Yazı kategorisi: Güncel, Genel, Yeni, İnsan

Maskülenite / Masculunity

Maskülenite, erkeklik kavramı olarak tanımlanabilir. Erkeklik kavramı, kültürel, sosyal ve bireysel düzeyde değişkenlik gösterebilir. Özellikle son yıllarda, maskülenite konusunda cinsiyet eşitliği ve cinsiyet çeşitliliği tartışmaları daha sık gündeme gelmektedir.

Erkeklik kavramı, erkeklerin nasıl davranması gerektiği, ne tür değerleri benimsemesi gerektiği ve hangi rolleri oynaması gerektiği gibi konularda kalıplar oluşmaktadır. Bu kalıplar, erkeklerin kendilerini ifade etmelerine ve kimliklerini oluşturmalarına yönelik sınırlamalar getirebilir.

Bununla birlikte, son yıllarda cinsiyet eşitliği ve cinsiyet çeşitliliği hareketleri, erkeklik kavramının sınırlı ve kalıplaşmış bir tanımının yerine, erkeklerin kendilerini farklı şekillerde ifade etmelerine ve farklı roller üstlenmelerine olanak tanıdığı bir erkeklik kavramının önemini vurgulamaktadır.

Erkeklik kavramının değişen tanımı, erkeklerin kendilerini ifade etmelerine ve kimliklerini oluşturmalarına olanak tanırken, aynı zamanda toplumda cinsiyet eşitliği ve cinsiyet çeşitliliği için önemli bir adım olabilir.

Maskülenite, kültürel, sosyal ve bireysel düzeyde değişkenlik gösteren bir kavramdır. Erkeklik kavramının sınırlı ve kalıplaşmış tanımının yerine, erkeklerin kendilerini farklı şekillerde ifade etmelerine ve farklı roller üstlenmelerine olanak tanıyan bir erkeklik kavramının önemine dikkat çekmekte fayda vardır.

Erkeklik kalıplarını sorgulamak: Erkeklik kalıplarını sorgulamak, erkeklerin kendilerini ifade etmelerine ve kimliklerini oluşturmalarına olanak tanır. Erkeklik kalıplarının sorgulanması, erkeklerin daha özgür ve doğal bir şekilde kendilerini ifade etmelerine olanak tanır.

Cinsiyet eşitliği ve cinsiyet çeşitliliği için mücadele etmek: Cinsiyet eşitliği ve cinsiyet çeşitliliği için mücadele etmek, erkeklik kavramının değişen tanımını destekler. Cinsiyet eşitliği ve cinsiyet çeşitliliği için mücadele etmek, erkeklerin daha farklı roller üstlenmelerine ve daha farklı şekillerde kendilerini ifade etmelerine olanak tanır.

Erkeklerin duygusal zekasının geliştirilmesi: Erkeklerin duygusal zekasının geliştirilmesi, erkeklerin duygusal olarak daha sağlıklı ve dengeli olmalarına olanak tanır. Erkeklerin duygusal zekasının geliştirilmesi, erkeklerin daha iyi iletişim kurmalarına ve daha iyi empati kurmalarına olanak tanır.

Erkeklerin kendilerini ifade etmelerine izin vermek: Erkeklerin kendilerini ifade etmelerine izin vermek, erkeklerin daha özgür ve doğal bir şekilde kendilerini ifade etmelerine olanak tanır. Erkeklerin kendilerini ifade etmelerine izin vermek, erkeklerin daha iyi iletişim kurmalarına ve daha iyi empati kurmalarına olanak tanır.

Alfa erkek konusuna değinecek olursak,

“Alfa erkek” , sosyal bir rol olarak belirli bir kişinin toplumdaki diğer erkeklerin üstünde bir pozisyonda olduğunu ifade eder. Bu pozisyon, kişinin gücü, karizması, özgüveni, liderlik becerileri ve cinsiyetli özellikleri gibi özelliklere dayanır.

Alfa erkekler, genellikle grup içinde liderlik pozisyonlarına sahip olurlar. Bu, ortak bir amacın gerçekleştirilmesi için insanları yönetebilmelerine ve yönlendirebilmelerine olanak tanır. Aynı zamanda, alfa erkekler, genellikle fiziksel olarak güçlü ve sağlıklıdır ve cinsel atraktivite açısından çekicidir.

Alfa erkekler, genellikle insanların ilgisini çekmekte ve toplumda saygın bir yere sahip olmaktadır. Bu, onların iş hayatında, sosyal hayatlarında ve cinsel ilişkilerinde daha başarılı olmalarına neden olur.

Ancak, alfa erkek olmanın birçok negatif yanı da vardır. Çok güçlü bir benmerkezcilik veya hiyerarşik düşünceleri olan alfa erkekler, diğer insanların haklarını veya duygularını önemsemeyebilir. Ayrıca, alfa erkeklerin liderlik becerileri, genellikle diğer insanların görüşlerini dikkate almamalarına veya kabul etmemelerine neden olabilir.

alfa erkek olmak, birçok pozitif özellik içerebilir ancak aynı zamanda birçok negatif sonuç da doğurabilir. Kişisel özelliklerin ve davranışların doğru şekilde yönetilmesi, alfa erkek olmanın pozitif yanlarını vurgularken, negatif sonuçların önüne geçebilir.

Bir de Beta erkek terimi vardır,

“Beta erkek”, sosyal bir rol olarak belirli bir kişinin toplumdaki diğer erkeklerin arkasında kalmış olduğunu ifade eder. Beta erkekler, genellikle alfa erkeklerin liderlik pozisyonlarına sahip olmazlar ve onların gücü, karizması, özgüveni, liderlik becerileri ve cinsiyetli özellikleri gibi özellikleri de daha azdır.

Beta erkekler, genellikle grup içinde izleyici pozisyonlarına sahiptirler. Bu, onların diğerlerinin liderliğine veya yönlendirmesine ihtiyaç duymasına neden olur. Aynı zamanda, beta erkekler, genellikle fiziksel olarak daha az güçlü ve sağlıklı olabilir ve cinsel atraktivite açısından daha az çekicidir.

Beta erkekler, genellikle insanların ilgisini çekmez ve toplumda daha az saygın bir yere sahip olurlar. Bu, onların iş hayatlarında, sosyal hayatlarında ve cinsel ilişkilerinde daha az başarılı olmalarına neden olur.

Ancak, beta erkek olmanın birçok pozitif yanı da vardır. Beta erkekler, genellikle diğer insanların haklarını veya duygularını daha iyi önemseyebilir ve onların görüşlerini daha iyi dikkate alabilir. Ayrıca, beta erkekler, genellikle daha az benmerkezci veya hiyerarşik düşüncelere sahip olduğu için, ilişkilerinde daha dengeli ve mutlu olabilir.

beta erkek olmak, birçok negatif özellik içerebilir ancak aynı zamanda birçok pozitif sonuç da doğurabilir. Kişisel özelliklerin ve davranışların doğru şekilde yönetilmesi, beta erkek olmanın pozitif yanlarını vurgularken, negatif sonuçların önüne geçebilir. Bu kavramlar sadece sosyal rol olarak kullanılmaktadır ve her kişinin kendine özgü özellikleri, davranışları ve kişilikleri vardır.

Bir başka terim olan Teta erkek rolü de bir diğer erkeğe verilen roller arasında yer almakta,

“Teta erkek” terimi, sosyal bir rol olarak belirli bir kişinin alfa ve beta erkekler arasında bir konumda olduğunu ifade etmek için kullanılmaktadır. Teta erkekler, genellikle alfa erkeklerin liderlik becerilerini ve özgüvenini sergilerken, aynı zamanda diğer insanların duygularını ve ihtiyaçlarını da dikkate alırlar. Bu nedenle, teta erkekler, hem liderlik becerileri hem de empati becerileri açısından öne çıkar.

