Yazı kategorisi: Güncel, İnsan

İnsan Çöplüğü?!

İnsan Çöplüğü

Çevresel faktörlerin giderek hayatı daha çok şekillendirdiği bir sosyal düzen inşa edilmekte. Her zaman diyorum ya her söyleneni fazla ciddiye almamak gerek, insanlar davranışcı teoriyi doğrulamakta. Davranışçılar insanın bilişinden çok davranışının önemini vurgular. Yani söylediğine değil ne yaptığına, nasıl davrandığına bakarım diyorlar. Sokağa çöp atmayın diyen birisi 2 dakika sonra sigara izmaritini yola fırlattığı sürece söylenenlerin, sözlerin giderek değer kaybetmesi kaçınılmaz. İnsandan insana değer atfedilen sözler, insanına göre önemlidir. Misal Atatürk, Fatih Sultan Mehmed gibi tarihi şekillendiren şahsiyetlerin sözleri mi değerlidir, ülkede siyasal teolojiyi yayan, dini siyaset için araç olarak kullanan, enflasyonla mücadele edemeyen vasıfsız, hırsız, liyakatsiz ve Cumhuriyet düşmanı ülke yöneticilerinin kıytırık sözleri mi daha değerlidir?

Söylediklerimize göre hareket etmemeli, hareket edeceğimize göre, id veya süperegoya değil, egomuza göre konuşmalı ve davranmalıyız.

Bir de insan çöplüğünde bizlerin de yaptığı saçmalıklar kötü kokular yaymakta. Örneğin neden telefon gelince aaa bu çok önemli eşimin doğum günüyle alakalı bir parti düzenliyorum diyerek toplantıdan ayrılmak veya şu arıyor bu arıyor diye diğer insanlara açıklama yapmak alışkanlık haline geldi. Siz, biz neden diğerlerine açıklama yapmak zorundayız! Açıklama yapmak diğerleri karşısında kendinizi sorumlu hissetmemize sebep oluyor. Telefon mu çaldı, pardon de ve kalk kısık sesle konuş. Millete özel hayatınızı açmayı bırakın. Özel hayat kavramını artık biraz daha anlamlı kullanın. Bir sosyal medya grubuna giriyoruz hemen telefon numaramızla gruplara katılıp numaramızı binlerce kişiliği belirsiz insanlara sunuyoruz. Dolandırıcı sosyal medya uygulamalarına kişisel bilgilerimizi diğer firmalara el altından sattırarak onların cebine para koyuyoruz.

Bir de güvendiğiniz insanlar var. Önce en iyi dost, eş olarak özel bilgilerinizi sunduğunuz, her şeyi paylaştığınız insanlar. İnsana en büyük zararı en yakınları verir. Özel hayatınızda bu dost, eş gibi kişilere verdiğiniz bilgilerle güvenlik açığı oluşuyor. Tıpkı matrix filmindeki sistem gibi düşünün. Matrix’te neo’nun sürekli fikir danıştığı bir kahin vardı. O kahin aslında sistemin içinde bie programdı. Zamanla insanlardan tarafı seçen bir virüse dönüşen kahin de sistemin güvenini kullanıp güvenlik açığına sebep olmaktaydı…

İnsan çöplüğünden çıkmak için veya bu çöplüğe girmeden bir hayat sürmek için sizce neler yapılmalı?

