Kategori arşivi: Eğitim

Aleksandr Bogdanov

Tarihte çok az ulus SSCB’den daha çılgın bilim adamları yetiştirmiştir. Bolşevizmin en eski tuhaf entelektüeli Alexander Bogdanov bu bilim insanlarından biridir.

Eğitimli bir hekim ve usta bir teorisyen olan Bogdanov, kariyerine Marksist bir ideolog olarak başladı ve felsefe ve bilimin bilinen tüm sınırlarını aşacak kadar şaşırtıcı derecede iddialı bir çalışma grubu yarattı. Bu süreçte sibernetik ve sistem teorisine zemin hazırladı, Sovyet bilim kurgu türüne öncülük etti ve yanlışlıkla kan biliminde bir Rus geleneği kurdu. Bogdanov’un kariyeri kolay karakterizasyona meydan okuyor. Adamı anlamaya yönelik herhangi bir girişim, onu derinden ilgilendirmektedir. Diğerleri Marx’ı devrime dönüştürmekle meşgulken, Bogdanov Marx’ı bilime dönüştürmek için çabaladı.

Sosyalizmi daha ampirik bir temele oturtmak için tektolojiyi, örgütsel sistemlerin incelenmesini icat etti. Tektoloji, dünyayı birbiriyle ilişkili sistemlerden oluşan bir ağ olarak görür. Sistemler mikroskobik (yani atomlar, hücreler, kimyasal reaksiyonlar) yaşamdan daha büyük (yani hükümetler, toplumlar, medeniyetler) arasında değişebilir. Sistemler hem karmaşıklıkları hem de organizasyon dereceleri bakımından farklılık gösterebilse de, hepsi temelde matematiksel olan kurallar tarafından yönetilir.

O halde tektolojinin amacı, tüm sistemlerin organizasyonunu yöneten soyut kuralları formüle etmektir. Bunu yaparken, Bogdanov, toplumun örgütlenmesi hakkında, fizik hakkında akıl yürütebileceğimiz aynı hassasiyet düzeyiyle akıl yürütebileceğimize inanıyordu. Bunu, materyalist bir tarih anlayışını savunan, ancak ayrıntılarda kabataslak olan Marx ve Engles’in “bilimsel sosyalizminin” bir uzantısı olarak gördü.

Bazıları tektolojiyi günümüz sibernetik ve sistem teorisi için bir prototip, genelleştirici bilimler üzerinde belirsiz bir Marksist etki olarak öne sürdüler. Ama bu Bogdanov’a yeterince kredi vermiyor. Tektoloji sadece bu okullardan birkaç on yıl önce değil, Geoge Gorelick gibi akademisyenlere göre, “hepsinin en kapsamlı ve evrenselidir.”

Sibernetik makineleri anlamak için bir çerçeve iken, tektoloji her şeyi anlamak için bir çerçevedir: sanat, felsefe, teknoloji, politika, biyoloji, bilinç. Zihin-beden düalizmi gibi felsefi yapılar, efendi/hizmetkâr ilişkilerinin soyut düşünce alanına aktarılması olarak açıklanır. Toplumlar tek hücreli organizmaların ilkeleriyle doludur.

Herhangi bir birey tarafından üstlenilen daha iddialı bir proje düşünmek zor. Bogdanov, çalışmalarının felsefe ve bilim arasındaki boşluğu kapatacağına ve yeni bir örgütlenme çağı getireceğine inanıyordu. “Bogdanov, 1908 yılında yayınladığı Kızıl Yıldız isimli romanıyla ilgileri üzerine çekti. Mars’ta geçen bu ütopya türü kitapta Bogdanov bilimsel ve sosyal gelişmeler hakkında peygamberce kehanetlerde bulunuyordu. Bogdanov’un bu eseri feminist, sosyalist birçok ütopya- bilimkurgu eserine öncülük etmiştir. Kendisinden sonra gelen yazarları etkilemiştir.” Aleksandr Bogdanov’un anlatmak istediği şuydu:

Marksiszmi kabul ediyor ve o yönde bir kurgu evren tasarlıyordu. Bu evreni mars gezegenine benzetiyor ve adına kızıl yıldız diyordu. Burada ekonomik üstünlük ön plandaydı. İşçi oldukça önemli ve bu çarkın dişlisi niteliğini taşımaktaydı. Köleler ve tiranlar vardı fakat kapitalizm marksist yaklaşıma göre daha insancıl tasarlanmalıydı. Düzeltilen bir tiranlığın hikayesini tasarlamaktaydı.

Bu yazıları neden paylaşıyorum? Bu yazılar bazı tuhaf ama hayatını okuyarak, bilimle geçirmiş insanların düşüncelerini içeriyor. Bunları okumak size kaybettirmez aksine farklı fikirleri muhakeme etme yeteneğinizi geliştirerek evrensel bakış açınızı genişletir. Paylaştığım insanların fikirlerini onaylamıyorum, bazıları oldukça saçma bazıları ise mükemmel fikirler. Kendimce bu şekilde literatür taraması yaparak sizler için kısa yazılar derleyeceğim. Serinin devam etmesini istemiyor veya istiyorsanız yorumlarda bunu belirtebilirsiniz.

Harry Harlow

Karşılaştırmalı psikolog Harry Harlow’un kariyer bakımından oldukça iyi bir gidişatı vardı. Adam, Wisconsin-Madison Üniversitesi’nde uluslararası üne sahip Primat Laboratuvarı’nı kurdu ve başkanlığını yaptı. 50 yılı aşkın kariyeri boyunca 320’den fazla araştırma makalesi üretti, Ulusal Bilim Madalyası’nı kazandı ve hatta 50’li yıllarda Amerikan Psikoloji Derneği’nin başkanlığına seçildi. Ayrıca, hayvan kurtuluş hareketinin yükselişinin tek başına sorumlusu olarak benimsendi.

Karşılaştırmalı bir psikolog olarak Harlow, hayvanların zihinlerini inceleyerek kendi psikolojimiz hakkında fikir edinebileceğimize inanıyordu. Araştırması, anne ayrılığının Tanrı’nın en sevimli yaratımlarından biri olan bebek rhesus makak üzerindeki etkilerini ele aldı.

Makak, Photo by Oleksandr Pidvalnyi on Pexels.com

Ancak yeterli, gerekli arka plan bilgisi bulunmayan projelerinde makak maymununun da tüm mühim bilgilerini, karakteristik özelliklerini öğrenmesi gerekiyordu.

Şimdi çılgın bir bilim adamı için, Harlow’un yöntemleri o kadar da saçma değildi. O zamanlar anne yoksunluğunun bebek maymunlar üzerindeki etkilerini inceleyen bir dizi araştırmacı vardı. Harlow bunlardan biri ve en çılgın olanıydı.

Özellikle tartışmalı bir dizi çalışma, maymunları, neredeyse herhangi bir duyusal stimülasyondan yoksun batık bir izolasyon odası olan “umutsuzluk kuyusu” olarak adlandırılan odada, bir yıla kadar süren süreler boyunca tecrit etmeyi içeriyordu. Amaç, insan depresyonunun bir hayvan modelini yaratmaktı ve işe yaradı, maymunlar korkunç bir şekilde yanlış ayarlanmış olarak ortaya çıktı. Çiftleşmeyi reddettikleri zaman, izolatların ebeveyn olarak nasıl performans gösterdiğini incelemek için “tecavüz rafı” adını verdiği bir zorunlu çiftleşme cihazı yarattı. Şiddetin stres seviyesinin artmasıyla korkunç olaylar ortaya çıktı, bir makak maymunu annenin çocuğunun parmaklarını çiğnediği ve diğerinin çocuğunun kafasını ezdiği bildirildi. Yani annelik içgüdüsünü yok etmek de bir stres seviyesine bağlıydı…

Sosyal bir yaratığı ciddi bir şekilde izole ederseniz, elbette berbat olacaktır. Bir çocuğa soğuk tel ve rahat kumaş arasında seçim yapma şansı verirseniz, elbette kumaşı seçecektir. Ancak yakından baktığınızda, Harlow’un çalışmalarını bariz olanın doğrulanmasından başka bir şey olarak reddetmek zordur.

