Yazı kategorisi: Eğitim, Güncel, sosyal bilgiler, Tarih, İnsan

Sosyal Bilgiler Eğitimi Üzerine

Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı Sosyal Bilgiler dersi için diyor ki;

21. Yüzyılda çağdaş, Atatürk ilkeleri ve inkılâplarını benimsemiş, Türk tarihini ve kültürünü kavramış, temel demokratik değerlerle donanmış ve insan haklarına saygılı, yaşadığı çevreye duyarlı, bilgiyi deneyimlerine göre yorumlayıp sosyal ve kültürel bağlam içinde oluşturan, kullanan ve düzenleyen, sosyal katılım becerisi gelişmiş, sosyal bilimcilerin bilimsel bilgiyi üretirken kullandıkları yöntemleri kazanmış, sosyal hayatta etkin, üretken, haklarını ve sorumluluklarını bilen, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları yetiştirmektir.(MEB, 2005, 50) .

Sosyal Bilgiler’in temeli aslında ilk uygarlıklarla atılmıştır. Başlangıcı medeniyete dayanır. Felsefeyle uğraşan Antik Yunan, piramitlerin konumu belirlemek için, Coğrafyanın elverişli olduğunu anlamak için iklimleri ve yer şekilleri izleyerek karar veren Antik Mısır, ilk kanunları Babil’de yazan Hamurabi Sosyal Bilimlerin ortaya çıkışının ayak sesleri sayılabilir. Sosyal Bilgiler denince akıllara ders olarak verilen bir çok disiplinli bilim dalı gelse de aslında yaşamın taşlarını bir araya toplayan bir sepetten bahsediyoruz. İnsanlar birleşir ve topluluk oluştururlar bu toplum yöneticiye veya bir düzenleyene ihtiyaç duyar. Burada uyum içerisinde huzurlu bir toplum oluşturulması için yöneticinin ve yönetilenlerin sorumlulukları vardır. Düzenleyenin adaleti veya toplumdaki bireyin ödevleri bunlara örnektir. İşte geçmişten bugüne bu durumla uğraşan yönetim organları Sosyal Bilgilerin canlanmasına öncül olmuştur. Amerika, Sosyal Bilgilerin sanılanın aksine daha önemli olduğunu fark ederek Sosyal Bilgilerin ders müfredatlarına girmesini savunmuş ve bu konuda John DEWEY gibi isimleri parlatmıştır. Bugünlere gelene kadar gerçekleşen seferler, göçler, coğrafi keşifler de Sosyal Bilgilerin sepetindedir. Coğrafya, Hukuk ve Vatandaşlık, Antropoloji, devletlerin ve insanlığın tarihi (Osmanlı, Bizans…) Sanat ve Bilim Tarihi, Arkeoloji, Nümizmatik, Paleografi, Jeoloji, Kronoloji, Filoloji, Etnografya, Etimoloji, Uluslararası İlişkiler, Siyaset, İşletme, Ekonomi, Coğrafya (beşeri, ekonomik, sosyal, siyasi, kültürel)Demografi, Dilbilim Sentaks (söz dizimi), Fonetik (ses bilgisi), Fonoloji (Ses bilimi), morfoloji (biçimbilim), pragmatik (edim bilim)Hukuk, Psikoloji, Sosyoloji, Antropoloji (sosyal ve kültürel), Teoloji (Evet Din), İletişim bilimleri, Eğitim bilimleri, Sosyal hizmet, Müzikoloji, Kriminoloji (Suç Bilimi), Etnoloji…

Benim yazarken zorlandığım bu disiplinleri tek çatı altında toplayan Sosyal Bilgiler dünya ve insanlık adına çok önemlidir. Korunmalı ve geliştirilmelidir. Yanlış politikalarla bu disiplinler arası bilim dalı yıpratılmamalıdır. Sosyal Bilgiler eğitimcileri değerlidir, bu kadar konuyu eğitim olarak veren ve konulara hakim olan iyi bir Sosyal Bilgiler öğretmeni en değerli madenden bile önemlidir. Bilgi diker, insan yetiştirir. Ülkem olan Türkiye’de Sosyal Bilgiler öğretmenleri maalesef 155 kişilik kontenjanlarla atanmakta, görevlerine yerleştirilmekte. Sosyal Bilgilere verilen değerin artması, geleceğe verilen değerin artmasıyla eşdeğer sayılabilir. Eğitim, insanlığı geliştirecek olan yegane etmendir. Güncel dünya kültürlerinin çoğunda Sosyal Bilgiler kıyıdan köşeden kullanılmaktadır. Sosyal Bilgilere temas etmemiş toplum yoktur. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ATATÜRK gibi liderlerin bu bilime yaptığı katkıları görmek, Sosyal Bilgileri geliştirdiğini görmek insanlık için sevindirici… Atatürk ne yaptı?

Dil Tarih Coğrafya Fakültesini, Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumunu açtı.

Sosyal Bilgiler alanında eğitim görmeleri için yurtdışına öğrenciler gönderdi ve ülkesine uzman kişilerden aktarılan Sosyal Bilgileri getirdi.

Arkeolojik kazılar yaptırdı ve Arkeolojinin gelişmesi için uğraştı.

Yabancı, uzman sosyal bilimcileri Türkiye’ye getirdi.

Türk Tarih Kurumunu kurdu.

Türk Dil Kurumunu kurdu.

Halk Evleri açarak Sosyal Bilgilerin gelişmesini ve yayılmasını sağladı.

Atatürk’ün ülkesi için yaptıkları yeniliklere, müdafaalara ve hayatını Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne adamasına tüm Türk halkı minnettardır.

Sosyal Bilgilerin geliştiği toplumlar, gelişmiş toplumlardır. Dünya üzerinde nereye baksanız fen yada sosyal bilim göreceksiniz. Bizler eğitimle yeşereceğiz.

Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için, en hakiki mürşit bilimdir, fendir. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse manevî mirasçılarım olurlar. Eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse bilimi seçin.” /// Mustafa Kemal ATATÜRK

Sosyal Bilgiler hakkında düşünceleriniz yorumlarda belirterek bizlerle sohbet edebilirsiniz.

  • Sos. Bil. Öğrt. Mustafa BAHAR

Yazı kategorisi: Güncel, OKU, İnsan

DAMGALA-MA

Yitirdiğimiz dinleyebilme yetimizi, kaybettiğimiz empati duygumuzu, sabit ve saplantılı kötü fikirlerimizi, önyargılarımızı konu alan, belki de birçoğumuzun izlediği, izlemeyenlerin ise –kanaatimce- mutlaka izlemesini tavsiye ettiğim filmdir ‘’12 Angry Man’’. 12 Angry Man, 1957 ABD yapımı dram-suç dalında siyah-beyaz çekilmiş bir filmdir. Film dönemin şartları elvermesine karşın, dram unsurunu iyi yansıttığını düşündükleri için siyah-beyaz çekilmiştir. Özet olarak filmi ele alırsak; işlenen bir cinayet, cinayetin zanlısı olduğu düşünülen maktulun oğlu ve 12 jüri üyesi üzerinden şekillenir film.

Filme şöyle bir bakacak olursak; babasını öldürmekle suçlanan 18 yaşındaki bu gencin hayatı 12 jüri üyesinin iki dudağı arasındadır. Genç adam suçlu mu? Suçsuz mu? Gencin suçluluğunun ya da suçsuzluğunun kabul edilmesi için 12 jüri üyesinin fikir birliği sağlaması ise önemli. Oylar 12-0 olmalı. Filmin seyri de bu şekilde başlıyor. Mahkemece sunulan delilleri dinleyen jüri üyeleri dinlenmek ve karar vermek için bir odada bir araya geliyor. Dinledikleri deliller, gencin yaşadığı çevre ve yaşantısı sonucunda jüri üyelerinin aklında genel bir yargı var. Genç suçlu. Oylama yapılır ve sonuç 11-1. 11 oy suçlu. 1 oy suçsuz. Suçsuz oyunu kullanan 8. Jüri üyesi Davis. Beyaz takım elbisesi, çoğunluğa uymaması ve başkaldırma cesareti göstermesi ile sanki filmin içindeki adil yanımız. Aslında bir gerekçesi yoktur Davis’in suçsuz derken. Ama peşin hükümdense, içindeki şüphe kıvılcımı onu bu süreçte, bir gencin hayatı söz konusu iken düşünmeye sevk eder. Aynı zamanda diğer Jüri üyelerinin de düşünmesini ister.

Film de örneğini gördüğümüz ön yargı kavramı; aslında hayatımızda çok sık rastladığımız, birçok kez bizlerin de yaşadığı bir durumdur. Olumsuz deneyimlerimiz, geçmişten bu yana izini taşıdığımız üzüntülerimiz karşımızdaki insana karşı peşin hükümlü olmamıza neden olur. İnandığımız doğrularımız, bizi ön yargılı olmaya iter. İnanmasak, karar veremeyiz çünkü. Sonuç olarak, kötü inanışlarımız ve geçmişimiz ile o insanı etiketlemiş oluruz. Ama o insan o muameleyi, o etiketi gerçekten hak ediyor mu? Karşılaştığımız bu gibi durumlarda ön yargımız bir elma kurdunun, elmayı kemirmesi gibi; yavaş yavaş içten içe kemirir durur bizi. Ve film de geçen o güzel cümle: ‘’Böyle bir durumda ön yargıyı bir tarafa atmak çok zordur. Ne zaman ön yargınızı kullansanız, gerçekleri göz ardı edersiniz.’’

Bahane bulmak, suç aramak, hatta suçlu bulmak, daha öncede konuştuğumuz gibi günah keçisi ilan etmek biz insanoğluna çok basit gelir. Egolarımız, ihtiraslarımız karşımızdaki insanı anlamamıza engel olur. Bir başkasının yerine kendimizi koyup düşünmek biz küçük canlılara hem kompleks gelir, hem de zaman alıcı. Zaman alıcı olduğuna inandığımız da empati yeteneğinin yerini ön yargı alır. Filmin can alıcı sahnelerinden bir tanesi daha: ‘’ Varsayalım yargılanan sendin, sen ne yapardın?’’ Sahi biz ne yapardık? Muhtemelen karşılaştığımız muameleye isyan eder, insanları anlayışsızlık ile suçlardık. Yaptıklarının yanlış olduğunu dillendirir durur küplere binerdik. Küplere binerdik, çünkü işin ucu bize dokundu diye. Bizim canımız yandı diye.

Zihnimizin zincirlerini kırdığımız, farklı dünyalara açıldığımız geniş pencerelerden baktıdığımız bir ömür dileğiyle. Sağlıcakla kalın.

Yazı kategorisi: Eğitim, Güncel, İnsan

Çocuklar Ne ÇizMEZ ?

Bir yazı önce çocukların neler çizebileceğinden bahsetmiştim. Şimdi ne çizemeyeceklerinden bahsedeceğim.

