Yazı kategorisi: Eğitim, İnsan

Yaratıcı Drama Sınıfı (Minecraft)

Drama etkinliklerini işlemek için uygun bir çevre ve konum olmalıdır. Çocuklara ve ders dramalarında kullanılacak alanı karşılayabilen bir sınıf ortamı drama sınıfı için yeterlidir. Ayakkabısız sınıf içerisinde doğal olarak yapılan çalışmaların daha samimi ve kalıcı olması beklenir. Her türlü ders dışı gürültüden uzak, güvenli ve yeterli şartları bulunduran bir sınıf drama sınıfı için idealdir. Çocuğa aktarılacak kazanıma bütünleşmiş ilerleyen drama etkinliklerinde her ayrıntı ve nesneler çocuğa hazır sunulmalıdır. Etkinlik sırasında sözsüz fon müziklerinin kullanıldığı, her nesnenin önceden hazır ve yerli yerinde bulunduğu, öğrencide samimiyet duygusunu ve rahatlama hissini canlandıran bir sınıf tasarlanmıştır. İdeal bir drama sınıfı için dramanın bileşenlerinden biri olan sınıf mekânı, ortamı tasarlamak hedeflenmiştir. Drama sınıfı Minecraft oyunu üzerinden tasarlanmıştır. İlgili oyunda bloklarla inşa edilen gerçekçi sınıf ortamı ekran kaydı yöntemiyle MP4 formatında videoya dönüştürülmüştür. Tasarlanan ideal drama sınıfının konumu ve içeriğindeki nesnelerin sebebi detaylıca açıklanmıştır.

SINIFIN KONUMU ve ÇEVRESİ

Sınıf konum olarak gürültüden uzak ve öğrencileri rahatlatabilecek doğal bir ortamdadır. Çevresinde kumsal, orman ve deniz vardır. Öğrenciler drama sınıfına gelirken drama sınıfının konumu sayesinde derse katılım isteği artacak, öğrenciler olumlu yönde güdülenecektir. Sınıf bir okulun içerisinde veya dışarısında prefabrik bir yapı şeklinde bulunabilir. Konum ve şartların el verdiği imkanlara göre okul içinde veya çevresinde olabilir. Tasarlanan sınıf ders esnasında ortaya çıkabilecek gürültüden dolayı okul dışında ayrı bir sınıf olarak tasarlanmıştır. Drama sınıfının konumu ve çevresinden ekran fotoğrafları çekilmiştir.

SINIFIN İÇ TASARIMI ve SINIF MATERYALLERİ

Drama sınıfının yüksek tavanlı olması öğrencilerde sıkışıklık ve daralma gibi hislerin oluşmasını engelleyecek ve dersin akışını olumsuz etkileyen dar alan faktörünün önüne geçecektir. Bu sebeple sınıf tavanı normalin biraz üstünde yüksekliğe sahiptir.

Drama sınıfında öğrencilerin birbirine çok fazla temas etmesi sebebiyle yanlışlıkla yaşanabilecek kazaların önüne geçilmesi ve drama sınıfı içerisinde ders dışında ilginin farklı konulara kaymasını engellemek, öğrencilerin bireysel konularla aralarında konuşması önlemek amacıyla sınıf alanı ideal ölçülerde geniş ve ferah şekilde tasarlanmıştır. Nesneler eklendiği zaman drama sınıfının orta kısımda oluşan halı kaplı boş alan drama etkinliklerinin yapılması için düşünülmüştür. Nesneler kenarlara konumlandırılarak karmaşanın önüne geçilmiş, öğrencilerin daha rahat hareket etmesi sağlanmıştır.

Sınıf Panosu

Öğrencilerin yarattığı çizimleri ve kâğıttan yaptığı el sanatlarını sergileyebileceği bir kısım oluşturulması amaçlanmıştır. Bu amaç bağlamında sınıfa panolar eklenmiştir. Öğrencilerin katılacağı drama etkinliklerine yarar sağlaması amaçlanmıştır.

Masa Oyunu

Ders aralarında öğrencilerin keyifli vakit geçirerek drama sınıfını evi gibi hissetmesi, sevmesi amacıyla masa oyunları eklenmiştir. (Satranç, Eureka, Bil ve Fethet)

Oturma Pufları

Öğrenciler sürekli hareket halinde olduğu için sınıf içinde daha fazla yer açılmasın gerektiğinde zamandan ve güçten tasarruf edilmek adına ergonomik ve rahat puf minderler tercih edilmiştir. Öğrencilerin rahat olmaları, derse daha neşeli katılabilmeleri için oturma pufları drama sınıfına yerleştirilmiştir.

Öğrenci Masaları

Masaların puf minderlere oranlı olması ve daha kolay kullanış sağlaması için ufak boyutta olması gerekmektedir. İdeal drama sınıfında puflarla orantılı masalar tercih edilmiştir. Herkesin masası farklı olduğu için daha rahat çalışma imkânı sağlanmıştır. Masaların boyut olarak ufak olması grup etkinliklerinde masaların birleştirilmesini de kolaylaştırmıştır.

Sınıf Halısı

Orta alana konumlandırılan büyük halı öğrencilerde ev hissi uyandıracaktır. Öğrenciler halı üstünde çıplak ayak veya çoraplarla daha rahat hareket edecektir. Öğrenci, drama etkinliği sırasında görevlendirildiği rollerde yere düşebilir. Yerin yumuşak halıyla kaplı olması bu yönde oluşabilecek kazaların önüne geçerek güvenliği de sağlamış olur.

Geri Dönüşüm Kovaları

Drama etkinliklerinde kullanılan materyallerin doğrudan çöpe atılması yanlıştır. Ham madde israfı oluşmasının önüne geçilmesi için materyaller geri dönüşümle tekrar kazandırılabilir. Bu bağlamda drama sınıfının girişine geri dönüştürülebilir atık kovaları konumlandırılmıştır.