Yorumlarda tartışalım 🙋🏻‍♂️

Yazı kategorisi: Eğitim, İnsan

Geçmişteki Sen

Eğer belirli bir dönemle kısıtlanmış geçmişine dönmek isteseydin hangi dönemi seçerdin? Çocukluk, ergenlik yetişkinlik…

Bir öğretmen oldun çalışıyorsun ve günün birinde eline bir imkan geçti, bu imkan sayesinde geçmişe dönüp belki bir sınava tekrar girebilir onu kazanabilirsin belki de yaptığın yanlışları düzeltebilirsin. Bu bağlamda geçmiş kavramı aslında felsefi bakış açısıyla bizlere şimdiki ve gelecekteki versiyonlarımızın alt versiyonu olduğunu, gün geçtikçe yarına göre geliştiğimizi de bizlere kanıtlıyor. Misal neden geçmişe dönmek deyince insanların aklına hemen hataları düzeltmek gelir? Çünkü bugünkü sen id ve süperegoyu dengelemiş, dengelenen bir egoya sahip, düne göre gelişmiş bir versiyonsun. Evet bugün gelişen bir versiyonda yer alıyorsun ve belki diğer ay belki öteki yıl yeni güncellemelerle kendini daha iyi benlik olgusuna yakınlaştıracaksın.

Tabi gelişme her zaman olumlu yönde olmaz. Olumsuz yönde gelişmeyi (alkolik, bağımlı,kumarbaz…) seçersen bu sefer amaçlanan versiyona erişemez, yapısal geçerliliği kaybetmiş sürümlerin arasında sürüklenirsin. Bu sürümlerde açlık sefalet ve diğer tüm can sıkıcı durumlar barınabilir. Diyorum ya bugün sen dünki senden iyisin. Kendinizi bunu düşünerek geliştirin. İnsan hem kendinin öğretmeni hem de polisi olmak zorunda. Hepiniz birer öğretmen olun ve en iyi için kendinizi eğitin. Tıpkı eğitimin tanımında belirtildiği gibi… Eğitim, öğrenme yoluyla istendik yönde davranış değişikliği oluşturma biçimi.

Siz ne düşünüyorsunuz? Tüm aklınıza gelenleri yorumlar kısmında tartışabiliriz.

Yazı kategorisi: Güncel

Squidgame ne anlatıyor?

Netflix bu aralar kafayı über zenginlerin keyifleriyle bozmuş durumda. 2019 sonunda platform dizisiyle en üst katmandan en alt katmana inen bir yemek masasıyla bizlere açgözlülüğü betimleyen netflix, squidgame dizisinde 2021’de de yine über zenginlerin sapkın zevklerinden bahsediyor.

Filmde devlet ve şirketlerin otoritesi altında zayıf kalmış, hayata tutunamayan fakir hayatları veya kumar yüzünden bilinçsizce harcamalar yapan, sıfırı tüketen insanları o hayattan kurtaracak parayı vaad eden bir sistem. Bu sistem über zenginlerin fonlarıyla kuruluyor ve bir başka eğlence şirketi tarafından yönetiliyor. Temelinde bir ders veya bir çıkarım yok aslında. Tamamen zenginlerin kendi deyimleriyle pistte yarışan atlar gibi izledikleri, öldürdükleri ve bundan zevk aldıkları bir kurgu bulunmakta. Kadından masalar, eşcinsellik ( netflix bunu sevdi) peynir ekmek dağıtır gibi öldürülen insanlar vs.

Filmin başında toplanan bu fakir insanları bu düzene dahil etmek için bir yöntem kullanılmakta, 2 renk mavi ve kırmızı içinde tahta olan zarflarla bir oyun oynanıyor. Çoğu kişinin farkına varmadığı bir detaya dikkat çekmek istiyorum, zarfı seçenler hangi rengi seçerse o rolü almakta. Maviler yarışanlar, kırmızılar ise silahlı denetçiler rolünü almakta. Kısaca insanın amacı olan miktarın üstünde paraya ulaştığı zaman sapkın zevklere yöneldiği ve aslında Freud’un da dediği gibi kötülüğün içeride olduğunu, olgulara göre ortaya çıkabileceğini çıkarabiliriz. Keyifli dizi izleyin.

Önerdiğiniz güzel diziler var mı? Yorumlarda yazabilirsiniz.

