Yazı kategorisi: Eğitim, İnsan

Geçmişteki Sen

Eğer belirli bir dönemle kısıtlanmış geçmişine dönmek isteseydin hangi dönemi seçerdin? Çocukluk, ergenlik yetişkinlik…

Bir öğretmen oldun çalışıyorsun ve günün birinde eline bir imkan geçti, bu imkan sayesinde geçmişe dönüp belki bir sınava tekrar girebilir onu kazanabilirsin belki de yaptığın yanlışları düzeltebilirsin. Bu bağlamda geçmiş kavramı aslında felsefi bakış açısıyla bizlere şimdiki ve gelecekteki versiyonlarımızın alt versiyonu olduğunu, gün geçtikçe yarına göre geliştiğimizi de bizlere kanıtlıyor. Misal neden geçmişe dönmek deyince insanların aklına hemen hataları düzeltmek gelir? Çünkü bugünkü sen id ve süperegoyu dengelemiş, dengelenen bir egoya sahip, düne göre gelişmiş bir versiyonsun. Evet bugün gelişen bir versiyonda yer alıyorsun ve belki diğer ay belki öteki yıl yeni güncellemelerle kendini daha iyi benlik olgusuna yakınlaştıracaksın.

Tabi gelişme her zaman olumlu yönde olmaz. Olumsuz yönde gelişmeyi (alkolik, bağımlı,kumarbaz…) seçersen bu sefer amaçlanan versiyona erişemez, yapısal geçerliliği kaybetmiş sürümlerin arasında sürüklenirsin. Bu sürümlerde açlık sefalet ve diğer tüm can sıkıcı durumlar barınabilir. Diyorum ya bugün sen dünki senden iyisin. Kendinizi bunu düşünerek geliştirin. İnsan hem kendinin öğretmeni hem de polisi olmak zorunda. Hepiniz birer öğretmen olun ve en iyi için kendinizi eğitin. Tıpkı eğitimin tanımında belirtildiği gibi… Eğitim, öğrenme yoluyla istendik yönde davranış değişikliği oluşturma biçimi.

Siz ne düşünüyorsunuz? Tüm aklınıza gelenleri yorumlar kısmında tartışabiliriz.

Yazı kategorisi: Eğitim, İnsan

Motivasyon!

Testlerin meslek belirlediği dönemdeyiz. Öğrencinin hangi sanata, mesleğe ilgisi olduğu pek önemsenmeyen eğitim sistemleriyle seri üretim işsizler üretmekteyiz. Bir ressamın matematik çözerek atanması, müzisyene fizik çözdürülmesi kadar saçma bir şey var mı?

Yaşamın giderek zorlaştığı dünyada insanların hayat kalitesini arttırması için güzel mesleklerde güzel maaşlarla çalışması gerçeği insanların boynuna büyük bir yük bindirmekte. Öğrencilerin sınavları zorlaşmakta ve devir giderek teknoloji devrine dönüşmekte. Bu kadar kablo yığını arasında cüce kalan insan psikolojisi giderek bozulmakta. Psikolojilerin bozulmasında çevresel faktörlerin ve global sorunların etkisi olmakta.

Bu yazıda zorlaşan hedeflere nasıl ulaşacağımızı, kendimizi gerçek anlamda nasıl yönetebileceğimizi öğreneceğiz.

Önünde bir sınav olduğunu düşün. Bu sınav hem sana iş verecek hem de garantili hayat ve maaş sunacak. Özlük haklarıyla şahsiyetini belirginleştirecek. Bu sınava çalışmak için niyetlendin. Bu noktada bazı insanlara ve davranışlara uzaklaşman şart. En büyük savaş şimdi başlıyor. Tek rakibin olan kendini her gün aynada selamlayıp bu savaşta mağlup etmek için çabalayacaksın. İnsan beyni ders çalışmaya gezmek, uyumak ve yemek yemekten daha az yatkındır. Bunun başlıca sebepleri bir takım hormonlardır. Bu hormonlar(dopamin,seratonin…) belirli uyarıcılardan sonra tepki olarak ortaya çıkar. Bu uyarıcı-tepki bağında beyin bizleri doğası gereği kolaya itecek. Artık bu kolay yolları zor yollarla değiştirme vakti.

Masa başına oturdun ders çalışmaya başladın uykun geldiyse bu uyku halinden kurtulmak zorundasın. Kahve iç veya içsel konuşmayla kendini telkin et. İçsel konuşma ve telkinden kastım kendini motive etmen. Kendine karşı askere emir veren bir general gibi davran. Kalk, çalış, dinlenme, daha erken!

Kendinle monolog konuşmalar yap yani kendi kendine değerlendirmeler yapmalısın ve görevlerini kendine vermelisin.

Çalışmalarına karşı gıcık bir denetçi gibi ol. Kolay beğenme. Bugün 50 soru çözdün ve 40 doğrun varsa berbatsın. Gerçekten iyi kavramını kendinde mükemmel olarak kodla. 50 soruda 50 doğru senin için iyi olmalı. Ne kadar yükseği hedeflersen ulaşacağın sonuçlar da o doğrultuda yükselir. Azla yetinme, kolaya kaçma.

Fiziksel olarak kendinde yıpranmalar görmediğin sürece çalışmaya devam etmelisin. Rakiplerin uyurken sen çalışmak zorundasın. Başarı zoru sever. Ben hayatımda hiç bir şeyin kolay olduğunu görmedim. Sabah erken kalk, gece geç saatlere kadar çalış. Önceden konulan kuralların dışına çık. Sınava son 1 hafta kala dinlenmek gibi safsatalara kulak asma. Senin sınavın kazanınca bitecek. Kazandığın gün dinlenebilirsin çünkü yeni maçlara hazır olmalısın.

Hak etmek

Hak etme kavramı bir şeye uygun olma, onu elde etmek için süreçleri tamamlama veya gereklilikleri yerine getirme, o şeye ehil olma durumudur. Eğer bir meslek için önünde bir sınav varsa öncelikle o sınavı kazanmayı hak etmelisin. Zafer dağının zirvesine ulaşınca aşağıya baktığınız zaman emeklerinizi, çabalarınızı görebilmelisiniz. Ellerin soyulmuş, yaralar almış bir bedenle zaferi tam anlamıyla tatmalısın.

Bu 2022 senin senen olsun. İlk emrini ver beynine. Kalk ve çalış. Çalışırken ünlü boksör Muhammed Ali Clay aklına gelsin. Muhmmed Ali, mekik veya şınav çekerken acı çekmeye başlayınca saymaya başlıyorum çünkü asıl acı çekmeye başladıkça gelişiyorum diyor. Maç başladı. 2023’te tekrar bir yazıda buluşup yorumlarda değerlendirelim. Bakalım 2022’de beyniniz veya duygularınızın üstü olup emirlerinizle başarıyı yakalayacak mısınız…

Siz de fikirlerinizi yorumlarda belirtebilirsiniz.

Yazı kategorisi: Eğitim, OKU, İnsan

BENZEMEZ KİMSE SANA

İstanbul bir şarkı olsaydı, merhum Fehmi TOKAY’ ın‘’Benzemez Kimse Sana’’ bestesinden başkası olmazdı elbette. Müzeyyen Senar’ın muazzam sesi ile aşina olduğumuz bu güzel eser; yediden yetmişe, dilden dile süre gelen, taşı toprağı altın olarak anılan İstanbul’u anımsatan en eşsiz şarkıdır benim için. Benzemez Kimse Sana, adını Bayat Oğuz boyundan alan, Bayâti makamında bestelenmiş bir eserdir. Günümüzdeki anlamı ‘’taze olmayan, özelliğini yitirmiş’’ anlamına gelen ‘’bayat’’ kelimesinin, kadim Türkçemizdeki anlamı ise ‘’ varlıklı, devletli’’ anlamlarına gelir. Bayati makamı, insanın ruhunu dinlendiren, yaşamın günlük hayhuyundan bizleri arındıran bir makamdır.