Çocuklar dönemlere göre çizim yetileri kazanır. Bu yazıda 7 ve 12 yaş arası yani yaşadığını anlamlı bir şekilde resme aktarabilen çocukluk dönemini ele alacağım. Günümüzde yaşanan çocuk istismarı olaylarında çocuklardan delil veya ifade olarak istenen çizimler, çocukların yaşadıklarını olduğu gibi aktaran canlı bir video gibidir. Bu çizimler bilinçli insanlarca okunmalıdır. Çizim nasıl okunur? resmin anlattığı her zaman anladığınız gibi olmayabilir. Resmi tüm yönleriyle ve çizen çocuğun tavırlarıyla yorumlamalıyız. Örneğin suskun ve ürkek bir çocuğun çizdiği babasının ellerinin başından büyük olduğu veya parmaklarının aşırı belirgin olduğu resim gördüğümüzde aklımızda baba tarafından çocuğa uygulanan bir şiddet var mı? sorusu takılmalıdır. Çocuklar genelde korktukları veya akılda kalıcı hisler yaşadığı obje, uzuv veya kişileri resimlerinde daha büyük ve ürkütücü resmeder. Diğer bir örnekte bir çocuk elinde sopa tutan annesiyle kendisini çizer, burada çelişkili bir durum vardır. Bu çelişki çocuğun ve annenin resimde yüzünün gülmesidir. Bu resim okunurken çocuğun ruh hali dikkate alınmalıdır. Çocuk burada oynadığı bir oyunu resmetmiş olabilir veya çocuk annesinden gördüğü şiddeti ve aklına kazınan korkunç, kızgın yüzleri, ağlamaları hayalindeki mutlulukla resmedebilir. Yani, aslında kızgın olarak çizmesi gerektiği şiddet gösteren anneyi hayallerindeki mutlu anne imajıyla çizebilir. Burada çocuğun tavırları önemlidir. Çocuk suskun ve tedirginse burada bir sıkıntı aranabilir. Hiç bir bulgunun olmadığı durumlarda uzmanlarca önceden planlanarak kısa süreliğine çocuk ile anne bir koridorda karşılaştırılabilir. Bu karşılaşmada çocuğun mikro ifadeleri her şeyi ortaya koyar. Çocuk uzmana yaklaşırsa veya gördüğünde farklı bir kişiliğe bürünürse gördüğü kişiden şiddet görmüş olabilir. Çocuk anne diye bağırıp annesine sığınmak isterse yine mikro ifadeler gözetilmelidir. Çünkü bazı istismarlarda çocuk bunun bir oyun olduğunu, ailesinin onu sevme şeklinin bu olduğunu sanabilir. Ters ve çocuğun aklını karıştıracak sorulardan sonra çocuğa dünya görüşü sorulabilir. Nasıl sorulur, maket oyuncaklardan bir gününün nasıl geçtiğini canlandırabilir misin? Gel seninle oyun oynayalım beni sevsene? Acıktın mı ne yemek istersin? ( bayat ekmek veya zeytin gibi çocukların isteme oranı düşük şeyler istemesi de istismar belirtisidir.) gibi sorularla çocuğun görüşlerine ulaşılabilir.

Genel bir çocuk, normal bir aile yapısında yetişiyor ve istismara maruz kalmıyorsa çizimlerinde her zaman diğer genel çocukların çizdiği nesneler yer alabilir. Örneğin bir genel çocuk bir ağaç, ev çizebilir belki sopa da çizebilir. Sopa belki dedesiyle çıktığı bir orman yürüyüşünde elinde tuttuğu değnek veya büyü oyununda kullandığı asa olabilir. Ama o sopayı çivili bir şekilde veya kendini hedef alırcasına çizen çocuklarda istismar aranmalıdır. Bir çocuk kendini bir yerde zincirlenmiş, karanlık bir odada üzgün, veya ekmek tarzında kolay ulaşılabilir besinleri sıklıkla çiziyorsa bir istismar aranabilir. Çocukların asla çizmeyeceği, istismar vakalarında asıl ve önemli delil sayılması gereken çizimler vardır. Bir çocuk yetişkin kişilerin bana bir resim çiz demesi üzerinde cinsel organ ÇİZMEZ. Bir çocuk cinsel birleşmeyi çizmez. Bir çocuk ilişkiye girmekle ilgili çizimler yapmaz. Bir çocuk karşı cinsin cinsel organını asla bilemez. Bilmemelidir, çizmemelidir. Bir istismar aramasında çocuk karşı cinsi, babasını, amcasını, arkadaşını, bakkal amcasını cinsel organıyla çiziyorsa o çocuk cinsel istismara uğramıştır. Bir çocuk cinsel birleşmeyi resmetmişse o çocuk cinsel istismara uğramıştır. Bu konuda yargı kesin olmalıdır. Bu bulguları gösteren çocuklar kesinlikle bir istismara uğramıştır. Birilerinin akıl vermesiyle veya göstermesiyle çizemez. Bir çocuk bunları sadece yaşamışsa çizer. Çocuklar geleceğimizdir, onları koruyalım. Onların korunmadığı, istismar edildiği her dakika bizlerin insanlığından götürür.

Cinsel istismara uğramış olması muhtemel çocukların çizim örnekleri;

Kaynak: https://cdn-acikogretim.istanbul.edu.tr/auzefcontent/20_21_guz/cocuk_resimlerinin_analizi/12/index.html
çocuk istismarı • Bigumigu
ÇOCUKLARIMIZIN VE HEKİMLERİMİZİN HAKLARINI BİLİYOR MUYUZ?

Son olarak sizce bu yazının altındaki en son resim bize ne anlatıyor? istismar belirtisi var mı? varsa nelerdir yorumlarda belirtebilirsiniz. Resmin analizini 1 gün sonra yorumlarda yapacağım(Resim??).

Not: resmi çizen çocuk kız.

Resim??
  • Mustafa BAHAR

Fikir ve yorumlarınızı yorumlar kısmına yazarak sohbet edebilirsiniz. Bizler sohbet kısımlarında okurlarımızla yazışmaktan sevinç duyarız.

Yazı kategorisi: Eğitim, Güncel, İnsan

Çocuk Ne Çizer ?