Akıllı Tahta

Akıllı tahta, drama etkinliğinin öncesinde ve sonrasında, kazanımla ilişkili görüntü ve kliplerin izlenmesi adına tüm öğrencilerin rahatça görebileceği bir duvara konumlandırılmıştır. Akıllı tahta öğretmen masasına yakın konularak erişim kolaylığı da sağlanmıştır.

Aydınlatma ve Havalandırma

Drama sınıfı sürekli hareket etmesi gereken öğrencileri bünyesinde bulundurduğu için hem havadar hem de yeterli ışık alan bir yapıya sahip olmalıdır. Hazırlanan sınıfta her duvara pencereler konularak, kutu hissi engellenmiş ve ışık alan havadar bir ortam sağlanmıştır.

Maske ve Kostüm Köşesi

Öğrencilerin drama etkinliğinde kullanması gereken materyallere kolay ulaşması için oturma kısımlarının arkasına maske ve kostüm dolapları konumlandırılmıştır. Drama etkinliklerinde dağıtılan rollerin kostüm ve maskelerine erişebilen çocuklar daha etkili ve eğlenceli bir drama dersi işlemiş olacaktır. Kazanımın kalıcılığı sağlanmış olacaktır.

Kırtasiye Dolabı

Öğrencilerin drama etkinliklerinde kullanacağı araç gereçlerin toplandığı bölümdür. Karışıklığın engellenmesi adına kırtasiye materyalleri belirli bir konumda, belirli bir kutuda toplanmıştır. Kutu içerisinde kalem, pipet ve kâğıt gibi malzemeler yer almaktadır.

Müzik Kutusu

Drama etkinliği anında arka fonda motive edici ve rahatlatıcı bir müzik olması öğrencilerin öğrenimini kolaylaştırır ve ruh halini dengeler. Drama sınıfında, etkinliklerde kullanılması için müzik kutusu ve sözsüz müziklerin olduğu CD’ler drama sınıfına eklenmiştir.

Boş Dolap

Öğrencilerin üstünde getirdiği eşyalarını muhafaza etmesi ve ders içinde bu eşyaların dikkat dağıtmaması adına tüm eşyaların koyulacağı geniş bir dolap drama sınıfına eklenmiştir. Öğrencilerin üzerinde kıyafetten başka eşya olmaması güvenlik ve hareket kabiliyeti açısından olumlu etki sağlar.

Canlı Saksı Bitkisi

Pencere önüne, güneş gören bir konuma koyulan canlı bitkiler ortamın stresini azaltabilir. Drama sınıfına renk katabilir. Belli aralıklarla, değişimli sulama görevlendirmeleri yapılarak drama sınıfına öğrencilerin sahip çıkması, öğrencilerin sınıfı benimsemesi sağlanabilir.

Sınıf Kitaplığı

Öğrencilerin drama etkinliklerinde kullanılacak boyama kitapları, hikâye ve romanlara erişimini kolaylaştırması amacıyla sınıf kitaplığı drama sınıfına eklenmiştir.

Tasarlanan İdeal Drama Sınıfı Hakkında Görüşlerim

Drama etkinlikleri ile kazanım öğrencilere görsel, işitsel olarak kazandırılmaktadır. Öğrencilerin yaparak yaşayarak öğrenmesi akılda kalıcılığı arttırmasının yanında öğrencinin keşif duygusunu da canlandırır. Tasarladığım hayalimdeki ideal drama sınıfımda öğrencilerimin rahat bir ortamda eğitim almasını sağladım. Ev konforunda eğlenceli etkinliklerle kazanımların aktarılmasını amaçladım. Drama sınıfının okul içinde mi, dışında mı olması konusunda tereddütlerim oldu. Oyunda alan imkanlarının bol olması sebebiyle okuldan ayrı bir sınıf oluşturmaya karar verdim. Sınıfımda konumlandırdığım nesnelerin yerini değiştirerek tekrar tekrar denedim. Öğrencilerin gözünden ve kendi bakış açımdan değerlendirerek nesneleri dersin akışını bozmayacak şekilde konumlandırdım. Bu sayede sınıf içerisinde alanı verimli kullandığımı düşünüyorum. Öğrencilerin dikkatini dağıtmaması adına, nesneleri öğrencilerin arkasına gelecek şekilde duvarlara yerleştirdim. Drama sınıfını tasarlarken kendi evimde yaşadığım odanın özelliklerini de göz önüne aldım ve sınıfı ev konforunda tasarlamaya çalıştım. Sonuç olarak güzel etkinliklerin eğlenceli ve rahat işlenebileceği ideal bir drama sınıfı oluşturduğumu düşünüyorum.

  • Mustafa BAHAR

Yazı kategorisi: İnsan

İnsan ve Ahlak

Günümüz dünyasında bazı sorunlar göze çarpar. Bu sorunların geneli beşeri bazıları da doğaldır. Günümüz diyorum çünkü malum laboratuvarda fare ve tavşanlarda denedikleri virüsü elinden kaçıran, nefes alan her şeyi yiyen bazı düşüncesizlerin yeni deneği olduk. Bu düşüncesizler arasında çok parlak insanlar da vardı. Virüsü keşfeden ve virüsün kaynağını söyleyip virüsten hayatını kaybeden… Laboratuvarda yapılan korkunç deneylerin hayvanlara verdiği zararları hepimiz biliyoruz. Onlar hep göz ardı edilir. Bugün bi tavşan animasyonunda hayvan deneyleri paylaşılır birileri de onu sosyal medyada paylaşarak desteklediğini sanar. Paylaştıktan sonra kozmetik indirimlerine koşar… İnsan faktörü devreye girerse mantık ve duygular devre dışı kalabiliyor. Evet ikisi de. Nagazaki ve Hiroşima’ya götürülen barış gibi bazı sahte ahlak bekçilerinin ayak bastıkları yerlerde insanların sadece atomik gölgeleri kalıyor. Hobbes,İnsan insanın kurdu diyor ya haklı.