Teta erkekler, genellikle grup içinde liderlik pozisyonlarına sahip olurlar. Bu, onların diğer insanları etkileyebilme ve yönlendirebilme becerilerine sahip olmasına neden olur. Aynı zamanda, teta erkekler, genellikle fiziksel olarak güçlü ve sağlıklı olabilir ve cinsel atraktivite açısından çekicidir. Bu nedenle, diğer insanlar tarafından çekici bulunurlar.

Teta erkekler, genellikle insanların ilgisini çekmekte ve toplumda saygın bir yere sahip olmaktadır. Bu, onların iş hayatlarında, sosyal hayatlarında ve cinsel ilişkilerinde başarılı olmalarına neden olur. Bu nedenle, teta erkekler, genellikle sosyal ve profesyonel açıdan başarılı olurlar.

Ancak, teta erkek olmanın birçok pozitif yanı da vardır. Teta erkekler, genellikle diğer insanların haklarını veya duygularını daha iyi önemseyebilir ve onların görüşlerini daha iyi dikkate alabilir. Ayrıca, teta erkekler, genellikle daha az benmerkezci veya hiyerarşik düşüncelere sahip olduğu için, ilişkilerinde daha dengeli ve mutlu olabilir. Bu nedenle, teta erkekler, genellikle ilişkilerinde daha sağlıklı ve uzun süreli olurlar.

Teta erkekler genellikle daha yumuşak ve duyarlı bir yapıya sahip olurlar. Bu onların daha empati dolu ve anlayışlı olmasına neden olur. Teta erkek olmak, birçok pozitif özellik içerebilir ancak aynı zamanda birçok negatif sonuçları da doğurabilir. Kişisel özelliklerin ve davranışların doğru şekilde yönetilmesi, teta erkek olmanın pozitif yanlarını vurgularken, negatif sonuçların önüne geçebilir. Bu kavramlar sadece sosyal rol olarak kullanılmaktadır ve her kişinin kendine özgü özellikleri, davranışları ve kişilikleri vardır.

Yani, Sosyal rolleri tanımlayan terimler teta,beta,alfa gibi isimler sosyal dinamiklerde kullanılan terimlerdir. Bu terimler sosyal sıralamada bireylerin nasıl bir davranış sergilediğini, nasıl bir kişilikleri olduğunu tanımlamak için kullanılır. Örneğin teta erkek bir kişi için, “çekingen” veya “pasif” anlamına gelebilirken, beta erkek için “orta” veya “standart” anlamına gelebilir. Alfa erkek için ise “lider” veya “güçlü” anlamına gelebilir.

Reklam
Yazı kategorisi: Güncel, Genel, Kişisel Gelişim, Yeni, İnsan

İHANET / Betrayal

İhanet çoğu insanın deneyimlediği bir durumdur. Genelde güvenilen kişilerin beklenmedik ve sizi kıracak yanlışlıkta hareketleri sonucunda sizin yaşadığınız duygusal durumdur. Tıpkı Breaking Bad dizisinde yer Walter White’ın Jessie’nin sevgilisi Jane’i boğulurken izleyip yardım etmemesi gibi…

İhanet, insanlar için oldukça acı verici bir deneyimdir. İhanet, bir kişinin sözünü tutmayıp, sadakatini ihlal etmesi olarak tanımlanabilir. İhanet, ilişkilerde olduğu kadar, iş hayatında da yaşanabilir. İhanet, insanların duygusal, zihinsel ve fiziksel sağlıklarını etkileyebilir. Bu yazıda, ihanetin nedenleri, ihanetin etkileri ve ihanetten kurtulmanın yolları ele alınacaktır.

İhanetin nedenleri, birçok faktöre dayanabilir. İlişkilerde, ihanetin nedenleri arasında en yaygın olanlar arasında, kişinin kendine güvensiz olması, ilişkide sıkılmış olması ve cinsel ihtiyaçlarının karşılanmaması sayılabilir. İş hayatında ise, ihanetin nedenleri arasında en yaygın olanlar arasında, kişinin kendine güvensiz olması, işte tatminsiz olması ve finansal nedenler sayılabilir.

İhanetin etkileri, kişinin duygusal, zihinsel ve fiziksel sağlığını etkileyebilir. Duygusal etkiler arasında, kendine güvensizlik, öfke, kızgınlık, üzüntü ve aşkın kaybı sayılabilir. Zihinsel etkiler arasında ise, depresyon, stres, uyku bozuklukları ve düşüncelerin karışması sayılabilir. Fiziksel etkiler arasında ise, yorgunluk, baş ağrıları, mide rahatsızlıkları ve kilo değişiklikleri sayılabilir.

İhanetten kurtulmanın yolları arasında, kendine zaman tanımak, kendine dürüst olmak, terapiye başvurmak, aile ve arkadaşlarınla konuşmak, kendine zaman ayırmak, olası karar almadan önce düşünmek ve kendine inanmak sayılabilir. Kendine zaman tanımak, ihanetin içinde olduğun süreçte, acının içinde olmanı kabul etmeni sağlar.

  • Kendinizi suçlamamak: İhanet, genellikle suçlu tarafın kişisel sorunlarından kaynaklanır. Kendinizi suçlamak yerine, suçlu tarafın sorumlu olduğunu kabul etmeli ve kendinizi affetmelisiniz.
  • Kendinizi kabul etmek: İhanet, kendinizi kabul etmek için harika bir fırsattır. İhanetten sonra kendinizi daha iyi tanıyabilir ve kendinizi daha iyi kabul edebilirsiniz.
  • Zaman içinde iyileşme: İhanet, zaman içinde iyileşir. Zaman içinde, acı azalacak ve tekrar güvenebileceksiniz.
  • Açık konuşmak: İhanetten sonra açık konuşmak önemlidir. Partnerinizle, nelerin yanlış gittiğini, nelerin iyi gittiğini ve nelerin değiştirilmesi gerektiğini konuşun.
  • Profesyonel yardım almak: İhanetten sonra profesyonel yardım almak, iyileşmenizi hızlandırabilir. Bir terapist veya danışmanla çalışmak, ihanetin etkilerini azaltabilir ve tekrar güvenebilmenizi sağlar.
  • Kendinizi meşgul etmek: İhanetten sonra kendinizi meşgul etmek, iyileşmenizi hızlandırabilir. Hobilerinizle, arkadaşlarınızla veya ailelerinizle vakit geçirmek, ihanetin etkilerini azaltabilir.
  • Yeni bir başlangıç yapmak: İhanetten sonra, yeni bir başlangıç yapmak, iyileşmenizi hızlandırabilir. Yeni bir iş, yeni bir ev veya yeni bir ilişki, ihanetin etkilerini azaltabilir ve tekrar güvenebilmenizi sağlar.

Bu durum için bazı sözler buldum. Bunları da derledim,

“İhanet, güveni yıkar, inancı sarsar ve hayatın anlamını sorgulatır. İhanet, birçok insan için hayatın en acımasız deneyimlerinden biridir.” – Robert Hughes

“İhanet, sadece bir kişiye değil, iki kişiye de zarar verir. İhanet eden kişi için, kendini suçlu ve utanç duygusu içinde hissederken, ihanete uğrayan kişi için ise, güveni sarsılmış ve acı çekmeye başlar.” – Catherine Pulsifer

“İhanet, birçok insan için hayatın en acımasız deneyimlerinden biridir. İhanet eden kişi, ihaneti gerçekleştirdiğinde, o an için mutlu olabilir ama sonrasında, kendini suçlu ve utanç duygusu içinde hisseder.” – Darlene Lancer

“İhanet, birçok insan için hayatın en acımasız deneyimlerinden biridir. İhanet eden kişi, ihaneti gerçekleştirdiğinde, o an için mutlu olabilir ama sonrasında, kendini suçlu ve utanç duygusu içinde hisseder.” – Darlene Lancer

“İhanet, insanların en korkunç deneyimlerinden biridir. İhanet eden kişi, ihaneti gerçekleştirdiğinde, o an için mutlu olabilir ama sonrasında, kendini suçlu ve utanç duygusu içinde hisseder.” – John Gray

“İhanet, insanların en korkunç deneyimlerinden biridir. İhanet eden kişi, ihaneti gerçekleştirdiğinde, o an için mutlu olabilir ama sonrasında, kendini suçlu ve utanç duygusu içinde hisseder.” – John Gray

“İhanet, karşı tarafın sizi aldattığının bilinci, acımasız bir şekilde insanın kalbine işler ve kalıcı bir etki bırakır.” – Unknown

Bu durumda size yardımcı olacak bazı öneriler,

Kendine zaman tanı: İhanet acısının iyileşmesi zaman alır ve herkesin iyileşme süreci farklıdır. Kendine zaman tanı ve acının içinde olmanı kabul et.

