Yazı kategorisi: Güncel

Afgan Kadınlarının Tek Suçu (Kadın Olmak)

Kırsal kesimde, sivillere yönelik bitmek bilmeyen katliamların baş mağdurudur Afgan kadınlar. Afganistan veya İran gibi sert dini kuralları olan ülkelerde,hayattan soyutlanmak kadınlar için alışılagelmiş bir durumdur. İnsan olarak bile değer görmeyen kadınlar sokağa erkeksiz, örtüsüz çıkamamakta. Çıkarsa ağır suçlar işlemişçesine katı şekilde yargılanmakta. Sokakta sırf bunu denetlemek için ahlak polisleri devriye atmakta. Günümüz gelişen toplumlarında bu şekilde çağ dışı kalmış toplumlara da rastlamak insanı üzüyor. Kadınların Türk geleneğinde çok değerli olması da buna ettiğim sitemin en büyük kaynağı. Biz Türkler için eskiden beri hakan diye nitelediğimiz ülke hükümdarlarımızın yanında kadınları da hatun adıyla kurultaya başkanlık ederdi. Hakan’ın karısının hükümleri de ülkeyi yöneten hakan kararlarıyla eşit ağırlıktaydı. Fakat komşularımız aynı değeri vermemekte gün geçtikçe işin suyunu çıkarmakta. Özellikle İran gibi şeriatla yönetilen ülkelerde kadın neredeyse yok sayılıyor. Çalışamıyor, gezemiyor, gerçek anlamda yaşayamıyor. Kadınların haklarının kısıtlanması insan hakları beyannamesine de aykırı fakat o ülkeler bunu pek umursuyor gibi görünmüyor. Afganistan, Suriye gibi iç savaşların yaşandığı ülkelerin kurtulmak için misafir olduğu en demokratik ve insanlara saygı duyan ülkelerden olan Türkiye, her yıl milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yapıyor. Buraya gelen arap asıllı kadınlar belki hayatlarında ilk kez alışveriş merkezlerine, çarşıyai sokağa çıkıyor, araba kullanıp özgürce konuşabiliyor. Afganların yüzde yetmişinden fazlası şehirlerde yaşamıyor. Kırsal alanlarda, ABD liderliğindeki koalisyon ve onun Afgan müttefikleri altındaki yaşam tamamen tehlike haline geldi. Üzülerek dindaşlarımızın katline şahit oluyor, sivillerin sebepsiz yere işkence çektiğini görüyoruz. Hiçbir insanın kötü muamele görmesine razı olmayan koruyucu bir güç olan Türkiye, elinden geldikçe mağdurların elinden tutup onlara yardım ediyor. Fakat koskoca ülkelerin hepsine aynı anda koşmak imkanın sınırlarını zorlamakta. Bu sorunlar evrensel olarak çözülmeli. Türkiye gibi, diğer güçlü ülkeler de insanların hayatını korumalı. Yetim oğluyla yalnız yaşayan bir Afgan kadının şu hikayesine denk geldim, Afganistan’da yer alan Helmand’da kadınların erkekler tarafından görülmesi yasaktır. Bu annemizin 19 yaşındaki oğlu Ahmed bir gün kapıya gelir ve dışarıda, palalı ve siyah sarıklı iki adam, tüfekler taşıyor der. Onlar, kırsal bölgeyi Afgan Ulusal Ordusundan geri almak için bir saldırı yürüten örgütün üyeleriydi. Adamlardan biri, “Hemen gitmezseniz herkes ölecek” diye uyardı. Sonrasında olaylar hiç hoş değil bu yüzden kısaca köyün devletine bağlı halklar olduğu gerekçesiyle katledildiğiyle sonuçlanıyor. İnsan haklarının özünü dahi yok sayan örgütlerin güç mücadelesi için aldığı masum canlar…

Afgan erkekleri çalışmak için yurdunu terk ederken bazı kadınlar örgütlenerek devletini, vatanını bırakmayacağını söyledi. Bu kadınlar uzunca süre gazetelerde manşet olarak yayınlandı. Fakat bu başkaldırının bedelini canlarıyla ödediler. Sanat, bilim ve eğitim düşmanı örgütün bu zülmüne sessiz kalmayan ilk ülke olan Türkiye kapılarını masum sivillere araladı. Şaşırtıcı olan şu ki Türkiye’ye sığınanların çoğu erkek ve çalışma çağında insanlardı. Vatanı savunabilecek güçte erkekler. Kadının ve çocukların daha korumasız olduğu savaşlarda öncelik kadın ve çocukların korunma altına alınması olmalıydı fakat gelenek görenekleri doğrultusunda hareket eden erkeklerin çoğu kendi başının derdine düşerek göç etti. Ne zordur anne olmak… Savaş ortamında anne olmayı, cephelere mühimmat ve yiyecek taşımayı en iyi Türk kadınlarıi anaları bilir. Bizler de mazlumun yanında, zalimin her daim karşısındayız. Umarız ki insanların sebepsizce katledilmediği, kadınların da eşit haklarla yaşadığı, demokratik ve laik muasır medeniyetleri evlatlarımız görür. Bizler göremiyoruz ama gelecek nesiller akıl ve bilim ışığında dünyayı yeniden inşa edecektir. Ulu önder, Türkiye Cumhuriyeti ilk ve en ulu lideri Mustafa Kemal ATATÜRK’ün şu sözleriyle noktalamak isterim.

  • Eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse bilimi seçin.
  • Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.
  • Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için, en hakiki mürşit bilimdir, fendir.
  • Bir ulusun asker ordusu ne kadar güçlü olursa olsun, kazandığı zafer ne kadar yüce olursa olsun, bir ulus ilim ordusuna sahip değilse, savaş meydanlarında kazanılmış zaferlerin sonu olacaktır. Bu nedenle bir an önce büyük, mükemmel bir ilim ordusuna sahip olma zorunluluğu vardır. /// Mustafa Kemal ATATÜRK

Yazı kategorisi: Güncel, Genel

NFT ve Kripto Cüzdan Nedir ?

NFT yeri doldurulamaz jetonlar anlamına gelir. Türkçe’de “değişmez jeton” veya “değişmez para birimi” olarak çevrilebilir. NFT aslında bir kripto para birimidir. Ancak bu tanımda para birimi, bildiğimiz tanımın dışında değeri olan herhangi bir varlık olabilir. Başka bir deyişle NFT, değeri olan ve toplanabilen bir dijital varlıktır. Bir NFT varlığı olarak sayılabilir; sosyal medyada oluşturduğunuz herhangi bir sanat eseri, video, tweet, web sitesi, resim, hikaye vb. olabilir. Tüm bu dijital varlıklar, gerekli koşulları sağladıklarında NFT haline gelebilirler. NFT kavramı, normal şartlar altında tahsil değeri olabilecek bir varlığın dijital dünyadaki yansıması olarak da tanımlanabilir. Örneğin, 1990’larda çok popüler olan ve koleksiyonluk olan kartlar ve futbol kartları bu varlıklara iyi örneklerdir. NFT’ler ve dijital para birimleri arasındaki fark, tüm NFT’lerin farklı şekilde tasarlanmış olmasıdır. Bu özellik onları benzersiz ve değişmez kılar. NFT’ler, diğer kripto para birimleri gibi blok zincirinde bulunur. Başka bir deyişle, NFT’ler tamamen dijital varlıklardır. Peki, bu durumda bir NFT ne yapardı? NFT’leri şu şekilde düşünebilirsiniz: Nasıl kripto para birimlerinin veya bitcoinlerin parasal karşılıkları varsa, NFT’lerin de dijital ortamda oluşturulmuş bazı karşılıkları vardır. Bunlar bir sanat formu, bir fotoğraf, bir edebiyat eseri vb. olabilir. NFT’nin değeri benzersizliğinden gelir. Yani bir NFT satın aldığınızda, başka kimsenin sahip olmadığı bir dijital varlığa sahip olursunuz. Bir NFT’ye sahip olmayı, kendinize dijital ortamda orijinal koda erişim sağlamak olarak düşünebilirsiniz.

NFT’ler, genellikle CryptoKitties geliştiricileri tarafından oluşturulan Ethereum uyumlu kod olan ERC-721 standardı kullanılarak oluşturulur. Buna ek olarak yeni geliştirilen bir diğer standart da ERC-1155’tir. Bu yeni standart aynı zamanda yeni fırsatlarla işbirliği yapma fırsatları da sağlar. Bu, benzersiz varlıklar olan NFT’lerin blok zincirlerinin birbiriyle uyumlu olduğu ve farklı uygulamalar arasında kolayca aktarılabileceği anlamına gelir. İlk Ethereum tabanlı NFT’ler 2015 civarında ortaya çıktı. CryptoKitties ise değişmez token teknolojisiyle ilk kez 2017 yılında adını duyurmuştu. O zamandan beri, NFT endüstrisi hızla büyüyor. NFT, aynı zamanda değişmez bir token; OpenSea, Nifty Gateway ve SuperRare gibi pazar yerlerinde alınıp satılabilir. NFT’lerinizi saklamak ve koleksiyon oluşturmak istediğinizde Meta MASK gibi cüzdan uygulamalarını kullanabilirsiniz. Ayrıca, NFT’ler sahibinin izni olmadan kopyalanamaz veya aktarılamaz.

Örnek olarak kendi yaptığım NFT’leri sergilediğim mağazama bakabilirsiniz.

Opensea NFT mağazam: https://opensea.io/mbrx

Kripto Cüzdan , hususi hesap kodu yani anahtarlarınızı saklayıp kripto paranızı güvenli ve erişilebilir halde saklar. Ayrıca Bitcoin ve Ethereum şeklinde kripto para birimleri transferi sağlar. Binance üzerinden açılan hesaplara otomatik tanımlanan cüzdanlar buna örnektir. Bu cüzdanlar arası transferleri çok hızlı ve ekonomik yapabiliyoruz. MetaMASK ise biraz daha nft alım satım ve kripto imzalamaya yöneliktir. Birbirinize uluslararası hediye göndermenin en ideal halidir kripto cüzdanlar. Siz de bize Hediye göndermek ister misiniz? Kripto cüzdan kodları

( Binance BTC wallet: 18PgZPRuMPJ1vaBsPhdR6g6jdL6NVtJCrS )

( BTC (BEP20): 0x2e928b36d15e5eefb942cd3f7b86446a624cd162 )

( ETH erc20: 0x2e928b36d15e5eefb942cd3f7b86446a624cd162 )

( MetaMASK wallet: 0xb0037E612859F8df371D66014DbE464C45A8076f )

Yazı kategorisi: Güncel

Motivasyon Problemleri ve Çözümler

Üç yaygın motivasyon sorunu görüyorum, Eğitim: Öğrenmek için yeterli motivasyonunuz yok; Kaygı; Öğrenmeye çok isteksizsiniz; Dikkatin dağılması: Sizi daha fazla motive eden başka şeyler var.