‘’Benzemez kimse sana, Tavrına hayran olayım’’ derken şarkı gözlerimizi kapatıp, ufkumuzun derinliklerine indiğimizde, İstanbul’un nice güzel benzersiz eseri gözlerimizin önünden geçer.

Bizans döneminde kilise olarak kullanılan, kutlu fetih ile birlikte cami olarak faaliyet veren, tavan mozaikleri, iç mekan mermer işçiliği ve bahçesindeki Osmanlı padişahlarının türbeleriyle zamanda yolculuk yaptıran Ayasofya. Görkemli kubbesi, benzersiz akustiği, 50 farklı lale desenine sahip rengarenk çinileri ile BlueMosque adıyla tanınan, huzur dolu atmosferi ile Sultanahmet.

Osmanlı’dan kalma en önemli yapılardan birisi olan, imparatorluğun gizemini, idaresini, günlük rutinlerini barındıran, Kutsal emanetlere sahip çıkan Topkapı ve elmas süslemeleri ile Mimar Sinan’ın kalfalık eseri olan; medrese, kütüphane, hamam ve hastane gibi yapılardan meydana gelen; Osmanlı vakıf sisteminin işleyişinin en güzel örneği Süleymaniye.

Yiyecekten kıyafete, el yapımı ürünlerden eşyaya kadar birçok ürünü içeren, dünyanın en çok ziyaretçisini alan, en eski ve en büyük alışveriş merkezlerinden Kapalı çarşı ve şahane baharat kokuları ile, dolaşanları mest eden Mısır Çarşısı.

Kenti soluksuz izlemeye imkan sunan, Haliç’i ve boğazı izleyebildiğimiz dünyanın en eski kulelerinden birisi olan Galata ve boğazın gözdesi, 1984 yılından bu yana müze-saray olarak kullanılan Dolmabahçe. Osmanlı’ya ait İstanbul boğazındaki tek sarayımız Çırağan. Yedi tepesi, boğazda bir inci misali Kız kulesi.

‘’Bakışından süzülen işvene kurban olayım’’

Üsküdar Mihrimâh Sultan Camii ve Edirne Kapı Mihrimâh Sultan Camii.

Kanuni Sultan Süleyman tarafından, kızı Mihrimâh için inşa ettirilmiştir Üsküdar Mihrimâh Sultan Camii. Hikayeye göre Mihrimâh’ı gören Mimar Sinan’ın, aşkını anlatmak için Edirnekapı Mihrimâh Sultan Camii’ni inşa ettiği söylenir.Mihrimâh ‘’güneş ve ay’’anlamına gelir. Ve Tarihler 21 Mart’ı gösterdiğinde,Mihrimâh Sultan’ın doğum gününde, güneş Edirne Kapı Mihrimâh Sultan Camiinden aşağı inerken, ay ise Üsküdar Mihrimâh Sultan Camii ardından yükselir. İstanbul’da güneş ve ayın eşsiz buluşmasına yurt olur. Aşkını dillendirmek isteyen Mimar Sinan’ın aşkı asırlar sonra tekrar dillenir.

‘’Lûtfuna ermek için söyle perişan olayım.’’

İstanbul öyle bir şehirdir ki nice medeniyete yurt olmuştur. Her köşesi, her karış toprağı ve taşı tarih için mihenktir adeta. Yaşamak için var olmuş bir şehirdir İstanbul. Görmek, hissetmek, duymak ve dokunmak için vardır. Hareketli ve hızlı akarken yaşam, aslında bir o kadar da yavaştır. İstanbul sanattır. İstanbul kültürdür. İstanbul yaşamın ta kendisi ve kalbidir. Lûtfuna ve gizemine erişebilmek ümidiyle. Var olun. Sağlıcakla kalın.

Not: Şarkı ile birlikte okumunanızı tavsiye eder, keyifli okumalar dilerim.🌿

Yazı kategorisi: Eğitim, Güncel

Üniversite Taktikleri

Lisans veya ön lisans okuyacaklara yararlı taktikler sunacağım. Bu taktikler devret kadrosuna atanabilmeniz, kariyerinizde yükselmeniz ve etkin üniversite eğitimi alabilmeniz adına yararlı olacak.

Eğitim Yönünden:

  • Üniversitenizin kütüphane imkanlarını öğrenin ve özellikle web sitesinde ücretsiz erişime açılan iyi kaynakları kullanın. Kütüphanede yer alan çalışma odalarını kiralamayı öğrenin.
  • Başlamadan hangi bölümü okuyacaksanız o bölümün alan sınavı için hazırlanan konu anlatım kitaplarını kesin alın, bu kitaplar hocalarınızın önereceği akademik kitaplardan daha öz ve akılda kalıcı bilgiler verecektir.
  • Devlet memurluğu sınavına ilk seneden çalışmaya başlayın.
  • Bölümünüzle ilgili proje ve bilimsel etkinliklere katılın. Üniversite öğrencilerine yönelik destekli bilimsel projeleri takip edin.
  • İlk yıldan itibaren kendi kendinize makaleler yazmaya başlayın, bu makaleleri hocalarınıza göstererek yanlış ve eksiklerini giderin.
  • Akademik kariyer düşünüyorsanız matematik ve dil (İngilizce) çalışın.
  • Okul kurs ve kulüplerinin hepsine katılın. Zamanınız oldukça gidersiniz.
  • Halk eğitim kurslarına katılın. Eğitim sürecinizde üniversite eğitiminiz bitince, akşam düzenlenen ve hafta sonu düzenlenen halk eğitim kurslarına katılın. Belgeler edinin.
  • Online veya ilgili kurum kuruluşların düzenlediği eğitimlere katılarak sertifikalar edinin, özel sektörde işinize yarayacak.
  • Çift dal, Yan dal gibi ekstraları kaçırmayın okuyun okuyabildiğiniz kadar bölüm.
  • Yurtdışına öğrenci gönderme programlarına katılın ve yurtdışına çıkın.
  • Kesinlikle not tutun ve kimseye vermeyin çünkü başınız ağrır.
  • Özellikle ilk sene genel not ortalamanız yüksek olsun. Sınavlara iyi çalışın sonra yatay geçişle daha iyi bir üniversiteye geçersiniz.
  • Hocalarınızın odasına girin, onlarla sohbet edin.
  • Özellikle office uygulamalarında uzmanlaşın. Bilgisayarı iyice öğrenin.
  • Kendinize bir wordpress.com hesabı açın ve orada düşünceleriniz paylaşın.
  • Kampüsün düzenlediği etkinlik ve sempozyumlarda görev almaya çalışın.
  • Ders aralarında kitap okuyun, 4 veya 2 yılın sonunda gözle görülür bir ilerleme kat edersiniz.
  • Mümkünse iyi bir dizüstü bilgisayarınız olsun. Bilgisayar alma durumunuz yoksa kütüphanelerin bilgisayarlarını kullanın. İnternet cafe, ekonomik ve güvenli olmaz.

Çevre Yönünden:

  • Üniversiteye yakın evde oturun.
  • Öğrenci olduğunuzu çevrenizle pek paylaşmayın, resmi kurumlardan indirim almak için paylaşabilirsiniz.
  • Çevrede yer alan cafeler yerine kahvehaneleri, yerel kütüphane ve yerel esnafları tanıyın.
  • Tüm minibüslerin saatlerini ve ücretlerini öğrenin.
  • Orada tanışacağınız insanlara karşı samimiyetinizi belirli seviyede tutun, sonra size karşı koz kullanamasınlar.
  • Kimseye mecbur kalmadıkça muhtaç olmayın.
  • Sürekli dışarıdan yeme içmeyi kesin. Hafta sonları veya 2 haftada bir arkadaşlarınızla dışarda buluşsanız yeter.
  • Gereksiz samimiyet kurmayın ve arkadaş çevrenizde gruplaşmayın. Mümkünse herkese eşit yaklaşın.
  • Yerel esnaftan her zaman kılık kıyafet alışverişi yapmak doğru ve ekonomik olmayabilir, her şeyi internetten karşılaştırın.
  • Fazla dikkat çekmek sizi cool yapmaz aksine kin ve kıskanç düşmanlar üretir. Konulara haddiniz olmadıkça katılım sağlamayın.
  • Derste kimseyle iletişim kurmayın, ders derste dinlenir.
  • Yakın ilçeleri ve illeri gezin.
  • Anı biriktirin.