Kendine dürüst ol: İhanetin nedenlerini ve duygularını kendine dürüstçe sorgula. Bu süreçte kendine dürüst olman, iyileşme sürecini hızlandıracaktır.

Terapiye başvur: Terapi, ihanetin nedenlerini ve duygularını işlemenin ve iyileşmenin önemli bir yoludur. Terapist bir uzman olarak seni destekleyebilir ve seni iyileşmenin yolunda ilerletir.

Aile ve arkadaşlarınla konuş: Aile ve arkadaşlarınla konuşmak, ihanetin yarattığı acıyı paylaşmanın ve onların desteğini almanın iyi bir yoludur.

Kendine zaman ayır: İhanetin içinde olduğun süreçte, kendine zaman ayırmak, kendine bakmak ve kendine iyi bakmak önemlidir. Kendine zaman ayırmak, iyileşmenin yanı sıra, kendine güveni geri kazanmanı sağlar.

Olası karar almadan önce düşün: İhanetin sonrasında, hızlı kararlar vermek yerine, kararların sonuçlarını düşünmen önemlidir. Olası kararların sonuçlarını düşünmeden önce, kendine zaman tanı ve kararların sonuçlarını düşün.

Kendine inan: İhanetin içinde olduğun süreçte, kendine güveni kaybetmiş olabilirsin ama unutma ki, sen bu süreci aşacak ve iyileşeceksin. Kendine inan ve iyileşmenin yolunda ilerle.

Yazı kategorisi: Eğitim, Güncel, Genel, Yeni, İnsan

Bart Huges

11 Ocak 1965’te, Amsterdam’ın Dam Meydanı’nda gerçekleşen bir sanatta, başarısız tıp öğrencisi New Age tıp devrimcisi Bart Huges kendi kendine açılan kafa yarasını ortaya çıkarmaya başladı. Yani kafasına bir kapak koyma hayali vardı. Dinleyicileri Avrupa’daki en groovi, en psychedelic fikirli insanlardan bazılarından oluşmasına rağmen, otuz iki metrelik day-glo cerrahi gazlı bezin altında yatan şey için çok az kişi hazırlanabilirdi: doğrudan Huges’un beyninin dış katmanlarına açılan boşluklu, ürkütücü bir delik!

Trepanasyon, kişinin kafatasına bir delik açma eylemi, kökleri tarih öncesi uygarlığın mistik / terapötik uygulamalarına dayanır. Arkeologlar, Antarktika hariç her kıtada trepanlı kemik parçalarını ortaya çıkardılar ve bazı örnekler M.Ö. 10.000 yılına kadar uzanıyor.

Hipokrat gibi Yunan doktorlar, travmatik kafa travmasının hastanın kafatasına zarar verdiği durumlarda trepanasyonlar yaptılar.

Emme ve aydınlatmadan önceki günlerde, trepanasyonlar açık havada, güneşte, hasta dik otururken yapıldı.

Romalı cerrahi öncüsü Galen, beyin kanamasının neden olduğu kafa içi basıncı hafifletmek için prosedürü kullandı. Benzer bir ameliyat bugün hala “kraniektomi” terimi altında tartışmalı bir şekilde kullanılmaktadır.

Ancak Huges, herhangi bir akut fiziksel travmayı hafifletmek için kafasında bir delik açmadı. Tamamen fizyolojik bir bakış açısından, sağlıklıydı. Otobiyografisi “Bore Hole”da kendi kendine trepanning deneyimini anlatan öğrencisi Joe Mellen de öyleydi. Joe’nun karısı Amanda Fielding de öyleydi ve trepanasyonu korkunç kısa film “Heartbeat and the Brain”e konu oldu.

Bu süreçte kullanılan psikoaktif ilaçlar ayrıca beynin metabolizmasını önemli ölçüde hızlandırabilir, ancak etkileri daha ağırdır. Bedeni hızla yıpranır. Huges, pot ve LSD gibi “psikovitaminlerin” kullanımını teşvik etti (kızı Maria Juana adlı adam).  Ancak, beyin kan hacmindeki büyük artışların, büyük miktarlarda glikozun yutulmasını gerektirdiğine dikkat çekti. Sıradan bir asit gezisi için, önerilen dozaj bir kilo şekerden daha az değildir!

Bütün bunlar şimdiye kadar mantıklı mı? Huges, birçok bilim insanının ve gazetecinin, ilk olarak “Homo Sapiens Correctus” başlıklı bir parşömende yayınlanan çalışmalarına verdiği derin olumsuz tepkiye şaşırdı (çılgın bilim adamları için kısa bir not: şüpheci akademisyenleri devrimci bir teoriye ikna etmek istiyorsanız, muhtemelen bulgularınızı kaydırma biçiminde açıklamamak en iyisidir. İnsanları korkutmadan kafa karıştırarak…)

Huges hippi aydınlanmasına doğru bu garip acımasız yolda onu takip etmeye çok az kişiyi ikna etti. Ancak topladığı destekçiler davaya son derece bağlıydı. Amanda Fielding, trepanasyonun tüm vatandaşlar için serbestçe erişilebilir olması gerektiği platformunda iki kez İngiliz Parlamentosu’na aday oldu. 1983 yılında yerel bölgesinde 139 oy aldı. Peter Halvorson, prosedürün yararları üzerine bilimsel araştırmaları teşvik eden Uluslararası Trepanasyon Savunma Grubu’nu (ITAG) kurdu. Kafaya delik açmayı destekleyenler cemiyeti 🙂

Çoğu sinirbilimci, Huges’a karşı hiçbir düşmanlık göstermeden, teorisinin tam bir zırva olduğunu söyleyecektir. Beyin fonksiyonunda rol oynayan kan hacmi değil, kan akışıdır. Ve Houston J. Bob Blacklock’taki Baylor Tıp Fakültesi’nde nöroşirürji doçentine göre, “kafada bir delik açmanın beyne giden kan akışını artıracağına inanmak için hiçbir neden yok.” Günümüzde kafa tramvalarında iç basıncı düşürmek için cerrahi müdahale yapılmakta fakat Huges’ın fikri o dönem şartlarına göre tehlikelidir.

Bununla birlikte, bu blogun üzerine kurulduğu anti-şüphecilik ruhuyla, sanırım, Huges’in teorisi için görünüşte bilimsel bir destek olduğunu belirtmeliyim. ITAG tarafından finanse edilen ve Fiziologiya Cheloveka’da yayınlanan bir çalışmada (söyleyebileceğim kadarıyla gerçek bir bilim tipi dergidir), araştırmacılar trepanned kafataslarının “arteriyel basıncın sistolik yükselmesi sırasında” kafa içi kan hacminde bir artış yaşadığını bulmuşlardır (yani, kalp atışları sırasında viseral olarak kafada zonklama hissi). Filmlerde gördüğünüz beyin kanamalarında kafaya matkapla delik açma sahneleri bir bakıma doğruyu yansıtsa da tabi bu işlem steril bir hastane ortamında yapılmalı. Bu işlemin mucidi de o dönem kafalara delik açacak diye korkulan Huges’ti

Teorinin doğru ya da yanlış olması onu daha az çılgın yapmaz. Bu durum tedavi için kullanılmaya başlasa da tedavi edilemez tek şey kalır, bilim çılgınlığı!