Araştırması, psikolojik kurumun ebeveynleri “anne sevgisinin” tehlikelerine karşı uyarmakla meşgul olduğu bir zamanda geldi. John Watson, çok fazla anneliğin çocuklarımızı bağımlı sissies’e dönüştüreceğinden endişe ediyordu. “Asla [çocuklarınızı] kucaklamayın ve öpmeyin,” diye yazdı, “Asla kucağınıza oturmalarına izin vermeyin.” B.F. Skinner’ın ikinci kızı hayatının ilk iki buçuk yılını bir kutuda geçirdi. Bir kutuda yaşayan insan!

Harlow’un anne yoksunluğu üzerine yaptığı deneyler, sağlıklı çocuk gelişiminde yakın, fiziksel temasın önemini yeniden doğruladı (bir annenin dokunuşundan veya pamuk bir kumaş olsun). Onun “umutsuzluk kuyusu”, en azından, rhesus maymunlarında depresyonu tetiklemenin güvenilir bir aracı olduğunu kanıtladı ve dünyanın en kötü üçüncü dünya yetimhanelerinden bazılarına çarpıcı bir benzerlikten daha fazlasını taşıyor. Harlow’un veya diğerlerinin bu modeli depresyon tedavilerini insanları test etmek için kullansalardı, ortaya çıkacak durumlar belki de JigSaw filmi gibi olurdu.

Harlow, depresyon modellerinden ve ebeveyn tavsiyesinden daha fazlasını istiyordu. Harlow, 1958’de Amerikan Psikoloji Derneği’ne yaptığı “Sevginin Doğası” başlıklı ünlü konuşmasında, metodik varoluş nedenini şöyle ortaya koydu: “Aşk, derin, hassas ve ödüllendirici harika bir durumdur. Samimi ve kişisel doğası nedeniyle, bazıları tarafından deneysel araştırmalar için uygun olmayan bir konu olarak kabul edilir. Ancak, kişisel duygularımız ne olursa olsun, psikologlar olarak atanan misyonumuz, insan ve hayvan davranışının tüm yönlerini bileşen değişkenlerine analiz etmektir. ” Yani aşk gibi tetikleyici duygular insanları anlamamız için açılan bir kapı ve o insanların zaaflarıydı. Bu zaaflara erişmek için deneyleri insanda yapmayı düşünen Harlow’un bu düşüncesi dışarıdan zararsız görünse de makak maymunlarında yarattığı vahşetlerin insanlarda da ortaya çıkması muhtemeldi.

Harlow, insan kalbinin gizemini çözen bilim adamı olarak hatırlanmak istedi. Ama sevgiyi incelemek için, nefreti de incelemesi gerektiğini biliyordu. Nefreti incelemek kolaydı fakat gerçek nefreti gözlemlemek için tetiklemek oldukça zordu. Bu duygu inceleme anında o kadar net olmalıydı ki, ailesini öldüren katile karşı birinin o an ettiği nefret kadar yıkıcı olmalıydı. Bu durum bilim dünyası açısından hoş karşılanmadı ve etik bulunmadı.

Harlow şunu düşünürdü, Bir tanrı gibi hissediyordu, o da bu maymunlara karşıydı ve onlar da onun işiydi! Primatlar üstünde deney yapıyordu. Bu sözü bigbang teorisine dayanmaktaydı.

İyi ki daha aklı başında bilim adamları daha yetkili pozisyonlarda ki bu tip deneyler insan üzerinde yapılmıyor…

Türk Mitolojisi ve Türk Dini Tengri/ Türk Mythology and Türk Religion Tengri

-TR-

*Scroll to the end of this page to read it in English. Our translated article in English is available at the bottom of this page. If you want other language support, you can use the translate plugin that appears on the left and right in this page. Translate plugin includes all languages.

Zamanı sonsuz olarak yalnızca tengri yaşar, insan ise iyi yaşayıp ölmek için dünyaya gelmiştir. -Orhun Abideleri