Yapacak çok şeyiniz varsa ancak bunu yapmak için kendinizi motive edemiyorsanız, sorun genellikle bu kategorilerden birine veya birkaçına girer. Eğitim sorununda Öğrenme dürtüsü olmadan başlamak zordur. Zayıf dürtüler aile üyelerinden, öğretmenlerden veya işverenlerden beklentileri içerebilir. Yapman gereken ama yapmak istemediğin şeyler. Mesela ödevler… Buradaki sorun, bu uyarıcıların genellikle onlardan kaçınarak karşılanabilmesidir. Anne babanı sakinleştirmek, iyi notlar almak için çok çalışmaktan çok daha kolaydır, bu yüzden sonunda elde ettiğin şey kayıtsızlıktır. Düşük not alırsın suçu başka şeylere atar çarpıtır ailenin gönlünü alırsın. Bu durumu tersine çevirebilirsiniz, ancak başlamak için zorlayıcı bir vizyona ihtiyacınız var. Kamu Personeli sınavı için atanıp düzenli iş ve maaş kazanmak gibi.

Anksiyete sorunları


Bazen öğrenme isteği duyarsınız ama yine de ertelersiniz. Niye? Ödüllerden mahrum kalmaktan ziyade ceza hakkında endişeleniyorsunuz. Korku, başarısızlık, olumsuz geri bildirim veya kötü performans gibi dönütlerle karşılaşmaktan kaynaklanabilir.

Neyse ki, kaygı hakkında biraz araştırma yaparsak, kendinizi sevmediğiniz şeylere maruz bırakırsanız ve kötü bir şey olmazsa, tepki azalma eğilimi gösteriyor. Yani ilk kez araba süren biri kaza yapma korkusuyla kaygı duyabilir. Aracı kaza yapmadan sürdükten sonra bu kaygı azalacak, zamanla kaybolacaktır. Biz buna psikolojide sönme diyoruz. Her çalışmaya, soruları tamamen yanlış anlayacağınızı düşünerek başlayın. İlk deneme testinizi başarısız olacağınızı düşünerek yapın.
İlk on tanesini unutmak amacıyla bilgi kartlarınızı açın. Bu sayede yordağınız yani tahmin edebildiğiniz sonuçla karşılaşınca fazla kaygı duymazsınız. Sınava çalışan bireyler ilk denemelerinde düşük alacağını, sonradan kendisini geliştirdikçe netleri yükselteceğini kendine kabullendirip çalışmalara başlarsa kötü deneme sonuçlarıyla ders çalışmaktan vazgeçmez, aksine daha iyisini yapacağını düşündüğü için kötü sonuçlar bireyi güdüler.

Dikkat dağınıklığı sorunları

Eğer ders çalışmaktan başka bir şey yapma isteğiniz varsa, dikkatiniz dağılır.
Bu, özellikle dikkat çalma mekanizmalarının her zamankinden daha güçlü olduğu mevcut ortamımızda geçerlidir yani konfor alanımızda. Ancak dikkat dağınıklığı her zaman kötü bir şey değildir. Bir kitabı sıkıcı göründüğü için bırakmak irade eksikliği değil, okunmamış kitaplarla dolu bir dünyada ilginç kitaplara bağlı kalmanız gerektiğini anlamaktır. Yeni hedef daha önemliyse, projeler arasında geçiş yapmak da yardımcı olabilir. At gözlüklerini çıkarıp başka yolların da olduğunu görmek, bunu kavramak bilişsel gelişimin üst basamağıdır. Maslow’un kendini gerçekleştirme basamağı gibi…
Çözüm, zihniniz için duvarlarla çevrili bir bahçe inşa etmektir. Bu zihinsel algoritmaların ne için kullanıldığını devre dışı bırakmadan kötü niyetli dikkat dağınıklığını önlemek için kurallar ve kısıtlamalar oluşturun. Örneğin,

Tüm dijital dikkat dağıtıcı şeyler için zaman sınırları veya fiziksel sınırlar belirleyin. Twitter’ı seviyorum ama sınırlamasaydım bütün gün orada olurdum. Telefonu sakla, twitter’ı sil gibi…
Her seferinde bir proje üretin ve onunla devam edin. Bir ay iyi bir zamandır çünkü işe bağlı kalmanın maliyeti fazladır. Bu maliyet manevidir yani sabırdır. Ancak kendinizi zorlayarak önemli ilerleme kaydedebilirsiniz.
Asla zirveden vazgeçme. Dikkat dağınıklığı ve kaygı karışabilir. Bir iş yapmanız gerektiğinde, başka bir şey yapma dürtüsü kolayca gelebilir. Dikkatinizi dağıtan unsurlar her zaman vardır. Yanlış sorular sorduğunuzda pes etmeme kuralını varsaymak, yanlış nedenlerle zaman kaybetmekten veya ilerlemenizin durmasından sizi alıkoyacaktır.

Tutkuyla Çalışmak için şu sorulara cevap bulmanız fayda sağlayacaktır,
Bugün öğrenmek için motivasyonunuza bakmanızı ve onu nasıl geliştirebileceğinizi görmenizi istiyorum:

Hafızanızı nasıl artırabilirsiniz? Mevcut öğrenme hedeflerinizi nasıl daha ilginç hale getirebilirsiniz? Anksiyete’yi nasıl azaltabilirsiniz? Kendiniz için belirlediğiniz hedefleri yeniden düzenleyerek yolu nasıl daha az acı verici hale getirebilirsiniz?
Oyalanmaktan kurtulmak için hangi adımları atabilirsiniz?