Yazı kategorisi: İnsan

Üretken Blog Yazarı Sertifika Programının Kazananları

Sertifika

Certificate Of Achievement

LiveTerra olarak bünyemizdeki üyeler arasında belirli kriterler koyarak kriterleri tamamlayanlara sertifikasyon programı oluşturduk. Sertifikasyon programında, alanında uzman kişilerce okunup değerlendirilen yazıların yazarlarına toplamda her yazarın 500 beğeni limitini geçmeleri üzerine sertifikalarını ulaştırdık. Bu bağlamda emeği geçen yazarlarımızı ve editörlerimizi tebrik ederiz.

Kazananlar

Yazı kategorisi: Eğitim, İnsan

Motivasyon!

Testlerin meslek belirlediği dönemdeyiz. Öğrencinin hangi sanata, mesleğe ilgisi olduğu pek önemsenmeyen eğitim sistemleriyle seri üretim işsizler üretmekteyiz. Bir ressamın matematik çözerek atanması, müzisyene fizik çözdürülmesi kadar saçma bir şey var mı?

Yaşamın giderek zorlaştığı dünyada insanların hayat kalitesini arttırması için güzel mesleklerde güzel maaşlarla çalışması gerçeği insanların boynuna büyük bir yük bindirmekte. Öğrencilerin sınavları zorlaşmakta ve devir giderek teknoloji devrine dönüşmekte. Bu kadar kablo yığını arasında cüce kalan insan psikolojisi giderek bozulmakta. Psikolojilerin bozulmasında çevresel faktörlerin ve global sorunların etkisi olmakta.

Bu yazıda zorlaşan hedeflere nasıl ulaşacağımızı, kendimizi gerçek anlamda nasıl yönetebileceğimizi öğreneceğiz.

Önünde bir sınav olduğunu düşün. Bu sınav hem sana iş verecek hem de garantili hayat ve maaş sunacak. Özlük haklarıyla şahsiyetini belirginleştirecek. Bu sınava çalışmak için niyetlendin. Bu noktada bazı insanlara ve davranışlara uzaklaşman şart. En büyük savaş şimdi başlıyor. Tek rakibin olan kendini her gün aynada selamlayıp bu savaşta mağlup etmek için çabalayacaksın. İnsan beyni ders çalışmaya gezmek, uyumak ve yemek yemekten daha az yatkındır. Bunun başlıca sebepleri bir takım hormonlardır. Bu hormonlar(dopamin,seratonin…) belirli uyarıcılardan sonra tepki olarak ortaya çıkar. Bu uyarıcı-tepki bağında beyin bizleri doğası gereği kolaya itecek. Artık bu kolay yolları zor yollarla değiştirme vakti.

Masa başına oturdun ders çalışmaya başladın uykun geldiyse bu uyku halinden kurtulmak zorundasın. Kahve iç veya içsel konuşmayla kendini telkin et. İçsel konuşma ve telkinden kastım kendini motive etmen. Kendine karşı askere emir veren bir general gibi davran. Kalk, çalış, dinlenme, daha erken!

Kendinle monolog konuşmalar yap yani kendi kendine değerlendirmeler yapmalısın ve görevlerini kendine vermelisin.

Çalışmalarına karşı gıcık bir denetçi gibi ol. Kolay beğenme. Bugün 50 soru çözdün ve 40 doğrun varsa berbatsın. Gerçekten iyi kavramını kendinde mükemmel olarak kodla. 50 soruda 50 doğru senin için iyi olmalı. Ne kadar yükseği hedeflersen ulaşacağın sonuçlar da o doğrultuda yükselir. Azla yetinme, kolaya kaçma.

Fiziksel olarak kendinde yıpranmalar görmediğin sürece çalışmaya devam etmelisin. Rakiplerin uyurken sen çalışmak zorundasın. Başarı zoru sever. Ben hayatımda hiç bir şeyin kolay olduğunu görmedim. Sabah erken kalk, gece geç saatlere kadar çalış. Önceden konulan kuralların dışına çık. Sınava son 1 hafta kala dinlenmek gibi safsatalara kulak asma. Senin sınavın kazanınca bitecek. Kazandığın gün dinlenebilirsin çünkü yeni maçlara hazır olmalısın.