Türkler tarih sahnesine çıktığı zamanlarda tengri dini ile dünyaya bakardı. Tengri dini iyiyi öğütler. Bu dinde hayvan ve doğa kutsaldır. Tanrı somut bir yaratıcıdan ziyade yaşatandır. Tanrı tengri dininde yaşamın kendisidir. Tengri dininde ibadet doğaya karşı yapılır. Tengri dini insanlara bir şey dayatmaz insan sadece iyi yaşamalıdır ve çevresine de zarar vermemelidir. Bu din aslında doğa ile iç içe yaşamak için oldukça iyidir. Diğer dinler gibi belirli günlerde sayılı ibadet hareketleri veya şekilleri yoktur. Bir insanın yaşaması için gereken ne varsa tengri dini için o ibadettir. Bu dinde bir insan herhangi bir canlıya sebepsiz yere zarar veremez. Ya canını kurtarmak için ya da o canlıyı kurban ederek yemek için zarar verebilir. Kainattaki bütün varlıklar bu eşittir. Tüm canlılar sınıflamalar şeklinde yaşam zincirinin birer halkasıdır. Dinin en büyük öğretisi doğa ile uyum içinde, doğaya ve canlılara saygı içinde yaşamaktır. Tengri dininde kötülük yapan insanlara dünyada tanrı ceza vermez. Çünkü bu dinde tanrı eli sopalı bir insan gibi algılanmaz. İnsan doğayı kirletirse cezasını doğada çeker. İnsan hayvana zarar verirse cezasını kırılan zincir halkasına geldiğinde öder. Mesela bir bölgede sırf soktuğu için sebepsiz yere tüm yılanları öldürürseniz o bölgede yılanın beslendiği fare ve köstebek gibi diğer canlıların istilasına uğrar, bir başak dahi buğday büyütemeden açlıktan ölebilirsiniz. Bu ceza değilde nedir? Bu dinde peygamber mehdi gibi aracılar yoktur ve olamaz. Çünkü bütün varlıklar tengri yani doğa önünde eşittir. Kimse seçilen veya diğerinden önemli bir konuma sahip değildir. Tengri dinin bir kitabı veya yazılı bir kutsal kanunlar belgesi yoktur çünkü bunlar insanın eseridir. Tanrının kurallarının yazılmaya ihtiyacı yoktur. Tengri dinin kitabı doğanın ta kendisidir. Doğayı iyi okuyan tengri dininin kitabını da iyi okumuştur. Tengri dininde yasalar ve kanunlar yoktur. Farzlar ve sünnetler yoktur. İyiler ve kötüler de tengri dininde belirlenmez. Tengri dini başka dinlere küfretmez çünkü tengri dinine göre dinler de yoktur. Tek tanrı vardır. O da insanın koyacağı, insan aklıyla yapılacak demokrasi, bürokrasi işleriyle kainatı yönetmez. İnsan üstü bir güçle yönetir. Toplum kurallarını bu dinde insan belirler. Bir eve ne zaman et gireceğini, kaç çocuk doğacağını insan belirler. Tengi dininde diğer dinlere kıyasla erkek egemenliği yoktur. Tüm canlılar eşittir. Tengri dininde Arapların “kadın cadıdır öldür gitsin”, “Kız çocuğu öldürün”, “Çocuğunuzu kurban olarak kafasından kesin” gibi şeyler asla ve katiyen yoktur ve bu tür şeyler tengri dininde kabul edilemez. Tengri dinine mensup toplumlarda bu tarz arap kültüründeki gibi insanlık dışı, doğaya ve canlılara zarar veren uygulamalar cezalandırılır. Toplumlar kendi kurallarıyla bu tür kişi ve toplulukları tengrinin hediyesi doğayı korumak için cezalandırmıştır. Tengri dinine göre her canlı topluluğu kendi kurallarını oluşturmalıdır. Kuralsız bir toplum yanlışa sürüklenebilir ve doğayı kirletebilir. İnsan üstün bir ırk değildir. İnsan farklı bir ırktır. Karınca düşününü, kendi kuralları vardır. Örneğin sürü pskolojisiyle hareket ederler ve en önemli öncelikleri doğanın imkan verdiği kadar yaşamaktır. İnsan da karıncalara gibi çalışır, yemek depolar ve topluluklar halinde yaşar. İnsandaki düşünme ve akıl becerisi insan ırkının gücüyle doğru orantılı olarak insana tengri tarafında verilmiştir. Aslında her şey eşittir. Bir fil mi güçlüdür? Bir insan mı? Tabi ki fil büyüktür ve fil güçlüdür ama görüyoruz ki insan ürettiği silah ve tuzaklarla filleri oyuncak gibi öldürebiliyor ve çoğu canlıların neslini insan tüketiyor. Şimdi soruyorum insan mı güçlü? Fil mi? Eğer tengri dini dünyaya yayılmış olsaydı ve herkes tarafından benimsenmiş olsaydı katledilen kadınlar ve sırf ibadet yapmadı diye işkencelerle öldürülen canlılar olmayacaktı. Tengri dininde canlılar tek eşli olarak yaratılmıştır. Diğer dinlerin emrettiği erkil emirlerin yani istdiğin kadar kadın al gibi erkek zevkine odaklı emirler tengri dinine aykırıdır. Tengri dininde kadın eş ve erkek eş olarak 1 kadın, 1 erkek vardır. Fakat kadın ve erkek ortak bir karara varıp isterse haneye 3. bir gönüllü eş girebilir. Fakat bu durum nadir ve aykırıdır. Çoğu Türk kadını ve erkeği eşleri öldüğünde yalnız yaşamış ve yalnız ölmüştür. Tabi ki eş ölümü sonrası tekrar evlilik de tengri dininde insanın seçimine bırakılmıştır. Tengri dininde bir düzen kurulması için çaba yoktur. Zaten tengri düzenin ta kendisidir. Siz bu düzene uymazsanız zincirin dışında kalırsınız ve kendiniz ellerinizle cazalandırılmış olursunuz. Tengri dininde herkes eşit besin kaynaklarına sahiptir. Güçlü olan avladıklarını güçsüzlerle paylaşmalıdır. Tıka basa doymak hoş karşılanmaz. Herkesin karnının dolu olması gereklidir. Herkes tok ise doğa işliyor ise bu tengri ve tengriye uyan canlılar sayesindedir. Tengri dini tüm canlıların dinidir. İnsanların tengriyi benimsemeleri veya uymamaları tengri için bir şey farkettirmez. Tengri dini bir insan aracılığıyla dinini yaymaya, dinine girmeyenlere yaptırım uygulamaya da çalışmaz. Çünkü buna ihiyacı yoktur. Tengri dini, yerine başka ırkların elleriyle çıkarılmış ağır ölümcül yaptırımları olan korkutucu dinler yüzünden gün geçtikçe unutulmaktadır ve unutuldukça insan kainat yolundan sapmaktadır. Tengri kendisine dua edilmesini istemez. Çünkü yarattıklarının düzen içinde yaşaması onun için bir dua niteliği taşır. Tengri ile şaman kültürü karıştırılmaktadır fakat şaman kültürü bir din değil insanların topluluklarının belirlediği bir kültürdür. Tanrıyı anlama ve ona teşekkür etme şeklidir. Tengri dini şaman kültürüyle ilgili değildir. Tengri her şeydir.

Tengri tek tanrıdır fakat ona mensup olanlar onu tam anlamadığı için her şeyde tengriyi görmüştür. Her gördüğü tengri suretine de isimler vermişlerdir. Tengrinin doğayı korumak içi her şeye bir manevi koruyucu koyduğuna inanmışlardır. Bu koruyucular tengrinin bir parçasıdır ve hepsi tengridir. Yani kainat ve doğanın ta kendisidir. Bunlar şöyledir:


Tengri – Gök tanrısı. Her şeyin kendisidir. Kainat düzeninin ta kendisidir. Tengri, Göksel küreyi kontrol edendir.

Photo by Pixabay on Pexels.com


Kayra (veya Kaira) – Türk mitolojisinde Tanrı’nın ruhu ve yaratıcı tanrıdır. Gök tanrısının bir parçasıdır. Gök tanrı Tengridir.

Photo by Myriams Fotos on Pexels.com


Erlik veya Erklik-Erklikhan – Ölülerin ve yeraltı dünyasının tanrısı. Tengri dinine mensup kişilerde öldükten sonra yapılan iyilik ve kötülüklerin bir karşılığı vardır. Ve bu karşılık için tanrının diğer bir parçası Erliktir. Erlik yeraltının yönetici gücüdür.

Photo by Ellie Burgin on Pexels.com


Ülgen (veya Ulgen) – İyiliğin düzenleyicisi. Kayra’nın (Gök tengri’nin) parçası. “Türk” ve “Moğol” mitolojisinde canlıları oluşturan güçtür.

Photo by Vladimir Blyufer on Pexels.com


Mergen –. Kayra’nın parçası. Bolluk ve bilgi düzenleyicisidir. Bilgeliktir.

Photo by RF._.studio on Pexels.com


Kızagan – Avrupa Hunlarının savaş düzenleyicisi. İlk Türklerin bir savaş tanrısı yoktu. Kızagan, Kayra’nın parçası ve Ulgan’ın kardeşidir.

Photo by Gladson Xavier on Pexels.com


Umay veya Umai – Bereket düzenleyicisi. Tanrının dünyaya indirdiği düzeni sağlayan yaratılışa yardım eden dişiler, anneler ve çocuklar ile ilgili düzenleyici ve bunların hepsinin içindeki enerjidir.

Photo by Pixabay on Pexels.com


Kubai – Doğum ve çocuk koruyucu enerjisi. Doğum yapan kadınları korur. Çocuklara ruh verir.

Photo by Rodolfo Quiru00f3s on Pexels.com


Koyaş veya Kuyaş – Güneş ve Işık düzenleyicisi. Koyaş, Gök Tengri’nin yani doğanın parçasıdır.

Photo by Lachlan Ross on Pexels.com


Şimdilik bu kadarına değiniyorum çünkü bu ulu dinin inanılan düzenleyici enerjileri daha fazla ve bir yazıda bunların hepsinin geçmesi yazıyı uzatacaktır. Başka bir yazımda da Türk kültürü ve ananesinde Gök Tengrinin suretlerini yani düzenleyici enerjilerinin isimlendirmelerine daha detaylı değineceğim takipte kalın bizimle aile olarak liveterra olarak yaşayın.