Zor şartlar insanları daha acımasız yapabilmekte. insanların ahlak gelişiminde, olumlu yönde bir eğrinin görülmesi için güzel ve doğru, güvenirlik ve geçerliği yüksek eğitim almaları gereklidir. Çocukların aldığı okul eğitimlerinde ve bazı derslerin (hayat bilgisi ve din kültürü ahlak) kazanımlarında bu amaçlar yatar. Ben çok yetenekli öğretmenlerimiz olduğunu biliyorum ama yanlış öğretmenlerin de olduğu kaçınılmaz bir gerçek. Çevresel faktörlerin de etkisi oldukça fazladır. Her bireyin mutlaka sorunları vardır. Sorun vardır ama etki oranı kişiden kişiye değişir. Mesela ben saygısızlığa gelemem. Yapılan saygısızlıklar bende stres yapar ama b kişisinde aynı etki görülmeyebilir. Ahlak tutumlarını belirlemede ailelere büyük sorumluluk düştüğünü hepimiz biliyoruz. Anne-baba, erkek veya kız çocuk ayrımı yapmasının yanlışlığı gibi kalıplaşmış yanlışlar da ahlak gelişimini negatif yönde ivmelendirmekte. İnsanlar tarih boyunca birbirlerini yemiş, bazı medeniyetler işkence ve sapkınlıklardan hoşlanmış bazıları ise kendini gelişmeye adamıştır. Bu konuda da dünya ahlakı devreye girmektedir. İnsanlar kendilerine gösterilen doğruları takip eder. Gösterilen doğrular yanlışsa ve toplum bu yanlışı doğru kabul etmişse baş kaldırmak güçtür. Yanlış olduğunu kabullenmezler. Sadece yaparlar. İnsanlar ülkeleri için can alıp can verebilir ama konu tutuculuğa gelince herkesin safı bellidir. Bendensin yada hiçsin anlayışı devreye girerse vay o ülkenin haline. Herkes mızraklarını alır saflarına geçer. Ahlak gelişiminde bu gibi fikirdaş toplumlaşmalarda baskın etki gösterir. Sağ sol orta arka ön… Öndekiler dincidir çaprazdakiler liberal bu böyle gider. Tarikatı cemiyeti bitmez. İnsanların ahlakı da birleştiği beyinlere göre şekillenir. Az önce bireyin ahlak gelişiminde ailenin öneminden bahsetmiştik ya ülkenin vatandaşlarının ahlak gelişiminde de devlet veli statüsü taşıyabilir. Devlet kamu spotları ve örgün eğitimlerle insanları istendik ( bu kelimeyi ne kadar sevmesem de…) yönde eğitim- öğretime sokar. Düzenler ve yönetir. Derslerine girdiğim öğrencilerim şehre ve bölgeye göre farklılaşmakta. Her biri sanki parmak izi gibi eşsiz. Benzer ahlak kültürleri olsa da bazılarının huyları ve kişilikleri farklarını ortaya koyuyor. İnsanların ahlak gelişiminde eğiticinin ve özellikle ailenin eğitimi çok önemlidir. Düşünsenize suç işlenmeyen, karnı tokken başkasını aç bırakmayan bir toplum ne güzel olurdu. Kadınların sokakta özgürce korkusuz dolaştığı, insanların laik ve sorumluluklarını bildiği bir devlet… Atatürk bu konuda en sağlam örnektir. Tüm dünyaya kadının ve Türklerin gücünü göstermiş, başöğretmen, başkomutan olarak ülkesini yönetmiştir. O zamanların ahlak kültürü günümüz gibi sistematik değildi. Daha geleneksel bir ahlak kültürü vardı. Yanlış ve cahilce düşünceler kültürlerde kök salmıştı. Mesela şeyh uçmazdı ama müritleri şeyhi uçururdu. İnsanın ahlak gelişimini etkileyen diğer faktör de dindir. Dinsiz insanın da dini vardır. Kendi inandıkları dinidir. Din denince akla ilahi kavramların yanında insani kavramlar da gelmelidir. Din sorumluluktu, din haktır, din kültürdür, din ahlaktır gibi. Önemli olan kendi dinini savunarak diğer dinleri dışlamak değil tüm dinlere saygıyla bakarak yorumlayabilmektir. İslam dini bu konuda iyi bir örnektir. Kişinin ahlak gelişimini olumlu yönde güdüler. Oku, çalış, öldürme, iyilik yap gibi insanı doğruya götürebilecek telkinler verir. Tüm dinlerde bu telkinleri görürüz. Hristiyanlık, Yahudilik ve Musevilik bunların yanında Budizm Hinduizm ve Sihizm de insanları kendi değerlerinde kabul ettikleri iyiye yöneltmeyi amaçlar. Ahlak evrenseldir. Dinlerin bazılarındaki bölgesellik bu konuda yeterli olmayabiliyor. Tam burada devreye düşünme becerisi devreye giriyor. Düşünen bir varlık olan insan doğruyu kendi de bulabiliyor. Çok kolay bakın Pavlov’un deneyleri gibi çocuk dikeni eller ve eli kanarsa bunu yapmanın yanlış olduğunu ilk elden anlar. Buraya kadar her şey normaldir ve doğaldır. Buradan sonra ahlak gelişimi başlar. Çocuğun arkadaşı dikeni ellemek isterse çocuk ne tepki verecek bu çok önemlidir. Çocuk arkadaşının acı çekmesini ister ve susarsa bundan zevk alabilir. Zevk aldığı an ahlak gelişimi bizim istemediğim yönde yani negatif yönde ivmelenmeye başlar. Burada devreye eğitimciler girmelidir. En büyük öğretmen doğadır. İlk öğretmen de doğadır. Biz eğitimciler, doğanın derslerini açıklamak ve insani duygular çerçevesinde genel geçer olguları yaymak için varız.