Yorumlarda fikirlerinizi belirtebilirsiniz. Beğendiğiniz içerikleri beğen butonundan beğenerek veya yorum yaparak bize hangi içerikleri üretmemiz konusunda yol gösterebilirsiniz.

  • Teacher/Öğrt. Mustafa BAHAR
Yazı kategorisi: Güncel, Genel, İnsan

Satoshi Nakamato Benim

2016’dan beri Craig Wright, her zaman Satoshi Nakamoto olduğunu iddia etti. Ancak şu ana kadar sunduğu kanıtlar halk açısından inandırıcı değildi. Satoshi Nakamato Bitcoin mucidi olarak bilinen kişinin takma ismi olduğu düşünülüyordu çünkü Japon ve ismi Satoshi Nakamato olan tek kişi bir fizik profesörüydü. Profesör hem yaşamında sanal alemden uzak, daha çok bilimle ilgilenen hem de zengin olma gibi bir amacı olmayan insandı. Bitcoin’in elektronik nakit sistemi beyaz kağıt olarak pdf formatında p2p profilinde yayınlandı. Dünya bankacılık hantallığına bir çözüm önerisiydi. Satoshi Nakamato bulduğu buluşun darkwebde kötü işlerde ödeme aracı olarak kullanıldığını gördükçe kimliğini gizlemeye devam etti. Satoshi Nakamato ile iletişim kuran ve bitcoin.com geliştiricilerinden Gevin Anderson son iletişim mailinde Satoshi Nakamato’nun bu işi gizemli gibi lanse etmesine kızdığını yayınladı. Bu öfkeli mailden sonra Satoshi Nakamato mail adresini siteden kaldırdı. 13 ekim 2010 son mesaj. P2p foundation hesabında yer alan kişisel bilgilere göre japon bir erkek olduğunu görsek de bu hedef şaşırtmak için Satoshi Nakamato’nun kullandığı yöntemdi. Sanal paralarla uğraşan Hal Finey ilk kez siteden bitcoin alan bireydi. Hal’ın ölüm tarihi ve Satoshi Nakamato’nun son durum güncellemesinin aynı olması akıllara Hal’ın Satoshi Nakamato olduğunu getirse de ALS hastalığından vefat eden Hal bu durum güncellemesini yapabilecek durumda değildi. Hastalığının son evrelerinde o güncellemleri yapması imkansızdı. Dorian Nakamato son yayınladığı makalede Satoshi Nakamato olmadığını duyurmuştu. Peki Satoshi Nakamato kim?

Nick Szabo bitgold projesiyle merkezi olmayan para kaynağıyla tespit edildi. Nick Szabo hem yazdığı makalelerde, beyaz kağıtlarda Satoshi Nakamato’nun Bitcoin makalesindeki gibi noktalardan sonra çift boşluk koyuyordu. Bu Satoshi Nakamato’nun yazı karakteriydi. Nick Szabo,bir bilgisayar bilimcisi, yazar ve George Washington Üniversitesi’nde hukuk profesörüydü. Akıllı sözleşmeli bilgisayar protokolü ve dijital para birimi araştırmalarıyla tanınır. Satoshi Nakamoto bir insan değil, bir yaratıktır diyen hackerların yorumlarına bakıldığında 70 milyar dolarlık bitcoinle dünyanın en zengin insanı Satoshi Nakamoto onlara göre büyük köpek balıkları denen topluluktu, hackerlara göre küreselcilerin kendileri bu kripto para birimini yayınlamışlardı. Satoshi Nakamoto’nun Bitcoin hesabındaki 68.744 milyar dolar korkunç bir rakam. Bu Satoshi Nakamoto bir insan olsaydı, parayı uzun zaman önce banknotlara veya banka hesaplarına dönüştürürdü. Bu, paraya ihtiyacı olmayan birinin bitcoin blockchain anahtarının sahibi olduğu anlamına gelir. Amaçları basit, tıpkı şimdiye kadar ABD dolarının sahibi oldukları gibi, sistemi kripto para birimiyle sona erdirmek ve dünyayı yeni bir sisteme geçirmek. Bu insanlar aynı zamanda dünyanın dört bir yanındaki ülkelerden toplam 280 trilyon ABD doları borcunun alacaklılarıdır. 1944’ten beri dünya para sistemine sahip olanların şimdi onun kontrolünden vazgeçeceklerini mi düşünüyorsunuz? diye yazılan yorumlar olsa da Nick Szabo internetteki ayak izleriyle ben Satoshi Nakamato diyordu. Günümüzde Satoshi Nakamato’nun kimliği net olarak bilinmesede Nick Szabo, Satoshi Nakamato olabilecek en güçlü isimdir.

Nick Szabo
Szabo vs Satoshi PDF
Szabo sitesindeki makalenin yayınlanma tarihini değiştir ve yorum tarihlerini kaldırdı.
Satoshi’nin yayınladığı bir kaynakça (Bit Gold- Bit coin)
https://bitcoin.org/bitcoin.pdf

Sizin fikriniz nedir? Yorumlarda belirtebilirsiniz.