Hak etmek

Hak etme kavramı bir şeye uygun olma, onu elde etmek için süreçleri tamamlama veya gereklilikleri yerine getirme, o şeye ehil olma durumudur. Eğer bir meslek için önünde bir sınav varsa öncelikle o sınavı kazanmayı hak etmelisin. Zafer dağının zirvesine ulaşınca aşağıya baktığınız zaman emeklerinizi, çabalarınızı görebilmelisiniz. Ellerin soyulmuş, yaralar almış bir bedenle zaferi tam anlamıyla tatmalısın.

Bu 2022 senin senen olsun. İlk emrini ver beynine. Kalk ve çalış. Çalışırken ünlü boksör Muhammed Ali Clay aklına gelsin. Muhmmed Ali, mekik veya şınav çekerken acı çekmeye başlayınca saymaya başlıyorum çünkü asıl acı çekmeye başladıkça gelişiyorum diyor. Maç başladı. 2023’te tekrar bir yazıda buluşup yorumlarda değerlendirelim. Bakalım 2022’de beyniniz veya duygularınızın üstü olup emirlerinizle başarıyı yakalayacak mısınız…

Siz de fikirlerinizi yorumlarda belirtebilirsiniz.

Yazı kategorisi: Güncel, Kişisel Gelişim, İnsan

Millet ne der ?

Konularda fikirlerini kendin mi alırsın? Fikirlerine ne kadar sadıksın?

İnsanlar başarılı olmak, güzel konumlara gelip itibar görmek ister. Bazı hayatlar ilham vericidir. Bill Gates gibi zengin ve okula ilk bilgisayarı ailesi hediye eden hayatlardan bahsetmiyorum, Fatih Sultan Mehmed Han, Atatürk, Warren Buffet, McDonalds’ın hikayesi, Muhammed Ali, John D. Rockefeller, Stephen King … gibi hikayelerden bahsediyorum. Bu hayat hikayelerinde sıfırdan başlayıp yükselen anılar bulunmakta. Örneğin Fatih Sultan Mehmed İstanbul’u 20’li yaşlarında feth etti. Atatürk, yıkılışta olan 600 yıllık bir imparatorluğu hayatını adayıp Cumhuriyet ile canlandırdı. Warren BUFFET fakir ailede biriktirdiği 1 sentlerden dünyanın enleri listesine, bugünlere geldi.

Sizce hangisi millet ne der diye düşündü? milletten banane ben ideallerim doğrultusunda yaşar, savaşır ve ölürüm diyenlerin hikayelerinden bahsediyorum.

Aile, komşunun çocuğu pek iyi almış sen niye iyi aldın gibi kıyaslamalar yapıyorsa millet ne der zehrini küçük yaşlarda tatmaya başladınız demektir. Bir insanın yetişmesi zordur. Hani atalarımız demiş ya insan eti ağırdır diye, insan göründüğü kadar hafif değildir. Okuması, gelişmesi, psikolojisi… her insan kendi içinde birer evrendir.

Millet ne der? Düşünsene Atatürk cumhuriyeti ilan edecekken duruyor ve düşünüyor, millet ne der? ne kadar gereksiz bir soru ve insanı çeldirebilecek bir düşünce değil mi. Atatürk millet ne der demedi. Biz zaten halkız, cumhuriyeti birlikte kuracağız dedi. Atatürk’ün hayatını okuyun, bir ömrün nasıl vatana adandığını göreceksiniz. Fatih Sultan Mehmed’in hayatını okuyun, çocuk yaşta devletini sevmek, devlet derdine düşüp yaşının 2 katı kararlar almak nedir göreceksiniz. Düşünsenize ortaçağı kapatıyorsunuz, yeni çağı açıyorsunuz… Vay be ulu padişahım Fatih.