Yazı kategorisi: Güncel, Genel, Yeni, İnsan

Duchenne de Bologne(Strange Life’s)

Kadavralarla ilgili en büyük sorun kadavranın labaratuvarlara gelmelerinin zor olmasıdır. İlk İtalyan anatomist Vesalius’un, zaman zaman, ünlü tiyatro halk diseksiyonları için yakın zamanda ölen cesetleri elde etmek için öğrencilerini mezarlıklara gönderdiği biliniyordu.

İkinci sorun, kadavranın tamamen insan olmasına rağmen canlı olmamasıdır. Dahası, kadavranın canlı olmaması diseksiyon eyleminin kendisi ciltle olan bağlantılarını keser ve vücudun iç mekaniğinin tutarlı bir dış görünüme nasıl yol açtığını tam olarak anlamamızı yasaklar.

19. yüzyıl Fransız fizyoloğu Duchenne de Bologne bu küçük bilmeceyi kırdı. Elektriksel stimülasyon yoluyla canlı diseksiyonlar yapmanın bir yolunu keşfetti, ki bu biraz sadist algılandı.

Bir dizi eski zaman elektrot zımbırtısıyla donanmış şekilde, Paris hastane koğuşlarında dolaştı. Duchenne, “faradizasyon” cihazının hafif elektrik şokunu ciltteki belirli noktalara uygulayarak, bireysel kasların izolasyondaki hareketini provoke edebildi. Bu “sakatlanmadan dirikesim”, insan kas sistemini çalışırken incelemesine izin verdi ve deneysel sonuçları nöroloji, kinezyoloji, elektroterapi… gibi çeşitli alanların temelini attı. Evet doğru noktalara doğru oranda elektrik vererek idam sehpahalarında elektrik şokuyla idam edilen zamanlarda bu elektriği tedavi için kullanmaya çalıştı.

Duchenne’nin en zaniest ve dolayısıyla tarihsel olarak en önemli eseri olan İnsan Yüz İfadesinin Mekanizması’nda, iyi doktor voltaik sondalarını insan yüzüne çevirdi. Amacı, her insan yüz ifadesinin arkasındaki tam kas konfigürasyonlarını belirlemek ve böylece fizyolojik olarak tanımlanmış “ruhun dilini” çizmek için iddialıydı. Bu adamın bu psikopat bilim insanları listesine girme sebebi de zate insanlar üzerinde deneyler yapmasıydı.

Yükün etkisi sadece birkaç saniye sürdüğü için, Duchenne, deneysel sonuçları belgelemek için son derece yeni çıkmış fotoğrafçılık teknolojisini kullanan ilk klinisyen oldu.

Bu fotoğrafların ana öznesini, dişsiz (ve muhtemelen hafif derecede gerizekalı) yaşlı bir adamı, çenesinin indirilmesi ve oluklu süpercilii’nin kasılmasıyla “işkencenin korkunç acısının eklendiği” bir terör ifadesi üretmek için büzülmüş  platizmasını göstermektedir. Duchenne’ye göre bu ifade, “lanetlilerin ifadesi olmalı.”

Yani, Stimulation of the muscle of ‘foppish dismay’

Duchenne, konu seçimi için çok fazla donör almış gibi görünüyor. “Elektrofizyolojik deneylerimin çoğunda fotoğraflanan yaşlı adam,” diye yazıyor Mechanism’in daha sonraki bir versiyonunda, “ortak, çirkin özelliklere sahipti. Sofistike bir adama [dünya adamı, kozmopolit, sibarit, şehvetli] böyle bir seçim garip gelebilir.” Ancak Duchenne, kendi savunmasında, “elektrotlarımın yardımıyla, bu donuk alnın sıradan yüzeyindeki en yüksek duyguların ve en derin düşüncelerin çizgilerini işaretlemeyi başardı” iddiasında bulunuyor.

Bununla birlikte, “güzellik duygusuna” sahip olanları yatıştırmak amacıyla, daha sonra bir “estetik” bölüm yayınladı. Duchenne’nin “bilimsel bölümü”ndeki dişsiz yaşlı adamın resimleri ürkütücüyse, estetik bölümü aslında meşru olarak dehşet vericidir. Korkunç ifadeleri sanat eseri sanan bir zihniyetti bu…

Duchenne’nin tuhaf sanatsal hırsına da bir bakış atınca insan ürküyor. Bir bilim adamından daha fazlası olan Duchenne, kendisini güzel sanatların bir eleştirmeni ve kendi başına bir sanatçı olarak görüyordu. Elektrotları ve kamerasıyla, portreyi matematiksel hassasiyetle tam anlamıyla şekillendirebildi ve böylece diğer sanatçıların çalışmalarının eksikliklerini ortaya çıkardı. Bazı örnek görseler:

“Göksel sevginin coşkulu ifadesi ile dünyevi sevginin ifadesi arasında sadece çok küçük bir fark var… bu, sanatçıların nadiren takdir ettiği bir şey.”

Fotoğrafları, teorilerini sergilemek için mikro dramalardır:

“Biraz komedi, bir koketerlik sahnesi göstermek istedim, bir beyefendi giyinirken genç bir kadını şaşırtıyor. Onu görünce, duruşu ve görünüşü onaylamaz hale gelir (yüzünün alt yarısını örter). Bununla birlikte, çıplaklığını not ediyoruz, örtmek yerine belirli bir duygulanımla ortaya çıkıyor gibi görünüyor. Oldukça aşırı derecede ortaya çıkmış bir göğsü destekleyen elinin terbiyeli pozudur. Bütün bunlar onun koketerliğine ihanet ediyor. Genç adam daha cüretkar hale geliyordu, ama kız tarafından küçümseyici bir şekilde telaffuz edilen ‘Defol!’ sözleri onu girişiminde durdurdu (yüzün alt yarısının sadece sol tarafına bakın). Aşk dolu reddedilmeye eşlik eden alaycı kahkahalar (yüzün alt yarısının sağ tarafına bakın), ‘kibirli’ anlamına geldiğine inanıyoruz. Belki de çok daha alçaktan şöyle diyor: ‘Aptal, cesaret edebilseydi…'”

“Bir anne bebeklerinden birini kaybetmeye gelir. Başka bir bebek – geriye kalan tek bebek – ölümcül bir hastalık tarafından eşit derecede yakalanmıştır; yenik düşme noktasındadır. Beşiğinin dibinde otururken, kendini en büyük üzüntüye terk eder. Yine de son bir umut onu kurtarabilir. Bir kriz onu teslim edebilir! Zavallı çocuğun hayatına tutunarak, hastalığın ilerleyişini endişeyle takip eder ve bu özelliklerde bu mutlu krizin ilk belirtilerini keşfeder; ‘O kurtuldu!’ diye haykırıyor.”

Duchenne’nin yıldız öğrencisi Jean-Martin Charcot, Duchenne’nin kas koordinasyonu çalışmalarına elektriğin benzersiz bir şekilde uygulanmasıyla mümkün olan bir alan olan nörolojinin bilimsel disiplinini bulmaya devam etti. Duchenne’nin teatrallik anlayışının, Charcot’un yakın yönetimi altındaki Salpêtrière’deki akıl hastalarının tıp öğrencilerinin ve Parisli beyefendilerin şaşkınlığı ve zevkine delilik uyumları sergileyeceği ünlü “Histeri Tiyatrosu” nun sahnesini hazırladığı öne sürüldü. Charcot’un yıldız öğrencisi elbette Sigmund Freud’du ve histerik tutkuların kendi vaka geçmişlerinden bir kariyer inşa etti.