Çocukların çizimle ilişkisi 2 yaşından sonra başlamaktadır. 2 yaş öncesi çocuklara kalem ve silgi gibi yutabileceği, kendini yaralayabileceği materyallerin verilmesi güvenlik açısından uygun değildir. Çocuklar önce kalemi kağıda vurmayı öğrenir. Aile bireylerinin yardımıyla kağıtta kalemi sürüklediği zaman kalemin kağıtta iz bıraktığını yani kağıdı çizdiğini fark eder. Bu deney gözlem aşaması çok erken yaşlar için geçerlidir. Çocuklar 4 yaşları civarında yuvarlak karalamalar yapabilir, bir şeyleri karalama gibi de olsa çizebilir hale gelir. 5 yaşlarında bu yuvarlakları ve çizgileri kapalı şekillere çevirebilme yetisi kazanır. 4-6 yaşları çocuklar için anasınıfı çağıdır. Çocuklar 6 yaşından sonra gördüklerini kağıda aktarabilir hale gelir. Ev, insanlar, kuşlar ve gökyüzü gibi ne görürse kağıda aktarmaya çalışır. 7 yaşına gelen bir çocuk hayallerini çizebilir. Bu hayaller öyle uçuk kaçık olmaz. Kendi çapında çizgi filmlerde gördüğü gibi veya çevresinde gördüklerini birleştirerek bir şeyler ortaya çıkarır. Bu gözlüklü bir güneş, sakallı bir dolunay veya gözleri olan ağaçlar olabilir. 7 yaş sonrası çizimler giderek genel çocukluk yeteneklerinden çıkıp özel yeteneklere döner. Yani 10 -12 aralığında çocukların çizdiği resimlerde sanatsal bir yetenek aranabilir. Kısaca erken çocukluk döneminde çocuklar ne yaşarsa onu resmeder, ne görürse onu aktarır. Karalamalar yapar.

Bu anlattıklarımı bir şemada göstereyim;

  • Karalama Dönemi (2-4 yaş)
KAYNAK: Kasım 2017 Cilt:25 No:6 Kastamonu Eğitim Dergisi 2215-2228 Okul Öncesi Resim Eğitiminde Çocuğun Çizgisel Gelişimi (2-7 Yaş), Ulviye ÖZÖNDER AYDIN
Kastamonu Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Temel Eğitim Bölümü, Sınıf Eğitimi
Anabilim Dalı, Kastamonu

3.5 yaşındaki bir çocuğun çizim örneği:

KAYNAK: Kasım 2017 Cilt:25 No:6 Kastamonu Eğitim Dergisi 2215-2228 Okul Öncesi Resim Eğitiminde Çocuğun Çizgisel Gelişimi (2-7 Yaş), Ulviye ÖZÖNDER AYDIN
Kastamonu Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Temel Eğitim Bölümü, Sınıf Eğitimi
Anabilim Dalı, Kastamonu
  • Değişen Simgeler / Şema Öncesi Dönem (4-7 yaş)
KAYNAK: Kasım 2017 Cilt:25 No:6 Kastamonu Eğitim Dergisi 2215-2228 Okul Öncesi Resim Eğitiminde Çocuğun Çizgisel Gelişimi (2-7 Yaş), Ulviye ÖZÖNDER AYDIN
Kastamonu Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Temel Eğitim Bölümü, Sınıf Eğitimi
Anabilim Dalı, Kastamonu
KAYNAK: Kasım 2017 Cilt:25 No:6 Kastamonu Eğitim Dergisi 2215-2228 Okul Öncesi Resim Eğitiminde Çocuğun Çizgisel Gelişimi (2-7 Yaş), Ulviye ÖZÖNDER AYDIN
Kastamonu Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Temel Eğitim Bölümü, Sınıf Eğitimi
Anabilim Dalı, Kastamonu
  • Şematik Dönem (7-9 yaş)

İnsan ve şekil çizimleri derinleşir, gerçekliğe yakındır.

şematik dönem çizim özellikleri
Şematik Çizimler
  • Gerçekçilik (Gruplaşma) Dönemi (9-12 yaş)
Dezavantajlı Çocukların Sanatsal Gelişimleri Üzerine Bir Araştırma  Dezavantajlı Çocukların Sanatsal Gelişimi Üzerine
Görsel Sanatlar - ODTÜ Geliştirme Vakfı Özel Kocaeli Okulları
Kaynak: https://www.odtugvkocaeli.k12.tr/ilkokul/dersler/gorsel-sanatlar/
  • Mantık (Görünürde Doğalcılık) Dönemi (12-14 yaş)

Resimler bir olayı veya hikayeyi canlandırabilir. Gerçeklik olgusu yüksektir ve çizimlerde mantık aranabilir.

18 MART RESİM YARIŞMASI Çanakkale Zaferi Resmi Çizim Sayfası 2019 - Resimci  Abi
Kaynak: https://www.resimciabi.com/18-mart-resmi-cizim-18-mart-canakkale-zaferi-resmi-cizim-2019/
Kaynak: https://www.resimciabi.com/18-mart-resmi-cizim-18-mart-canakkale-zaferi-resmi-cizim-2019/

Bu şekilde çocukların çizimlerine bakılarak yaşları ve evreleri fark edilebilirken, resimlerin şekli ve anlam yapısına göre de çocukların iç dünyası gözlemlenebilir. Resimler çocukları anlamanın en güzel yollarındandır. Çocuklar ya istediklerini ya da yaşadıklarını çizerler. Çocukların çizimi, bir çocuk istismarını ortaya çıkarmakta en önemli delildir. Çocuk çizimleri küçümsenmemelidir, öğretmenler, aileler ve bir vakada uzmanlar çocuklara yaşadıklarını çizmelerini isteyerek bilgi edinmeye çalışmalıdır. Çocuk çizerken rahatlar. Çocuk çizerken daha özgürdür. Konuşarak anlatamayacağı veya anlatmasını bilmediği olayları çizimlerle anlatabilirler.

-Mustafa BAHAR

Kaynaklarını vererek faydalandığım tüm görsellerin sahiplerine teşekkür ederim. Herhangi bir gönülsüzlük olursa iletişim kısmından bizlere ulaşmalarını rica ederim.