Bu yazıyı tartışma ( yorum) kısmında devam ettirebilirsiniz. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Düşünceleriniz için kimse size bu sitede saygısızlık edemez. LiveTerra’da özgürsün…

Sevgiler.

  • Mustafa BAHAR

Yazı kategorisi: Güncel, İnsan

LÜKS SEROTONİN

Serotonin , insanda mutluluk, canlılık ve zindelik hissi veren bir nörotransmitterdir . Eksikliğinde depresif, yorgun, sıkılgan bir ruh hali görülür. 1

Günümüz sosyal medya beğenilerinin ve keyif verici maddelerin sağladığı mutlu hissettiren bağımlılık hali ne kadar benzer ama farklı durumlar değil mi. Bir kişinin dış dünyadan aldığı tüm mutluluk hislerinin temel kaynağının kimyasal bir bileşen olması da oldukça şaşırtıcı. Düşünsenize serotoninsiz bir insan veya az serotonin salgıyan bir insan mutsuz oluyor. Yani mutluluk yapay bir şeymiş. Aslında hepimizin saf halinde mutsuzluk yatıyor. Tek fark beynimizde dolaşan kimyasalın oranıymış. Serotoninin lüksü olur mu? Evet oluyor. Nasıl insan fakirleştikçe dünyada kapladığı yer azalıyorsa, fakir insanın 5 kişilik ailesiyle kaldığı tek göz oda, tek başına bir zengin kişiye yetmiyor, villalar dar geliyorsa bu da böyle paraya göre şekillenebilmekte. Lüks serotoninle normal serotoninin arasında fark yok. Nasıl bir tabloya koli bandıyla muz yapıştırıp milyon dolarlara satılan tablodaki muzla demeti 10 liraya satılan Anamur muzunun arasında fark yoksa bu kimyasalın da zenginle fakiri yok. İnsanlar sanıyor ki ultra lüks hayatın keyfi, hazzı çok yüksek. Serotonin hormonunu en çok çocuklar kullanır. İnsan büyüdükçe keyif aldığı şeyler de değişiyor. Bir çocuk kumandayı halıda sürmekten bile keyif alırken, yetişkin birey altındaki yeni model arabanın bir üst modelini almak için sabırsızlanır ve alınca mutlu olur. Aslında kişinin bakış açısıyla serotonin hormonunun fiyatı doğru orantılı. Minimal yaşama teşvik ediyorum. Şunu bilin ki lüks serotonin diye bir şey yoktur. Aç gözlülük vardır. Bencil bakış açısı vardır, Kibir vardır.

Para nasılda da değersizleşti değil mi…

Masanızda kaktüs ve çiçek gibi canlı bitkiler yetiştirin. Baktıkça içiniz açılsın. Çiçek açtıkça, o çiçeği görüp kokladıkça mutlu olun. Kendinize zaman ayırın. Kahvenizi kendiniz öğütüp kıvamında yaparak için. Kitap okuyun. Her zaman olmasa da doğal tatlılar tüketin. Doğaldan kastım tatlandırılmış çikolataya benzeyen maddeler değil, bahsettiğim baklava ve sütlaç gibi tatlılar.

Yat milyon dolarlar edebilir. Yatta yaşayan birinin aldığı hormonla orta halli bir karavanla ırmak kenarında uyanıp kahvesini içen, ızgarasını yiyen birinin aldığı hormon aynıdır. Evet serotonin. Başarın, çabalayın ve yıpranın. Emek verin ki başarınızın sonucu geçici bir hormon olmasın. Aklınıza kazınan anılar biriktirin. Ucuz veya pahalı değil, iyi ve çok iyi anılar ve mutluluklar…

Kripto parayla hep zengin olanları duymaktan (tüm parasını kaybedip intihar edenleri yazmazlar), döviz zırvalarından ve sürekli umut satan hayal komisyoncularından bıktığınızın farkındayım, ben de bıktım. Kafamızı ağrıtan, kapımızı sıradaki siparişi yetiştirmek için aceleyle çalan kurye gibi virüs salgını da kapımızdan ayrılmıyor. Bu kadar karanlığın içinden sizlere bir nebze ışık tutmayı, ışığı unutturmamayı amaçladım. Tıpkı Ben Efsaneyim filminde Will Smith amcanın da Bob MARLEY’i anlattığı gibi;

“Bir fikri vardı …

Ona göre,

İnsanların hayatına müzik ve sevgi aşılarsan, onları tedavi edebilirsin.

Aynı bilim adamları gibi.

Barış için konsere çıkmaya hazırlanırken bir adam evine girip onu yaralamıştı. iki gün sonra konserde sahneye çıkıp şarkı söyledi.

Biri ona sordu, neden?

“Dünyayı daha kötü hale getirmeye çalışan insanlar bir gün bile tatil yapmıyor, ben nasıl yapayım?

Karanlığa ışık tutun!” dedi.

(Arka fonda Bob Marley- Üç küçük kuş müziğiyle)

Yorumlarınızı esirgemeyin sevgili okurlar. Fikirleriniz ve yazılarınız bizler için pahabiçilemez.

  • Mustafa BAHAR

Kaynak ve Alıntılar

1- https://tr.wikipedia.org/wiki/Serotonin

Yazı kategorisi: İnsan

Ölümsüzlük? (adrenochrome)

Böbrek üstü bezlerinden çıkarılan saf adrenalinlerin damardan enjekte edilmesi kulağa nasıl geliyor?