Augustine, Charcot’un “Histeri Tiyatrosu”nun yıldızlarından biri

Daha belirsiz bir şekilde, Duchenne, metot oyunculuğundan, plastik cerrahiye, film yapımına kadar her şey üzerinde bir etki olarak gösterildi. Yunan-Avustralyalı avangart sanatçı Stelarc (eserleri arasında anlamsızca kendini bir cam bölmeden fırlatmak ve biyolojik olarak tasarlanmış gereksiz bir üçüncü kulağı kolunun altına aşılamak yer alıyor), izleyicilerin vücudunun önemli bir bölümünü benzer elektro-lokalizasyon yöntemleriyle kontrol edebildiği bir dizi performans eseri sahneledi.

Duchenne, şüpheli özerkliğe sahip insanların yüzlerini zaplamak dışında gerçekten birçok şey yaptı, ama bunu o kadar tarafsız bir zevkle yaptı ki, normal insanlar bu durumu korkunç buldu.

LiveTera olarak insanlık dışı her şeyi kınıyor asla desteklemiyoruz. Bu yazılar sadece iddialar ve söylenceler bütünüdür. Gerçeği yansıtan bir benzerlikten LİveTerra sorumlu değildir.

Yazı kategorisi: Güncel, Genel, Yeni, İnsan

Pislik Lekesi

Unutulan ömrün kısalığından daha kısa süren durumlarda kitlenmek insanların zayıf noktasıdır. Her insanın en güzel veya dertsiz günlerini mahveden bir pislik hayatından geçmiştir. Üstüm bu lekelerle kaplı. Bir insana verilen çabaların ne kadar boşa gidebileceğini görmek sanırım en büyük israfın şahidiyeti. Bir zamanlar iyi biri olduğun hikayede en kötü rol oyuncusu olmak gibi bir şey bu. Bir insanı en iyi son haliyle hatırlarız ve sanırım benim kısacık hayatımın büyük bir kısmını gerçek yüzüyle yani son haliyle tanımam onca yılın üstüne saniyeler sürdü. Onlarca kilometre yolları uykusuz çeken bu beden, harçlığıyla hediyeler biriktiren ve paranın alamayacağı duyguları besleyen bu ruh… Her şeyi paylaşırken her acını her hobini her şeyi, bir anda hiçbir şeyin kalmadığı an o boşlukta seni tekmeleyen bu karşı ruh. Sevgi nasıl azalır? Çoğu zaman kötü yollar seçenek olduğu anlarda bu ruh hep o kısacık hayatının bir dönemini kaplayan, mutlu dönemini kaplayan başka bir ruhu düşünerek geride kalmaması için kaç yol ayrımında bekledi? Kaç yol ayrımını görmezden geldi? Kaç isteği kaç kişiyi kaç hayallerini sildi? Bu cefanın karşılığı iyi bir ödül müdür? Bu bir aptallıktı. Hayatımın en eşsiz dönemini, en güzel anılarla kaç şehrin sığmadığı anılarla dolan bu dönemi bir çırpıda koparıp atmak ne kadar zor. Sırf kalbine dokunmak için kat edilen yollar, aylarca vermek için beklenen hediyeler, en saf duygular. Belki de ben beceriksizdim. Her defasında aldatılmayı seçen bendim belki. Gecenin köründe uyumadan öteki günü onun için planlarken başka ruhlarla başka sokaklarda gece karanlığında eğlenen bir şeye bu kadar değeri vermek miydi suç? Suçum iyi biri olmak mı? Bir heves bir umut bir heyecan… Bir kalbin fosilleşmesinin hikayesi bu. Eğer bir yerde en buruk hikayeler toparlanacaksa en iyi ciltlerinden biridir bu kitap. Kuruyan bir kalbin hikayesi. Sen yaşlı gibisin, senin kalbin yok, senin ruhun yaşlanmış… Bir günde mi kurudu bu onca yıllık beden? Yaşanılan her hayal kırıklığı ve acının terbiyesinden geçen bir ruh nasıl kalbe fısıldayabilir? Kuru toprağın altında ışık var mı bilinmez ama ruhun fısıltısının topraktan geçip mum ışığı kadar sönük bu ışığı titretemeyeceği artık kesindir. Bir atom bombasını bağrımda taşımakla eşdeğer bir sinir tehlikesiyle nasıl mücadele edebilirim bunun bir imkanı yok. Titanyum bir muhafazanın içindeki bu yürek tek zayıf noktasından iki kere hasar aldı ve artık delik gözükmekte. O aldatma darbesi o kadar güçlü ki binlerce evlerin yıkılması, binlerce ağacın çatırtısı anca karşılık olurdu içerdeki fırtınaya. Bir çamur lekesi gibi hayatımı kirleten kötü ruhların oyuncağı oldum. Pir Sultan gibi yolumu bulamadım, aşık Veysel gibi kör oldum ve binlerce milyonlarca ruh arasında bir kenara atıldım. Bu çöküşün tamiri zordur fakat ayakta durmak yaşamak için mecburi. Nefes alan bu kılıfın içinde dik durmak tek gaye. Benim içimdeki titreyen mum alevi bir daha ışık saçmamaya yemin ederek söndü. Bu hayat çarşafımdaki ikinci büyük pislik lekesiydi. Artık ne çarşaf kaldı ne pislik. Bir daha kirlenmemek üzere ne hayat kaldı ne ruh.

Hiçbir zaman anlamadı insanoğlu.
dünya birine kalacak olsaydı Süleyman’a kalırdı.
ölüm satın alınsaydı nemrut tutar alırdı.
çıkmadık canlara derman bulurdu,
lokman hekim ölmedi mi?
bu yüzden hiç korkmadık biz,
derdimize yüksel dedik, istediğin kadar yüksel!
nasıl olsa geçmeyecek misin?
zalimlere güçlen dedik, dilediğin kadar güçlen!
nasıl olsa düşmeyecek misin?
öyle oldu, olacak.
bu dünya iyiyle kötünün arasında bir yerde
ama günü geldiğinde iyilerden taraf olacak.

Yazı kategorisi: Eğitim, Güncel, Genel, Kişisel Gelişim, Tarih, Yeni, İnsan

Aleksandr Bogdanov

Tarihte çok az ulus SSCB’den daha çılgın bilim adamları yetiştirmiştir. Bolşevizmin en eski tuhaf entelektüeli Alexander Bogdanov bu bilim insanlarından biridir.

Eğitimli bir hekim ve usta bir teorisyen olan Bogdanov, kariyerine Marksist bir ideolog olarak başladı ve felsefe ve bilimin bilinen tüm sınırlarını aşacak kadar şaşırtıcı derecede iddialı bir çalışma grubu yarattı. Bu süreçte sibernetik ve sistem teorisine zemin hazırladı, Sovyet bilim kurgu türüne öncülük etti ve yanlışlıkla kan biliminde bir Rus geleneği kurdu. Bogdanov’un kariyeri kolay karakterizasyona meydan okuyor. Adamı anlamaya yönelik herhangi bir girişim, onu derinden ilgilendirmektedir. Diğerleri Marx’ı devrime dönüştürmekle meşgulken, Bogdanov Marx’ı bilime dönüştürmek için çabaladı.

Sosyalizmi daha ampirik bir temele oturtmak için tektolojiyi, örgütsel sistemlerin incelenmesini icat etti. Tektoloji, dünyayı birbiriyle ilişkili sistemlerden oluşan bir ağ olarak görür. Sistemler mikroskobik (yani atomlar, hücreler, kimyasal reaksiyonlar) yaşamdan daha büyük (yani hükümetler, toplumlar, medeniyetler) arasında değişebilir. Sistemler hem karmaşıklıkları hem de organizasyon dereceleri bakımından farklılık gösterebilse de, hepsi temelde matematiksel olan kurallar tarafından yönetilir.

O halde tektolojinin amacı, tüm sistemlerin organizasyonunu yöneten soyut kuralları formüle etmektir. Bunu yaparken, Bogdanov, toplumun örgütlenmesi hakkında, fizik hakkında akıl yürütebileceğimiz aynı hassasiyet düzeyiyle akıl yürütebileceğimize inanıyordu. Bunu, materyalist bir tarih anlayışını savunan, ancak ayrıntılarda kabataslak olan Marx ve Engles’in “bilimsel sosyalizminin” bir uzantısı olarak gördü.

