Yazı kategorisi: Güncel, Genel, Yeni, İnsan

Bir Yakarış ve Saf İyilikten Kötülüğün Doğuşu / An Invocation and the Birth of Evil from Pure Good

Bu yazımda sitemize Aatrox karakterini davet ediyorum. Zamanın saf iyiliğinden, tutsak edilerek, taciz ve teacavüzlerle kan kusturulmuş saf kötülüğün doğuşuna şahitlik edeceksiniz.

-TR-

Ben Aatrox, kesici bir aletin içine hapsedilmiş doğaüstü bir varlığım.
Hayatın hapis bir kopyasıyım. Özgürlüğe karşı bir hakaretim.
Ben, eski ülkülerime edilmiş bir ihanetten beden buldum.
Tuzağa düşerek var edilmiş sonsuz bir hayata mahkum, aşağılık bir köleyim.
Onların canlarıyla beslenen bir canavara dönüşmeliyim.
Doğduğum uğursuz güne lanet etmeliler. Bizi ne biçim hayvanlara dönüştürmüşler?
Sadece bu pisliğin kanı ve bedeniyle ayakta durabilen etten yaratıklar olmuşuz.
Bu melun beden, bu hava, çürüyen et… hepsinden nefret ediyorum.
Daha ne kadar alçalabilirim?
Bir zamanlar ilahtım, şimdi tutsak oldum.
İçimde hiç iyi kalmadı.
Onu (İyilik) benden çalıp götürdüler.
Esaretimin bedelini acıyla ödeyecekler.
Bütün evrendeki hayat sona ermeden ben ölemem.
Şiddet ve içimdeki kin bana zincirlerimi unutturuyor.
Savaşa gidiyoruz.
Bırak vücutlarını parçalayayım, katliamın içinde kaybolayım, kıyımın ortasında gizleneyim.
Beni bu acıdan gizle (Tutsaklık), ama ölüm benim yegane bestem.
Ölmek için yalvarmıştım, şimdi ölüm getiriyorum. Bana canavar diyorlar.
O zaman nefretlerini, bir daha hiç kaybetmemek üzere bir kere daha kazanayım.
Hiçliğin karşısında dururdum, şimdi ise onunla yok olmaya hazırım.
Bugün karanlık bir amaç uğruna yola çıkıyorum ama eski gururumun gerektirdiği gibi davranacağım.
O sema, o iç içe geçmiş sonsuz gökyüzü şimdi nerede? nereye gitti?
Ölüm yine karşımda, keşke bana da kucak açsa…
Yenilip tutsak edildiğimi sanıyorlar ama ben boyun eğmem.
Bu kıyımda asalet var. Ne toprağı öpeceğim ne de bir araç gibi kullanılmaya boyun eğeceğim.
Lanetlenmiş olsam da bu dünyayı kendi karanlığımla yeniden şekillendireceğim.
Karanlığım bir uşak değil, zindanımın bana bir armağanı…
Karanlık ben miyim? yoksa karanlığa doğru mu ilerliyorum?
Yıldızlara dokundum ve binlerce güneşin göz kamaştıran ışığını gördüm.
Bu ihtişam beni böylesine kör etmişken, karanlıktan başka ne amacım olabilir ki?
Benim aradığım tek huzur, ölümün ta kendisi…
-Aatrox

-ENG-

In this article, I invite the character of Aatrox to our site. From the pure goodness of time, you will witness the birth of pure evil, blood-spiked by captivity, abuse and rape.

I am Aatrox, a supernatural being trapped inside a cutting tool.
I am a prison copy of life. I am an insult to freedom.
I am embodied by a betrayal of my old ideals.
I am a vile slave, condemned to an eternal life created by being trapped.
I must become a monster that feeds on their souls.
They should curse the unfortunate day I was born. What kind of animals have they turned us into?
We have become flesh creatures that can only stand on the blood and body of this filth.
This cursed body, this air, this rotting flesh… I hate it all.
How low can I go?
I was once a god, now I’m a prisoner.
It hasn’t been good for me.
They stole it (Goodness) from me and took it away.
They will pay dearly for my captivity.
I cannot die before all life in the universe ends.
Violence and hatred make me forget my chains.
We are going to war.
Let me dismember their bodies, get lost in the carnage, hide in the middle of my slaughter.
Hide me from this pain (Captivity), but death is my only song.
I begged to die. Now I bring death. They call me monster.
Then let me win their hate once again, never to lose them again.
I used to stand before nothingness, now I am ready to perish with it.
Today I set out for a dark cause, but I will act as my old pride requires.
Where is that sky, that intertwined endless sky now? where did it go?
Death is before me again. I wish he would hug me too…
They think I’ve been beaten and captured, but I won’t give in.
There is nobility in this slaughter. I will neither kiss the ground nor submit to being used as a tool.
Even if I am cursed, I will reshape this world with my own darkness.
My darkness is not a servant, my dungeon is a gift to me…
Am I the dark? Or am I heading towards the dark?
I touched the stars and saw the dazzling light of thousands of suns.
What purpose can I have but darkness when this magnificence has blinded me so?
The only peace I seek is death itself.
-Aatrox

Bu içeriği like butonundan beğenerek, bize yazıyı güzel bulduğunuzu gösterebilirsiniz.

You can show us that you find the article beautiful by liking this content with the like button.