Siz de yorumlarda çocukların çizimleri hakkında düşünce ve anılarınızı paylaşabilir, sohbet edebilirsiniz.

Yazı kategorisi: Güncel

Örümcek Öyküsü

Muhteşem bir insanla, muhteşem bir aşk yaşadığım bir rüya gördüm. Rüya eski okulumda başlıyordu, sonra son sınıfa geçiş ve mezuniyet. Sonrasında yaz tatilinde bir otelden, bir kumarhaneye evriliyordu mekan. Sanırım kumarhanede tanışıyorduk sevdiceğimle. Rüyadaki karakterler, iyi insanlardı ama kötü işlere de bulaşıyorlardı. Herkes çok iyiydi ama herkes çok kötüydü. Rüyanın sonunda kanser hastası sevgilimle pencereden dışarıyı izlerken-ki burada karakter algım yıkılmaya başlamıştır, rüyada kim olduğumu unuttuğum evredeyimdir- uzağa bakıp diyorum ki: “Bu işte, vermek istediği mesaj: salt iyi salt kötü diye bir şey yok, hayat grilerden oluşur!” 

Sonra biraz daha dalgalanmalar ve rüyadan uyandım. Uyandığımda sağ kolum başka bir evrene gitmişti, yaklaşık iki dakika can çekiştim ve balkona çıktım. Uzun zamandır dikkatimi çeken, ayağıma değmediği sürece dert etmediğim örümcek ağlarından birine takılmış ve tüm gücüyle kurtulmak için çırpınan bir böcek gördüm. 

Böceği kurtarmayı düşündüm, o zaman örümceğe kötülük yapmış olacaktım. Örümceği düşündüm, keyfinden ağ örmüyordu ki o. Tekrar böceğe baktım, çok acınası gözüküyordu. İçimden tekrar kurtarmak geldi, doğanın dengesine karışmak istemedim. Güzel bir yirmi dakika böceği izledim, acaba çabalamayı bırakır ve ölümünü huzurluca beklemeye başlar mı diye. Hayır bırakmadı. 

Eğer ağlardaki böceği kurtarsaydım ona göre bir azize olurdum muhakkak, örümcek için bir yemek hırsızı, emek hırsızı, şerefsiz ve ahlak yoksunu olacaktım. Şimdi ağlara takılmış böcek için soğukkanlı bir sosyopat, örümcek içinse saygılı bir komşuyum. 

Yazı kategorisi: Güncel

Derin Yalnızlık

Sizlere yazmakta olduğum “Prangalar Ardında Eskitilmiş Yalnızlık” kitabımdan bir bölüm paylaşmanın mutluluğu içerisindeyim. Keyifli okumalar dilerim efenim…

Sevgili dost;
Koca evrende muazzam yaratılan her şey gibi, hepimizin muazzam bir kalbi var. “İçlerinde kötüler de var, öylesi bir kalp muazzam olamaz” dediğini duyar gibiyim.
Şunu unutma ki, her insan doğası gereği iyilik barındırır içinde. Fakat her insan aynı yaşama sahip değildir. Çevre faktörleri, insan ilişkileri, aile yapıları küçük bir çocuğu ileride bir canavara dönüştürmeye yetebilir. Hiç düşündün mü, küçükken her çocuk ne kadar da masum… O masum çocukları evirip çevirip kötü kalplere dönüştüren elbette bir sebep olmalı değil mi?


Keşke her insan parıltılı yaldızlar içerisinde büyüyebilseydi. Evet bunu isterdim dost. Elbette senin o iyilik dolu yüreğin de isterdi. Hayat gerçekleri yüzümüze vururken, her insanın bambaşka serüvenden geçtiğini görebiliriz. Gördüklerimiz ile isteklerimiz bambaşkadır. Bu yüzden kimsenin hayat hikayesini bilmeden ona kızma derim ben. Zor bir süreçten geçerken her insan asabi davranışlar sergileyebilir. Bu durumu olağan da görmüyorum fakat en azından anlaşılmaya ihtiyaçları var.


Belki de bu satırları okurken aslında o kişi benim diyebilirsin. Geçirdiğin onca süreçten sonra içinde bitmek bilmeyen nefret ve sinir duygusu ile baş başasın. Çevrendekiler ne yaşadığını bilmeden sadece şu anki davranışlarınla seni eleştiriyor olabilir. Sonra dönüp hem o kişilerden hem de onlara bu davranışı sergilemeye sebep olduğun için kendinden nefret etmeye başlayabilirsin. Nefretin öyle büyür ki bir başkasını bırak, kendini dahi sevemezsin. Kendi benliğini sevmeyen insanı ise kimse sevemez dost.


Yaşadıklarından bir ders çıkar diye kestirip atmak istemem. Seni anlamayı seçiyorum dost. Ve senin de kendine anlayışla bakmanı, kendini sevmeni istiyorum. Sevgi her şeyi güzelleştirir…


Evrende güneşin kendini beğenmediği için bir daha doğmak istemediğini görmedim. Uğur böceğinin, diğer böceklerden daha çok sevilmesini kibre dönüştürdüğünü, yıldızların ben olmasam geceleri vasattır dediğini hiç görmedim. Köpekler kadar kedilerin de vefalı olduğunu, üstelik her böceğe, en çirkin dediğimiz böceğe bile evrende ne kadar ihtiyacımız olduğunu gördüm.


İnsan dünyada çirkinlik görmek isterse, en güzel manzaralara bile burun kıvırır. Ve bir güzellik görmek isterse aynaya bakması yeterli… Görmek aslalonı da ortaya çıkarmaz belki, görmenin ötesinde olan şey hissetmektir. İşte bir insan en güzel tabirle, hayatında bir güzellik görmek isterse, kalbini hissetmesi yeterlidir.