Yazı kategorisi: Edebiyat, Güncel, Genel, Kişisel Gelişim, İnsan

Hayat Hikayesi

İnsanları incelediğimiz zaman hepsinin mutlu bir yaşam istediğine ulaşırız. Mutluluk evrenseldir. Peki nasıl bir hayat hikayesi istiyoruz? Bahçeli bir ev, tavuklar, keçilerle geçen gamsız bir hayat mı yoksa lüks şatafat içinde geçen yorucu bir hayat mı? Bu sorunun cevabı görecelidir tabi. Mesela ben insanlardan uzak yeşil bir ovada kendime ait müstakil arsamda yaşamak isterim. İki süt keçim, on tavuğum olsa yeter. Bir de yoldaş köpek. Aileyle zaman geçirmek gibisi yoktur. En kaliteli geçen zaman ailenle geçen zamandır. Gün geçtikçe yaşamdan soyutlanıp sosyal medyalardan hayalimizdeki hayatları yaşayıp çeken, paylaşanları izler hale gelmişiz. Seni bağlayan şey ne? İşin mi? İşinden memnun musun? değilsen ve giderek çöküntü yaratan bir dönemden geçiyorsan en iyi ilaç hayat detoksu olabilir. Yani benim için aile hekiminin yazdığı saçma kapsül ve tabletlerden daha etkili bir ilaç. YAŞAMAK gerçek anlamda yaşamaktan bahsediyorum. Hayat hikayen çok fazla enter veya space tuşlarıyla geçiştirilmiş olmasın. Elinde 80 sayfalık kitap olmayı bekleyen dosya olduğunu düşün, bu dosyadan para kazanmayacaksın, bu dosyayı satma gayen yok. Bu dosyanın tek amacı var o da yaşadıklarını yazmak. Dosyayı nasıl doldurmayı tercih edersin? Rousseou’nun Emilie’si gibi ufak puntolarla dolu dolu mu? yoksa saçma bi watpd masalı gibi bol boşluklu klişelerle mi? Boş bıraktığın her satır sana bahşedilmiş bir yaşamdı. İnsan kendi kitabının yazarıdır. Kendi hayat hikayesinin yazarı. İnsandan insana değişen sayfa kalınlığını yaş ve kader belirlese de ustaca doldurulmuş 50 sayfa, boş doldurulan 120 sayfadan kat kat iyidir. 80 yaşına kadar yaşayacaksın ve elinde kalan 50 yılın (sayfan) olduğu bir kitap düşün. Ne duruyorsun zararın neresinden dönsen kar değil mi? Belki senin hikayen de sonradan bağlayacak okurları hikayeye… Hayat hikayeniz kitabından, en küçük punto ve en az satır aralığıyla dopdolu kitaplar çıkarmanız dileğiyle.

Yazı kategorisi: Eğitim, Güncel, İnsan

Öğretmen Manifestosu

Bir öğretmen daha veli şiddetine kurban gitti, bir öğretmen daha teröristlerce şehit edildi, bir öğretmen atanamadığı için intihar etti, bugün bir öğretmen görüldü ve kasiyerdi, diğer öğretmen kağıt topluyordu. Biri ağlıyor diğeri teselli veriyordu fakat ikisi de bugün yarından daha iyiydi.

Onlar da insandı.

Gelişen teknoloji öğretmenin yerini alabilir miydi? Herkes öğretmen miydi? Eğitim fakültesi okumayan da öğretmen miydi? Öğretmen bir meslek miydi? Öğretmen kimdi? Cidden öğretmen kimdi? Yeni nesil öğretmenler, eski öğretmenlerin eğitim veremediği halde eğitim için değil artık para için yerinde saymasını bekliyordu fakat çalışmayan öğretmen de öğretmen miydi?

Onlar da insandı.

Ben yapabilirim, evet ben ders vermek bir şeyler öğretmek istiyorum. Asgari ücretin altında çalışmaya mecbur da olsam öğretmen olarak anılmak istiyorum dedi. Sistem ona, “Ahmak acemi toplum sana öğretmen demiyor.” dedi yine de pes etmedim bir kaç yılımı bir sınav için harcarım yeter ki sabit maaşım ve belli bir geleceğim olsun diye düşünüyordu.

Onlar da insandı.

Ahmak çocuk neden umutlanıyorsun ki yine bak puanın yüksek ama öğretmen olamayacaksın. Nasıl sınırda kaldın? Belki sınırda kalmadın. Sen bir kaç sene ne yaptın ders mi çalıştın? Belki hiç ders almadın. Sorguladım ve o gün bir şey keşfettim, sistem işliyordu. Tanrı belki de başka türlü çalışıyordu, belki ben yanlış yolu seçenim veya bizler yanlış yoldaydık veya yol doğru sistem yanlıştı. Her şey tam istediğim gibiydi okudum fakültem bitti evet umudum da var ben öğretmen olabilirdim. Bir eksiklik varsa, belirli bir kontenjan var ve ben giremiyorsam sistem haklıydı veya sistem yanlıştı ben o sınavdan düşük puan almadım. Belki de sistem yanlıştı? Ya da ben mi az çalışmıştım? Belki eksik referansım yüzündendir. Evet asosyal biriyim kesin ondandı ya da değildi bu bir nepotizmdi. Sistem yanlış yapmazdı, sistem adaletliydi veya sistem yanlış yaptı, sistem adaletsiz. Belki sınava çalışırken işimi de yapabilirim ama açlık sınırının altında maaş veriyorlar olsun yapardım. “Aptal kişi bütün yıl masa başında oturup ders çalıştın” belki benim olmam gereken sınıfta emekliliği geçmiş bir öğretmen mesai dolduruyor veya ben kuruntu yapıyorum sistemde böyle saçmalıklar olmaz.

Onlar da insandı.