Yazı kategorisi: Eğitim, Güncel, Genel, Kişisel Gelişim, Yeni, İnsan

Eğitim Nereye Gidiyor? / Where Is Education Going?

-TR-

Dünya üzerinde eğitim denince akla okullar gelmekte. Peki bu okullar ne kadar eğitime uygun? Eğitim kavramı tüm dünyada farklılık gösterse de eğitimin temel taşı tüm dünyada benzerlik gösterir. Eğitim nedir? Eğitim bilgiyi öğrenciye aktarmanın tüm süreçleridir. Eğitim, kasıtlı olarak öğretim programına uygun şekilde öğrencide pozitif bir değişim oluşturur.

Bir öğretmen gözüyle okulları ve eğitimcileri inceledim ve sizlere bunu bu yazıda sunuyorum. Okullarda en büyük problem şüphesiz ki çağın gerisinde kalmış eğitimcilerdir. Eğitimci geri kalmışsa eğitim de geri kalır. Buradaki gerilik sadece öğretim modelindeki gelenekselcilikte kalmak değil, çok yönlü bir geriliktir. Örneğin, teknoloji ve internet sayesinde global bir köy haline gelen dünyada akıllı tahtayı açamayan eğitimciler; sistemin sunduğu tüm fırstların önüne gerilmiş bir tel, ayağa takılmış bir taş gibidir. Neden mi? Sınıfta bir öğretmen imajı vardır. Bu imaj yıkılmamalıdır. Lider bir rehber imajı taşıması gereken bir eğitimcinin bir PDF dosyası veya videoyu sınıfta açarken öğrenciden yardım istemesi, az önce değindiğimiz imajı yerle bir etmektedir. Öğrenci, öğretmene yardım ettiğini düşünmez. Öğretmenin eksikliğini görür ve öğretmeninin bu cehaletini bir koz olarak saklar. Saklamasa dahi tüm sınıfta PDF açamayan B öğretmen, teknoloji cahili olarak afiş olmuştur. Öğrenciler arasında farklı bir ekosistem vardır. Kendi iletişim şekilleri ve anlayış tarzları vardır. Yetişkin bir öğretmenin düşünce yapısı ile çocuk veya ergen olan öğrencinin düşünce yapısı aynı değildir. Eğitimciler bu konuda çok dikkkatli olmalıdır. Neredeyse tüm dünyada milli eğitim kurumları kendi eğitimcilerine mesleki eğitim imkanı da sunmaktadır. Eksikleri olan eğitimciler bu eksikleri meslek içi eğitim ile kapatmalıdır. Eksikliğini bile bile kapatmayan zaten eğitimci profili dışına çıkar. Görev tanımını kendine de uygulamayan biri nasıl empati kurabilir ki?

Özel eğitim konusunda ise büyük bir yanlış anlaşılma mevcut. Günümüz eğitimcileri ve öğretmen adayları özel gereksinimli öğrencilerle temasa geçmeyi, palyaço kıyafeti giyip onları güldürme yolunda aramaktadır. Nerede bir özel gereksinimli öğrencilere yönelik program yapılsa alakasız palyaçolar ortaya çıkmakta. Palyaçonun komik olduğu da başka bir mevzu. Özel gereksinimli her öğrenci için palyaço komik mi acaba? Bu yanılgı giderek büyüyor. Görme engelli öğrencilerle acapella yapmak, duyma engelli öğrencilerle dokunma duyusunu etkin kılan etkinlikler yapmak, konuşamayan öğrencilerle pratikler yapmak yerine, bizim eğitimciler ve eğitimci adayları palyaço olmakta.

Eğitim yöneticileri, yani müdürler. Sürekli dizide yer alan “naber müdür” sahneleri aklınıza gelse de bu müdürler dizideki gibi sahada değil, dört duvar odasında ünvan zehirlenmesinin verdiği sarhoşlukla yaşayıp gitmekte. Ha bunlar bir de 50 yaş üstüdür. Ben 1. sınıfa giderken okul müdürü olan insanı şuan ilçenin sorumlu müdürü olarak görüyorum. Tüm dünyada bu durum böyle. Neden müdür imajı tüm akıllarda yaşlı? Genç müdür olamaz mı? Ufacık çocukların halinden, daha telefondan word dosyası okuyamayan, görev süresini tamamlamış emekliliğe oynayan kişiler ne anlar? Pubg, valorant hadi bunlar neyse land of legends nedir ne bilir bu kişiler? Öğrenci her zaman sizi bilmediğiniz noktadan vurur. Öğrenciler sizinle onlara gösterdiğiniz eksikleri araç olarak kullanarak dalga geçer. Şunu hatırlıyorum, bir çocuk öğretmenine spawn oldum dedi ve güldü. Öğretmen online derste webcam’e bakakaldı. Neden mi? Anlamadı. Öğrenci orada geldim, burdayım demek yerine, derse girdiğini oyunlarda karakterlerin oyuna girmeleri yani “spawn” olmalarına benzetti. Bu ufak bir örnek ama öğrencide bu ufacık nüans dahi “cahil öğretmen” imajı oluşturmaya yeterlidir. Öğrenci bu kadar derin düşünmez diye düşünüyorsanız bir kere sosyal bilgiler dersine girin. Emin olun sizin hiç önemsemediğiniz ufak noktalar, öğrenciler için bir soru olmakta.