Sizlerin de eklemek istedikleri varsa yorumlarda görmek isteriz.

Yazı kategorisi: Eğitim, Güncel, sosyal bilgiler, Tarih, İnsan

Sosyal Bilgiler Eğitimi Üzerine

Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı Sosyal Bilgiler dersi için diyor ki;

21. Yüzyılda çağdaş, Atatürk ilkeleri ve inkılâplarını benimsemiş, Türk tarihini ve kültürünü kavramış, temel demokratik değerlerle donanmış ve insan haklarına saygılı, yaşadığı çevreye duyarlı, bilgiyi deneyimlerine göre yorumlayıp sosyal ve kültürel bağlam içinde oluşturan, kullanan ve düzenleyen, sosyal katılım becerisi gelişmiş, sosyal bilimcilerin bilimsel bilgiyi üretirken kullandıkları yöntemleri kazanmış, sosyal hayatta etkin, üretken, haklarını ve sorumluluklarını bilen, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları yetiştirmektir.(MEB, 2005, 50) .

Sosyal Bilgiler’in temeli aslında ilk uygarlıklarla atılmıştır. Başlangıcı medeniyete dayanır. Felsefeyle uğraşan Antik Yunan, piramitlerin konumu belirlemek için, Coğrafyanın elverişli olduğunu anlamak için iklimleri ve yer şekilleri izleyerek karar veren Antik Mısır, ilk kanunları Babil’de yazan Hamurabi Sosyal Bilimlerin ortaya çıkışının ayak sesleri sayılabilir. Sosyal Bilgiler denince akıllara ders olarak verilen bir çok disiplinli bilim dalı gelse de aslında yaşamın taşlarını bir araya toplayan bir sepetten bahsediyoruz. İnsanlar birleşir ve topluluk oluştururlar bu toplum yöneticiye veya bir düzenleyene ihtiyaç duyar. Burada uyum içerisinde huzurlu bir toplum oluşturulması için yöneticinin ve yönetilenlerin sorumlulukları vardır. Düzenleyenin adaleti veya toplumdaki bireyin ödevleri bunlara örnektir. İşte geçmişten bugüne bu durumla uğraşan yönetim organları Sosyal Bilgilerin canlanmasına öncül olmuştur. Amerika, Sosyal Bilgilerin sanılanın aksine daha önemli olduğunu fark ederek Sosyal Bilgilerin ders müfredatlarına girmesini savunmuş ve bu konuda John DEWEY gibi isimleri parlatmıştır. Bugünlere gelene kadar gerçekleşen seferler, göçler, coğrafi keşifler de Sosyal Bilgilerin sepetindedir. Coğrafya, Hukuk ve Vatandaşlık, Antropoloji, devletlerin ve insanlığın tarihi (Osmanlı, Bizans…) Sanat ve Bilim Tarihi, Arkeoloji, Nümizmatik, Paleografi, Jeoloji, Kronoloji, Filoloji, Etnografya, Etimoloji, Uluslararası İlişkiler, Siyaset, İşletme, Ekonomi, Coğrafya (beşeri, ekonomik, sosyal, siyasi, kültürel)Demografi, Dilbilim Sentaks (söz dizimi), Fonetik (ses bilgisi), Fonoloji (Ses bilimi), morfoloji (biçimbilim), pragmatik (edim bilim)Hukuk, Psikoloji, Sosyoloji, Antropoloji (sosyal ve kültürel), Teoloji (Evet Din), İletişim bilimleri, Eğitim bilimleri, Sosyal hizmet, Müzikoloji, Kriminoloji (Suç Bilimi), Etnoloji…

Benim yazarken zorlandığım bu disiplinleri tek çatı altında toplayan Sosyal Bilgiler dünya ve insanlık adına çok önemlidir. Korunmalı ve geliştirilmelidir. Yanlış politikalarla bu disiplinler arası bilim dalı yıpratılmamalıdır. Sosyal Bilgiler eğitimcileri değerlidir, bu kadar konuyu eğitim olarak veren ve konulara hakim olan iyi bir Sosyal Bilgiler öğretmeni en değerli madenden bile önemlidir. Bilgi diker, insan yetiştirir. Ülkem olan Türkiye’de Sosyal Bilgiler öğretmenleri maalesef 155 kişilik kontenjanlarla atanmakta, görevlerine yerleştirilmekte. Sosyal Bilgilere verilen değerin artması, geleceğe verilen değerin artmasıyla eşdeğer sayılabilir. Eğitim, insanlığı geliştirecek olan yegane etmendir. Güncel dünya kültürlerinin çoğunda Sosyal Bilgiler kıyıdan köşeden kullanılmaktadır. Sosyal Bilgilere temas etmemiş toplum yoktur. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ATATÜRK gibi liderlerin bu bilime yaptığı katkıları görmek, Sosyal Bilgileri geliştirdiğini görmek insanlık için sevindirici… Atatürk ne yaptı?

Dil Tarih Coğrafya Fakültesini, Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumunu açtı.

Sosyal Bilgiler alanında eğitim görmeleri için yurtdışına öğrenciler gönderdi ve ülkesine uzman kişilerden aktarılan Sosyal Bilgileri getirdi.

Arkeolojik kazılar yaptırdı ve Arkeolojinin gelişmesi için uğraştı.

Yabancı, uzman sosyal bilimcileri Türkiye’ye getirdi.

Türk Tarih Kurumunu kurdu.

Türk Dil Kurumunu kurdu.

Halk Evleri açarak Sosyal Bilgilerin gelişmesini ve yayılmasını sağladı.

Atatürk’ün ülkesi için yaptıkları yeniliklere, müdafaalara ve hayatını Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne adamasına tüm Türk halkı minnettardır.

Sosyal Bilgilerin geliştiği toplumlar, gelişmiş toplumlardır. Dünya üzerinde nereye baksanız fen yada sosyal bilim göreceksiniz. Bizler eğitimle yeşereceğiz.

Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için, en hakiki mürşit bilimdir, fendir. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse manevî mirasçılarım olurlar. Eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse bilimi seçin.” /// Mustafa Kemal ATATÜRK

Sosyal Bilgiler hakkında düşünceleriniz yorumlarda belirterek bizlerle sohbet edebilirsiniz.