“Adrenochrome” bağımlılık yapan uyuşturucu madde olarak sınıflandırılan, genellikle 9 yaşında çocuklarda ve 9 yaşından ufak bebeklerde çok fazla üretilen, korku sonucu ortaya çıkan bir adrenalin türüdür. Kalbi durmuş bir kurbağaya enjekte edilmesi üzerine kurbağanın kalbini tekrar çalıştırması, bu adrenalinin ünlenmesine büyük katkı sağlamıştır. İlk olarak bunu bilinçsizce keşfeden kişi 17.yüzyılda Elizabeth Bathory, genç kızların kanıyla banyo eden sapkınlığının bu derece bir bilinmeze ışık tutacağını nerden bilsin? Korkan genç çocukların böbreküstü bezinde üretilerek kanına karışan adrenochrome hücre yıkımının önüne geçerek hücre yenilenmesini hızlandırması ve hücre çeperini onarması sonucunda cildi ve organları gençleştirmesiyle bilinir. Bu gençleştirme, yaşlıların gençleşmesi için gençlerin ölümüyle mümkündür. Bu derece tehlikeli bir ilacı ele geçirmek isteyen köpek balıklarının, Orta Doğu ve Sahra altı Afrika ülkelerinden topladıkları çocukları korkutarak, işkence yaparak kanını aldığı söylenmektedir. Çoğu aktörün bu ilacı kullandığı bilinmektedir. Belli yaş üstünde belirli cilt bozulmaları gerçekleşir. Bu cilt bozulmaları botoks gibi kasılmayı önleyerek kırışıklık engelleme amaçlı felç edici etkisiyle giderilemez. Botoks vs. ilaçlar sadece gerdirilen bozulmuş ciltlerin tekrar kırışmasını önler. Bu yasalarda yer almayan ilaç (adrenochrome) ise o derideki hücrelerin onarılarak gençleşmesini sağlar. İronik olan tüm bu işkence ve hırsa rağmen ölümsüz olan yoktur. Cesedi yakışıklı olanlar da ölmüştür. Sonuç olarak yapılan kötülük ve paranın kıydığı hayatlar kalmaktadır. İnsanlar bencilce yaşamaya devam ettiği sürece bu gerçek değişmeyecek, her zaman ölümsüzlük umutları devam edecek ama bu şekilde bencilce işler yapıldığı sürece başkalarının acısının üstüne mutluluk kurulmayacaktır. Değinmem gereken önemli nokta şu ki adrenochrome aksatılır veya bırakılırsa, onardığı hücrelerin onarılma süresinin 100 katı bir hızla yıkımı başlar. Yani bırakırsan yaşlanman daha hızlı şekilde devam eder. Yoksunluk belirtileri, kusma ve krizler halihazırda yaşamınızı da kısaltır. Yıl 2021. Hala ölümlüyüz.

Yasal olarak adrenochrome ilacı hakkında wikipedia’da şu bilgi yer almaktadır.

“Adrenokromun kullanımıyla ilgili ABD’deki Kontrollü Maddeler Yasasında bir veri yoktur. Gıda ve İlaç İdaresi tarafından onaylanmış bir ilaç ürünü değildir ve besin takviyesi olarak üretildiği durumlarda iyi üretim uygulamalarına uyulmalıdır. 1

  • Mustafa BAHAR

KAYNAKLAR

  1. https://tr.wikipedia.org/wiki/Adrenochrome

https://web.archive.org/web/20170813115714/https://pubchem.ncbi.nlm.nih.gov/compound/Adrenochrome

Yazı kategorisi: sosyal bilgiler

Sosyal Bilgiler Projemize Hoş Geldiniz.🙋‍♂️🙋‍♀️

Sosyal Bilgiler sayfamızda her konuda paylaşım yapabilirsiniz. Sayfamız her dili desteklemektedir.

Bu sayfada yazarlar ne yapabilir?

-Ödev, makale, ve her konuda yazı yayımlayabilir.

-Yorumlar kısmından sohbet edebilir.

-Anket yapabilir.

-Twit tarzında kısa fikirler yazarak yorumlarda fikrini belirtebilir.

-Kitap incelemelerini paylaşabilir.

-İnsta gibi çektiği güzel resimleri ve videoları paylaşıp beğeni ve yorum alabilir.

Yani tüm sosyal medyaların birleşip buluştuğu LiveTerra’da her şey mümkündür. 😊

Fikir paylaşımı, öneriler, gündem hakkında ve genel olarak her konuda sohbet açmak için aşağıdan yorumlar kısmına yazabilirsiniz.

Yazı kategorisi: Güncel, İnsan

Büyük Balıkların Kumarı

3 haftada büyük kazanç!