– Öğretmen: Kırmızı ışıkta dururuz, yeşilde geçeriz.

-Öğrenci: Neden kırmızı öğretmenim? / neden yeşil öğretmenim?

Gördüğünüz gibi verilen örnek çoğaltılabilir.

Bir kitapta okumuştum. Eğitimle ilgili bu kitapta bir durum anlatılmakta ve yetişkin-öğrenci kıyaslaması yapılmakta. Bir dolap var, dolaba bir fil girdi, zürefa ise havuzda. Bir de kutuda olan fare var. Zürefayı Dolaba nasıl sokmalıyız? sorusuna yetişkinler boyutsal bağlamda cevaplar vermektedir. Mesela dolabın kapağını açık koyarız ikisi de sığar veya kesin cevaplarla sığmaz, olmaz…  Bunu nasıl yaparız sorusuna çocukların verdiği ilk cevap şudur, önce fili dolaptan çıkarırız sonra zürefayı dolaba sokarız. Görüldüğü üzere çocuk beyni yakından uzağa, basitten karmaşığa sıralı bir düzen izlemekte. Daha basit bir yapıda düşünmekte. Bu basitlik yetişkinler için önemsiz sayılır fakat bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir askeri, bir asker bir bölüğü, bir bölük bir orduyu sekteye uğratırmış. Ayrıntılar bazen çok önemlidir. Çocukları küçümsememeli. Bir eğitimci işinin kurdu olmak zorundadır. Her şeyi en iyi şekilde yaparak az fire vermelidir. Bu ve buna benzer konulara daha çok değineceğim. Uzun zamandır yazı yayımlamıyorum. Sağ olsun ki diğer yazar dostlarım sitemizi canlı tutuyor. Bir akademik yolda koşmaktayım. Türkiye’de bu aylar bayram tatili olarak benimsenir. Ben de bu bayramı fırsat bilip siteye bolca yazılar oluşturacağım. Umarım hala benimlesinizdir. Hepinize saygılarımı sunuyorum. Okuyan herkese teşekkür ederim. LiveTerra ile hayatta kalın.

-Mustafa BAHAR

Yorum yaparak sohbet başlatabilir, bize fikirlerinizi basit ve hızlı bir şekilde yorum bölmesi aracılığıyla sunabilirsiniz. Her yorumu itinia ile okuyoruz. Bizler için değerlisiniz.

-ENG-

When it comes to education in the world, schools come to mind. So how educational are these schools? Although the concept of education differs all over the world, the cornerstone of education is similar all over the world. What is education? Education is all the processes of transferring knowledge to the student. Education deliberately creates a positive change in the student in accordance with the curriculum.

I examined schools and educators from the perspective of a teacher and I present this to you in this article. The biggest problem in schools is undoubtedly the educators who are behind the times. If the educator lags behind, education also lags behind. The backwardness here is not just staying in traditionalism in the teaching model, it is a multi-faceted backwardness. For example, educators who cannot open the smart board in a world that has become a global village thanks to technology and the internet; A wire stretched before all the opportunities offered by the system is like a stone on a foot. You ask why? There is a teacher image in the classroom. This image should not be destroyed. When an educator who needs to carry the image of a leader guide asks the student for help while opening a PDF file or video in the classroom, it destroys the image we have just mentioned. The student does not think that he is helping the teacher. He sees the teacher’s lack and hides this ignorance of his teacher as a trump card. Teacher B, who could not open PDF in the whole class even if he did not hide it, became a poster as a technology ignorant. There is a diverse ecosystem among students. They have their own way of communicating and understanding. The mentality of an adult teacher is not the same as that of a child or adolescent student. Educators should be very careful in this regard. Almost all over the world, national education institutions also offer vocational training to their educators. Educators who have deficiencies should make up for these deficiencies with on-the-job training. Those who do not make up for their deficiencies on purpose, are already out of the educator profile. How can someone empathize who does not apply the job description to himself?

There is a big misunderstanding about special education. Today’s educators and teacher candidates seek to get in touch with students with special needs, to put on a clown outfit and make them laugh. Wherever a program for students with special needs is made, irrelevant clowns appear. Another thing is that the clown is funny. I wonder if the clown is funny for every special needs student? This misconception is growing. Instead of doing acapella with visually impaired students, doing activities that enable the sense of touch with hearing impaired students, and practicing with non-speaking students, our educators and educator candidates become clowns.

Educational administrators, that is, principals. Even if you think of the “what’s up with the manager” scenes in the series, these managers are not on the field as in the series, but in the four-wall room with the intoxication of title poisoning. Oh, they’re also over 50 years old. I see the person who was the school principal when I was in the 1st grade, now as the responsible manager of the district. This is the case all over the world. Why is the principal image old in all minds? Can’t he be a young manager? What do people who can’t read a word file on the phone yet, who have completed their term of office and play retirement, understand the state of little children? Pubg, valorant, come on, what do these people know what is land of legends anyway? The student always shoots you where you don’t know. Students make fun of you by using the shortcomings you show them as a tool. I remember this, a kid said to his teacher I spawned and he laughed. The teacher stared at the webcam in the online lesson. You ask why? He didn’t understand. Instead of saying “I came there, I’m here”, the student compared him to the fact that the characters enter the game, that is, “spawn” in the games. This is a small example, but even this tiny nuance is enough to create an image of an “ignorant teacher” in the student. If you think that the student does not think so deeply, take a social studies class once. Be sure, the little points that you don’t care about are a question for the students.