  • Sos. Bil. Öğrt. Mustafa BAHAR

Yazı kategorisi: Eğitim, sosyal bilgiler

Sosyal Bilgiler’de Yaratıcı Drama Örneği

SOSYAL BİLGİLER 7. SINIF DRAMA DERS PLANI

1.BÖLÜM
DERSSosyal Bilgiler
SINIF7. Sınıf
ÖĞRENME ALANIKültür ve Miras
KONUİNSANI YAŞAT Kİ DEVLET YAŞASIN  
SÜRE40’+40’+40’=120 dk. / 1 haftalık ders saatinde bu kazanım işlenecektir.
2.BÖLÜM
KazanımlarSB.7.2.2.    Osmanlı Devleti’nin fetih siyasetini örnekler üzerinden analiz eder.
Değerler / Beceriler     DEĞERLER Kültürel Mirasa Duyarlılık,Estetik BECERİLER;   Değişim ve sürekliliği algılamaKanıt kullanmaKeşfetmeZaman ve kronolojiyi algılama
Yöntemler / Teknikler  Rol oynama DoğaçlamaÖykünme (Taklidi oyun)Hayal oyunu Rol değiştirmeZihinde canlandırmaÖykü/Olay canlandırmaTüm grup dramaLider ÖğretmenAnlatım, Soru-cevap, gözlem, Proje, Tartışma, Beyin fırtınası, Gösteri, Drama, Rol yapma
Kullanılan Eğitim Teknolojileri-Araç, Gereçler ve KaynakçaAkıllı TahtaEBAİstanbul’un Fethi HaritasıFatih Sultan Mehmet Han Portresi1453 Savaş Tablosu1 Siyah bant A4 kağıtları (80 adet)Fon kartonu (8 adet = 4siyah, 4beyaz)Havlu veya bez (standart boyut/ 40cm-30cm)Büyük kumaş (1m2)  
Öğretme-Öğrenme Süreci: Dikkati ÇekmeGüdülemeKeşfetme Açıklama  Dikkati Çekme Öğrencilere işlenecek kazanımın İstanbul’un fethi ile ilgili olduğu söylenir ve öğrencilere konu hakkında bilgileri var mı diye sorularak dikkat çekilir. Öğretmen derse giriş yapar ve akıllı tahtadan ilgili konu anlatım notlarını açar. (Şekil 1.) Konu anlatımına geçilir. Güdüleme Sonraki 2 ders boyunca İstanbul’un fethi canlandırılacak, yaratıcı drama etkinliği yapılacağı belirtilerek öğrenciler derse güdülenir. Keşfetme Öğrencilere savaşın tablosu (şekil 2.) ve dönemin İstanbul haritası (şekil 3.) açılır ve drama etkinliğine geçilir. Öğrencilerin yaparak yaşayarak keşfetmesi için öğrenciler güdülenir. Açıklama En son ders konu toplanır ve özetlenerek öğrencilere açıklanır. Yapılan drama etkinliğiyle kazanımın akılda kalıcılığı arttırılmaya çalışılır.
                  Derse Geçiş      BÖLÜM 1- (30 DK) Konu Anlatımı, Osmanlı Devleti’nin fetih yaparken İstimalet Politikası (Fethedilen yerlerdeki halkın din, dil ve geleneklerine saygı duyulması) Gaza ve Cihat anlayışı (İslam dinini yayma ve koruma) ve MİLLET SİSTEMİ (halkın ırk esasına göre değil din esasına göre teşkilatlandırılması) anlayışının benimsendiği söylenecek.Bu uygulanan politikaların fethedilen yerlerde halkın devlete bağlılığının artmasına neden olduğu belirtilecek.İstimalet Politikasının dört aşamada uygulandığı (*Fetih öncesi hazırlıklar* Fetih sonrası halkın alıştırılması*Adil yönetim ve halka tanınan özgürlükler) belirtilecek. AHİDNAME imzalanarak fethedilen yerlerdeki halkın can ve mal güvenliğinin sağlandığı söylenecek.Osmanlı Fetihlerinin kalıcı olmasını sağlayan dört önemli teşkilatının olduğu belirtilecek. (*ABDALAN-I RUM: Fethedilecek bölgeye askerlerden önce gidip, insanların gönlünü kazanmaya çalışanlar. Bunlara Derviş veya Abdal da denir. *AHİYAN-I RUM: Ahilerin kurduğu örgüttür. Moğol istilasından sonra Anadolu’da birliği sağlamada ve Osmanlının kuruluşunda önemli rol oynadılar. BACİYAN-I RUM: Ahi teşkilatının kurucusu Ahi Evran’ın karısı Fatma Bacı tarafından kuruldu. Vatan savunmasında eşlerine yardımcı oldukları gibi kültür ve sanatta da ilerlenilmesini sağladılar. GAZİYAN-I RUM: Cesur yiğit anlamındaki ALP Müslüman olunduktan sonra gazi olarak isimlendirilmiştir. Gaza ve cihat ruhu ile hareket eden bu kişilerin oluşturduğu örgüte denir.)           Şekil 1. Konu Anlatım Sunusu     *Konu anlatımı sonrası öğrencilerin sıkılmaması ve yorgunluklarını atması için son 10 dakika hem drama etkinliğine hazırlık yapılır hem de rahatlama ve sonrasında ısınma aşamasına geçilir. İlk ders böyle bitirilir.                            

  Hazırlık-Isınma Çalışmaları Aşaması (10 dk.)
Katılımcılar mehter marşı eşliğinde iç içe iki daire halinde zıt yönde yürürler. Öğretmen(lider) marşı kapatınca her iki dairedeki taraf öğrenciler (Bizans- Osmanlı) dururlar ve kendi gruplarına ayrılırlar. Malzemelerin hepsi hazırlanır ve dağıtılır, Siyah bant= öğretmen krokide belirtilen ilgili deniz sınırlarını belirler.A4 kağıtları (hepsi kullanılmış kağıtlar da olabilir) = 80 kağıdın yirmisiyle gemi yapılarak 10 Bizans/ 10 Osmanlı şeklinde öğrencilere paylaştırılır. 20 kağıttan 10 kılıç (5’i Osmanlı, 5’i Bizans) ve 10 ok (5’i Osmanlı, 5’i Bizans) yapılır. 10 adet kağıt buruşturularak top güllesi yapılır. 8 Fon kartonu = 3 siyah fon kartonu her biri ikiye bölünüp şapka yapılarak Osmanlı tarafındaki 6 öğrenciye denizci şapkası olarak dağıtılır. 1 siyah fon kartonu tekrar ikiye bölünüp 2 adet silindir yapılır. Bu silindirler Şahi topları olacaktır. 3 beyaz fon kartonu her biri ikiye bölünüp şapka yapılarak Bizans tarafındaki 6 öğrenciye denizci şapkası olarak dağıtılır. Geri kalan 1 fon kartonundan ikiye bölünüp silindir halinde Grejuva silahı yapılır. Havlu veya bez = öğretmen başına kavuk gibi sarar. (Kavuk Osmanlı dönemin de pamuktan yapılmış daire şeklin de sarılmış ve erkeklerin kafalarına taktıkları şapka türüdür.)Büyük kumaş = öğretmen padişah elbisesi gibi giyer.        

    Derste açılacak görseller ve marşlar         Savaş Tablosu Şekil 2.               1453 İstanbul’un Fethi Haritası   Şekil 3.     Gemilerin Karadan Yürütülmesi Şekil 4.             Şehre Giriş Şekil 5.         Ayasofya Kilisesi (1453) Şekil 6.     Hücum Marşı: https://www.youtube.com/watch?v=7VG5HU9U4QYSurlardan İçeri girişte Ceddin Dede:  https://www.youtube.com/watch?v=ZXZMIC-Z-XA      