*Not: Bu site reklam ücreti almamaktadır. Size sunulan tüm makaleler gönüllülük esasına göre evrenin iyiliği için, bilgi paylaşımı ve gelecek nesillere katkı için sunulmaktadır. Sitede gösterilen reklamlar domain sahibi olan wordpress’e aittir ve gelirleri uncef gibi hayır kuruluşlarına aktarılmaktadır.

Sizleri seviyoruz bir beğeniyi ve dostlarınızla bu yazıyı paylaşmayı esirgemeyin. Teşekkürler.

-ENG-

Only tengri lives eternally, man was born to live and die well. -orhun monuments

When the Turks appeared on the stage of history, they looked at the world with the tengri religion. Tengri religion preaches the good. In this religion, animals and nature are sacred. God is a living, rather than a concrete creator. God is life itself in tengri religion. In Tengri religion, worship is done against nature. Tengri religion does not impose anything on people, one should only live well and not harm their environment. This religion is actually quite good for living in harmony with nature. Like other religions, there are no numbered acts or forms of worship on certain days. Whatever is necessary for a person to live is worship for the tengri religion. In this religion, a person cannot harm any living creature for no reason. He can harm either to save his life or to eat that creature by sacrificing it. All beings in the universe are equal. All living things are a link in the chain of life in the form of classifications. The greatest teaching of religion is to live in harmony with nature, with respect to nature and living things. In the Tengri religion, God does not punish people who do evil in the world. Because in this religion, God is not perceived as a person with a stick. If a person pollutes nature, he will be punished in nature. If a person harms an animal, he pays the penalty when he reaches the broken chain link. For example, if you kill all snakes for no reason in a region just because they sting, they will be invaded by other creatures such as mice and moles that the snake feeds on, and you can die of hunger before you can grow a single ear of wheat. If this is not punishment, what is? There are not and cannot be intermediaries in this religion like the prophet Mahdi. Because all beings are equal before tengri, that is, nature. No one has a position chosen or more important than the other. Tengri religion does not have a book or a written document of sacred laws because they are the work of man. God’s rules need not be written down. The book of Tengri religion is nature itself. He also read the book of the tengri religion, which reads nature well. There are no laws and laws in Tengri religion. There are no fards and sunnahs. The good and the bad are not determined in the tengri religion. Tengri religion does not curse other religions because there are no religions according to tengri religion. There is only one god. He, too, will not rule the universe by means of democracy and bureaucracy that will be made by the human mind. He rules with superhuman strength. In this religion, people determine the rules of society. People determine when meat will enter a house and how many children will be born. There is no male dominance in Tengi religion compared to other religions. All living things are equal. Things like “the woman is a witch, kill her”, “Kill the girl”, “Cut your child off the head as a victim” are never and absolutely not acceptable in the Tengri religion. In societies that belong to the Tengri religion, inhumane practices that harm nature and living things are punished, as in Arab culture. Societies have punished such people and communities with their own rules to protect nature, the gift of tengri. According to the Tengri religion, every living community must establish its own rules. An unruly society can go wrong and pollute nature. Man is not a superior race. Man is a different race. Think ant, it has its own rules. For example, they act with a herd psychology and their most important priority is to live as much as nature allows. Humans work like ants, store food and live in communities. The ability to think and reason in human beings has been given to man on the side of tengri in direct proportion to the power of the human race. In fact, everything is equal. Is an elephant strong? Is it a human? Of course, the elephant is big and the elephant is strong, but we see that humans can kill elephants like toys with the weapons and traps they produce, and humans are consuming most living things. Now I ask, is man strong? Film? If the tengri religion had spread around the world and had been adopted by everyone, there would not have been women killed and creatures killed by torture just because they did not worship. In the Tengri religion, living things were created as monogamous. The masculine orders ordered by other religions, namely take as many women as you want, are against the tengri religion. In Tengri religion, there is 1 woman and 1 man as wife and husband. However, if both men and women come to a common decision, a third voluntary spouse can enter the household. But this is rare and unusual. Most Turkish women and men lived and died alone when their spouses died. Of course, remarriage after the death of the spouse is left to the choice of the person in the tengri religion. There is no effort to establish an order in the Tengri religion. In any case, tengri is the order itself. If you do not follow this order, you will be out of the chain and you will be punished with your own hands. In the Tengri religion, everyone has equal food sources. The strong should share their prey with the weak. Being stuffed is not welcome. Everyone should have a full stomach. If everyone is full and nature is working, it is thanks to tengri and living things that fit tengri. Tengri religion is the religion of all living things. It makes no difference to tengri whether people adopt tengri or not. Tengri is a religious human instrument

Tengri is the only god, but since those who belong to him did not fully understand him, he saw tengri in everything. They gave names to every tengri image they saw. They believed that tengri puts a spiritual protector on everything in order to protect nature. These protectors are part of tengri and all are tengri. In other words, it is the universe and nature itself. These are:

Tengri – God of the sky. It is everything itself. It is the order of the universe itself. Tengri is the one who controls the Celestial sphere.

Photo by Pixabay on Pexels.com

Kayra (or Kaira) – In Turkish mythology, she is the spirit of God and the creator god. It is part of the sky god. The sky god is Tengri.

Photo by Myriams Fotos on Pexels.com

Erlik or Erklik-Erklikhan – God of the dead and the underworld. There is a reward for the good and bad deeds done after death in people who belong to the Tengri religion. And for this response, another part of the god is Erlik. Erlik is the ruling power of the underground.

Photo by Ellie Burgin on Pexels.com

Ulgen (or Ulgen) – The organizer of goodness. Part of Kayra (Gök tengri). It is the power that creates living things in “Turkish” and “Mongol” mythology.

Photo by Vladimir Blyufer on Pexels.com

Mergen –. Part of Kayra. It is the organizer of abundance and knowledge. It is wisdom.

Photo by RF._.studio on Pexels.com

Kizagan – The war organizer of the European Huns. The first Turks did not have a war god. Kızagan is part of Kayra and brother of Ulgan.

Photo by Gladson Xavier on Pexels.com

Umay or Umai – Prosperity regulator. It is the organizer of females, mothers, and children, and the energy within all of them, that helps the creation that maintains the order that God has revealed to the world.

Photo by Pixabay on Pexels.com

Kubai – Birth and child protective energy. It protects women who have given birth. It gives spirit to children.

Photo by Rodolfo Quiru00f3s on Pexels.com

Koyas or Kuyas – Sun and Light modifier. Koyaş is part of Gök Tengri, that is, nature.

Photo by Lachlan Ross on Pexels.com

I’m mentioning this much for now because the believed regulative energies of this great religion are more and it would make the writing longer to go through all of them in one article. In another article, I will talk about the naming of the Gök Tengri in more detail in Turkish culture and tradition, stay tuned, live with us as a family as a family.

*Note: This site does not charge advertising fees. All articles submitted to you are presented on a voluntary basis for the good of the universe, for knowledge sharing and contribution to future generations. The ads shown on the site belong to wordpress, which owns the domain, and its revenues are transferred to charitable organizations such as uncef.

We love you, do not hesitate to give a like and share this article with your friends. Thank you.

Okuduktan Sonra Hayata Karşı Bakışınızı Değiştirecek Kitaplar // Books That Will Change Your View On Life After Reading

-TR-

İnsan ne ile yaşar?