Teacher: We stop at the red light, we pass at the green.
-Student: Why is my teacher red? / why am I a green teacher?
As you can see, the given example can be multiplied.
I had read it in a book. In this book about education, a situation is explained and an adult-student comparison is made. There is a closet, an elephant entered the closet, the giraffe is in the pool. There’s also the mouse in the box. How should we put the giraffe in the closet? Adults give answers to the question in a dimensional context. For example, if we put the door of the closet open, both of them will fit, or with definite answers, it won’t… As you can see, the child’s brain follows a sequential order from near to far, from simple to complex. He thinks in a simpler way. This simplicity is considered insignificant for adults, but a nail can disrupt a shoe, a horse a horse, a horse a soldier, a soldier a company, a company an army. Details are sometimes very important. Children should not be underestimated. An educator has to be the wolf of his business.

It should give less wastage by doing everything in the best way. I will talk more about this and similar issues. I haven’t been posting for a long time. Thankfully, my fellow writers keep our site alive. I am running on an academic path. In Turkey, these months are accepted as a public holiday. I will take advantage of this holiday and create lots of articles for the site. I hope you are still with me. My respects to all of you. Thank you to everyone who reads. Survive with LiveTerra.

-Mustafa BAHAR

You can start a conversation by commenting, and you can present your ideas to us simply and quickly through the comment section. We read every comment with care. You are valuable to us.

Yazı kategorisi: Güncel, OKU, İnsan

ÖKSE OTU

“Zaman zaman nankör çıktı büyütüp okuttuğum,
Gölge vermedi çok kere diktiğim ağaç…”

Yavuz Bülent Bakiler-Anadolu

Ökse Otunu bilir misiniz ? Birçoğumuz aslında isim olarak bilmesekte, gördüğümüzde tanıyoruz onu. Ağaçların dalları üzerine yerleşen, yerleştiği ağaçtan su ve mineralleri emen ve bu sayede yaşamını sürdüren yarı parazit bir bitkidir Ökse Otu. Konağına zarar veren, kendine yarar sağlayan fırsatçı ve çıkarcı bir misafir.

Yaşamımız boyunca hayatımıza hep iyi insanlar çıkmaz. Bazen kötüleriylede kesişir yolumuz. Hayatımıza giren her insan bir emek, bir fırsattır bizim için. Bu uzun yolda bize birer yoldaş. Abdurrahim Karakoç’un da dediği gibi; “Zaman kısa, ben yorgunum, yol uzun.” Kimimiz için yol çok uzun, kimimiz içinse yol çok kısa. Kimimiz yorgun, kimimiz kırgın, kimimiz yenik. Ve hepimiz için tek bir ortak nokta var: Her şey için zaman çok kısa . Rahmetli Başkan Muhsin Yazıcıoğlu Dostla Güzel şiirinde; “Bir konaklık zaman dünya insana” derken sanki zamanın kısalığını anlatır bizlere.

Ve devam eder Başkan Muhsin Yazıcoğlu şiirinde;

“Dem o demdir ki laflarla güzeldir,

Menzil uzak olmaz insana,

Yolculuk yanında dostla güzeldir.” der.

Kırgınlıklarımız, kızgınlıklarımız çok büyük değil şu küçücük dünyada. Çölde bir kum, deryada bir su damlası değil. Hal vaziyet böyle iken bizler ise ihtiraslarımızda boğulup kaldık. Onca yalana aldandık. Özümüzü unuttuk, hayale daldık. Acılarla hemdem olduk. Her şeye akıl sır erdirmeye çalıştık. Ne mi olduk?

YORULDUK.

Ne diyordu şarkıda “ İnsan eli bilirsin zalimdir nasıl hırpalar.”

Yanımızdakinden, yöremizden sille yedik durduk. Bir tatlı selama, hoş sedaya hasret kaldık. Bir insanın ölmesi sayılı nefesinin tükenmesi değil. Hatırlanmaması. Biz ne kendimizi özümüzü hatırlar olduk, ne yakınımızdakini. Hepimiz ölüyüz. Kıyametini bekleyen dünya artık gezen ruhlara, boş bedenlere mezar.

Ama genede inadına insanın, Nemrud’un ateşine su taşıyan karınca misali bildiği yolda yürüyesi geliyor. Varsın hayatınız bir zindan olsun. Bildiğinizden, doğrunuzdan vazgeçmeyin. İsteyin, korkmayın. Teslim olmayın. Yüreğinizdeki sancıya kulak vermeyin. Yaralarınıza tuz basıp yola devam edin. “Sel gider, kum kalır.” diyor ya Rahmetli Başkan Muhsin Yazıcıoğlu. Bugün için umudunuz diri, yarın için gücünüz, yüzünüzü kızartacak ayıbınız olmasın. Gerisi Allah kerim, Hak bâki. Düştüğünüz topraktan, yemyeşil bir dal fidan olur doğrulursunuz. Ümidiniz, neşeniz suyunuz olur. Nefesiniz aşınız olur. Dertlenmeyin. Üzülmeyin. Sabredin.