  2. Ders / Canlandırma (Oyunlar) Aşaması (40+30 dk) *Teneffüste dinlenme arası sonrası hemen aksatmadan kalınan yerden devam edilmelidir.   Drama canlandırılırken tek tek karakterlere konuşmalar atanmadığı için, grup halince hareket edileceği için konuşma metnine gerek yoktur. Sadece lider öğretmen yönlendirmeleri yapmakla mükelleftir.   Sınıf sıraları sınıfın kenarına U şeklinde sıralanır ve drama için mekân oluşturulur. Roller belirlendikten sonra kostümler giyilir. Öğretmen büyük kumaşı omzuna atarak elbise yapar ve havluyla başına kavuk yapar. A4 kağıtlarından kâğıt gemiler yapılarak ilgili alana yerleştirilir. Öğretmen masasının karşısı yani sınıfın sonuna siyah bantla deniz sınırları çizilir. Çizilen sınırların içine 1 adet kâğıttan gemi konulur. Okul sıralarının masa kısmı sağa ve sola ayrılan grupların arasına kale duvarları gibi dizilir. Oturaklardan silah olan top yapılır. Top yapımı için önceden alınan fon kartonu silindir şekline getirilerek bantlanır ve oturaklara ağzı Bizans surlarına(masalara) gelecek şekilde konumlandırılır. A4 kağıtlarından kılıçlar yapılarak 2 gruba da verilir. İlk grubun kılıcı Osmanlı kılıcı gibi kısa ve geniş, ikinci grubun kılıcı Bizans kılıcı gibi uzun ve ince olacak şekilde yapılmalıdır. Öğretmen Osmanlı cenahında orduyu yöneten padişah Fatih Sultan Mehmet olarak etkinlikte lider öğretmen olur. Tahtaya Fetih 1453’ü canlandıran görseller açılır ve arka fonda mehter marşı açılır. Kapı tarafına da deniz sınırları bantla belirlenerek deniz sınırlarının içine kesikli çizgi halinde tekrar bantla zincir efekti verilir. Bu zincirlenen İstanbul Boğazı’nı canlandıracak kısma Kaptan Halil Paşa rolünde öğrenci yerleştirilir ve birkaç kâğıt gemi de aynı konuma yerleştirilir.  Kale duvarları ve deniz kenarlarına Bizans grubunun kâğıttan yapılan ok ve yay kuşanmış okçuları konumlandırılır. Fatih Sultan Mehmet rolündeki öğretmen “saldırın yiğitlerim” diyerek buruşturulmuş kağıtları sanki toptan atılmış gibi Bizans tarafına ordu rolündeki öğrencilerin atmasını ister. Top atışı altındaki Bizans’a Halil Paşa komutasındaki gemiler aracılığıyla deniz yolundan da saldırılır fakat zincirler yüzünden Osmanlı cenahından kayıplar verilerek başarılı olunamaz. Bunun üzerine lider öğretmen askerlerine gemileri karadan yürüterek diğer cepheye yani zincirsiz olan sınıfın sonunda konumlandırmalarını söyleyerek denize gemileri karadan yürütür. Denize inen gemilerin saldırdığı ve topçuların deldiği surlara Ulubatlı Hasan rolündeki öğrenci sıranın üstüne çıkarak surlara tırmanmış olur ve Türk bayrağını sallar. Fatih Sultan Mehmet’in emriyle surlar yarılarak Osmanlı ordusu Konstantinapol şehrine girer ve halka zarar vermeden Ayasofya’ya ilerler. Padişah Ayasofya kilisesinde tahta oturarak halka eziyet edilmeden düzenleri korunarak hoşgörü içerisinde yaşanmasını emreder ve mehter marşı kapatılarak el birliğiyle ortalık toplanır. Drama etkinliği sonlandırılır.    

3.Ders/ Rahatlama Aşaması (2 dk.) Herkes gözlerini kapatarak kendini tahtadaki İstanbul’a bakarak oranın fatihi gibi hayal etsin ve deniz sesi eşliğinde zaferin tadını çıkarsın denilerek öğrenciler rahatlatılır.    

Değerlendirme ve Tartışma Aşaması (8 dk.) Ders sonunda savaşın değerlendirmesi hazırlanan şablondan özetlenir:   Drama sürecinin derste öğrenilmesi gereken kavram ve ilgili kazanım bilgilerini somutlaştırarak öğrenim gerçekleştirildi mi? Sorusunu cevaplamak için, soru-cevap etkinliğiyle ve kazanım testi ödeviyle ölçme yapılır. Soru cevap etkinliği biraz daha eğlenceli olsun diye belirlenen uygulama üzerinden interaktif çarkıfelek uygulaması kullanılır.

Soru-cevap etkinliği için kullanılacak uygulamanın adresi: https://www.sosyalbilgiler.biz/ssb/bizden7/2un/722/cs/index.html   * Uygulamada ilk başta belirlenecek grup sayısı 2 olmalıdır. Öğrenciler Bizans ve Osmanlı şeklinde gruplandırılmalıdır.   Son olarak öğrencilere akıllarına takılan soruları olup olmadığı sorulur ve ölçme ödevleri verilerek (EBA kazanım testler sb.7.2.2. tarama) ders bitirilir.        
3.BÖLÜM
Ölçme-Değerlendirme EBA etkinlikleri ve Kazanım Testlerinden yararlanılacak.Ödev olarak kazanımla ilgili EBA kazanım testleri verilecek.Sınavda ilgili kazanımla ilgili işlenen konulardan sorular sorularak öğrenme süreci değerlendirilmiş olacak.
Dersin Diğer Derslerle İlişkisi  Tarih, Coğrafya, Siyaset ve Hukuk  
4.BÖLÜM
            Planın Uygulanmasına İlişkin Açıklamalar:                Konu anlatımı ve drama sırasında sürekli aralarda bilgiler verilmelidir. Ders süresince kazanımla ilgili önemli noktalar, İstanbul’un fethedilmesinin nedenleri şu şekilde belirtilecektir: *Bizans’ın beylikleri ve şehzadeleri kışkırtması *Haçlıları Osmanlı üzerine kışkırtması *Osmanlının fethe çıktığında arkasında tehdit bırakmak istememesi *Osmanlı toprak bütünlüğünü bozması *Karadeniz ticaret yolunun ve boğazların ele geçirilmek istenmesi      Fetih için yapılan hazırlıklar şu şekilde belirtilecek; *Batıdan gelecek yardımlara karşı Balkanlarda ordu bekletildi *Rumeli Hisarı yapıldı *Şahi adı verilen toplar döktürüldü *Yürüyen kuleler yapıldı *Denizden kuşatma için donanma hazırlandı *Haliç’e donanma indirildi *Anadolu ve Balkanlardaki devletler ile barış yapıldı.  Bizans’ın aldığı önlemler şöyle sıralanacak *Surlar tamir edildi *Haliç’e zincir çekildi *Haçlılardan yardım istendi. 9-6 Nisan 1453 de kuşatmanın başladığı ve 29 Mayıs 1453 de İstanbul’un fethedildiği anlatılacak. Son derste İstanbul’un alınmasının sonuçları şöyle açıklanacak: #TÜRK TARİHİ AÇISINDAN SONUÇLARI: *İstanbul başkent oldu *Toprak bütünlüğü sağlandı *Ticaret yollarının kontrolü Osmanlıya geçti *Peygamberimizin hadisi gerçekleşti 2. Mehmet Fatih unvanını aldı. #DÜNYA TARİHİ AÇISINDAN SONUÇLARI: *Doğu Roma İmparatorluğu yıkıldı *İstanbul’dan Avrupa’ya giden bilim insanları Rönesans ve Reformun başlamasında etkili oldu *Topların surları yıktığının görülmesi derebeylik sistemini zayıflattı *Orta Çağ sona erdi Yeniçağ başladı.          

YARATICI DRAMA ETKİNLİK KROKİSİ

-Mustafa BAHAR                                                                                                                                                   
Sosyal Bilgiler Öğretmeni                                                                                                             

Yazı kategorisi: Eğitim, Güncel, İnsan

Çocuklar Ne ÇizMEZ ?

Bir yazı önce çocukların neler çizebileceğinden bahsetmiştim. Şimdi ne çizemeyeceklerinden bahsedeceğim.