Şimdiye kadar hiçbir şekilde güzel hisler barınmadı belki içinde. Yalnızlık duyguların öyle kapladı ki içini, hiçbir dost, hiçbir mekan seni o yalnızlıktan çıkaramadı. Seni bu duruma iten sebepleri düşünmek istesen yaşadığın hangi durumlar seni korkuturdu? Tüm bu sebepleri ve kendine korkunç gelen yaşadıklarını bir kağıda yazabilir misin dost? Yazmak fark etmediğimiz çoğu durumu açığa çıkarır. Yazdığın her maddeyi  tekrar tekrar okuyup aştığın o koca zorluklara bir bak. Hiçbiri seni devirmeye yetmedi. Aksine gülümseyen gücünün farkına var. Tüm bu zorluklar yıkılmana sebep olduysa da ne olmuş? Kimse yan yattı diye ayağa kalkmaktan vazgeçer mi?


Seni huzursuz eden nedir dost? Yalnızlığa mahkum eden ne?
Fazla kilolarınla, yüzündeki kırışıklıklarınla, bedeninin minikliği ile her zaman özelsin. İnsan kendi içini fark ettikten sonra inan bana asla yalnız değildir. Yalnızlık tek başına sinemaya gitmek, tek başına kahve içmek değildir ki… Elbette insan kendine, kendi başına vakit ayırmalıdır, bunu sakın unutma.


Yalnızlık belki de çevrende anlaşabileceğin onca insan varken hepsine yüzünü dönmektir. Belki de hiçbir insana güvenmemektir. Durup dururken bu düşüncelere kapılmadın. Kendini suçlu hissetme. Suçluluk duygusu hiçbir zaman bırakmaz insanın yakasını. Ve mutlu olmaya hep engeldir. Bu duyguları hissetmen, yaşamış olduğun, geçmiş olduğun süreçlerden kaynaklı elbette. Güven duygunun alt üst edilmesinden dolayı bütün insanlığı güvensiz algılayabilirsin.
Çevrende duyduğun onca yalandan sonra sanki herkes sana yalan söyleyecek gibi gelir.
Tüm bunları seninle aşabiliriz dost. Elbette ki hayatın boyunca bu gibi durumlar başına gelecek. Her insanın yaşayabileceği bir durumdan bahsediyoruz. Yalnız kendine davranılmış gibi hissedip neden hep ben diye düşünme.


Yalnızlığa alışmış olman, yeniden hayatına güzel insanlar almayacağın anlamına gelmez. Hem çevrende eminim seninle anlaşabilecek güzel insanlar hala var.
Bunun için sosyal çevre edinebilirsin. Merak duyduğun aktiviteleri deneyimleyip bu arada kendine göre arkadaşlıklar edinebilirsin. Yeni hayatlar keşfetmek, yeni ufuklara yelken açmak gibidir. Kötü de olsa her insandan öğrendiğimiz bir şey vardır. Kötüler sayesinde, iyi insanların kıymetini anlarız. Ve çabucak tanıyabiliriz artık bu insanları…


Sevgili dost, şimdi sevmediğin yalnızlığın karanlık yanına mı sığınacaksın? Dışarıda akan bir dünyada, sen hep mutsuzluğu, hüznü mü yakıştıracaksın kendine?
Mevsimler ardı ardına değişirken, tüm güzellikleri doğa önüne sunarken, sen tüm bunlara burun mu bükeceksin?
Her şey kendiyken güzeldir dost, sense özgürlüğüne aitsin. Haydi git ve özgürlüğüne dokun!!!

Yazı kategorisi: Eğitim, Güncel, Kişisel Gelişim, İnsan

YAPARSIN.

İnsanlar gelişen olumsuz pandemi şartlarıyla kötü düşüncelere kapılmakta. Negatif düşünerek kendi motivasyonlarını kırmakta. Zaten sürekli engel olan çevre faktörü varken bir de kendi kendimizi bloklamaya başladık. Çocuklukta düşlenen umutlar vardı, renkli ve eğlenceliydi. Küçükken renkli dünyamızda kurduğumuz hayallerin günümüz pisliğinde kirlendiğini görmek üzücü. Yıkadıkça rengi atan hayallerimizle bakışmaktayız; öğretmenlik, doktorluk, polislik ve her erkeğin hayali askerlik…

Tecrübeler insana çok şey öğretir. Büyük hayalleri negatif patateslere anlattığın zaman senin motivasyonunu nasıl kırdıklarını öğretmesi gibi. Bilimsel olarak da araştırılmış, hedefleri başkalarına anlattıktan sonra negatif dönütler almanın hedefe ulaşma oranını düşürdüğünü görmüşler. Bir ok gibi nereye ne zaman ulaşacağı belli olmayan bir tutum sergilemek pek doğru sayılmaz, o ok sizseniz. Oku atan okçuysanız işler değişir. Hayalleriniz ok olsa sizde başkalarının okçuluğuyla ilerlerseniz pek gelişmeniz mümkün olmayabilir. Konfor alanının dışına çıkarak oktan hayallerinizi hedefe fırlatacak okçu sizseniz önünde sonunda bu işi başaracak, hedefinize ulaşacaksınız. Sizleri tüketen şeylerden uzaklaşın,

Kıskanmayın ve kıskananları silin.

Körü körüne inanmayın, araştırın ve düşünün.

Kıymet bilin. Elinizdekilerin kıymetini bilin.

Olduğunuz gibi görünün.

Her zaman doğruları söyleyin. Yalan söylemek benliğinizden ve gururunuzdan çalar.

Kendinize bir yol çizin ve o yoldaki tüm taşları çöpe atın, atın ki ayağınıza takılmasınlar. Toksit arkadaşlıkları bitirin. Gereksiz numaraları rehberinizden silin. Bu sene 2021 yılını arınma senesi ilan edin. Tüm sosyal medyanızdaki gereksiz mesajları ve kişileri temizleyin. Kendinize uğraş bulun. Bu uğraşlar sadece size değil tüm dünyaya veya ulusal çapta fayda sağlasın. Bunlar benim kendime belirlediğim amaçlardır. Kendim uygulamaya başladıktan sonra başarım da artış gösterdi. Başarı değişimi yanında taşır. Ne zaman başarıya ulaşmak istiyorsanız bilin ki yanında değişimle gelecektir. Kola, alkol ve zararlı içecekleri suyla değiştirin.