Ani durumlar gelişti belki ülkenin seçim vaadleriyle öğretmen olurum veya olamam onca yıl neden çalıştım bilmiyorum ama yine deneyeceğim. Neyi deneyeceğim? Eğitim hayatımda hep umut ettim ben bu mesleğe layığım evet evet ben öğretmenim. Ben öğretmen miyim? Bir bağımlı gibi günümü belirli kısımlara böldüm sabah hangi dersi çalışayım biliyorum artık ben öğretmen olacağım. Ben neyi biliyorum? Ben bir şeyler biliyor muyum?

Onlar da insandı.

Bu ahmak kaç yıldır evde bizim üstümüzden mi geçiniyor veya çabalıyordur belki bir gün büyük adam olur. Büyük adam nasıl olunur? Peki büyük adam olmak mı öğretmen olmak mı istiyorum? Sahi öğretmen büyük adam mı? Hepiniz bir birinizin aynı devam ediyor bu döngüler. Kimi başka mesleğe yöneliyor kimi öğretmen oluyor kimi hiçbir şey. Aslında bizler et yemek istedikçe ağızlarına ot sokulanlardık. Biz etcil miydik? Biz öğretmendik. Sahi ot bile neden tatsız? Yine mi ben otun tadını alamayacak kadar yetersizim? Belki ben yeterliyim ama ot bana yönelik değildir. Biz ruhlarımızı da katarak ruhsuzlara seslendik. Onlar mı bizi duymadı? belki bizim sesimiz fazla çıkmadı. Azınlık bir kesim bizi duymuştu bağırıp el sallıyordu peki onlar nasıl duydu? veya duymadılar bizimle selamlaşıyorlar. Siz oburlar kaynağı bol olan bu sisteme yapışan keneler misiniz? Oburlar neden doymuyorlar? Biz öğretmen miyiz? Biz de mi oburuz? Azınlık bir kısım neden para için çocukların karşısına geçip gazete okuyarak mesai dolduruyor? Ya da verdiği yıllarının hatrına mı dinleniyor. Peki bu dinlenmenin yeri ve zamanı neydi?

Onlar da insandı.

Biz çalıştık çabaladık. Olana aferin olmayana berbatsın dediniz veya demediniz bizlere imalı bakışlar, irite sorular yönelterek psikolojik baskı uyguladınız. Bizler toplum içinde öğretmen olarak yetiştirilen mesleği olan işsizleriz sıfatı öğretmen olan mesleksizler ordusu ve siz bize suçlu dediniz. Evet suçu bize attınız çünkü sistem sizsiniz. Hangi sistem kendini suçlar ki? Belki biz suçluyduk sistemin umutlarına bel bağladık. Evet, ben suçluyum. Suçum öğretmen olmak, ders çalışsam da o kontenjana girememek. O kontenjana girsem de kadro sınavını geçmemek, kadro sınavını geçsem de… Ben insanları ne düşündüğü için yargıladım ve kendimi öğretmen sanıyor olduğum için öğretmen gibi davrandım. Benim suçum bana verilen sıfatın üstüme oturmamasının sebebini kendime atmak. Suçum bu sisteme bilgi öğretenin de ben olmam ki bu yüzden beni hiç affetmeyeceksiniz. Ben ve biz bir öğretmeniz ve bu bizim manifestomuz. Evrensel çapta bir öğretmen topluluğunun küçük parçalarıyız. Dünyaya yazıyı ve bilimi getiren bir mesleğin üyeleriyiz. Öğretmen olmak isteyen bir bireyi durdurabilirsiniz ama dünyadaki tüm öğretmenleri nasıl durduracaksınız? Eğitimsiz bir toplum nasıl yaratacaksınız? Her şeyden öte bu sistem biziz. Ve biz de bu sistemin kurucularındanız. Biz de buradayız biz insanız. Sistem biziz.

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, İnsan

Yalnız olmayan Yalnızlık

Toplum içinde, belirli bir grup içindeki yalnızlıktan bahsediyorum. İnsanın kendi düşüncelerine benzer düşünceler bulamadığı, diğerlerinin dışladığı yalnızlık. Sizi anlayan bir kişi dahi yoksa yalnızsınız. Duygularda platonik aşklar buna örnektir. Tek taraflı olarak aşka kapılmış kişi bu aşkını karşıdakine söylediğinde karşılık bulamazsa bir boşluğa düşer. Bu boşluk işte hem yalnızlıktır hemde hayal kırıklığı.

Varoluşsal sancılar geçiren tüm filozoflar ilk başlarda yalnız kalmıştır. Bu yalınlıkta kendilerine bir düşünme alanı oluşturarak düşüncelerini geliştirmişler. Sizlere kendimin de uyguladığı bir kaç yalnızlığı absorbe eden yöntem ve tekniklerden bahsedeceğim,

İçe dönük konuşma – bir günlüğüne veya bir anlığına dahi olsa kendinizi sorulara boğun. Bu dünyaya geliş amacınız gibi çeşitli mühim soruları kendinize sorun ve benliğinizle istişare kurun.

Etkili İletişim – burada geri dönütü olan iletişimden bahsediyorum. Sevdiğiniz kişilerle dönüt alarak iletişim kurmak sizleri rahatlatacaktır.

Problem Bulma – hayatınızdaki önünüze çıkan engelleri bulun ve onları ortadan kaldırın.

Olumsuzluklarla savaş – kilo alman lazımsa almaya, vermen lazımsa vermeye başla.

Uğraş bul – olumlu sonuçları olan boş olmayan uğraşlar edin. Mesela hobin olsun.

Sorumluluk edin – bir hayvan besle veya bir görevi üstlen.