Çocuklar dönemlere göre çizim yetileri kazanır. Bu yazıda 7 ve 12 yaş arası yani yaşadığını anlamlı bir şekilde resme aktarabilen çocukluk dönemini ele alacağım. Günümüzde yaşanan çocuk istismarı olaylarında çocuklardan delil veya ifade olarak istenen çizimler, çocukların yaşadıklarını olduğu gibi aktaran canlı bir video gibidir. Bu çizimler bilinçli insanlarca okunmalıdır. Çizim nasıl okunur? resmin anlattığı her zaman anladığınız gibi olmayabilir. Resmi tüm yönleriyle ve çizen çocuğun tavırlarıyla yorumlamalıyız. Örneğin suskun ve ürkek bir çocuğun çizdiği babasının ellerinin başından büyük olduğu veya parmaklarının aşırı belirgin olduğu resim gördüğümüzde aklımızda baba tarafından çocuğa uygulanan bir şiddet var mı? sorusu takılmalıdır. Çocuklar genelde korktukları veya akılda kalıcı hisler yaşadığı obje, uzuv veya kişileri resimlerinde daha büyük ve ürkütücü resmeder. Diğer bir örnekte bir çocuk elinde sopa tutan annesiyle kendisini çizer, burada çelişkili bir durum vardır. Bu çelişki çocuğun ve annenin resimde yüzünün gülmesidir. Bu resim okunurken çocuğun ruh hali dikkate alınmalıdır. Çocuk burada oynadığı bir oyunu resmetmiş olabilir veya çocuk annesinden gördüğü şiddeti ve aklına kazınan korkunç, kızgın yüzleri, ağlamaları hayalindeki mutlulukla resmedebilir. Yani, aslında kızgın olarak çizmesi gerektiği şiddet gösteren anneyi hayallerindeki mutlu anne imajıyla çizebilir. Burada çocuğun tavırları önemlidir. Çocuk suskun ve tedirginse burada bir sıkıntı aranabilir. Hiç bir bulgunun olmadığı durumlarda uzmanlarca önceden planlanarak kısa süreliğine çocuk ile anne bir koridorda karşılaştırılabilir. Bu karşılaşmada çocuğun mikro ifadeleri her şeyi ortaya koyar. Çocuk uzmana yaklaşırsa veya gördüğünde farklı bir kişiliğe bürünürse gördüğü kişiden şiddet görmüş olabilir. Çocuk anne diye bağırıp annesine sığınmak isterse yine mikro ifadeler gözetilmelidir. Çünkü bazı istismarlarda çocuk bunun bir oyun olduğunu, ailesinin onu sevme şeklinin bu olduğunu sanabilir. Ters ve çocuğun aklını karıştıracak sorulardan sonra çocuğa dünya görüşü sorulabilir. Nasıl sorulur, maket oyuncaklardan bir gününün nasıl geçtiğini canlandırabilir misin? Gel seninle oyun oynayalım beni sevsene? Acıktın mı ne yemek istersin? ( bayat ekmek veya zeytin gibi çocukların isteme oranı düşük şeyler istemesi de istismar belirtisidir.) gibi sorularla çocuğun görüşlerine ulaşılabilir.

Genel bir çocuk, normal bir aile yapısında yetişiyor ve istismara maruz kalmıyorsa çizimlerinde her zaman diğer genel çocukların çizdiği nesneler yer alabilir. Örneğin bir genel çocuk bir ağaç, ev çizebilir belki sopa da çizebilir. Sopa belki dedesiyle çıktığı bir orman yürüyüşünde elinde tuttuğu değnek veya büyü oyununda kullandığı asa olabilir. Ama o sopayı çivili bir şekilde veya kendini hedef alırcasına çizen çocuklarda istismar aranmalıdır. Bir çocuk kendini bir yerde zincirlenmiş, karanlık bir odada üzgün, veya ekmek tarzında kolay ulaşılabilir besinleri sıklıkla çiziyorsa bir istismar aranabilir. Çocukların asla çizmeyeceği, istismar vakalarında asıl ve önemli delil sayılması gereken çizimler vardır. Bir çocuk yetişkin kişilerin bana bir resim çiz demesi üzerinde cinsel organ ÇİZMEZ. Bir çocuk cinsel birleşmeyi çizmez. Bir çocuk ilişkiye girmekle ilgili çizimler yapmaz. Bir çocuk karşı cinsin cinsel organını asla bilemez. Bilmemelidir, çizmemelidir. Bir istismar aramasında çocuk karşı cinsi, babasını, amcasını, arkadaşını, bakkal amcasını cinsel organıyla çiziyorsa o çocuk cinsel istismara uğramıştır. Bir çocuk cinsel birleşmeyi resmetmişse o çocuk cinsel istismara uğramıştır. Bu konuda yargı kesin olmalıdır. Bu bulguları gösteren çocuklar kesinlikle bir istismara uğramıştır. Birilerinin akıl vermesiyle veya göstermesiyle çizemez. Bir çocuk bunları sadece yaşamışsa çizer. Çocuklar geleceğimizdir, onları koruyalım. Onların korunmadığı, istismar edildiği her dakika bizlerin insanlığından götürür.

Cinsel istismara uğramış olması muhtemel çocukların çizim örnekleri;

Kaynak: https://cdn-acikogretim.istanbul.edu.tr/auzefcontent/20_21_guz/cocuk_resimlerinin_analizi/12/index.html
çocuk istismarı • Bigumigu
ÇOCUKLARIMIZIN VE HEKİMLERİMİZİN HAKLARINI BİLİYOR MUYUZ?

Son olarak sizce bu yazının altındaki en son resim bize ne anlatıyor? istismar belirtisi var mı? varsa nelerdir yorumlarda belirtebilirsiniz. Resmin analizini 1 gün sonra yorumlarda yapacağım(Resim??).

Not: resmi çizen çocuk kız.

Resim??
  • Mustafa BAHAR

Fikir ve yorumlarınızı yorumlar kısmına yazarak sohbet edebilirsiniz. Bizler sohbet kısımlarında okurlarımızla yazışmaktan sevinç duyarız.

Yazı kategorisi: Eğitim, Güncel, İnsan

Çocuk Ne Çizer ?

Çocukların çizimle ilişkisi 2 yaşından sonra başlamaktadır. 2 yaş öncesi çocuklara kalem ve silgi gibi yutabileceği, kendini yaralayabileceği materyallerin verilmesi güvenlik açısından uygun değildir. Çocuklar önce kalemi kağıda vurmayı öğrenir. Aile bireylerinin yardımıyla kağıtta kalemi sürüklediği zaman kalemin kağıtta iz bıraktığını yani kağıdı çizdiğini fark eder. Bu deney gözlem aşaması çok erken yaşlar için geçerlidir. Çocuklar 4 yaşları civarında yuvarlak karalamalar yapabilir, bir şeyleri karalama gibi de olsa çizebilir hale gelir. 5 yaşlarında bu yuvarlakları ve çizgileri kapalı şekillere çevirebilme yetisi kazanır. 4-6 yaşları çocuklar için anasınıfı çağıdır. Çocuklar 6 yaşından sonra gördüklerini kağıda aktarabilir hale gelir. Ev, insanlar, kuşlar ve gökyüzü gibi ne görürse kağıda aktarmaya çalışır. 7 yaşına gelen bir çocuk hayallerini çizebilir. Bu hayaller öyle uçuk kaçık olmaz. Kendi çapında çizgi filmlerde gördüğü gibi veya çevresinde gördüklerini birleştirerek bir şeyler ortaya çıkarır. Bu gözlüklü bir güneş, sakallı bir dolunay veya gözleri olan ağaçlar olabilir. 7 yaş sonrası çizimler giderek genel çocukluk yeteneklerinden çıkıp özel yeteneklere döner. Yani 10 -12 aralığında çocukların çizdiği resimlerde sanatsal bir yetenek aranabilir. Kısaca erken çocukluk döneminde çocuklar ne yaşarsa onu resmeder, ne görürse onu aktarır. Karalamalar yapar.

Bu anlattıklarımı bir şemada göstereyim;

  • Karalama Dönemi (2-4 yaş)
KAYNAK: Kasım 2017 Cilt:25 No:6 Kastamonu Eğitim Dergisi 2215-2228 Okul Öncesi Resim Eğitiminde Çocuğun Çizgisel Gelişimi (2-7 Yaş), Ulviye ÖZÖNDER AYDIN
Kastamonu Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Temel Eğitim Bölümü, Sınıf Eğitimi
Anabilim Dalı, Kastamonu

3.5 yaşındaki bir çocuğun çizim örneği:

KAYNAK: Kasım 2017 Cilt:25 No:6 Kastamonu Eğitim Dergisi 2215-2228 Okul Öncesi Resim Eğitiminde Çocuğun Çizgisel Gelişimi (2-7 Yaş), Ulviye ÖZÖNDER AYDIN
Kastamonu Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Temel Eğitim Bölümü, Sınıf Eğitimi
Anabilim Dalı, Kastamonu
  • Değişen Simgeler / Şema Öncesi Dönem (4-7 yaş)
KAYNAK: Kasım 2017 Cilt:25 No:6 Kastamonu Eğitim Dergisi 2215-2228 Okul Öncesi Resim Eğitiminde Çocuğun Çizgisel Gelişimi (2-7 Yaş), Ulviye ÖZÖNDER AYDIN
Kastamonu Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Temel Eğitim Bölümü, Sınıf Eğitimi
Anabilim Dalı, Kastamonu
KAYNAK: Kasım 2017 Cilt:25 No:6 Kastamonu Eğitim Dergisi 2215-2228 Okul Öncesi Resim Eğitiminde Çocuğun Çizgisel Gelişimi (2-7 Yaş), Ulviye ÖZÖNDER AYDIN
Kastamonu Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Temel Eğitim Bölümü, Sınıf Eğitimi
Anabilim Dalı, Kastamonu
  • Şematik Dönem (7-9 yaş)

İnsan ve şekil çizimleri derinleşir, gerçekliğe yakındır.