Saçma videoları uykuyla değiştirin.

Söylenmektense çabalamayı tercih edin.

Düşünmektense başlayıp sonuçlarını görmeyi deneyin.

Televizyondaki saçma dizileri bırakıp kitap okumayı deneyin.

Bunlar herkesin bildiği şeylerdir fakat az insan uygulamaya geçirir. Hayatı renklendirecek, harika sonuçlar doğurabilecek eylemleri harekete geçirerek mutlulukla arkadaş olduğunuz bir süreçle gelişmeye başlayın.

Kendinizi dinleyin. Kendinizle sohbet edin.

Sevdiklerinizle saatlerce havadan sudan konuşun.

Gülün, güldürün.

Fikirlerinizi not alın, uçup gitmesinler çok değerli onlar.

İnternetten günde belli bir süre uzak kalın. Çevrimdışı olun ve kendinize zaman ayırın.

Şekeri hayatınızdan çıkarın ve dengeli beslenin.

Arada bir delirin ve olduğunuz yerde tuhaf hareketler yaparak veya koşarak sürekli kalori yakın.

İyice uyuyun.

Temiz hava almaya gayret edin.

Bu ufak güncellemelerle bu yıl yeni ve daha iyi bir senle görüşmek dileğiyle.

Siz de düşüncelerinizi yorumlar kısmında belirterek 704 kişilik (1000 olacağız💪) ailemizle sohbet edebilirsiniz.

  • Mustafa BAHAR

YORUMLARA / COMMENTS 👇✍👋

Yazı kategorisi: Güncel, İnsan

TAŞINIYORUZ!

– ‘’ Mideni bozan bir şey mi yedin?’’ dedi Bernard.Başıyla doğruladı Vahşi; – ‘’ Uygarlık yedim. Zehirledi beni uygarlık. Kirlendim.’’

Aldous Huxley’ in Cesur Yeni Dünya kitabında geçen bir kesit ile başlamak istedim sözlerime. Gerçek şu ki; samimiyet ile etrafımıza bakarsak, göreceğimiz tek şey; hayatın içinin boşalıyor oluşu. İnsan sayısı arttıkça, insansızlığı artıyor dünyanın. Daha bir yalnız, daha bir kimsesiz oluyoruz. Belki de aynı dili konuştuğumuz insanları, hızla boşalan dünyada yitiriyoruz. Kısacası dostlar ‘’ Taşınıyoruz!’’

Vahşi’nin midesini bozan bu uygarlık neydi? Biz insanlara ne kattı Uygarlık(!), uygar olma durumu?

Uygarlık; binlerce yıl devam eden gelişmeler sonucunda; insan aklının, bilim ve teknolojinin de katkısı ile ortaya çıkan; tüm insanlığın eseri ve malı olan evrenselliği ifade eder. Yanlış okumadık. Binlerce yıldır tüm insanlığın eseri ve malı olan evrensellik. Kısacası paylaşımlarımız. Eğer uygarlık bizim paylaşımlarımız ise; koskoca dünyada neden hem bu kadar yalnız, bir o kadar da kalabalığız? Niçin hep delicesine kendi kendine konuşuyor ruhlarımız? Neden bu kıymetsizliğimiz? Ne kadar meraklıyız fani şeylere. Hal böyleyken; öğrenmeye, birbirimizi anlamaya ise niyetimiz yok gibi.

Yaşadığımız çağda doğruluğa, erdeme susuz kaldık. Masumiyetimiz ise tedavülden kalmak üzere. Sığlaşan hayatlarımızda samimiyete de yer kalmadı artık. Çıkarlar, yalanlar fersah fersah kara örtüsü oldu yeryüzünün. Nasıl insanlardık, ne olduk? Doyumsuz, daldan dala koşan;gönülleri çölleşen, hikmet ve hakikati aramayan;bezgin;kör, sağır ve dilsiz..

Oysa Mark Twain’ da dediği gibi;

‘’ İnsanın gerçek değeri, yüreğinde yatar.’’

Hepimiz yüreğimiz kadarız. Sevdiğimiz, saydığımız, kıymet verdiğimiz kadarız. ‘’Geçmiş olsun’’ demekle yetinmeyip, ruhlarımıza şifa oldukça, değerlerimizi paylaştıkça ‘’Uygarız’’. Sağlıcakla kalın.

Yazı kategorisi: Güncel

Bağlar

Bir akşam serinliğinde cılız kelimeler fısıldar ya kulaklara… Öylesi tiz seslere hazin geceler eşlik edermiş. Ötesi görünmeyen köyler kılavuz istemez ya… Öylesi yollara kalbin yarinliği eşlik edermiş. Bir saklı giz içinde açılıverir dünya. Açılmaz ruhun sancısı. Elde edemeyişler vardır bilirsin. Çabalamanın kıyısında yaşadığın, yaşamaya itildiğin kıyılar…

Şimdi seninle bir yazgımız olsun desem, gitmeleri meşhur edersin. Yazgılar bile çirkinleşir harikalar diyarında. Şimdi bir umut çizsem, kurşunlara zam gelir. Ayrık otlar biter gönül tarlasında. Koparılmayan bağların aksine güçlüdürler. Çünkü bağlar elbet bir gün koparlar…

Yazı kategorisi: Güncel

WORDPRESS Tanışma Etkinliği (e-WPfamily)

E-WPFAMİLY yani online WordPress ailesi etkinliğimize hoş geldiniz. WordPress ailesinin daha sıkı ilişkiler kurabilmesi adına LiveTerra olarak böyle bir etinlik düzenledik. Etkinliğimizin amacı blog yazarlarına destek vererek blog okurlarını iyi aktif bloglardan haberdar etmektir.