Unutmayız ki vakti geldiğinde gönlümüzdeki bize verilir, ve gönlümüz hoşnut kılınır. Sağlıcakla kalın, varolun ey ehl-i dünya. Sağlıcakla…

Yazı kategorisi: Güncel, Tarih

Çanakkale GEÇİLMEZ! 🇹🇷

🇹🇷Korkma,

sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.


Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet bu celâl? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl, Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl.


Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.


Garb’ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar;
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar,
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?


Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın… belki yarından da yakın.


Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehîd oğlusun, incitme, yazıktır atanı;
Verme, dünyâları alsan da, bu cennet vatanı.


Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak, toprağı sıksan şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.


Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma’bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dînin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli


O zaman vecd ile bin secde eder –varsa- taşım;
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır rûh-i mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek Arş’a değer, belki başım.


Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl;
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!🇹🇷

Kahraman Türk ordusunun, işgalci kuvvetlere karşı verdiği inanılmaz mücadelenin sonucunda Çanakkale cephesi müdafaa edildi. Kahraman Türk ordusunun ulu şehitlerinin ruhu şad olsun.

Bir ölür, bin diriliriz! Bu vatan ilelebet payidar kalacaktır. İlelebet Türkiye Cumhuriyeti Devleti kalacaktır!

As a result of the incredible struggle of the heroic Turkish army against the invading forces, the Çanakkale front was defended. May the souls of the great martyrs of the heroic Turkish army rest in peace.

Yazı kategorisi: Güncel, Genel, Kişisel Gelişim

Çeşm-i Siyah

İşte gidiyorum çeşm-i siyahım diyen Mahzuni Şerif gibi bu yazıda yüce dağlarda dolaşacağız.

Gelecek kaygıları ve güncel olaylardan etkilenen insanlar arasında birbirlerine karşı yoğun bir öfke ve nefret artarak devam etmekte. Bu öfkenin sebebi haberlerde de yükselen siyasetin nabzı ve bozulan üslubu, geçim derdi gibi sıralanabilir. Her insan bir yolcudur. Yaşam denen bu sonu ve başlangıcı belli yolun yolcularıyız. Tıpkı bitmekte olan kum saatinin kum taneleri gibi… Bu kadar kısa zamanda kendimize nasıl bir yol çiziyoruz? Standart asfalt yol üzerinde mi, asfalt yolun kenarındaki patika yollarda mı? Şansınızın size verdiği araç içersinde mi hayatınızda yol alıyorsunuz?

Hayatına anlam kat. Kısalan süreleri maksimum seviyede doldur. Diyor ya Einstein, izafiyet teorisinde mutlak zaman ve algıladığımız zaman arasındaki fark, sevgilinizle geçen 5 saniye ve elinizi yanan ateşe tuttuğunuz 5 saniye arasındaki fark gibidir. Birinde zaman su gibi akar gider, diğerinde acı ve istemsizlikle 5 saniye 5 dakika gibi gelir. Bu ikisi arasındaki farkı ayırt edebilmek önemlidir. Bu farkı ayırt edebilenler, asıl zamanı yönetebilenlerdir. İşte gidiyorum çeşm-i siyahım, önümüze dağlar sıralansa da… diyen Aşık Mahzuni, yaşadığı belki bir kaç saniyelik duyguları türkülerinde anarak yıllara sığdırmıştır. Günümüzde hatta belki daha uzun yıllar boyunca o bir kaç saniyelik duyguların zamandan çaldığı seneleri dinleyenler hissedebilecek.

İnsan yaşar, duyguları vardır sever, sevinir ve üzülür. Bazıları karşı cinse karşı gösterdiği kimyasal tepkinin elinde sürüklenir gider, bazıları mantığı takip eder, bazıları dolu dolu yaşar, bazıları ise sadece yaşar. Nefes alır verir ve iki ezan arası ömürle toprak olur. Bizlere ayırt etme gücünü veren yaratıcının bizlerden düşünmemizi, araştırmamızı istediği diğer canlılarla olan benzerliklerimiz değildir. Benzerlik ayırt etmez, farklılıklar önemlidir. Farklılıklar insanı insan yapar. Maymun ile insanın fizyolojisinin benzemesi maymunu insan yapmaz veya insanı maymun. İnsanı insan yapan ruhtur. Bu ruh iradedir. Karar verme değil, irade verilen kararların sonuçlarını tayin edebilme gücüdür. Bir maymun muzu soyabilir veya bir delikten çubuk geçirebilir. Önemli olan bu değil, o çubuğun nasıl oluştuğunu ve muzun içindeki oluşumun farkına varabilmektir.

Bilim insanları Evrim veya Adem-Hava’dan insanların geldiğini tartışırken tıpkı ereksiyon ve bir şeyleri büyütme, şişirme için yıllar ver kaynaklar tüketen diğer bilim insanları gibi zaman tüketmekte. Evrim gözlenen bir gerçektir fakat gerçekleri bilmemiz şuan için imkansız. Anı güzelleştirmek en büyük mesai oranımız olmalı. Nasılsa biz de insan embriyosundan geldik. Uzaydan ışınlanmadık 🙂 Kısa bir giriştir bu yazı. Yazısız geçen günler rutinini bozmak için kısa bir propagandadır bu yazı 🙂

Kitap okumaya ayrılan vakitler değerli vakitlerdir. Fakat bu aralar Rusya’nın izlediği ayı politikası yüzünden ona ayrılacak vakitlerimi gündeme ayırmaya başladım. Yakında Rusya- Ukrayna hakkında yazı gelecek orada bu konuyu tartışacağız.