Kendini geliştir – spor yaparak vücudunu, kitap okuyarak beynini geliştir.

Doğa yürüyüşü – Belki bir taş toplama veya yaprak, ağaç parçası keşfine çıkabilirsin.

Gez – Cebindeki paraya göre bir rota belirleyebilir veya rotasız seyyah gibi kafanın estiği yere de gidebilirsin.

Güzel yemekler yap – kendi damak tadına layık yemekler dene. Yemek yapmak kanıtlanmış bir psikolojik rahatlama tekniğidir.

Peki sizin eklemek istedikleriniz var mı? Yorumlara bekliyorum…

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, İnsan

Kurşun Kalem ✏️

Ufak bir motivasyon.

Tembellik gereklidir çünkü tekerleğin icadı bile birilerinin bir şeyleri taşımaktan üşenmesiyle düşünülmüştür. İhtiyaç veya kolaylık tembellikten doğar. Tembellik bu bağlamda bilim için gerekli fakat her zaman insanı olumlu etkilemiyor. Tarihe bakıldığı zaman çoğu büyük insanın, büyük insan olmak için tembellikten çıktığını ve dorukları aşarak bünyesini zorlayıp o konuma geldiğini görüyoruz. Fatih Sultan Mehmed Konstantiniye’yi kuşattığı zaman zincirlenmiş Marmara denizinden geçiremediği gemileri kuşatmayı güçleştirmişti. Fatih tam kuşatmayı kaldırıp orduyu ve devleti yıpratmamak için geri dönecekken hocası Akşemseddin ve Zağanos Paşa gibi vezirlerinin manevi desteği ve kendi azmiyle tarihte ilk olarak gemileri madem denizden geçiremiyoruz biz de karadan yürütürüz düşüncesiyle gemileri dağlardan kütükler üstünde sığırlara ve atlara çektirerek yürütmüştür. Diyor ya Fatih, İmkanın sınırını görmek için imkansızı denemek lazım.

Azmin zaferi tatlıdır. Kendine pes etmediğin için teşekkür edersin. Tarih herkes gibi yaşayıp herkes gibi ölenleri yazmaz. Bir şeyleri başaranlar tarihe işlenir. Bir şeyler yapabilmek için maddiyata ve en çok maneviyata ihtiyacın var. Fakat şunu da unutmamalı insan, tüm milyarderler hayat hedeflerinde para en son sıralara düştüğü için asıl hedefleri olan iyi yaşamayı ilk sıralara yerleştirir. Kimse zengin olmak istemiyor. Herkes istedikleri şeyleri almak, istediklerinin gerçekleşmesi ve rahatlık istiyor. Yani zengin olmak değil, özgür olmak istiyorsun.

İşler iyiye gitmeden önce kötüye gider. Her başarısızlık başarı yolunda birer eğitimdir. Sen düne göre farklı birisin ve dün senin bir bakıma rakibin. Her gün daha iyi olmalısın. Başarı tesadüf değildir. Kararlarında gönülden istiyorum diyorsan tereddüt etme. Karar verdiysen uygula, tereddüt etme, tereddüt ettiğinde kaybedersin. Sadece kendine inandığında durdurulamaz olursun. İlk Türk devletlerinin bir Şad’ı (Türklerde uç valisi veya hükümdar soyundan kişi ünvanı) nasıl Çin baskısı altında Türk esir olmaz diyerek dostlarıyla ayaklanmış ve şehit olmasına rağmen o dönem şartlarında yıpranan Türkmenlere karşı Türk direnişini canlandıran Kürşad Ayaklanması, inancın durdurulamaz olduğunun kanıtıdır.

Sen bir kurşun kalemsin ve yazı yazman için, işlevsel olabilmen için, hayatta iz bırakabilmen için tıraşlanman ve olumsuz kısımlarının, fazlalıklarının yontulması gerek. İnanıyorsan ve istiyorum diyorsan önündeki engelleri aşmaya başla. Seni engelleyen ne varsa onları önünden kaldır, kaldıramıyorsan üstünden atla. Çünkü sen bundan fazlasısın…

Yazı kategorisi: Güncel, Tarih, İnsan

10 Kasım 1938 – 09:05 ∞

Mustafa Kemal ATATÜRK

10 kasım 1938 tarihi bir fikrin ebediyete kavuştuğu , bir cumhuriyetin miras olarak kaldığı, vatanına adanmış bir hayatın ebediyete uğurlandığı tarihtir. Saat dokuzu beş geçe başlayan siren sesleri sonsuza dek Türkiye Cumhuriyeti Devletinde her yıl 09:05’de yankılanacaktır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilelebet payidar kalacak. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin lideri, ulu önderi, Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ve minnetle anıyoruz.

Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki:

Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.

Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.

Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için, en hakiki mürşit bilimdir, fendir.

Bilim ve fen nerede ise oradan alacağız ve her ulus kişisinin kafasına koyacağız. Bilim ve fen için kayıt ve şart yokur.

Bir ulusun asker ordusu ne kadar güçlü olursa olsun, kazandığı zafer ne kadar yüce olursa olsun, bir ulus ilim ordusuna sahip değilse, savaş meydanlarında kazanılmış zaferlerin sonu olacaktır. Bu nedenle bir an önce büyük, mükemmel bir ilim ordusuna sahip olma zorunluluğu vardır.

Ben, manevi miras olarak hiçbir nass-ı katı, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım, bilim ve akıldır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse manevî mirasçılarım olurlar.