1984

Saklı Kalanlar Sebastian Barry

Dönüşüm

Çizginin Dışındakiler

Bülbülü Öldürmek

Nietzsche Ağladığında

Nutuk Mustafa Kemal Atatürk

Beyaz Zambaklar Ülkesinde

Tüfek Mikrop ve Çelik

Sofie’nin Dünyası

İlber Ortaylı Seyahatnamesi

Şeker Portakalı

Günlük Yaşamın Psikopatolojisi Freud

Bilinçaltı Freud

Bir İdam Mahkumunun Son Günü V. Hugo

Küçük Prens

Okulsuz Toplum ivan ilich

Bir eğitimci olarak sizlere beğendiğim, okuduğum kitaplar listemi sunuyorum. Burada yer alan kitaplar dünyaya karşı bakış açınızı geliştirecek ve düşünme yetinizi tetikleyecektir. Umarım beğenirsiniz.

-ENG-

As an educator, I present to you my list of books I liked and read. The books here will improve your perspective on the world and will trigger your thinking ability. I hope you will like it.

Eğitim Nereye Gidiyor? / Where Is Education Going?

-TR-

Dünya üzerinde eğitim denince akla okullar gelmekte. Peki bu okullar ne kadar eğitime uygun? Eğitim kavramı tüm dünyada farklılık gösterse de eğitimin temel taşı tüm dünyada benzerlik gösterir. Eğitim nedir? Eğitim bilgiyi öğrenciye aktarmanın tüm süreçleridir. Eğitim, kasıtlı olarak öğretim programına uygun şekilde öğrencide pozitif bir değişim oluşturur.

Bir öğretmen gözüyle okulları ve eğitimcileri inceledim ve sizlere bunu bu yazıda sunuyorum. Okullarda en büyük problem şüphesiz ki çağın gerisinde kalmış eğitimcilerdir. Eğitimci geri kalmışsa eğitim de geri kalır. Buradaki gerilik sadece öğretim modelindeki gelenekselcilikte kalmak değil, çok yönlü bir geriliktir. Örneğin, teknoloji ve internet sayesinde global bir köy haline gelen dünyada akıllı tahtayı açamayan eğitimciler; sistemin sunduğu tüm fırstların önüne gerilmiş bir tel, ayağa takılmış bir taş gibidir. Neden mi? Sınıfta bir öğretmen imajı vardır. Bu imaj yıkılmamalıdır. Lider bir rehber imajı taşıması gereken bir eğitimcinin bir PDF dosyası veya videoyu sınıfta açarken öğrenciden yardım istemesi, az önce değindiğimiz imajı yerle bir etmektedir. Öğrenci, öğretmene yardım ettiğini düşünmez. Öğretmenin eksikliğini görür ve öğretmeninin bu cehaletini bir koz olarak saklar. Saklamasa dahi tüm sınıfta PDF açamayan B öğretmen, teknoloji cahili olarak afiş olmuştur. Öğrenciler arasında farklı bir ekosistem vardır. Kendi iletişim şekilleri ve anlayış tarzları vardır. Yetişkin bir öğretmenin düşünce yapısı ile çocuk veya ergen olan öğrencinin düşünce yapısı aynı değildir. Eğitimciler bu konuda çok dikkkatli olmalıdır. Neredeyse tüm dünyada milli eğitim kurumları kendi eğitimcilerine mesleki eğitim imkanı da sunmaktadır. Eksikleri olan eğitimciler bu eksikleri meslek içi eğitim ile kapatmalıdır. Eksikliğini bile bile kapatmayan zaten eğitimci profili dışına çıkar. Görev tanımını kendine de uygulamayan biri nasıl empati kurabilir ki?

Özel eğitim konusunda ise büyük bir yanlış anlaşılma mevcut. Günümüz eğitimcileri ve öğretmen adayları özel gereksinimli öğrencilerle temasa geçmeyi, palyaço kıyafeti giyip onları güldürme yolunda aramaktadır. Nerede bir özel gereksinimli öğrencilere yönelik program yapılsa alakasız palyaçolar ortaya çıkmakta. Palyaçonun komik olduğu da başka bir mevzu. Özel gereksinimli her öğrenci için palyaço komik mi acaba? Bu yanılgı giderek büyüyor. Görme engelli öğrencilerle acapella yapmak, duyma engelli öğrencilerle dokunma duyusunu etkin kılan etkinlikler yapmak, konuşamayan öğrencilerle pratikler yapmak yerine, bizim eğitimciler ve eğitimci adayları palyaço olmakta.

Eğitim yöneticileri, yani müdürler. Sürekli dizide yer alan “naber müdür” sahneleri aklınıza gelse de bu müdürler dizideki gibi sahada değil, dört duvar odasında ünvan zehirlenmesinin verdiği sarhoşlukla yaşayıp gitmekte. Ha bunlar bir de 50 yaş üstüdür. Ben 1. sınıfa giderken okul müdürü olan insanı şuan ilçenin sorumlu müdürü olarak görüyorum. Tüm dünyada bu durum böyle. Neden müdür imajı tüm akıllarda yaşlı? Genç müdür olamaz mı? Ufacık çocukların halinden, daha telefondan word dosyası okuyamayan, görev süresini tamamlamış emekliliğe oynayan kişiler ne anlar? Pubg, valorant hadi bunlar neyse land of legends nedir ne bilir bu kişiler? Öğrenci her zaman sizi bilmediğiniz noktadan vurur. Öğrenciler sizinle onlara gösterdiğiniz eksikleri araç olarak kullanarak dalga geçer. Şunu hatırlıyorum, bir çocuk öğretmenine spawn oldum dedi ve güldü. Öğretmen online derste webcam’e bakakaldı. Neden mi? Anlamadı. Öğrenci orada geldim, burdayım demek yerine, derse girdiğini oyunlarda karakterlerin oyuna girmeleri yani “spawn” olmalarına benzetti. Bu ufak bir örnek ama öğrencide bu ufacık nüans dahi “cahil öğretmen” imajı oluşturmaya yeterlidir. Öğrenci bu kadar derin düşünmez diye düşünüyorsanız bir kere sosyal bilgiler dersine girin. Emin olun sizin hiç önemsemediğiniz ufak noktalar, öğrenciler için bir soru olmakta.

– Öğretmen: Kırmızı ışıkta dururuz, yeşilde geçeriz.

-Öğrenci: Neden kırmızı öğretmenim? / neden yeşil öğretmenim?

Gördüğünüz gibi verilen örnek çoğaltılabilir.

Bir kitapta okumuştum. Eğitimle ilgili bu kitapta bir durum anlatılmakta ve yetişkin-öğrenci kıyaslaması yapılmakta. Bir dolap var, dolaba bir fil girdi, zürefa ise havuzda. Bir de kutuda olan fare var. Zürefayı Dolaba nasıl sokmalıyız? sorusuna yetişkinler boyutsal bağlamda cevaplar vermektedir. Mesela dolabın kapağını açık koyarız ikisi de sığar veya kesin cevaplarla sığmaz, olmaz…  Bunu nasıl yaparız sorusuna çocukların verdiği ilk cevap şudur, önce fili dolaptan çıkarırız sonra zürefayı dolaba sokarız. Görüldüğü üzere çocuk beyni yakından uzağa, basitten karmaşığa sıralı bir düzen izlemekte. Daha basit bir yapıda düşünmekte. Bu basitlik yetişkinler için önemsiz sayılır fakat bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir askeri, bir asker bir bölüğü, bir bölük bir orduyu sekteye uğratırmış. Ayrıntılar bazen çok önemlidir. Çocukları küçümsememeli. Bir eğitimci işinin kurdu olmak zorundadır. Her şeyi en iyi şekilde yaparak az fire vermelidir. Bu ve buna benzer konulara daha çok değineceğim. Uzun zamandır yazı yayımlamıyorum. Sağ olsun ki diğer yazar dostlarım sitemizi canlı tutuyor. Bir akademik yolda koşmaktayım. Türkiye’de bu aylar bayram tatili olarak benimsenir. Ben de bu bayramı fırsat bilip siteye bolca yazılar oluşturacağım. Umarım hala benimlesinizdir. Hepinize saygılarımı sunuyorum. Okuyan herkese teşekkür ederim. LiveTerra ile hayatta kalın.