Keyfine kim karışıyorsa sanane demeyi öğren. Sen de millete karışırken banane demeyi bil. Çevresel çeldiriciler umut kırıcıdır. A kişisi bilgisayarda uzmandır, belki bilgisayarı seviyordur fakat millet bunu bilmez. Millet tıp okuyup niye doktor olamadın der. Bazı sözler ve kırılan umutlar bir jiletten 10 kat keskin olabilmekte. SANANE benim mesleğimden, hobimden, arzularımdan? 2022, çok bilmişlere, işinize burnunu sokanlara, negatiflik yayan toksik bireyleri püskürtüp, silip, safdışı edip kendinize efsanelerin rotası gibi özgün bir rota çizeceğiniz bir yıl olacak.

Millet ne der? = Saçmalık

Fikirler ve deneyimler paylaşıldıkça anlam kazanır. Yorumlar kısmından istediğinizi belirtebilirsiniz.

Ha bir de şuraya rahatlama şarkıları ekliyorum. Dinleyince tüm stresiniz uçuyor:)

-Mustafa BAHAR

Müzik önerileriniz var mı?

Yazı kategorisi: news

Türkiye’de okul sayısı yeterli mi?

Eğitim Sen, bazı sınıflarda 50’den fazla öğrenci olduğunu, temizlik görevlisi ihtiyacının geçici istihdamlarla geçiştirildiğini ve birçok okul ihtiyacının velilerden karşılandığını belirtti.Kaynak: https://www.evrensel.net/haber/442025/egitim-sen-sinif-mevcudu-50yi-asan-okullar-var-meb-sadece-maske-mesafe-ve-hijyen-diyor

‘Sınıf mevcudu 30’u geçmemeli’
Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) Merkez Konseyi üyesi Dr. Çiğdem Arslan Kaynak:https://www.milliyet.com.tr/gundem/sinif-mevcudu-30u-gecmemeli-6590057

Bu iki haberde gördüğümüz durumun özeti şu ki,

Türkiye’de yaklaşık 54.715’i resmi okul, 13.870’i özel okul olmak üzere toplamda 68.589 okul bulunuyor. Okulların 11.485 kadarı okul öncesi eğitim, 24.790’ı ilkokul, 19.268’i ortaokul ve 13.046’sı da ortaöğretim düzeyinde okullardır.

Pandemi şartları gereği maske, mesafe ve temizlik kurallarına uyulması adına okullarda düzenlemeler yapıldı fakat görmekteyiz ki düzenlemelerle birlikte özellikle mesafe kuralı için yeterli okul alanı ve okul sayısı sağlanamadı. Bu probleme çözüm olması açısından bazı okullarda gece-gündüz uygulamasına gidildi ama yine de mesafe kuralına uyum ve sınıf mevcudunda seyrelme görülebilmiş değil.

Olması gereken,

Türkiye gün geçtikçe gelişen ve evrensel çapta güçlenen, yerini parmakla gösterebilecekleri bir ülke haline gelmekte. Bu gelişim cumhuriyet dönemi eğitimine borçluyuz. Bu dönemden sonra gelişen eğitimin, maarifin meyvelerini bugün görmekteyiz. Günümüzde de cumhuriyetimizin izlediği eğitim politikaları gelişmeye yöneliktir. Bazı sorunların oluşması tabi ki elzemdir. Bu sorunlar arasında artan öğrenci nüfusu ve yetmeyen okul sayısı gibi problemleri sıralamak mümkün. Türkiye’de mevcut okul sayısının 2 katına çıkarılması ve sınıf mevcutlarının 30’lardan 15’lere düşürülmesi hem eğitimin geleceği hem de çocukların eğitim faaliyetleri için olumlu sonuçlar verecektir. Bu bağlamda öğretmenlik mesleğindeki yığılmanın da önüne geçilecek, sayısı artan okullarla doğru orantılı öğretmen ihtiyacı da artacaktır. Ülkeleri eğitim kurtarır. Biz öğretmenler de eğitim için canla başla mücadele eden neferleriz. Ülkemizde okul binalarının yapımına başlanması eğitimi geliştirecek, yüzyüze eğitimi pandemi şartlarına uygun hale getirecektir.