Yazıların devamı için bizlerin de motiveye ihtiyacı var. Bize yapacağınız yorumlar ve beğeniler en büyük motive kaynağımızdır.

  • Mustafa BAHAR
Yazı kategorisi: Güncel, OKU, İnsan

SANCI

“Gör ki neler geldi o garip başa.”

Burası dünya. Daha önce konuşmuştuk ya Yolum Uzun yazımda. Burası dünya. Ve her şey zottı ile anlam buluyor burada. İnsanız. Beşeriz. Aciziz. Şaşarız. Hastalık gelmeden sağlığın kıymetini anlamayız. Yaşlılık gelmeden gençliğin, vakit gelmeden zamanın. Her şeyi ziyan ederiz. Çünkü biz beşeriz. Çünkü insanız. Yaşamımız boyunca derin bir sancıdayız. Anlam sancısında. Her şeye bir anlam bulmanın kaygısında. Halbuki ne gerek var bu arayışa? Bu yorumalarımız niye? Doğum olduğunda seviniriz, ölüm olduğunda ağlarız. Neden? Emaneti teslim alan emanetçi, neden emanetini teslim edince üzülür insan? Kaygısı nedendir?

Niye midir? Çünkü bir şeyleri hakkı ile yapmamışızdır. Beyhude işlerle yorulmuştur gönlünüz. Kalp kırmış, ah almışızdır. Yanılmışızdır. Motiflermiz birbirine aykırı düşmüştürhayat defterinin yaprağında. Yapmam dediklerimizi yapmış, yutmam dediklerimizi yutmuş, dönmem dediğimiz sözden dönmüşüzdür. Gölgemiz boyumuzu, haddimiz hududu aşmış; heybemiz hatalarla dolmuş taşmıştır. Ömür elden gitmiş, geriye pişmanlık kalmıştır. Söylenmeyenler, yaşanmayanlar boğazımızda bir yumru olarak oturmuş kalmıştır.

Hepimizin muhayyilesi on numara bol yıldızlı çok güzel bir hayat. Hayat güzel olacakta, insanlr çabasız kör gönülleri ile mi kalacak bu dünyada. Bu akşam bir cümleye rastladım. Şöyle diyordu: “ insan ya acılarını unutmasını ya da kendi mezarını kazmasını bilmeli.” Eskilerin sözü ile de denk düşüyordu. Ya bu deveyi güdecektik, ya da bu diyardan gidecektik. Tercih tamamen bizimdi. Doğru mu olacaktık, eğri mi ?

Doğru mu olur einsan eğri mi bilemem ama, tek bildiğim bu yolu yürümesini bilmeli insan. Yürüdüğü yoldaki taşı bilmeli. Düştüğünde doğrulmalı. Umut etmeli nefesi var oldukça. Kırıp dökmemeli. Kırdığında tamir etmeli. Adım ettığı eşiği iyi seçmeli. Suçunuda sorumluluk yükünü de sahiplenmeli. Yara sarıp, yarasını sarmalayabilmeli. Kaseti başa sarmalı. Geçmiş olsun demekle yetinmemeli. Sabrını taşırmadan düğümlerini çözmeli. Çöp değil, tatlı hatıralar biriktirmeli takvim yapraklarında. Başı dimdik yürüdüğü yolda özüne sadık kalmalı.

Velhasılıkelam, özü olan toprak gibi olmalı insan. Bu dünyada ahı kalmadan, ömür aynasına kem bakıp kırmadan; zor günlerde susuz kalan toprak gibi kuruyup, taş gibi dirayetli olmalı. Güzellikle kavuşunca, suyla buluşan toprağın bereketinden feyz almalı. Sağlıcakla kalın, varolun ey ehl-i dünya. Sağlıcakla…🌿

Yazı kategorisi: Güncel, Genel, OKU, İnsan

NEFES

Dünya bir ateş topu. Bizler ise o ateş topunun içinde birer kıvılcım. Kimimiz harlıyoruz o ateşi, kiminiz ise bir esintiye kapılıp ayrılıyoruz ayeşin gövdesinden. Kiminiz büyütüyoruz o ateşi, kimimiz ise ufaltıyoruz. Ama her zaman, hepimiz şunu unutuyoruz. Ne kadar büyütsek de ateşi, bir gün odunumuz bitecek. O ateş sönecek. Ve o ateşten küller kalacak sadece geriye…

İnsan da böyledir işte. Sevgisiyle,öfkesiyle, inançlarıyla, hırslarıyla, istekleri ile büyür. Ya da tam tersi gelir başına, küçülür gider. “Azı karar, çoğu zarar.” demiş ya atalarımız. Hayat tam olarak budur işte. Her şeyin fazlası zarar. Sevginin de, öfkenin de, hırsın da,isteklernde. İnsan bir yerde durmayı bilmeli. Bir soluk alıp, bir es vermeli. Dinlenmeli. Ruhunu dinlemeli. Ben köy çocuğuyum. Toprak neden nadasa bırakılır bilir misiniz? İçindeki nemi tutsun, bünyesindeki besin değerini arttırsın, yabani otları kurusun diye. Tam anlamıyla bir nefes alsın, arınsın ki bir sonraki seneye sürgün daha iyi yetişsin diye.