-Mustafa BAHAR

Yorum yaparak sohbet başlatabilir, bize fikirlerinizi basit ve hızlı bir şekilde yorum bölmesi aracılığıyla sunabilirsiniz. Her yorumu itinia ile okuyoruz. Bizler için değerlisiniz.

-ENG-

When it comes to education in the world, schools come to mind. So how educational are these schools? Although the concept of education differs all over the world, the cornerstone of education is similar all over the world. What is education? Education is all the processes of transferring knowledge to the student. Education deliberately creates a positive change in the student in accordance with the curriculum.

I examined schools and educators from the perspective of a teacher and I present this to you in this article. The biggest problem in schools is undoubtedly the educators who are behind the times. If the educator lags behind, education also lags behind. The backwardness here is not just staying in traditionalism in the teaching model, it is a multi-faceted backwardness. For example, educators who cannot open the smart board in a world that has become a global village thanks to technology and the internet; A wire stretched before all the opportunities offered by the system is like a stone on a foot. You ask why? There is a teacher image in the classroom. This image should not be destroyed. When an educator who needs to carry the image of a leader guide asks the student for help while opening a PDF file or video in the classroom, it destroys the image we have just mentioned. The student does not think that he is helping the teacher. He sees the teacher’s lack and hides this ignorance of his teacher as a trump card. Teacher B, who could not open PDF in the whole class even if he did not hide it, became a poster as a technology ignorant. There is a diverse ecosystem among students. They have their own way of communicating and understanding. The mentality of an adult teacher is not the same as that of a child or adolescent student. Educators should be very careful in this regard. Almost all over the world, national education institutions also offer vocational training to their educators. Educators who have deficiencies should make up for these deficiencies with on-the-job training. Those who do not make up for their deficiencies on purpose, are already out of the educator profile. How can someone empathize who does not apply the job description to himself?

There is a big misunderstanding about special education. Today’s educators and teacher candidates seek to get in touch with students with special needs, to put on a clown outfit and make them laugh. Wherever a program for students with special needs is made, irrelevant clowns appear. Another thing is that the clown is funny. I wonder if the clown is funny for every special needs student? This misconception is growing. Instead of doing acapella with visually impaired students, doing activities that enable the sense of touch with hearing impaired students, and practicing with non-speaking students, our educators and educator candidates become clowns.

Educational administrators, that is, principals. Even if you think of the “what’s up with the manager” scenes in the series, these managers are not on the field as in the series, but in the four-wall room with the intoxication of title poisoning. Oh, they’re also over 50 years old. I see the person who was the school principal when I was in the 1st grade, now as the responsible manager of the district. This is the case all over the world. Why is the principal image old in all minds? Can’t he be a young manager? What do people who can’t read a word file on the phone yet, who have completed their term of office and play retirement, understand the state of little children? Pubg, valorant, come on, what do these people know what is land of legends anyway? The student always shoots you where you don’t know. Students make fun of you by using the shortcomings you show them as a tool. I remember this, a kid said to his teacher I spawned and he laughed. The teacher stared at the webcam in the online lesson. You ask why? He didn’t understand. Instead of saying “I came there, I’m here”, the student compared him to the fact that the characters enter the game, that is, “spawn” in the games. This is a small example, but even this tiny nuance is enough to create an image of an “ignorant teacher” in the student. If you think that the student does not think so deeply, take a social studies class once. Be sure, the little points that you don’t care about are a question for the students.

Teacher: We stop at the red light, we pass at the green.
-Student: Why is my teacher red? / why am I a green teacher?
As you can see, the given example can be multiplied.
I had read it in a book. In this book about education, a situation is explained and an adult-student comparison is made. There is a closet, an elephant entered the closet, the giraffe is in the pool. There’s also the mouse in the box. How should we put the giraffe in the closet? Adults give answers to the question in a dimensional context. For example, if we put the door of the closet open, both of them will fit, or with definite answers, it won’t… As you can see, the child’s brain follows a sequential order from near to far, from simple to complex. He thinks in a simpler way. This simplicity is considered insignificant for adults, but a nail can disrupt a shoe, a horse a horse, a horse a soldier, a soldier a company, a company an army. Details are sometimes very important. Children should not be underestimated. An educator has to be the wolf of his business.

It should give less wastage by doing everything in the best way. I will talk more about this and similar issues. I haven’t been posting for a long time. Thankfully, my fellow writers keep our site alive. I am running on an academic path. In Turkey, these months are accepted as a public holiday. I will take advantage of this holiday and create lots of articles for the site. I hope you are still with me. My respects to all of you. Thank you to everyone who reads. Survive with LiveTerra.

-Mustafa BAHAR

You can start a conversation by commenting, and you can present your ideas to us simply and quickly through the comment section. We read every comment with care. You are valuable to us.

Microsoft Word’de Rapor Yaz (Taktikler)

Amaç Belirle

Rapora başlamadan önce, ilk olarak neden yazdığınızı bilmelisiniz. Teknik bir süreci tanımlamak, arka plan bilgilerini paylaşmak veya bir projedeki ilerlemeyi göstermek için hazırlanabilir.

Örnekleme Karar Ver

İkinci önemli husus, hedef kitlenizi oluşturmaktır. Ne hakkında konuştuğunu anlayabilecekler mi? Raporu okuyacak farklı seviyelerde okuyucular var mı? Okuyucunun konuyla ilgili bilgisi, eklemeniz gereken bilgileri büyük ölçüde etkileyecektir.

Konuyu Netleştir

Ne hakkında konuştuğunu biliyor olmalısın. Bu nedenle, konuyu araştırın ve amacınızı kanıtlamak için ilgili tüm bilgileri ekleyin. Kişisel görüşlere değil gerçeklere dayalı bir sonuca vardığınızdan emin olun. Bilgiler doğru, güncel ve iyi referanslandırılmış olmalıdır. Ayrıca amacınızı desteklemek için dergiler, gazete makaleleri, kitaplar, web siteleri, broşürler, ham veriler, yıllık raporlar ve konuşmalar gibi çeşitli kaynakları kullanın. sitelere bağlı kalmayın.

Raporun Ana Hatlarını Çıkar

Araştırmayı yaptınız, yazılmayı bekleyen bir ton bilgi var. Baştan sona hızlıca gezinmenize yardımcı olacak, ara noktaların şeması olacak raporun son taslağını hazırlayın. Örneğin:

  • Giriş sayfası
  • İçindekiler
  • Tanıtım
  • Özeti
  • Raporun Gövdesi
  • Çözüm
  • Öneriler
  • Ekler
  • Bibliyografya ve Referanslar

Düzenleme ve Bitirme

Raporunuzu yapılandırdıktan sonra, başlıkları içerikle doldurmanın zamanı geldi. İlk önce yazım ve dil bilgisine aldırış etmeyin, düzenlersiniz. Fikirlerinizi sunmaya ve destekleyici kanıtlar kullanmaya odaklandığınızdan emin olun. Argümanınızın ana hatlarını çizin ve ana fikirlerinizi ortaya koyan birkaç cümle yazın. Alıntı yapmaya değer bir şey bulursanız, alıntı yapın.