2019 ve 2020 yılları koronavirüs ile çalkalanan ve özellikle 2020 tüm kötü olayların üst üste geldiği talihsiz yıllardı diyebilirim. Fakat görüyorum ki gündem pandemiden ziyade Bitcoin, Ethereum gibi kripto paralar ve hisse al-sat gibi borsa verileri ön plana çıkmakta. Duyuyoruz, okuyoruz… Eln MSK 1,5 milyar dolarlık Bitcoin satın aldı, profiline Bitcoin yazıp almaya teşvik ettirdi falan. Bu konu git gide karışarak umut hırsızlığına dönmeye başladı. Ocak ayı başlarında E. MSK Bitcoin alımıyla 3 haftada 970 milyon dolar kazandı. Yine E. MSK’a ait şirket olan Tesla, geçtiğimiz yıl araba satışlarıyla 721 milyon dolar kazanmıştı Yani Elon abimiz 3 haftada 1 yılda ter akıtarak kazandığı parayı yattığı yerden twitler atarak 3 haftada kazandı. Ne kadar güzel ve zekice dursa da bu hareketlerin yıllar öncesinden planlı olduğunu söyleyebilirim. Bu konuda Wall Street bets gibi büyük toplulukları ufak ufak yemleyerek talep olgusu yaratan Elon, plana sadık kalıp Bitcoin’in düşmesini fırsat bilerek en uygun zamanda 1.5 milyarcık bir bitcoin alımı yaptı ve sonra da Dogecoin aldı. Alım sonrasında twitler yardımıyla bu coinlerin değerini arttırarak coinlerin marjını büyüttü. 1.5 milyarcık ile alınan coinler aynı durmayıp yükseldikçe büyük yatırımdan büyük kazançlar elde etti. Buraya kadar her şey basit ve net.Yemi at, balıkkları ucuzken tut, pahalıyken sat… Peki balıklar kim? Kripto paralar kara para aklama ve yasadışı işler için birebirdir. Bulunmaz ve takip edilemez. Mesela Elon’a kimse ” Yuh! 3 haftada nasıl 1 milyara yakın dolar kazandın sen?” diye soramaz çünkü kripto para kaynaklarıyla kendi ekonomi sistemindeki tüm parazitleri temizledi ve iyi bir çocuk oldu.

Bu tutulan balıklar kimler?

Büyük balıkları besleyen bu küçük balıklar, ilgili kişinin sosyal medyada verdiği saçma yatırım tavsiyelerine kulak asan, bir umut diye bekleyen ufak yatırımcılardır. Unutmayın ki bu bir çark sistemidir ve dişlilerin dönmesi için bazı kaynaklara ihtiyaç vardır. Bu kaynaklar eksilere düşen küçük yatırımcılardır. Onlar büyük balıkları takip eder. Sonra büyük balığın yemi olurlar.

Oyun üstüne oyun…

Muhterem bay Elon nedense bir gece yine twit atası geliyor ve twitinde Bitcoin’in gereksiz derecede değerinin üstünde olduğunu ifade ediyor. Bu twit bir gecede Bitcoin’i yere çakıyor. Küçük balıkları da büyük balıkları da telef ediyor.Sahibi ve CEO’su olduğu Tesla 15 milyar dolar zarar ederek zenginlik sıralamasında ve güçler dengesinde MUSK’ı, Amazon kurucusu Bezos’un arkasına 2. sıraya düşürüyor. Bu bir anlık boşluk da olabilir, bilinçli bir hareket de… Bunu bizlere zaman gösterecek. Konudan haberi olan ve yapılanlar hakkında öngörüşleri olan diğer milyarderler bu işleri iyi bildikleri için küçük balıkları sadece izliyor. Küçük balıkların ölüşüne dayanamayan ve “ELN MSK KADAR PARANIZ YOKSA DİKKATLİ OLUN” diyen Bill GATS kısaca konuyu özetleyerek mağdur kalanları uyarıyor. (23.02.2021).

İpin ucu,

Nakit şuanlık kullanılan en güvenilir para biçimidir. Kripto para ile bir patates satamazsın. 1 TL, 1USD’ye sattığın ürünü 1 BTC’ye koyamazsın. Ürün 1 saat içinde yere de çakılabilir, tavana da çıkabilir. Kısaca yatırım tabvsiyelerine kulak asmayın. Bu konular ilimle olur. Okuyun öğrenin ve kendi portföyünüze göre yatırım oluşturun. Diğerlerinin yatırım tavsiyeleriyle yola çıkarsanız her şeyinizi kaybedebilirsiniz. Umutlu talihsizler gibi intihar psikolojisine girersiniz. Bence bu gündem aşırı gereksiz şekilde lanse ediliyor ve popüler sanılıyor. Küçük paralarla büyük paralar kazanamazsınız. Kim size bunu vadediyorsa muhtemelen sizin kaybettiklerinizle kendi kazanacaktır. İlerleyen günlerde yatırım araçları ve para değerlendirme hakkında bilgilendirci, doğru ve güzel videolar bulup makale halinde yine LiveTerra üzerinden sizlere sunacağım.

LiveTerra’yı e-posta vs. iletişim kanallarıyla diğer dostlarınıza paylaşarak LiveTerra’nın büyümesine ve insanlığa daha çok katkı sağlamasına yardımcı olabilirsiniz.

  • Mustafa BAHAR

Yazı kategorisi: Güncel, Tarih, İnsan

DYATLOV FACİASI’NIN GERÇEKLERİ

Dyatlov Geçidi adıyla filmi (Devil’s Pass) bile çıkan esrarengiz olayın tüm gizli kalan, akıl kurcalayan detaylarını interneti alt üst ederek bu makalede sizlere sunacağım.

Her şey 9 kişinin kış mevsiminde heyecan arayışıyına girmesiyle başlamıştı.

dyatlov 9 kişi ile ilgili görsel sonucu
Dyatlov geçidinde ölen 9 kişinin anıtı

Ural Dağları kışın yükseltisinin fazla olmasından dolayı yoğun kar yağışı almaktadır. Böyle bir kar yağışı ve yükselti kayakçılar cazibe merkezi olabilmektedir. 1959 yılının Şubat ayında gizemli şekilde kaybolan ve cesetleri değişik yerlerde, zarar görmüş şekilde bulunan 9 kayakçı arkadaşın hazin sonlarını hazırlayan Ural Dağları’nın hırçın yamaçları oldukça dik ve rüzgara açıktır. Bu fiziki şartlar kayak yapılmasını oldukça güçleştiren sert rüzgar ve çığlara da sebep olabilmektedir. Fakat 9 arkadaş macera arayışına girerek bu dağa gitmek için yola çıkarlar.