İnsan zihnininde bir arınmaya, ruhunu dinlemeye, bir soluk almaya ihtiyacı vardır. Olumsuzlukları kenara bırakıp, heybesine güzellikleri sırtlanıp yola düşüp yürümeye ihtiyacı vardır. Dünün yası düne, yeni günün umudu bugüne kalmalıdır. Saksısını kökleriyle dolduran çiçeğin yeni bir toprağa ihtiyacı olduğu gibi, keder ve elemle dolup taşan çorak gönüllerimizin de yeniden yeşermesi gerek. Umudumuzun diri kalması, neşemizin artması gerek. Aşırıya kaçmadan ölçülü olmamız gerek. Saygılı olmamaız gerek. Kıymet ve emek vermeyi bilmemiz gerek. Dünyalık heveslerden, geçici olan her şeyden arınmak gerek. Her şeyin özünü görmek gerek. Saf olmak gerek. Saf olanı arayıp bulmak gerek…

Bu dünyaya geldik bir kere. Ölüm hak. Yaşamımız ise gelip geçici. Nefesimiz, adımlarımız hep sayılı. Zaman eskimeye mahkum. Bugün ise yarına gebe. Evren boşluksuz. Gelin su gibi akıp giden ömrünüzdeki güzellikleri görün. Benliğinizi görün. Sizi seven size kıymet veren sevdiklerinizi görün. Sevginizi görün. Merhametinize, vicdanınıza dönün. Umut tohumlarınızı, neşenizi paylaşın. Kederinizi bölüşün, azaltın. Her günü zindana değil, bayram günlerine çevirin. Neşenizi paylaşın, çoğaltın. Asık suratlarınızı tedavülden kaldırın. Yerine tatlı dilinizi, gülüşünüzü, hoş sohbetinizi koyun. Elemi, kederi, üzüntüyü kendinize yasak edin. Sevinci dost edinin. Velhasıl-ı kelam, birbirinizin zamansız yağmuru olun dostlar. Sağlıcakla kalın…

Yazı kategorisi: Güncel

Yeni Uygulamamız Çıktı / NEW APP (LiveTerra APP)

LiveTerra APK V02.06.2022

Merhaba dostlar, sizlerin yazılara daha hızlı ulaşabilmesi için reklam içermeyen, giriş istemeyen hızlı site görüntüleme uygulaması oluşturduk. Google Playstore uygulamayı barındırmak için yüklü ücret istediği için uygulamayı doğrudan paylaşıyorum. Teşekkürler.

  • LiveTerra_Crew Mustafa BAHAR

Yazı kategorisi: Güncel, Genel, Kişisel Gelişim, İnsan

#1 Çıldırmak ( Al pacino )

#1 GO MAD ( Al pacino )

Bu seride süper oyunculukları ele alacağım. İlk aktörümüz Al Pacino diye bilinen Alfredo James Pacino . Al pacino akıllarda kalan replikleriyle 1900 yıllarının sonuna damgasını vuran biri. Neredeyse çoğumuz gta vice oynamışızdır. Bu oyun tamamen Al Pacino’nun Scarface filminden alıntıdır. Tony Montana karakterini oyunda canlandırılıp, filmdeki Malibu club bile kopyalanıp aynen oyuna aktarılmıştır.

AL PACINO (Scarface)


Scarface filmi, Küba’lı göçmen birinin sıfırdan yükselerek uyuşturcu madde mafyası olmasını anlatmaktadır. Filmin başrolü Tony Montana yani Al pacino filmde hırsına yenik düşerek herkese kafa tutmuş, Tony montana başka bir mafya tarafından villası bir gece basılarak öldürülmüştü. Filmde çıldırma serimize konu olan sahne Tony Montana’yı sevgilisi terk ettikten, Tony’nin kardeşi vurulduktan ve Tony’nin villası basıldıktan sonra deliye dönerek kurşunların üstüne yürüdüğü sahnedir.


Scent of a Woman

Bu filmde kör bir gazi yarbayı canlandıran Al Pacino, bir hayaller listesi oluşturur. Bu hayaller arasında kör gözle ferrari sürmek de vardır.

Hayallerin sonunda kafasına sıkmak için dolu bir silah saklayan Al Pacino intihar sahnesinde etkileyici bir sinir krizi konuşmasıyla Çıldırma listemize girdi.



And Justice for All

Bu filmde bir avukatı canlandıran Al Pacino genç ve doğruları savunan avukat rolünü kendi tarzında bizlere sevdiriyor. Filmde bir hakimin kendi zevkleri uğruna bir genç kıza tecavüz edip darp etmesinden sonra genç kızın hakime karşı verdiği hukuksuzluk savaşını gören Al Pacino çıldırarak kendi müvekkili olan hakimin tüm suçlarını duruşma sırasında yetkili başka hakime bağıra bağıra çıldırarak anlatıyor.


Serinin devamının gelmesini istiyor musunuz?

Seriyi beğendiyseniz ve devamını istiyorsanız siteye abone olduktan sonra, yazıyı beğenerek ve yorumlarda fikirlerinizi yazarak bize gösterebilirsiniz.