Metnin genelini yazınca baştan sona dikkatle okuyun “Bu bilgi şunu gösteriyor…”, “Başka bir deyişle…”, “Benzer şekilde…” gibi geçiş sözcükleri ile okuyucunun anlamasına rehberlik ettiğinizden ve ilgili ve önemli noktaları vurguladığınızdan emin olun.

Son olarak, düzeltme aşamasında okunaklılığı, dilbigisi ve sadeliği ile ilgili tüm bilgileri ve mantıksal akışını iki kez kontrol etmek için zaman ayırın.

Kontrol Listesi

Son olarak sizlere şöyle bir liste hazırladım bakarak son kontrolleri yapabilirsiniz.

  • Başlık, Adınız, Tarih, Raporun kime ait olduğu ve raporun ne hakkında olduğuna dair olası bir açıklama ile başlık sayfasını tamamladı.
  • İçindekiler sayfası uygun başlıklara sahiptir ve sayfa numaraları doğrudur.
  • Giriş bölümünün kilit noktaları, raporun kapsamını ve ulaşmak istediği hedefi kapsadığından eminsiniz.
  • Tabloların üstüne ve resimlerin/grafiklerin altına başlıklar eklediniz.
  • Raporun içeriği, bilgileri açık, mantıklı, gerçeğe dayalı, konuyla ilgili mi, konuya uygun bir şekilde sunuluyor mu?
  • Sonuç, sonuçları belirtiyor mu, ana fikri yeniden ifade ediyor mu ve herhangi bir yeni bilgi içermiyor mu?
  • Başlıklar ve alt başlıklar açıkça etiketlenmiş mi?
  • Alıntılarla ilgili, güncel ve doğru referans verilmiş mi? Formatı doğru mu? (apa)

Rapor Yazma için Faydalı Bazı Microsoft Word Özellikleri

Özel Yapıştır’ı kullanın

Çoğumuz için, Word’e metin veya resim kopyalamamız gerektiğinde, CTRL+V kısayolu gayet iyi. Ancak bazen kopyalanan verileri resim olarak Excel verileri gibi başka bir biçime yapıştırmak isteyebiliriz. Özel Yapıştır komutuyla , başka bir programdan Word’e bir resim, sunum verisi, tablo veya nesne yapıştırdığınızda biçimi atabilir veya biçimi belirtebilirsiniz.

Microsoft Excel’de: Kopyalamak istediğiniz hücreleri seçin ve vurgulayın > CTRL+C’ye basın.

Microsoft Word’de: Ana Sayfa > Yapıştır > Özel Yapıştır seçeneğine gidin . Özel Yapıştır’ı seçin  ve iletişim kutusundan Microsoft Office Excel Çalışma Sayfası Nesnesi’ni seçin .

Düzen ve Tasarım

Bir raporun sunumu, ilk etapta birinin bir raporu okumasını sağlayan şeydir ve bu nedenle raporunuzun iyi sunulması çok önemlidir. Okumak için dört rapor seçeneğiniz olsaydı, hangisini seçerdiniz?

  1. El yazısıyla yazılmış bir rapor.
  2. Siyah beyaz basılmış bir belge.
  3. Normal A4 kağıda renkli olarak basılmış bir rapor.
  4. Renkli basılmış, akılda kalıcı bir başlık sayfası olan, düzgünce sınırlandırılmış ve sade bir rapor mu?

4 diyorsun dimi… İyi tasarlanmış bir raporun okunması daha kolaydır. Okumak için zamanınız olmadığında hızlıca gözlerle taramak da daha kolaydır. Bu yüzden üstbilgi ve altbilgilerinize ve farklı stil ve temalara biraz zaman ayırmanız gerekiyor.

  • Bir Kapak Sayfasıyla Başlayın
  • İçindekiler Tablosu Yap
  • Üstbilginizi ve Altbilginizi Oluşturun
  • Sayfa Numaraları Ekle

  • Doğru Yazı Tiplerini Seçin
  • Paragrafların Stilini Oluşturun
  • Stilleri ve Temaları Kullanın
  • Altyazılar
  • Sayfa Kenarlıkları ile Süsleyin

1. Bir Kapak Sayfasıyla Başlayın

İlk sayfa, okuyucunuzla ilk temas noktasıdır. Aynı zamanda olumlu bir izlenim bırakmak için bir fırsattır. 

Ekle > Sayfa Grubu > Kapak Sayfası’na gidin .

2. İçindekiler Tablosu Yapın

Referanslar sekmesinin altında, anahatlarınızı alan ve sizin için tasarlayan bir İçindekiler Tablosu otomatik aracı vardır. Ayrıca, bir şeyi değiştirmek istediğinizde kolayca güncel tutabilirsiniz. Üstbilginizi ve Altbilginizi Oluşturun Ekle’yi seçin , ardından gruptan Üstbilgi veya Altbilgi’yi seçin. Yerleşik galeri, aralarından seçim yapabileceğiniz çeşitli seçenekleri gösterir.

4. Sayfa Numaraları Ekleyin

Sayfa numaraları en iyi alt bilgide görünür (yukarıdaki resimdeki gibi üst bilgiden farklı olarak). Ekle > Sayfa Numarası düğmesinden temel bir sayfa numarası ekleyebilirsiniz  . Ayrıca , üst bilgi ve alt bilgiyi eklediğinizde görünen Tasarım sekmesinden de ekleyebilirsiniz.

Doğru Yazı Tipini Seçin ve Stillendirin

Tüm yazı tipi seçenekleri Ana Sayfa sekmesinde mevcuttur. Ana Sayfa > Yazı Tipi seçeneğine gidin .Baskerville ve Georgia, aşırı kullanılmış Times New Roman’a iyi birer alternatiftir.

 Paragrafları Stillendirin

Ana Sayfa > Stiller’e gidin . Değiştirmek istediğiniz stile sağ tıklayın ve Değiştir’i seçin . İletişim kutusunun altındaki Biçim > Paragraf’a tıklayın . Şimdi paragrafın aralığını, girintisini ve hizalamasını değiştirin. Diyalogları kapatmak için Tamam’a tıklayın .

Raporunuzu Sonlandırın

Şimdi, raporu yetkisiz değişikliklerden ve intihalden korumak için güvenlik önlemlerini almalısınız. Bu güvenlik önlemleri, elektronik dosyanızı paylaşmadan önce ekstra bir özgünlük düzeyi sağlayacaktır.

İmzalar

Belgede, imlecinizi imza satırı oluşturmak istediğiniz yere getirin.

1. Ekle  > Metin  grubu > İmza Satırı’na  gidin ve  Microsoft Office İmza Satırı’na tıklayın .

Filigran Ekle

1. Tasarım  > Sayfa Arka Planı’na gidin  ve  Filigran’ı seçin . Filigran düğmesi yalnızca Yazdırma görünümünde etkinleştirilecektir.

Belgeleri “Salt Okunur” Yapın

Bir belgeyi korumanın üç yolu vardır.

İlk olarak — Belgenizi “salt okunur” yapın.