Bazıları tektolojiyi günümüz sibernetik ve sistem teorisi için bir prototip, genelleştirici bilimler üzerinde belirsiz bir Marksist etki olarak öne sürdüler. Ama bu Bogdanov’a yeterince kredi vermiyor. Tektoloji sadece bu okullardan birkaç on yıl önce değil, Geoge Gorelick gibi akademisyenlere göre, “hepsinin en kapsamlı ve evrenselidir.”

Sibernetik makineleri anlamak için bir çerçeve iken, tektoloji her şeyi anlamak için bir çerçevedir: sanat, felsefe, teknoloji, politika, biyoloji, bilinç. Zihin-beden düalizmi gibi felsefi yapılar, efendi/hizmetkâr ilişkilerinin soyut düşünce alanına aktarılması olarak açıklanır. Toplumlar tek hücreli organizmaların ilkeleriyle doludur.

Herhangi bir birey tarafından üstlenilen daha iddialı bir proje düşünmek zor. Bogdanov, çalışmalarının felsefe ve bilim arasındaki boşluğu kapatacağına ve yeni bir örgütlenme çağı getireceğine inanıyordu. “Bogdanov, 1908 yılında yayınladığı Kızıl Yıldız isimli romanıyla ilgileri üzerine çekti. Mars’ta geçen bu ütopya türü kitapta Bogdanov bilimsel ve sosyal gelişmeler hakkında peygamberce kehanetlerde bulunuyordu. Bogdanov’un bu eseri feminist, sosyalist birçok ütopya- bilimkurgu eserine öncülük etmiştir. Kendisinden sonra gelen yazarları etkilemiştir.” Aleksandr Bogdanov’un anlatmak istediği şuydu:

Marksiszmi kabul ediyor ve o yönde bir kurgu evren tasarlıyordu. Bu evreni mars gezegenine benzetiyor ve adına kızıl yıldız diyordu. Burada ekonomik üstünlük ön plandaydı. İşçi oldukça önemli ve bu çarkın dişlisi niteliğini taşımaktaydı. Köleler ve tiranlar vardı fakat kapitalizm marksist yaklaşıma göre daha insancıl tasarlanmalıydı. Düzeltilen bir tiranlığın hikayesini tasarlamaktaydı.

Bu yazıları neden paylaşıyorum? Bu yazılar bazı tuhaf ama hayatını okuyarak, bilimle geçirmiş insanların düşüncelerini içeriyor. Bunları okumak size kaybettirmez aksine farklı fikirleri muhakeme etme yeteneğinizi geliştirerek evrensel bakış açınızı genişletir. Paylaştığım insanların fikirlerini onaylamıyorum, bazıları oldukça saçma bazıları ise mükemmel fikirler. Kendimce bu şekilde literatür taraması yaparak sizler için kısa yazılar derleyeceğim. Serinin devam etmesini istemiyor veya istiyorsanız yorumlarda bunu belirtebilirsiniz.

Yazı kategorisi: Eğitim, Güncel, Genel, Tarih, Yeni, İnsan

Harry Harlow

Karşılaştırmalı psikolog Harry Harlow’un kariyer bakımından oldukça iyi bir gidişatı vardı. Adam, Wisconsin-Madison Üniversitesi’nde uluslararası üne sahip Primat Laboratuvarı’nı kurdu ve başkanlığını yaptı. 50 yılı aşkın kariyeri boyunca 320’den fazla araştırma makalesi üretti, Ulusal Bilim Madalyası’nı kazandı ve hatta 50’li yıllarda Amerikan Psikoloji Derneği’nin başkanlığına seçildi. Ayrıca, hayvan kurtuluş hareketinin yükselişinin tek başına sorumlusu olarak benimsendi.

Karşılaştırmalı bir psikolog olarak Harlow, hayvanların zihinlerini inceleyerek kendi psikolojimiz hakkında fikir edinebileceğimize inanıyordu. Araştırması, anne ayrılığının Tanrı’nın en sevimli yaratımlarından biri olan bebek rhesus makak üzerindeki etkilerini ele aldı.

Makak, Photo by Oleksandr Pidvalnyi on Pexels.com

Ancak yeterli, gerekli arka plan bilgisi bulunmayan projelerinde makak maymununun da tüm mühim bilgilerini, karakteristik özelliklerini öğrenmesi gerekiyordu.

Şimdi çılgın bir bilim adamı için, Harlow’un yöntemleri o kadar da saçma değildi. O zamanlar anne yoksunluğunun bebek maymunlar üzerindeki etkilerini inceleyen bir dizi araştırmacı vardı. Harlow bunlardan biri ve en çılgın olanıydı.

Özellikle tartışmalı bir dizi çalışma, maymunları, neredeyse herhangi bir duyusal stimülasyondan yoksun batık bir izolasyon odası olan “umutsuzluk kuyusu” olarak adlandırılan odada, bir yıla kadar süren süreler boyunca tecrit etmeyi içeriyordu. Amaç, insan depresyonunun bir hayvan modelini yaratmaktı ve işe yaradı, maymunlar korkunç bir şekilde yanlış ayarlanmış olarak ortaya çıktı. Çiftleşmeyi reddettikleri zaman, izolatların ebeveyn olarak nasıl performans gösterdiğini incelemek için “tecavüz rafı” adını verdiği bir zorunlu çiftleşme cihazı yarattı. Şiddetin stres seviyesinin artmasıyla korkunç olaylar ortaya çıktı, bir makak maymunu annenin çocuğunun parmaklarını çiğnediği ve diğerinin çocuğunun kafasını ezdiği bildirildi. Yani annelik içgüdüsünü yok etmek de bir stres seviyesine bağlıydı…

Sosyal bir yaratığı ciddi bir şekilde izole ederseniz, elbette berbat olacaktır. Bir çocuğa soğuk tel ve rahat kumaş arasında seçim yapma şansı verirseniz, elbette kumaşı seçecektir. Ancak yakından baktığınızda, Harlow’un çalışmalarını bariz olanın doğrulanmasından başka bir şey olarak reddetmek zordur.

Araştırması, psikolojik kurumun ebeveynleri “anne sevgisinin” tehlikelerine karşı uyarmakla meşgul olduğu bir zamanda geldi. John Watson, çok fazla anneliğin çocuklarımızı bağımlı sissies’e dönüştüreceğinden endişe ediyordu. “Asla [çocuklarınızı] kucaklamayın ve öpmeyin,” diye yazdı, “Asla kucağınıza oturmalarına izin vermeyin.” B.F. Skinner’ın ikinci kızı hayatının ilk iki buçuk yılını bir kutuda geçirdi. Bir kutuda yaşayan insan!

Harlow’un anne yoksunluğu üzerine yaptığı deneyler, sağlıklı çocuk gelişiminde yakın, fiziksel temasın önemini yeniden doğruladı (bir annenin dokunuşundan veya pamuk bir kumaş olsun). Onun “umutsuzluk kuyusu”, en azından, rhesus maymunlarında depresyonu tetiklemenin güvenilir bir aracı olduğunu kanıtladı ve dünyanın en kötü üçüncü dünya yetimhanelerinden bazılarına çarpıcı bir benzerlikten daha fazlasını taşıyor. Harlow’un veya diğerlerinin bu modeli depresyon tedavilerini insanları test etmek için kullansalardı, ortaya çıkacak durumlar belki de JigSaw filmi gibi olurdu.