Bu konuda görüşleriniz nelerdir? Yorum kısmında belirtebilirsiniz.

Yazı kategorisi: news

Maddelerle Türkiye’de Öğretmen Olmak (15Bin Öğretmen Ataması)

  • 2020 Sosyal Bilgiler öğretmenliğine verilen 155 atama kontenjan sayısına rağmen, 84 puanlarla atandığını bilmeye rağmen eğitim aşkı ve gelecek kaygısıyla yaşamak.
  • Ücretli öğretmenlerin herhangi bölümden formasyonu var diye öğretmen olarak verilmesi ve gerçek öğretmenlerin, eğitim fakültesi mezunlarının ücretli öğretmenliğe bile çağrılmaması gerçeğini kabullenmek.
  • Neredeyse her sene eğitim bakanının değişmesi,
  • Atanır atanmaz kadro dışı sözleşmeli damgasıyla işe başlamak,
  • Atansa bile AKS (kadro sınavı) ile ikinci bir zor yola sokulmak,
  • Atanan gerçek öğretmendir algısı ve dershane vs. özel kurum dahil nerde çalışırsan çalış öğretmen gözüyle bakılmaması,
  • Öğretmen atamalarında azalma ve karmaşa içinde yoğrulan bir aday olmak,
  • Zorlu bir sınava çalışma süreci (aylar, yıllar)
  • Doğuya atanmak,

Gibi şeylerle yoğrulan öğretmenlik mesleğinin güncel gelişmelerine bakalım;

Sözcü diyor ki;

MEB açıkladı! Öğretmen atamalarının tarihi belli oldu

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB),15 bin öğretmen ataması için ön başvuru ve sözlü sınav merkezi tercihlerinin 27 Eylül- 8 Ekim’de alınacağını, atama sonuçlarının da 31 Ocak’ta açıklanacağını duyurdu.”

Kaynak: https://www.sozcu.com.tr/2021/egitim/meb-acikladi-ogretmen-atamalarinin-tarihi-belli-oldu-6640397/?utm_source=anasayfa&utm_medium=free&utm_campaign=alt_surmanset

2021 yılında 2020 ve 2021 test puanlarıyla alınacak olan 15 bin yeni öğretmen ataması duyruldu fakat öğretmenlerin yüzü gülmedi.

15 bin içerisinde yer alan öğretmenler sevinçliyken ek 40, 60 bin atama isteyen çoğunluk öğretmenler kızgın. Sadece 2020 yılına ait puanlarla alım bekleyen öğretmenlerin 2021 puanlarının da dahil edilmesiyle yaşadığı şokları twitter üzerinden açtıkları etiketlerden görmekteyiz. Bu 15 bin atama öğretmenlere nefes olacak mı, yığılmayı azaltacak mı ilerleyen günlerde göreceğiz.

Ücretli öğretmenlerin alımı ister istemez hani öğretmenlikte ihtiyaç yoktu? sorusunu akıllara getirdi. Öğretmenler, ücretli öğretmenlik uygulamasının kalkmasıyla daha fazla öğretmen atamasının önünün açılacağını konuşmakta.

15 bin atama hakkında detay için: https://www.meb.gov.tr/15-bin-yeni-ogretmen-atama-mujdesi/haber/24018/tr

Eklemek istediğiniz fikir ve yorumlarınızı aşağıda yer alan yorumlar kısmına yazabilirsiniz.