Bu, belgenizin yalnızca okunabilmesini sağlar. Düzenlemelerin önüne geçer.

1. Dosya sekmesi >  Bilgi  >  Belgeyi Koru  >  Son Olarak İşaretle’ye gidin.

İkinci — Belgenizi Parolayla Koruyun.

Bir parola engeli ile belgenizi istenmeyen düzenlemelerden koruyun.

1. Belgeyi Koru altında, Parola ile Şifrele’yi seçin . Bir parola yazın ve Tamam’ı tıklayın .

Raporunuz hazır. Bir başka yazımızda diğer office uygulamalarını da ele alacağım. Beğendiyseniz beğenerek ve yorum yaparak bunu bize gösterebilirsiniz.

Öğretmen Manifestosu

Bir öğretmen daha veli şiddetine kurban gitti, bir öğretmen daha teröristlerce şehit edildi, bir öğretmen atanamadığı için intihar etti, bugün bir öğretmen görüldü ve kasiyerdi, diğer öğretmen kağıt topluyordu. Biri ağlıyor diğeri teselli veriyordu fakat ikisi de bugün yarından daha iyiydi.

Onlar da insandı.

Gelişen teknoloji öğretmenin yerini alabilir miydi? Herkes öğretmen miydi? Eğitim fakültesi okumayan da öğretmen miydi? Öğretmen bir meslek miydi? Öğretmen kimdi? Cidden öğretmen kimdi? Yeni nesil öğretmenler, eski öğretmenlerin eğitim veremediği halde eğitim için değil artık para için yerinde saymasını bekliyordu fakat çalışmayan öğretmen de öğretmen miydi?

Onlar da insandı.

Ben yapabilirim, evet ben ders vermek bir şeyler öğretmek istiyorum. Asgari ücretin altında çalışmaya mecbur da olsam öğretmen olarak anılmak istiyorum dedi. Sistem ona, “Ahmak acemi toplum sana öğretmen demiyor.” dedi yine de pes etmedim bir kaç yılımı bir sınav için harcarım yeter ki sabit maaşım ve belli bir geleceğim olsun diye düşünüyordu.

Onlar da insandı.

Ahmak çocuk neden umutlanıyorsun ki yine bak puanın yüksek ama öğretmen olamayacaksın. Nasıl sınırda kaldın? Belki sınırda kalmadın. Sen bir kaç sene ne yaptın ders mi çalıştın? Belki hiç ders almadın. Sorguladım ve o gün bir şey keşfettim, sistem işliyordu. Tanrı belki de başka türlü çalışıyordu, belki ben yanlış yolu seçenim veya bizler yanlış yoldaydık veya yol doğru sistem yanlıştı. Her şey tam istediğim gibiydi okudum fakültem bitti evet umudum da var ben öğretmen olabilirdim. Bir eksiklik varsa, belirli bir kontenjan var ve ben giremiyorsam sistem haklıydı veya sistem yanlıştı ben o sınavdan düşük puan almadım. Belki de sistem yanlıştı? Ya da ben mi az çalışmıştım? Belki eksik referansım yüzündendir. Evet asosyal biriyim kesin ondandı ya da değildi bu bir nepotizmdi. Sistem yanlış yapmazdı, sistem adaletliydi veya sistem yanlış yaptı, sistem adaletsiz. Belki sınava çalışırken işimi de yapabilirim ama açlık sınırının altında maaş veriyorlar olsun yapardım. “Aptal kişi bütün yıl masa başında oturup ders çalıştın” belki benim olmam gereken sınıfta emekliliği geçmiş bir öğretmen mesai dolduruyor veya ben kuruntu yapıyorum sistemde böyle saçmalıklar olmaz.

Onlar da insandı.

Ani durumlar gelişti belki ülkenin seçim vaadleriyle öğretmen olurum veya olamam onca yıl neden çalıştım bilmiyorum ama yine deneyeceğim. Neyi deneyeceğim? Eğitim hayatımda hep umut ettim ben bu mesleğe layığım evet evet ben öğretmenim. Ben öğretmen miyim? Bir bağımlı gibi günümü belirli kısımlara böldüm sabah hangi dersi çalışayım biliyorum artık ben öğretmen olacağım. Ben neyi biliyorum? Ben bir şeyler biliyor muyum?

Onlar da insandı.

Bu ahmak kaç yıldır evde bizim üstümüzden mi geçiniyor veya çabalıyordur belki bir gün büyük adam olur. Büyük adam nasıl olunur? Peki büyük adam olmak mı öğretmen olmak mı istiyorum? Sahi öğretmen büyük adam mı? Hepiniz bir birinizin aynı devam ediyor bu döngüler. Kimi başka mesleğe yöneliyor kimi öğretmen oluyor kimi hiçbir şey. Aslında bizler et yemek istedikçe ağızlarına ot sokulanlardık. Biz etcil miydik? Biz öğretmendik. Sahi ot bile neden tatsız? Yine mi ben otun tadını alamayacak kadar yetersizim? Belki ben yeterliyim ama ot bana yönelik değildir. Biz ruhlarımızı da katarak ruhsuzlara seslendik. Onlar mı bizi duymadı? belki bizim sesimiz fazla çıkmadı. Azınlık bir kesim bizi duymuştu bağırıp el sallıyordu peki onlar nasıl duydu? veya duymadılar bizimle selamlaşıyorlar. Siz oburlar kaynağı bol olan bu sisteme yapışan keneler misiniz? Oburlar neden doymuyorlar? Biz öğretmen miyiz? Biz de mi oburuz? Azınlık bir kısım neden para için çocukların karşısına geçip gazete okuyarak mesai dolduruyor? Ya da verdiği yıllarının hatrına mı dinleniyor. Peki bu dinlenmenin yeri ve zamanı neydi?

Onlar da insandı.

Biz çalıştık çabaladık. Olana aferin olmayana berbatsın dediniz veya demediniz bizlere imalı bakışlar, irite sorular yönelterek psikolojik baskı uyguladınız. Bizler toplum içinde öğretmen olarak yetiştirilen mesleği olan işsizleriz sıfatı öğretmen olan mesleksizler ordusu ve siz bize suçlu dediniz. Evet suçu bize attınız çünkü sistem sizsiniz. Hangi sistem kendini suçlar ki? Belki biz suçluyduk sistemin umutlarına bel bağladık. Evet, ben suçluyum. Suçum öğretmen olmak, ders çalışsam da o kontenjana girememek. O kontenjana girsem de kadro sınavını geçmemek, kadro sınavını geçsem de… Ben insanları ne düşündüğü için yargıladım ve kendimi öğretmen sanıyor olduğum için öğretmen gibi davrandım. Benim suçum bana verilen sıfatın üstüme oturmamasının sebebini kendime atmak. Suçum bu sisteme bilgi öğretenin de ben olmam ki bu yüzden beni hiç affetmeyeceksiniz. Ben ve biz bir öğretmeniz ve bu bizim manifestomuz. Evrensel çapta bir öğretmen topluluğunun küçük parçalarıyız. Dünyaya yazıyı ve bilimi getiren bir mesleğin üyeleriyiz. Öğretmen olmak isteyen bir bireyi durdurabilirsiniz ama dünyadaki tüm öğretmenleri nasıl durduracaksınız? Eğitimsiz bir toplum nasıl yaratacaksınız? Her şeyden öte bu sistem biziz. Ve biz de bu sistemin kurucularındanız. Biz de buradayız biz insanız. Sistem biziz.