Bütün ilerlemeler, insan fikrinin eseridir. Fikri harekete getirmek, birinci işimiz olmalıdır. Bir kere millet benliğine hakim olsun ve düşünebilsin, yeter! Başlangıçta hatalı düşünse de, az zaman sonra bu hatayı düzeltebilir. Fikir bir kere faaliyete başladı mı, her şey yavaş yavaş düzene girer ve düzelir. Fikrin serbest hareketi ise, ancak bireyin düşündüğünü serbest olarak söylemek, yazmak ve verdiği karara göre her türlü girişimde bulunmak serbestisine sahip olmakla mümkündür.

Şuna inanmak gerekir ki, dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir.

Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar (sonsuz,güçlü,ebediyen) kalacaktır.


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün bazı canlı çekilmiş siyah-beyaz videoları:


Mustafa Kemal ATATÜRK’Ün sevdiği müziklerin listesi:


Mustafa Kemal ATATÜRK’ün fotoğrafları albümü :

“Mustafa Kemal İngilizleri yenene kadar Tanrıyı da İngilizlerin yanında zannediyordum.”

Mahatma Gandhi

UNESCO “Atatürk” tanımı:

Atatürk, uluslar arası anlayış, iş birliği, barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi, olağanüstü devrimler gerçekleştirmiş bir devrimci, sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk önder, insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, yaşamı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayrımı gözetmeyen, eşi olmayan devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusudur.

Kahraman Mustafa Kemal ve O’nun tüm askerleri burada olsalardı, teker teker hepsinin heykellerini dikerdik. Böylesine kahraman bir andlaşma imzalamaktan gurur duyuyorum.

Ankara Antlaşması- Fransa Başkanı Aristide Briand

Sovyetlerin Hariciye Nazırı Litvinof ile görüşürken kendisine onun fikrince bütün Avrupa’nın en kıymetli ve en ziyade dikkate değer devlet adamının kim olduğunu sordum. Bana Avrupa’nın en kıymetli devlet adamının Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal olduğunu söyledi.

Franklen Roozwelt- Amerika Başkanı

Ben şimdiye kadar on beş hükümdar ve cumhurbaşkanı ile özel ve resmi konuşmalar yaptım. Bu geceki kadar ezildiğimi hatırlamıyorum. Mustafa Kemal’de büyük bir ruh kudretinin esrarı var.

Charles Townshend- İngiltere Baş Generali

Savaşta Türkiye’yi kurtaran, savaştan sonra da Türk Ulusu’nu yeniden dirilten Atatürk’ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de en büyük kayıptır. Her sınıf halkın O’nun ardından döktükleri içten gözyaşları bu büyük kahramana ve modern Türkiye’nin Ata’sına layık bir tezahürden başka birşey değildir.

Winston Churchill- İngiltere Başkanı

Yazı kategorisi: Güncel, Kişisel Gelişim, İnsan

Geleceğin Yakıcı Güneşinde Geçmişin Serin Gölgesi

En kötü geçmişe sahip insanlar, en iyi geleceği yaratır. Kül elde etmek için odun olup saatlerce yanmanız gerekir. Kül olduğunuz zaman sizi yakan ateşi söndürecek güce kavuşursunuz.

Dünde yaşayan sen ile bugünki sen karşılaştığın zaman düne ne öğütler verirdin? Keyfini kaçıracak durumların önüne mi geçerdin yoksa hataların düzeltilmesi için sufleler mi verirdin. O gün Maria’nın verdiği tüm pastayı yemeliydim çünkü Maria kanserden öldükten sonra o pastayı asla yiyemeyeceğim…

” İyi ki ” kavramını düşün. İyi ki doğdun, iyi ki öğretmen oldun, iyi ki o zamanda ora da bulundun. Bu geçmişin olumlu yanlarıyla bugün rahat yaşıyorsan neden karamsarsın? Berbat halde birinin bile yırtık cebinde geçmişten kalma ışık taneleri vardır. O iyi bir doktordu onlarca insanın hayatını kurtardı ama karısı ölünce madde bağımlısı oldu, sokağa düştü… Çok büyük acılar vardır, insanı insan olmaktan çıkaran ve benliğini yitirmesine sebep olan büyük acılar. Genelde insan yoksunluktan büyük acılar duyar. Duygusal yakınlık kurduğu canlı veya cansızın yokluğu boşluk yaratır. Hayat bir pet şişeyse o boşluk şişenin içine doldurulan çakıl taşlarının en büyüğü olabilir. Down sendromlu veya asperger sendromu olan kişileri düşünün. Bir çorap nedir ki dimi, bir çorap bu bireyler için her şeydir. 10 yıldır giydiği çorabı bir gün göremesin anksiyete olur. Bu özel insanlara benzer olarak genel insanlar da yoksunluklarda anksiyete yaşar. Düşünsenize 2. Dünya savaşında Nagazaki’de ABD’nin atom bombasıyla buharlaşan ailesinden kalan bir cep saatini kaybeden bir kişi ne hisseder?

Geçmişte inşa ettikleriniz geleceğinizi yeşertsin. Hayatınıza çınar fidanı dikin ki 30 yıl sonra gölgesinde dinlenin. Genç yaşta yapılmazları başarın, okuyun, öğrenin, gezin, bir WordPress blogu açıp veya bloglara yazıp yazılarınızı yayınlayın. Durmayın. En iyi duranlar ölülerdir. Sen canlısın ve hareket etmek zorundasın. Gelecek şekillendiren tavsiyelerin var mı? Ders aldığın anılar neler? Yorumlarda tartışalım…