şematik dönem çizim özellikleri
Şematik Çizimler
  • Gerçekçilik (Gruplaşma) Dönemi (9-12 yaş)
Dezavantajlı Çocukların Sanatsal Gelişimleri Üzerine Bir Araştırma  Dezavantajlı Çocukların Sanatsal Gelişimi Üzerine
Görsel Sanatlar - ODTÜ Geliştirme Vakfı Özel Kocaeli Okulları
Kaynak: https://www.odtugvkocaeli.k12.tr/ilkokul/dersler/gorsel-sanatlar/
  • Mantık (Görünürde Doğalcılık) Dönemi (12-14 yaş)

Resimler bir olayı veya hikayeyi canlandırabilir. Gerçeklik olgusu yüksektir ve çizimlerde mantık aranabilir.

18 MART RESİM YARIŞMASI Çanakkale Zaferi Resmi Çizim Sayfası 2019 - Resimci  Abi
Kaynak: https://www.resimciabi.com/18-mart-resmi-cizim-18-mart-canakkale-zaferi-resmi-cizim-2019/
Kaynak: https://www.resimciabi.com/18-mart-resmi-cizim-18-mart-canakkale-zaferi-resmi-cizim-2019/

Bu şekilde çocukların çizimlerine bakılarak yaşları ve evreleri fark edilebilirken, resimlerin şekli ve anlam yapısına göre de çocukların iç dünyası gözlemlenebilir. Resimler çocukları anlamanın en güzel yollarındandır. Çocuklar ya istediklerini ya da yaşadıklarını çizerler. Çocukların çizimi, bir çocuk istismarını ortaya çıkarmakta en önemli delildir. Çocuk çizimleri küçümsenmemelidir, öğretmenler, aileler ve bir vakada uzmanlar çocuklara yaşadıklarını çizmelerini isteyerek bilgi edinmeye çalışmalıdır. Çocuk çizerken rahatlar. Çocuk çizerken daha özgürdür. Konuşarak anlatamayacağı veya anlatmasını bilmediği olayları çizimlerle anlatabilirler.

-Mustafa BAHAR

Kaynaklarını vererek faydalandığım tüm görsellerin sahiplerine teşekkür ederim. Herhangi bir gönülsüzlük olursa iletişim kısmından bizlere ulaşmalarını rica ederim.

Siz de yorumlarda çocukların çizimleri hakkında düşünce ve anılarınızı paylaşabilir, sohbet edebilirsiniz.

Yazı kategorisi: Eğitim, Güncel, Kişisel Gelişim, İnsan

YAPARSIN.

İnsanlar gelişen olumsuz pandemi şartlarıyla kötü düşüncelere kapılmakta. Negatif düşünerek kendi motivasyonlarını kırmakta. Zaten sürekli engel olan çevre faktörü varken bir de kendi kendimizi bloklamaya başladık. Çocuklukta düşlenen umutlar vardı, renkli ve eğlenceliydi. Küçükken renkli dünyamızda kurduğumuz hayallerin günümüz pisliğinde kirlendiğini görmek üzücü. Yıkadıkça rengi atan hayallerimizle bakışmaktayız; öğretmenlik, doktorluk, polislik ve her erkeğin hayali askerlik…

Tecrübeler insana çok şey öğretir. Büyük hayalleri negatif patateslere anlattığın zaman senin motivasyonunu nasıl kırdıklarını öğretmesi gibi. Bilimsel olarak da araştırılmış, hedefleri başkalarına anlattıktan sonra negatif dönütler almanın hedefe ulaşma oranını düşürdüğünü görmüşler. Bir ok gibi nereye ne zaman ulaşacağı belli olmayan bir tutum sergilemek pek doğru sayılmaz, o ok sizseniz. Oku atan okçuysanız işler değişir. Hayalleriniz ok olsa sizde başkalarının okçuluğuyla ilerlerseniz pek gelişmeniz mümkün olmayabilir. Konfor alanının dışına çıkarak oktan hayallerinizi hedefe fırlatacak okçu sizseniz önünde sonunda bu işi başaracak, hedefinize ulaşacaksınız. Sizleri tüketen şeylerden uzaklaşın,

Kıskanmayın ve kıskananları silin.

Körü körüne inanmayın, araştırın ve düşünün.

Kıymet bilin. Elinizdekilerin kıymetini bilin.

Olduğunuz gibi görünün.

Her zaman doğruları söyleyin. Yalan söylemek benliğinizden ve gururunuzdan çalar.

Kendinize bir yol çizin ve o yoldaki tüm taşları çöpe atın, atın ki ayağınıza takılmasınlar. Toksit arkadaşlıkları bitirin. Gereksiz numaraları rehberinizden silin. Bu sene 2021 yılını arınma senesi ilan edin. Tüm sosyal medyanızdaki gereksiz mesajları ve kişileri temizleyin. Kendinize uğraş bulun. Bu uğraşlar sadece size değil tüm dünyaya veya ulusal çapta fayda sağlasın. Bunlar benim kendime belirlediğim amaçlardır. Kendim uygulamaya başladıktan sonra başarım da artış gösterdi. Başarı değişimi yanında taşır. Ne zaman başarıya ulaşmak istiyorsanız bilin ki yanında değişimle gelecektir. Kola, alkol ve zararlı içecekleri suyla değiştirin.

Saçma videoları uykuyla değiştirin.

Söylenmektense çabalamayı tercih edin.

Düşünmektense başlayıp sonuçlarını görmeyi deneyin.

Televizyondaki saçma dizileri bırakıp kitap okumayı deneyin.

Bunlar herkesin bildiği şeylerdir fakat az insan uygulamaya geçirir. Hayatı renklendirecek, harika sonuçlar doğurabilecek eylemleri harekete geçirerek mutlulukla arkadaş olduğunuz bir süreçle gelişmeye başlayın.

Kendinizi dinleyin. Kendinizle sohbet edin.

Sevdiklerinizle saatlerce havadan sudan konuşun.

Gülün, güldürün.

Fikirlerinizi not alın, uçup gitmesinler çok değerli onlar.

İnternetten günde belli bir süre uzak kalın. Çevrimdışı olun ve kendinize zaman ayırın.

Şekeri hayatınızdan çıkarın ve dengeli beslenin.

Arada bir delirin ve olduğunuz yerde tuhaf hareketler yaparak veya koşarak sürekli kalori yakın.

İyice uyuyun.

Temiz hava almaya gayret edin.

Bu ufak güncellemelerle bu yıl yeni ve daha iyi bir senle görüşmek dileğiyle.

Siz de düşüncelerinizi yorumlar kısmında belirterek 704 kişilik (1000 olacağız💪) ailemizle sohbet edebilirsiniz.