Harlow, depresyon modellerinden ve ebeveyn tavsiyesinden daha fazlasını istiyordu. Harlow, 1958’de Amerikan Psikoloji Derneği’ne yaptığı “Sevginin Doğası” başlıklı ünlü konuşmasında, metodik varoluş nedenini şöyle ortaya koydu: “Aşk, derin, hassas ve ödüllendirici harika bir durumdur. Samimi ve kişisel doğası nedeniyle, bazıları tarafından deneysel araştırmalar için uygun olmayan bir konu olarak kabul edilir. Ancak, kişisel duygularımız ne olursa olsun, psikologlar olarak atanan misyonumuz, insan ve hayvan davranışının tüm yönlerini bileşen değişkenlerine analiz etmektir. ” Yani aşk gibi tetikleyici duygular insanları anlamamız için açılan bir kapı ve o insanların zaaflarıydı. Bu zaaflara erişmek için deneyleri insanda yapmayı düşünen Harlow’un bu düşüncesi dışarıdan zararsız görünse de makak maymunlarında yarattığı vahşetlerin insanlarda da ortaya çıkması muhtemeldi.

Harlow, insan kalbinin gizemini çözen bilim adamı olarak hatırlanmak istedi. Ama sevgiyi incelemek için, nefreti de incelemesi gerektiğini biliyordu. Nefreti incelemek kolaydı fakat gerçek nefreti gözlemlemek için tetiklemek oldukça zordu. Bu duygu inceleme anında o kadar net olmalıydı ki, ailesini öldüren katile karşı birinin o an ettiği nefret kadar yıkıcı olmalıydı. Bu durum bilim dünyası açısından hoş karşılanmadı ve etik bulunmadı.

Harlow şunu düşünürdü, Bir tanrı gibi hissediyordu, o da bu maymunlara karşıydı ve onlar da onun işiydi! Primatlar üstünde deney yapıyordu. Bu sözü bigbang teorisine dayanmaktaydı.

İyi ki daha aklı başında bilim adamları daha yetkili pozisyonlarda ki bu tip deneyler insan üzerinde yapılmıyor…

Yazı kategorisi: Güncel

Maria’ya Mektuplar

maria’ya mektuplar serisini çok beğendim. Bu yazıyı reblogluyorum ve ebrucahisler sitesini wordpress reblog ekinliğine davet ediyorum

EbrucaHisler

Bu yazımı, aşağıda bıraktığım müzikle okumanızı isterim… ////////////// Sevgili Maria; Sende farkettiğim bu farklı yanı, artık açıklamanın vakti geldi… 21.yy’a ait hiçbir şey dikkatimi çekmiyor. Modern zamanların trajikomik yanından sıyrılıp, senin o maziye uzanan yanını izliyorum. İnan böylesi daha keyifli… İki ucu bir araya gelmeyen siyah paltonu, narin ellerinle bir etmen, tıpkı kavuşmayı bekleyen aşıklar […]

Maria’ya Mektuplar

View original post

Yazı kategorisi: Güncel

CAUSALITE

je reblogue ce post parce que je l’aime et https://alaindenefleditniala.com/2022/07/26/causalite / j’invite également le site à l’événement de reblog wordpress

bu yazıyı sevdiğim için reblogluyorum ve https://alaindenefleditniala.com/2022/07/26/causalite/ sitesini de wordpress reblog etkinliğine davet ediyorum

Niala-Loisobleu

ALBIN BURNOVSKY

CAUSALITE

Des morceaux échoués

des cris sur le sable

un projet de château espagnol en fausse-couche

ah quand les méduses racolent au rivage

la plage fait le trottoir…

Niala-Loisobleu – 26 Juillet 2022

View original post

Yazı kategorisi: Güncel

NEPAL-Katmandu-Bölüm 2

https://alevinvizorunden.com/ sitesini de wordpress reblog etkinliğine davet ediyorum.

Alevin Vizöründen

Evet yeni bir yazıyla güne merhaba dedik… Aaa elbette esas sizlere merhaba… ☺️

Bugün tek şehir ama hayli dolu anlatım ve fotoğraf olacak sıkılacağınızı sanmıyorum zira hikayeler de fotoğraflar da çok güzel. Benden söylemesi. E hadin gari. ☺️

Katmandu Durbar Square;Bugün Katmandu’daki Durbar Square ( Durbar meydanı) diğer adıyla Basantapur Durbar Meydanını gezeceğiz. Birinci bölümde bahsetmiştim yineleyeyim; Durbar –kral demektir Square de meydan, yani Kral Meydanı. Katmandu Vadisi’nin 3 eski şehrinde de(Katmandu, Patan, Bhaktapur) birer “durbar meydanı” bulunmaktadır.Katmandu Durbar Meydanı, hepsi UNESCO Dünya Mirası Listesi olan Katmandu Vadisi’ndeki Nepal’deki üç Durbar Meydanından biri ve en ünlüsüdür.Meydan 1975 yılında Kral Birendra Bir Bikram Şah’ın ve 2001’de Kral Gyanendra Bir Bikram Şah’ın taç giyme gibi hala önemli kraliyet olaylarının merkezidir. Kısaca;Katmandu vadisini Yaksya Malla üç oğlu arasında bölüştürmüş,onlar da birbirleriyle rekabet ederek bu yapıları ortaya çıkarmışlar.

Nepal’in geleneksel mimarisini izleyebileceğimiz çok güzel yapılar ve tapınaklar göreceğiz,adı tapınak ama içlerine girilmeyen tapınaklar…

View original post 3.321 kelime daha

Yazı kategorisi: Güncel, Genel, Yeni, İnsan

wordpress.com alıntılama etkinliği/ wordpress reblog, repost activity

  1. Kısım

Öncelikle wordpress.com sitelerinin özelliği olan yeniden blogda paylaşım özelliğinden bahsetmek istiyorum.

*Bu kısım wordpress.com’dan alınmıştır.

“Yeniden Bloglama Nasıl Çalışır?

Yeniden bloglama, diğer WordPress.com kullanıcıları tarafından yayınlanan yayınları kendi blogunuzda paylaşmanın hızlı bir yoludur. Bloglama başladığından beri insanlar başkalarının yayınlarını yeniden blogluyor, ancak yeni yeniden blog sistemimiz yazarların içerikleri üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmalarını sağlıyor. Bir gönderiyi yeniden bloglamak için, doğrudan sitedeki bir gönderinin altındaki Yeniden Blogla düğmesine basın. Ardından, onaylamadan önce hangi sitenize yeniden blog yazmak istediğinizi seçme seçeneğiniz olacaktır.

Gönderinin altındaki Yeniden Blogla düğmesi

Bir gönderi yeniden bloglandığında, geldiği bloga geri dönen bir bağlantı, yeniden blogcunun yorumu vurgulanmış ve yayının metin ve medyasından bir alıntı ile görünür. Ayrıca, gönderiyi yeniden bloglayan kişi tarafından bırakılan yorumları da gösterir:

Yeniden bloglanan bir gönderinin düzeni

Takip ettiğiniz bloglarda yayınlanan yeniden bloglar da Okuyucunuzda görünür:

reblog-shared-reader
Okuyucu’da görüntülenen yeniden bloglanmış gönderi

Okuyucu’dan Paylaş düğmesini de tıklatabilirsiniz. Bu, sitenizdeki yazı düzenleyicisini açacaktır, böylece yayınlamadan önce değişiklik yapabilirsiniz! Paylaştığınız gönderi, orijinal siteye geri dönen bir bağlantıdan bir pingback alır.

reblog-share-reader
Reader’dan bir gönderiyi yeniden bloglamak için Reader’daki “Paylaş” düğmesini tıklayın.

 Yeniden Blog düğmesi yalnızca WordPress.com oturum açmış kullanıcılara gösterilir. Ayrıca, yeniden bloglama eklenti etkin sitelerden kaldırılır. Bu siteler bu eklentiyi geçici bir çözüm olarak kullanabilir.


↑ İçindekiler ↑

Gönderilerim yeniden bloglandığında ne olur?