Yazı kategorisi: Eğitim, Güncel

Üniversite Taktikleri

Lisans veya ön lisans okuyacaklara yararlı taktikler sunacağım. Bu taktikler devret kadrosuna atanabilmeniz, kariyerinizde yükselmeniz ve etkin üniversite eğitimi alabilmeniz adına yararlı olacak.

Eğitim Yönünden:

  • Üniversitenizin kütüphane imkanlarını öğrenin ve özellikle web sitesinde ücretsiz erişime açılan iyi kaynakları kullanın. Kütüphanede yer alan çalışma odalarını kiralamayı öğrenin.
  • Başlamadan hangi bölümü okuyacaksanız o bölümün alan sınavı için hazırlanan konu anlatım kitaplarını kesin alın, bu kitaplar hocalarınızın önereceği akademik kitaplardan daha öz ve akılda kalıcı bilgiler verecektir.
  • Devlet memurluğu sınavına ilk seneden çalışmaya başlayın.
  • Bölümünüzle ilgili proje ve bilimsel etkinliklere katılın. Üniversite öğrencilerine yönelik destekli bilimsel projeleri takip edin.
  • İlk yıldan itibaren kendi kendinize makaleler yazmaya başlayın, bu makaleleri hocalarınıza göstererek yanlış ve eksiklerini giderin.
  • Akademik kariyer düşünüyorsanız matematik ve dil (İngilizce) çalışın.
  • Okul kurs ve kulüplerinin hepsine katılın. Zamanınız oldukça gidersiniz.
  • Halk eğitim kurslarına katılın. Eğitim sürecinizde üniversite eğitiminiz bitince, akşam düzenlenen ve hafta sonu düzenlenen halk eğitim kurslarına katılın. Belgeler edinin.
  • Online veya ilgili kurum kuruluşların düzenlediği eğitimlere katılarak sertifikalar edinin, özel sektörde işinize yarayacak.
  • Çift dal, Yan dal gibi ekstraları kaçırmayın okuyun okuyabildiğiniz kadar bölüm.
  • Yurtdışına öğrenci gönderme programlarına katılın ve yurtdışına çıkın.
  • Kesinlikle not tutun ve kimseye vermeyin çünkü başınız ağrır.
  • Özellikle ilk sene genel not ortalamanız yüksek olsun. Sınavlara iyi çalışın sonra yatay geçişle daha iyi bir üniversiteye geçersiniz.
  • Hocalarınızın odasına girin, onlarla sohbet edin.
  • Özellikle office uygulamalarında uzmanlaşın. Bilgisayarı iyice öğrenin.
  • Kendinize bir wordpress.com hesabı açın ve orada düşünceleriniz paylaşın.
  • Kampüsün düzenlediği etkinlik ve sempozyumlarda görev almaya çalışın.
  • Ders aralarında kitap okuyun, 4 veya 2 yılın sonunda gözle görülür bir ilerleme kat edersiniz.
  • Mümkünse iyi bir dizüstü bilgisayarınız olsun. Bilgisayar alma durumunuz yoksa kütüphanelerin bilgisayarlarını kullanın. İnternet cafe, ekonomik ve güvenli olmaz.

Çevre Yönünden:

  • Üniversiteye yakın evde oturun.
  • Öğrenci olduğunuzu çevrenizle pek paylaşmayın, resmi kurumlardan indirim almak için paylaşabilirsiniz.
  • Çevrede yer alan cafeler yerine kahvehaneleri, yerel kütüphane ve yerel esnafları tanıyın.
  • Tüm minibüslerin saatlerini ve ücretlerini öğrenin.
  • Orada tanışacağınız insanlara karşı samimiyetinizi belirli seviyede tutun, sonra size karşı koz kullanamasınlar.
  • Kimseye mecbur kalmadıkça muhtaç olmayın.
  • Sürekli dışarıdan yeme içmeyi kesin. Hafta sonları veya 2 haftada bir arkadaşlarınızla dışarda buluşsanız yeter.
  • Gereksiz samimiyet kurmayın ve arkadaş çevrenizde gruplaşmayın. Mümkünse herkese eşit yaklaşın.
  • Yerel esnaftan her zaman kılık kıyafet alışverişi yapmak doğru ve ekonomik olmayabilir, her şeyi internetten karşılaştırın.
  • Fazla dikkat çekmek sizi cool yapmaz aksine kin ve kıskanç düşmanlar üretir. Konulara haddiniz olmadıkça katılım sağlamayın.
  • Derste kimseyle iletişim kurmayın, ders derste dinlenir.
  • Yakın ilçeleri ve illeri gezin.
  • Anı biriktirin.