  • Mustafa BAHAR

YORUMLARA / COMMENTS 👇✍👋

Yazı kategorisi: Eğitim, Kişisel Gelişim, sosyal bilgiler, İnsan

Eğiticinin Eğitimi

Pandemi şartlarında dijital öğrenme-öğretme becerilerinin önemi daha çok anlaşıldı. Uzaktan eğitim hizmetinin kalitesi açısından dersi verecek öğretmenlerin niteliği ve çevrimiçi öğrenme-öğretme ortamlarına ilişkin bilgi, beceri ve deneyimi büyük önem taşımaktadır. (Baker, 2004; Cabı, 2018; Sae-Khow, 2014; Yılmazsoy, Özdinç ve Kahraman,2018)

Eğitimcilerin hazırlıksız yakalandığı bu süreçte online sınıflarda öğrencilere verilecek olan eğitim için gerekli materyallerin de temininin sağlanması ve uzaktan eğitim yapılacak uygulamaların kullanımı hakkında eğitim ihtiyaçları ortaya çıktı. Eğitimcilerin bu konuda eğitim alması gerekirken bu eğitimi deneyerek, deneyimleyerek kazandılar. Buraya kadar her şey şimdiyi anlatmaktaydı fakat yazının devamında eğiticinin eğitiminin önemini detaylandıracağım.

Hepimiz sınıf ortamını bilir. Sınıfa giren eğitimci bir konuyu size anlatır siz de bu bilgileri öğrenirsiniz. Bu sürece eğitim öğretim süreci denir. Tabi bu süreç bakanlıkça kontrol edilip belirli kurallar çerçevesinde sunulmaktadır. Sınıfa giren eğitimcinin teknolojik eksikliği her zaman göz önüne çıkar. Bu eksikliğin temel nedeni eğiticinin eğitimi sırasında teknolojik eğitiminin yetersizliği veya sürekli gelişen teknolojiyi takip etmemesinden kaynaklı eğiticinin geride kalması sıralanabilir. Öğrencilerden yardım istemek oldukça normal bir durumdur. Fakat sınıf içinde roller ve imajlar vardır. Öğreten ve öğrenen her zaman yerinin bilmeli, saygı ve hoşgörü ortamı bozulmamalıdır. Eğer eğitimci bu yönde eksikliğini sınıfa gösterip sınıftan yardım isterse kendisiyle çelişir. İmajının gerektirdiği eğitimci sıfatının dışına çıkar. O an eğitimci öğrenci, öğrenci eğitimci olur. Öğrenci kalkar sunuyu açar ve hocaya ne yapması gerektiğini söyleyerek yerine oturur. Burada her şey hayatın olağan akışına göre normal olabilir ama balık tutmasını öğreten birinin kendinde oltayı nasıl kullanacağının bilgisi olmaması gibi bir eksiklik oluşur. Bu eksilik imajı zedeler ve eğitimci imajının dışında bir tutum gelişmesine sebep olabilir. Bu tutum nelerdir diye örneklersek; A eğitimcisi öğrenciye göre aşırı basit olan bir işlemi bilgisayarda yapamaz ve biri çıksın yardım etsin diyerek yardım ister. Öğrenci çıkar bunu çok basit bir şekilde yaparak konfor alanının dışında farklı bir imaj takınarak sırasına geri döner. Göğsü kabarır. Sınıfta oluşan olguyu düşünün. Bu kadar ufak bir olayın oluşturduğu zayıflık öğrenci gözünde oldukça büyüktür. Hayat detaylarda saklıdır. Bu ufak bir örnekti. Bu konuda A eğitimcisinin dersi bittikten sonra her zaman o eğitimci öğrencilerin gözünde teknoloji cahili olarak kalır. Kim ne derse desin uzman bir öğrenci olarak, o sıralarda 16 yıldır oturan biri olarak bunu net şekilde söyleyebilirim. Burada eğitici kendini eksik olduğu konuda geliştirmeli ve bu algıyı diğer derste kesinlikte yıkmalıdır. Zaten gerçek bir eğitimci her zaman kendini geliştirir. Yeni fikirlere açıktır. Kitap okur ve eğitimlere katılır. Bağlı olduğu kurumun pandemide uzaktan eğitim süreci boyunca uygulamaların kullanımına ilişkin eğitimlerin kurumca verildiğini bilmelidir. Eğitimcilerin eğitimi, eğitim hayatı boyunca devam etmelidir. Eğitimci kendini asla tamamlanmış hissetmemelidir. Bilgi aç, öğrenmenin ve öğrendiklerini başkalarına öğretmenin derdinde olmalıdır. Gözümüzde canlanan emekli öğretmen imajını düşünelim. Kazanımları yıllarca anlatmış ve ezberlemiş. Bu konuda uzman bir öğretmen. Onları gözlemlediğimiz zaman hala aldığı eğitimi aktarmaktadır. Öğrendiği şekilde öğretmektedir. Bu yıl değişen öğretim yöntem ve tekniklerini bir yana bırakarak doğrudan anlatım uygular. Açar bi kitaptan anlatır yıllarca anlattığı konuyu. Not alın iyi dinleyin. Öğrenciler en sevmediği ve sıkıldığı anlatım şekline maruz kalır. Notlar ve sınavlar hep ezber üzerinedir. Anlattığını sınavda aynen ister. Bu örnekteki emekli eğitimci kendini tamamlamış gören bir eğitimciydi. Burada bize göre eksik görünen ( yanlış olup olmadığı tartışılır) bu doğrudan geleneksel eğitim anlayışı eğitimciye göre en iyisidir. Diğer bir emekli eğitimciyi ele alalım. Bu eğitimci kendini geliştiren, sürekli makaleler okuyup gündemi takip eden, edmodo ve classroom gibi uygulamaları öğrenmiş, bilgisayarı işine yetecek seviyede kullanabilen bir eğitimcidir. Bu emekli eğitimcimiz hem yılların birikimini anlatır hem de sürekli gelişip değişen hayata ayak uydurur. Öğrencilerle tartışır, öğrencilerin fikrini sorar, öğrencileri tahtaya davet eder ve 5E modeli ( giriş, keşfetme, açıklama, derinleştirme ve değerlendirme) gibi yapılandırmacı yaklaşımlardan faydalanarak derste öğrenmeyi en üst düzeyde gerçekleştirmeye çalışır. Eğitimcilerin bu konuda diploma aldıktan sonrada eğici eğitimlerine devam etmesi oldukça önemlidir. Bu eğitimcilerin içinde aile de vardır. Aile çocuk yetiştirme sürecinde belli başlı yeterliliklere sahip olmalıdır. Toplumda herkes master veya fakülte mezunu değil. Bu yüzden bu eğitimlerin devletlerce kontrollü şekilde ailelere de verilmesi gereklidir.

Eğiticiye ne eğitimleri verilebilir?

Gelişen dünya koşullarında yaygınlaşan teknoloji kullanımıyla ilişkili ders faaliyetlerine fayda sağlayan uygulamaların eğitimi, güncellenen öğretim yöntem ve teknikleri, evrensel düzeyde düşünüldüğünde gelişen ve değişen ahlaki tutumlar eğitimi ve bunun gibi eğiticinin öğrenci önünde eksiklerini giderebilecek eğitimler verilmesi eğitici eğitimlerinin içindedir. Anlattığı konuların güncelliğini koruması adına ek kaynakların sunulması ve bu ek kaynakların okunup ulusal çapta eğitimin eşit ve adaletli olarak anlatılması üzerinde durulmalıdır. Eğitimin sürekliliği için bu eğitimlerin devamı önemlidir. Eğitimci kendini de sürekli eğitendir. Yazının devamı için yazıyı beğenebilir, yorumlar kısmından fikirlerinizi yazabilirsiniz. Bu site her fikre saygı duyar.

Uzaktan eğitim sürecinde eğiticinin eğitimini konu alan ve yazıda faydalandığım güzel bir makaleyi de sizlere sunuyorum.

DERGİPARK/Açıköğretim Uygulamaları ve Araştırmaları Dergisi

Okuyan eğitimcilerimiz ve tüm okurlarımız için bazı eğitim adreslerini ekliyorum. Umarım fayda sağlar.

EBA.gov Eğitimler

BİLGEİŞ(ODTÜ)

TürkcllAkademi

Udemy

Boğaziçi Enstitü

İİEnstitü

  • Mustafa BAHAR