Uraş mountain winter ile ilgili görsel sonucu

Dyatlov geçidi daha önce Rusya’da bulunan adı olmayan  Holat Syahl isimli dağın doğu yamacındaki bir akarsu yoludur. 9 arkadaşın ölü bulunmasından sonra grup yöneticisi olan İgor Alekseyeviç Dyatlov’un soyadı verilmiştir. Olay -30 °C ve -50 °C arası değişen keskin soğukta bir akşam içinde soba yanan yamaca karşı izole özel çadırlarının içinde uyumaya çalışan kayakçılar çadırlarını keserek çıkmış ve yarı çıplak kar ve tipide koşmaya başlamışlar.

dyatlov geçidi ile ilgili görsel sonucu
 © Gaume/Alexander M.PUZRİN – Dyatlov Olayı Çadır Konumu

10 kişiden oluşan 2 kadın 8 erkeğin bulunduğu geneli Ural Üniversitesini bitirmiş arkadaş ve kayakçı grubunu oluşturan üyeler;

1

  1. İgor Alekseyeviç Dyatlov (Игорь Алексеевич Дятлов), grup lideri, d. 13 Ocak 1936
  2. Zinaida Alekseyevna Kolmogorova (Зинаида Алексеевна Колмогорова), d. 12 Ocak 1937
  3. Lyudmila Aleksandrovna Dubinina (Людмила Александровна Дубинина), d. 12 Mayıs 1938
  4. Aleksandr Sergeyeviç Kolevatov (Александр Сергеевич Колеватов), d. 16 Kasım 1934
  5. Rüstem Vladimiroviç Slobodin (Рустем Владимирович Слободин), d. 11 Ocak 1936
  6. Yuri (Georgiy) Alekseyeviç Krivonişenko (Юрий (Георгий) Алексеевич Кривонищенко), d. 7 Şubat 1935
  7. Yuri Nikolayeviç Doroşenko (Юрий Николаевич Дорошенко), d. 29 Ocak 1938
  8. Nicolai (Nikolay) Vladimiroviç Thibeaux-Brignolles (Tibo-Brinyol) (Николай Владимирович Тибо-Бриньоль), d. 5 Temmuz 1935
  9. Semyon (Aleksandr) Aleksandroviç Zolotarev (Семен (Александр) Александрович Золотарёв), d. 2 Şubat 1921
  10. Yuri Yefimoviç Yudin (Юрий Ефимович Юдин), d. 19 Temmuz 1937 ö. 27 Nisan 2013 1
dyatlov geçidi ile ilgili görsel sonucu

Trenle başladıkları yolculuklarını Vizhey’de inerek kamyonetle devam eden 10 arkadaş Lozviya Nehri yakınlarında inerek yaya şekilde Lezviya Nehtri boyunca ilerleyip Auspiya Nehrini de geçerek Oterten Dağı eteklerinden tekrar Vizhey’de bitirip trenle evlerine dönmeyi planlamışlardı.

Yuri Yefimoviç Yudin kamyonet kasasında maruz kaldığı soğuk rüzgardan dolayı sırtında soğuk ısırması kaynaklı iltihaplar oluştuğu için yol üzerindeki 41. bölgeden ilerlese de yol üstünde terkedilmiş bir eve sığındıklarında kötüleşerek geri dönmek zorunda kalarak kayak macerasına gidememiştir.

dyatlov animasyon ile ilgili görsel sonucu
41. Bölge

Atlarla Nehir boylarından 24 km yol gitmek zorundalardı. 9 saat hareket ettikten sonra yol üzerinde terk edilmiş bir ev bularak akşamı geçirmişler. Yudin’i uğurladıktan sonra tekrar yürüyerek yine hava kararmaya başladığı için çadırları kurup sobayı yakarak dağdan izole bir yamaca konuşlanmışlar.

dyatlov ile ilgili görsel sonucu

Sabah, Auspia Nehri boyunca ilerlemeye devam etmişler. Akşam olunca Auspia Nehri ortalarında bir daha çadırları kurarak geceyi geçirmişler. Tekrar sabah kalkıp sisli bir havada zor görerek yürümeye devam etmişler. Sadece 2 km ilerleyebilen grup zorlu hava koşullarında açık bir sırtta çadır kurmuşlar. Son çadırı kurdukları Ölü Dağ eteğinde yolları son bulmaktadır.

dyatlov ile ilgili görsel sonucu
Dyatlov Geçidi Yakınındaki Çadır

2 ay sonra arama ekibi bedenleri farklı tarihlerde farklı yerlerde buldu. Çadırdan kaçarak farklı yerlerde oluşan bu ölümlerinin soruşturma sonucu değişik şekillerde olduğu ortaya çıkmıştır. Bazılarının vücudunda çeşitli kırıklar varken bazılarının da yumuşak uzuvlarının (göz, burun…) eksik olduğu belirlenmiştir.

Olay bu noktada kaldığı için 1959-1960 yıllarında dünya üzerinde Dyatlov grubunun esrarengiz ölümleri giderek ilgi çekmiştir.

Çadır bulunduğunda içerisinde olduğu gibi duran kalın kıyafetler ve yorganları neden almadıkları büyük bir soru işaretiyken incelemeler sonrası, aylar sonra konu aydınlanmaya başlamıştır. Aramalar devam ederken ilk arama çalışmasında Doroşenko ve Krivonişenko‘nun yanyana, biraz ötesinde Dyatlov‘un iç çamaşırlarıyla cesetleri bulunur. Aynı aramada kadın üye Zinaida çadıra biraz daha yakın yerde bulundu. Bir yerlinin köpeği 1. aramadan aylar sonra kar eriyince diğer 4 cesedi ırmak yatağında bulmuştur. (Nicolai, Semyon, Kolevatov, Lyudmila).