Yayınınızın bir alıntısı blogcunun sitesinde yayınlanacak (orijinal yayınınıza geri dönen bir bağlantıyla) ve yayın yorumlarında bir yeniden blog bildirimi alacaksınız (önce yorumu onaylamanız gerekebilir):

Yorum

Ayrıca yeniden blogla ilgili bir e-posta bildirimi de alırsınız.” (Kaynak: https://wordpress.com/support/reblogs/ )

Yani kısaca gönderilerin en altındaki reblog butonuyla aynı gönderiyi kendi sitenizde alıntı şeklinde paylaşabiliyorsunuz. Örnek:

WordPress Reblog Etkinliğine Nasıl Katılırım?

Önce çok beğendiğiniz 3 adet yazı bulunuz ve o yazıları rebloglarken postunuza yani paylaşacağınız reblog’un altına takip ettiğiniz ve etkinliğe katılmasını istediğiniz siteleri linkleriyle yorumlara veya reblog paylaşımınızın herhangi bir yerine yazınız bu sayede köprü bağlantısı yani sitelerin linkini eklediğiniz sitelerin sahipleri etkinliğe katılabilecek. Paylaştığınız reblog’a bağlantı ekleyerek sunacağınız sitelerin sahiplerine de bildirim gidecek ve onlar da karşılık vererek sizin yazılarınızı rebloglayacak.

WordPress Reblog Etkinliğinin şartları:

  • Yazıda etiketlenen siteler de sevdiği 3 farklı sitenin yazısını kendi sitesinde rebloglamalıdır.
  • Rebloglarken sayısı önemli değil ama en az 3 siteyi daha reblog paylaşımının bir yerinde site linkleriyle belirtmelidir.
  • Sizin yazınızı biri reblogladıysa siz de o sitenin beğendiğiniz bir yazısını rebloglamalısınız.
  • Rebloglanan yazılar okuyanlar tarafından beğenilmeli hatta yorumlarla zenginleştirilmelidir.
  • Bütün bunları gülümseyerek yapmalısın 🙂

Bu etkinlik sonucunda:

  • Siteler arası arkadaşlık gelişir.
  • Sitelerin trafiği artar.
  • WordPress.com daha iyi bir yer haline gelir.
  • Yazdığınız yazılar daha çok kitleye ulaşır.

“Örnek olarak bu makalenin 2.kısmına bakabilirsiniz

2.Kısım

Bu makaleyi bir reblog postu sayarsak,

1: Öncelikle yazıyı kendi alan adıyla kendi sitesinde açmalısınız.

2: Sitede yazının en altına gelmelisiniz ve reblog butonuna tıklamalısınız. Açılacak olan yorumunuz, görüşünüz kısmına etkinliğe davet ettiğiniz 3 sitenin linki eklemelisiniz. Aşağıdaki gibi

İşlem tamamdır. Şimdi ilk başlangıcı yaparak ben bu sitelerin ( https://alaindenefleditniala.com/ , https://ebrucahisler.wordpress.com/ , https://aklimageldi.wordpress.com/ birer sevdiğim yazılarını kendi sitemde reblog yapacağım ve yeni siteleri de bu etkinliğe davet edeceğim.

Not* Reblog yaptıktan sonra kendi reblog paylaşımınıza yorum yazarak da siteleri etkinliğe davet edebilirsiniz. örneğin:

-ENG-

How Do I Join a WordPress Reblog Event?

First, find 3 articles that you like very much, and while you reblog those articles, write them in the comments or anywhere on your reblog with the links of the sites you follow under the reblog that you will share and that you want to participate in the event, so that the owners of the sites you have added a hyperlink to, that is, the link of the sites, will be able to participate in the event. By adding a link to the reblog you shared, the owners of the sites you will submit will be notified, and they will respond and reblog your posts.

Terms of the WordPress Reblog Event:

The sites tagged in the article should also reblog the article of 3 different sites that they like on their own site. The number of reblogs is not important, but it should indicate at least 3 more sites with site links somewhere in the reblog share. If someone reblogs your article, you should reblog an article of that site you like. Rebloged articles should be liked by the readers and even enriched with comments. You should do all this with a smile 🙂

As a result of this event:

Friendship between sites develops. Site traffic increases. WordPress.com becomes a better place. Your articles reach more audiences. “See part 2 of this article as an example.”

Part 2

If we count this article as a reblog post,

1: First of all, you should open the article on its own site with its own domain name.

2: You should come to the bottom of the article on the site and click the reblog button. You should add the link of the 3 sites you have invited to the event in the comment section that will be opened. Below

The operation is complete. Now, by making the first start, I will reblog my favorite articles of these sites (https://alaindenefleditniala.com/ , https://ebrucahisler.wordpress.com/ , https://aklimageldi.wordpress.com/) I will invite you to the event.

Note* After you reblog, you can also invite sites to the event by commenting on your own reblog post. e.g.

Bu siteleri LiveTerra’nın başlatmış olduğu “WordPress reblog etkinliğine” davet ediyorum. / I invite these sites to the “WordPress reblog event” that LiveTerra has started.

http://banterrepublic.blog/

https://alaindenefleditniala.wordpress.com/

https://kayipdefteryenisayfa.wordpress.com/2020/12/24/ic-rolyefler-hatirlama-ve-hatirlatma-evresi/

https://ozankeceli.wordpress.com/

http://alevinvizorunden.com/

http://mitchteemley.com/

http://aslinda.blog/

https://theorangutanlibrarian.wordpress.com/

http://uzumlukrallik.online/

http://bendenbanablog.com/

http://fizikciahmetinsiirleri.home.blog/

https://ismaillfirdevsoglu.wordpress.com/

http://dansfooddiary.com/

https://kayipdefteryenisayfa.wordpress.com/

https://harleyte.wordpress.com/

https://drmarthacastrodoctor.wordpress.com/

http://mmuratgungor.com/

https://kunyeonline.com/

https://goncaozdemir.home.blog/

https://albaraz.com/

https://husnuarslan.home.blog/

https://pmespeak.com/

http://paquerite.com/

https://aquileana.wordpress.com/

https://kadriyetopal.wordpress.com/

https://poesiasysentimientos.com/

https://robertcday.wordpress.com/

https://brendacolbathbooks.com/

https://bisnevdergi.wordpress.com/

https://aylintamakan.com/

https://booksandbakes1.wordpress.com/

https://bunuherkesbilir.wordpress.com/

https://ciceksanat.wordpress.com/

http://carmacfoto.blog/

https://samaysakshi.in/

http://antalgicapoetica.com/

https://lluisbusse.wordpress.com/

http://alienblob.com/

https://lacrimaroua.wordpress.com/

http://barbara-navarro.com/

https://angelartstar.wordpress.com/

http://a-passion4life.com/

http://brianlageose.blog/

https://marcovasselli.wordpress.com/

https://neillangit.wordpress.com/

http://iainkellywriting.com/

https://danatheactress.wordpress.com/

https://mogumogumisa.wordpress.com/

https://bythemightymumford.wordpress.com/

http://michelinewalker.com/

https://www.sillyoldsod.com/

https://charliecountryboy.wordpress.com/

https://wakasa15thfd.wordpress.com/

https://kakasi24.wordpress.com/

https://shinmei1952.wordpress.com/

https://worddreams.wordpress.com/

http://thethoughtsandlifeofme.com/

http://funwritings.com/

http://offtheleash.net/

http://ilpensierononlineare.com/

https://draculvanhelsing.wordpress.com/

https://darkpink.wordpress.com/

https://panografias.com.br/

http://viewfromtheback.com/

http://perkinsdesigns.com/

http://storynookonline.com/

https://ciclodelmarinaio.wordpress.com/

https://stockresearch52.wordpress.com/

https://raffaellopalandri.wordpress.com/

https://phainopepla95.com/

https://vincenza63.wordpress.com/

https://bubupoesias.wordpress.com/

https://avian101.wordpress.com/

https://konekrusoskronos.wordpress.com/

http://nedhamsonsecondlineviewofthenews.com/

https://franzm60.wordpress.com/

https://imieialtiebassi.wordpress.com/

https://fang106.wordpress.com/

http://leonivo.wordpress.de/

http://virtualidades.blog/

http://jasleenmanifests.com/