir çırpıda koparıp atmak ne kadar zor. Sırf kalbine dokunmak için kat edilen yollar, aylarca vermek için beklenen hediyeler, en saf duygular. Belki de ben beceriksizdim. Her defasında aldatılmayı seçen bendim belki. Gecenin köründe uyumadan öteki günü onun için planlarken başka ruhlarla başka sokaklarda gece karanlığında eğlenen bir şeye bu kadar değeri vermek miydi suç? Suçum iyi biri olmak mı? Bir heves bir umut bir heyecan… Bir kalbin fosilleşmesinin hikayesi bu. Eğer bir yerde en buruk hikayeler toparlanacaksa en iyi ciltlerinden biridir bu kitap. Kuruyan bir kalbin hikayesi. Sen yaşlı gibisin, senin kalbin yok, senin ruhun yaşlanmış… Bir günde mi kurudu bu onca yıllık beden? Yaşanılan her hayal kırıklığı ve acının terbiyesinden geçen bir ruh nasıl kalbe fısıldayabilir? Kuru toprağın altında ışık var mı bilinmez ama ruhun fısıltısının topraktan geçip mum ışığı kadar sönük bu ışığı titretemeyeceği artık kesindir. Bir atom bombasını bağrımda taşımakla eşdeğer bir sinir tehlikesiyle nasıl mücadele edebilirim bunun bir imkanı yok. Titanyum bir muhafazanın içindeki bu yürek tek zayıf noktasından iki kere hasar aldı ve artık delik gözükmekte. O aldatma darbesi o kadar güçlü ki binlerce evlerin yıkılması, binlerce ağacın çatırtısı anca karşılık olurdu içerdeki fırtınaya. Bir çamur lekesi gibi hayatımı kirleten kötü ruhların oyuncağı oldum. Pir Sultan gibi yolumu bulamadım, aşık Veysel gibi kör oldum ve binlerce milyonlarca ruh arasında bir kenara atıldım. Bu çöküşün tamiri zordur fakat ayakta durmak yaşamak için mecburi. Nefes alan bu kılıfın içinde dik durmak tek gaye. Benim içimdeki titreyen mum alevi bir daha ışık saçmamaya yemin ederek söndü. Bu hayat çarşafımdaki ikinci büyük pislik lekesiydi. Artık ne çarşaf kaldı ne pislik. Bir daha kirlenmemek üzere ne hayat kaldı ne ruh.

Hiçbir zaman anlamadı insanoğlu.
dünya birine kalacak olsaydı Süleyman’a kalırdı.
ölüm satın alınsaydı nemrut tutar alırdı.
çıkmadık canlara derman bulurdu,
lokman hekim ölmedi mi?
bu yüzden hiç korkmadık biz,
derdimize yüksel dedik, istediğin kadar yüksel!
nasıl olsa geçmeyecek misin?
zalimlere güçlen dedik, dilediğin kadar güçlen!
nasıl olsa düşmeyecek misin?
öyle oldu, olacak.
bu dünya iyiyle kötünün arasında bir yerde
ama günü geldiğinde iyilerden taraf olacak.

Yazar:

Eğitimci - Araştırmacı - Yazar

Pislik Lekesi” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s