Yerlilerin, test füzelerinin veya ajanların öldürdüğü söylentileri vardı fakat bunlar söylentiden öte gidemedi. Kesiklerin çadırın içinden olması nedeniyle tehlikenin içerden geldiği düşünülmeye başlandı. Sonrasında ortaya çıkan, çadırın üstündeki yamaçta plak şeklindeki kaymaların olduğu çığ bulguları olayı aydınlatır cinstendi. Çadır içinde sıcak yatağında yarı çıplak yatan arkadaşlar çığ sesini ve sarsıntıları duyunca telaşla çadırı delip kaçmış olabilirlerdi. Cesetlerin yönüne bakılırsa ormanlık alana inmeleri de çığdan kaçtıklarını doğrular nitelikteydi. Hava yaşanamayacak seviyede rüzgarlı ve soğuktu. Nemden dolayı ateş yakamadılar. 5 kişi bir ağacın altında kalırken biraz daha kalın giyinimli diğerleri odun getirmeye dağıldı. Kuru yakacaklar bulduklarında yaktıkları ateş kendi dibini ısıttığı ve eriyen karlarla söndüğü için gruptaki ince giyimliler çok dayanamayıp donarak ölmüş olabilirler. Kalın giyimli olduğu için keşfe çıkan diğer grup geri geldiğinde ölenlerin kıyafetlerini de giyerek yola devam etmişlerdir fakat sert rüzgara daha çok dayanamayıp bir akarsu yatağında rüzgardan korunmak için beklemeye başlamışlardır. Soğuk son grubun da donarak ölmesine sebep olmuştur. Kısaca açık yamaç üzerinde yanlış konuma kurulan çadır, çığ korkusu ve aceleyle eşya almadan kaçmanın bedeli çok ağır olmuştu.

  • Mustafa BAHAR

Alıntılar ve Kaynaklar

1 https://tr.wikipedia.org/wiki/Dyatlov

Yazı kategorisi: Güncel, İnsan

BEYAZ BİR WORDPRESS SAYFASI

Günümüz sosyal medyalarında yaşanan güven problemleri için alternatif bir sosyal medya örneği olarak Worpress’i gönül rahatlığıyla verebilirz. WordPress, kişisel verilerinizi satmaz. Sizden absürt izinler isteyerek cihazının depolamasına erişmek istemez. Ortam eklerken bile sizlere Tenor ve Google Fotoğraflar seçeneğini sunarak güven sağlar. Bu kadar kişinin kişisel bilgilerini açıkça satan dev sosyal medya şirketleri insanların yeterince kamerasına, mikrofonuna hatta rehberine erişerek bigdata dedikleri büyük verileri tek havuzda topladı.

Burada bazı insanlar wHqTzapp gibi uygulamaları sildi Signal, BİP vs. daha az izin isteyen uygulamalara geçti. İşin ilginci bu şirketler sıra kendi bilgilerine geldiği zaman oldukça titiz davranmasıdır. Mesela M.ZCKRBRK bu konuda kullanıcıların açtığı birçok gizlilik ihlali davasının birinde savcının; gittiğiniz yeri, yiyeceğiniz yemeği, şifrelerinizi veya galerinizdeki fotoğrafları başkalarının görmesini ister misin? sorusuna pişkince hayır diyerek sırıtması diğer insanları ne kadar az önemsediğinin büyük bir kanıtıdır ki ilgili kişinin seçimlere müdahale ettiği ve müdahale etmek için kişisel profillerin ihtiyaç analizine göre önlerine reklam çıkardığı kanıtlanmışken daha nasıl güvenebiliriz ki… Neden güvenelim ki?

Wordpress

Bu konuda bir alternatif olarak daha entelektüel kitlenin toplandığı, okuma odaklı bir sosyal medya olan WordPress‘ i inceleyelim…

WordPress.com sadece e-posta onayıyla ücretsiz üye olabileceğiniz bir blog sitesidir. Şimdi diğer sosyal medya araçlarıyla (İnsta, Twit vs.) sitelerle kıyaslayalım.

  • WordPress’de İnsta blog gibi fotoğraflarınızı altına veya yanına, üstüne istediğinizi yazarak paylaşabilirsiniz.
  • WordPress’de diğer arkadaşlarınızı ekleyebilir, onların paylaşımlarını alıntılayabilir, beğenebilir, yorum yapabilirsiniz.
  • WordPress diğer sosyal medyalar gibi dm kutusu içermez. Blog iletişim kısmınızdan isteyen sizinle iletişime geçebilir ve istemediğiniz spam mesajlar sizi rahatsız etmez.
  • WordPress mobil uygulaması vardır. Google Play’den ücretsiz indirip sosyal medya olarak kullanabilir hatta haber kaynağı kısmından tüm WordPress üyelerinin paylaşımlarını okuyabilir, her konuda farklı bakış açılarına ulaşabilirsiniz.
  • WordPress sizden sizi görmek için kamera izini istemez, duymak için mikrofon izni istemez, rehberinizdeki kişileri çalmaz, sizin bilgilerinizi oy için satmaz veya para için paylaşmaz. Auttomatic şirketinin hayata geçirdiği .com, daha çok büyük sitelerin ve kodlama bilenlerin kullandığı kurumsal Worddpress .org un kişisel bloglar için kolaylaştırılmış ve otomatikleştirilmiş halidir. WordPress alt yapısı ve köklü geçmişiyle göze çarpar.
https://liveterra.wordpress.com/

Bu yazı için herhangi bir sponsorluk almadım. Tamamen kendi deneyimlerim ve araştırmalarımdır. WordPress ailesi olarak sizleri de WordPress.com’da görmek isteriz.

Aklınıza takılan soruları ve eklemek istediğiniz bilgileri yorumlar kısmından ekleyebilir siz de bu yazıya katkıda bulunabilirsiniz.

-Mustafa BAHAR