Sizlerin de eklemek istedikleri varsa yorumlarda görmek isteriz.

Yazı kategorisi: Güncel

Türkiye

Güzel ülkemin turizm cenneti Antalya’sı alevler içinde yanmakta. Manavgat ilçesinde başlayan yangın hızla esen rüzgarın da etkisiyle kısa zamanda çok büyük alanlara sıçradı. Besi hayvanlarımız yanarak can verdi, insanlarımız yanarak veya dumandan zehirlenerek can verdi, binlerce yaban hayvanı kül oldu. Antalya’nın ciğerleri yandı. Türkiye genelinde çıkan 85 yangının 74’ü kontrol altında; dört can kaybı bildirildi. Orman Bakanı Bekir Pakdemirli; Antalya, Adana, Muğla, Mersin, İzmir ve Osmaniye başta olmak üzere 26 ilde çıkan 85 yangının 74’ünün kontrol altına alındığı ve 11 yangının ise devam ettiğini açıkladı. Bu yangınlardan en büyüğü olan Antalya’da çıkan yangını kontrol altına alma çalışmaları sürmekte. Özellikle tarihi mirasların bulunduğu Side bölgesinin yanma ihtimali çok endişe verici. Serik ilçesi başta olmak üzere bütün ilçelerden Manavgat’a su, ilaç ve gıda yardımları sürüyor. Muğla’da da yangının büyüdüğü görülmekte. Diğer illerde de yangınlar eşzamanlı kontrol altına alınmaya çalışılıyor.

Yangının neden çıktığı bilinmiyor fakat aynı anda çıkan yangınlar kundaklama riskini akıllara getiriyor. İlerleyen zamanlarda içişleri bakanlığınca yapılacak olan tatkikatlar bizlere olayın gerçek sorumlusunu gösterecektir.

LiveTerra olarak sizden hiçbir maddi beklenti ummadık. Sizleri hep manevi yönden tanıdık, sevdik fakat bu sefer kendimiz veya sitemiz için değil, bu içerikleri size ulaştırdığımız, ekmeğinden yiyip, suyundan içtiğimiz ülkemiz Türkiye içindir bu yazı. Sizlerden ricam Türkiye’yi tekrar ormanlarına kavuşturmak için Türk Kızılay’ı veya TEMA’ya fidan bağışı yapmanız. Maddi olarak bir yardım istemiyoruz. Biz bize gıda ve barınma anlamında yetiyoruz. Tek eksiğimiz yanan ağaçlarımızın yerine dikilecek fidanlar…. Türk Kızılay ve TEMA kanallarından fidan bağışı yaparak yanan ağaçların yerini doldurmuş olacaksınız.

Geçmiş olsun TÜRKİYE’m, geçmiş olsun güzel memleketim Antalya’m…

Bağış yapan sevgili okurlarım bana bağış sertifikanızı veya dekontunuzu “liveterraa@gmail.com” adresinden gönderin burada teşekkür mesajımla paylaşayım. Hepinize teşekkür ederim.

TEMA Fidan Bağışı = https://www.tema.org.tr/bagislar

Türk Kızılay Fidan Bağışı = https://www.kizilay.org.tr/bagis

Bir diğer bağış kuruluşu, ünlü şarkıcı Haluk Levent’in derneği= https://ahbap.org/