Sevgili dostum, sen de bu etkinliğe katılmak için senin blog adresini paylaşan dostlarının blog adreslerini bir yazıda toplayıp yayımlayabilirsin. Evet tek yapmamız gereken hep birlikte dost olarak beğendiğimiz blogları ve dostlarımızın yazılarını daha fazla okura ulaştırmak.

Gelin şu etkinliğe masum şartlar ekleyelim ki karışıklık yaşanmasın sevgili dostlar,

  • Blog listesine kadar olan bilgilendirme metnini diğer dostların da bilgilenebilmesi için yazının en başına eklemelisin.
  • Senin blog linkini yazısına ilk ekleyen dostunun blogunu, beğendiğin bloglar listesinin en başına yazmalısın. Bu sayede senin yazılarını daha fazla okura ulaştırmaya çalışan dostuna teşekkür etmiş olacaksın.
  • İster sıralama ile isterse sıralamasız şekilde takip ettiğin güzel, yararlı, AKTİF ve beğendiğin blogların linkini bu yazının altına yazmalısın.
  • Bu yazıyı okuyan tüm dostlar da yazının altında yorumlara fikrini yazarsa güzel bir iletişim ortamı oluşturabiliriz.

HEPSİ BU KADAR DOSTUM 👏 TR

Welcome to our E-WPFAMILY,

The online WordPress family event. We organized such an event as Liveterra in order to establish closer relationships with the WordPress family. The purpose of our event is to support bloggers and keep blog readers informed about good active blogs.

My dear friend, you can collect and publish the blog addresses of your friends who share your blog address in one article to participate in this event. Yes, all we have to do is to bring the blogs and articles of our friends that we all like as friends to more readers. In this way, you will thank your friend who tries to convey your articles to more readers. We can create the environment.

You should add the information text up to the blog list at the beginning of the article so that other friends can be informed.

You should write the link of the beautiful, useful, ACTIVE and favorite blogs you follow with or without ranking at the bottom of this article.

ALL THAT MANY FRIENDS 👏ENG

BEĞENDİĞİM BLOGLAR / BLOGS I LIKE

Ebru GÖKENÇ’e LiveTerra’yı beğendiği ve yazısında paylaştığı için teşekkür ederiz. Yazısına burada ulaşabilirsiniz: E-WPfamily

http://banterrepublic.blog/

https://alaindenefleditniala.wordpress.com/

https://kayipdefteryenisayfa.wordpress.com/2020/12/24/ic-rolyefler-hatirlama-ve-hatirlatma-evresi/

https://ozankeceli.wordpress.com/

http://alevinvizorunden.com/

http://mitchteemley.com/

http://aslinda.blog/

https://theorangutanlibrarian.wordpress.com/

http://uzumlukrallik.online/

http://bendenbanablog.com/

http://fizikciahmetinsiirleri.home.blog/

https://ismaillfirdevsoglu.wordpress.com/

http://dansfooddiary.com/

https://kayipdefteryenisayfa.wordpress.com/

https://harleyte.wordpress.com/

https://drmarthacastrodoctor.wordpress.com/

http://mmuratgungor.com/

https://kunyeonline.com/

https://goncaozdemir.home.blog/

https://albaraz.com/

https://husnuarslan.home.blog/

https://pmespeak.com/

http://paquerite.com/

https://aquileana.wordpress.com/

https://kadriyetopal.wordpress.com/

https://poesiasysentimientos.com/

https://robertcday.wordpress.com/

https://brendacolbathbooks.com/

https://bisnevdergi.wordpress.com/

https://aylintamakan.com/

https://booksandbakes1.wordpress.com/

https://maylainer.wordpress.com/

https://bunuherkesbilir.wordpress.com/

https://ciceksanat.wordpress.com/

https://markbierman.wordpress.com/

http://carmacfoto.blog/

https://samaysakshi.in/

https://artpens.net/

http://antalgicapoetica.com/

https://lluisbusse.wordpress.com/

http://alienblob.com/

https://lacrimaroua.wordpress.com/

http://barbara-navarro.com/

https://angelartstar.wordpress.com/

http://a-passion4life.com/

http://brianlageose.blog/

https://marcovasselli.wordpress.com/

https://neillangit.wordpress.com/

http://iainkellywriting.com/

https://danatheactress.wordpress.com/

https://mogumogumisa.wordpress.com/

https://bythemightymumford.wordpress.com/

http://michelinewalker.com/

https://elainey.com/

https://www.sillyoldsod.com/

https://charliecountryboy.wordpress.com/

https://wakasa15thfd.wordpress.com/

https://kakasi24.wordpress.com/

https://shinmei1952.wordpress.com/

https://worddreams.wordpress.com/

http://thethoughtsandlifeofme.com/

http://funwritings.com/

http://offtheleash.net/

http://ilpensierononlineare.com/

https://draculvanhelsing.wordpress.com/

https://darkpink.wordpress.com/

https://panografias.com.br/

http://viewfromtheback.com/

http://perkinsdesigns.com/

http://storynookonline.com/

https://ciclodelmarinaio.wordpress.com/

https://stockresearch52.wordpress.com/

https://raffaellopalandri.wordpress.com/

https://phainopepla95.com/

https://muz4now.com/

https://vincenza63.wordpress.com/

https://bubupoesias.wordpress.com/

https://avian101.wordpress.com/

https://konekrusoskronos.wordpress.com/

https://brendacolbathbooks.com/

http://nedhamsonsecondlineviewofthenews.com/

https://franzm60.wordpress.com/

https://imieialtiebassi.wordpress.com/

https://fang106.wordpress.com/

http://leonivo.wordpress.de/

http://virtualidades.blog/

http://jasleenmanifests.com/

E-WPFAMİLY