Yazı kategorisi: Eğitim, Güncel, Genel, Kişisel Gelişim, İnsan

Microsoft Word’de Rapor Yaz (Taktikler)

Amaç Belirle

Rapora başlamadan önce, ilk olarak neden yazdığınızı bilmelisiniz. Teknik bir süreci tanımlamak, arka plan bilgilerini paylaşmak veya bir projedeki ilerlemeyi göstermek için hazırlanabilir.

Örnekleme Karar Ver

İkinci önemli husus, hedef kitlenizi oluşturmaktır. Ne hakkında konuştuğunu anlayabilecekler mi? Raporu okuyacak farklı seviyelerde okuyucular var mı? Okuyucunun konuyla ilgili bilgisi, eklemeniz gereken bilgileri büyük ölçüde etkileyecektir.

Konuyu Netleştir

Ne hakkında konuştuğunu biliyor olmalısın. Bu nedenle, konuyu araştırın ve amacınızı kanıtlamak için ilgili tüm bilgileri ekleyin. Kişisel görüşlere değil gerçeklere dayalı bir sonuca vardığınızdan emin olun. Bilgiler doğru, güncel ve iyi referanslandırılmış olmalıdır. Ayrıca amacınızı desteklemek için dergiler, gazete makaleleri, kitaplar, web siteleri, broşürler, ham veriler, yıllık raporlar ve konuşmalar gibi çeşitli kaynakları kullanın. sitelere bağlı kalmayın.

Raporun Ana Hatlarını Çıkar

Araştırmayı yaptınız, yazılmayı bekleyen bir ton bilgi var. Baştan sona hızlıca gezinmenize yardımcı olacak, ara noktaların şeması olacak raporun son taslağını hazırlayın. Örneğin:

  • Giriş sayfası
  • İçindekiler
  • Tanıtım
  • Özeti
  • Raporun Gövdesi
  • Çözüm
  • Öneriler
  • Ekler
  • Bibliyografya ve Referanslar

Düzenleme ve Bitirme

Raporunuzu yapılandırdıktan sonra, başlıkları içerikle doldurmanın zamanı geldi. İlk önce yazım ve dil bilgisine aldırış etmeyin, düzenlersiniz. Fikirlerinizi sunmaya ve destekleyici kanıtlar kullanmaya odaklandığınızdan emin olun. Argümanınızın ana hatlarını çizin ve ana fikirlerinizi ortaya koyan birkaç cümle yazın. Alıntı yapmaya değer bir şey bulursanız, alıntı yapın.

Metnin genelini yazınca baştan sona dikkatle okuyun “Bu bilgi şunu gösteriyor…”, “Başka bir deyişle…”, “Benzer şekilde…” gibi geçiş sözcükleri ile okuyucunun anlamasına rehberlik ettiğinizden ve ilgili ve önemli noktaları vurguladığınızdan emin olun.

Son olarak, düzeltme aşamasında okunaklılığı, dilbigisi ve sadeliği ile ilgili tüm bilgileri ve mantıksal akışını iki kez kontrol etmek için zaman ayırın.

Kontrol Listesi

Son olarak sizlere şöyle bir liste hazırladım bakarak son kontrolleri yapabilirsiniz.

  • Başlık, Adınız, Tarih, Raporun kime ait olduğu ve raporun ne hakkında olduğuna dair olası bir açıklama ile başlık sayfasını tamamladı.
  • İçindekiler sayfası uygun başlıklara sahiptir ve sayfa numaraları doğrudur.
  • Giriş bölümünün kilit noktaları, raporun kapsamını ve ulaşmak istediği hedefi kapsadığından eminsiniz.
  • Tabloların üstüne ve resimlerin/grafiklerin altına başlıklar eklediniz.
  • Raporun içeriği, bilgileri açık, mantıklı, gerçeğe dayalı, konuyla ilgili mi, konuya uygun bir şekilde sunuluyor mu?
  • Sonuç, sonuçları belirtiyor mu, ana fikri yeniden ifade ediyor mu ve herhangi bir yeni bilgi içermiyor mu?
  • Başlıklar ve alt başlıklar açıkça etiketlenmiş mi?
  • Alıntılarla ilgili, güncel ve doğru referans verilmiş mi? Formatı doğru mu? (apa)

Rapor Yazma için Faydalı Bazı Microsoft Word Özellikleri

Özel Yapıştır’ı kullanın

Çoğumuz için, Word’e metin veya resim kopyalamamız gerektiğinde, CTRL+V kısayolu gayet iyi. Ancak bazen kopyalanan verileri resim olarak Excel verileri gibi başka bir biçime yapıştırmak isteyebiliriz. Özel Yapıştır komutuyla , başka bir programdan Word’e bir resim, sunum verisi, tablo veya nesne yapıştırdığınızda biçimi atabilir veya biçimi belirtebilirsiniz.

Microsoft Excel’de: Kopyalamak istediğiniz hücreleri seçin ve vurgulayın > CTRL+C’ye basın.

Microsoft Word’de: Ana Sayfa > Yapıştır > Özel Yapıştır seçeneğine gidin . Özel Yapıştır’ı seçin  ve iletişim kutusundan Microsoft Office Excel Çalışma Sayfası Nesnesi’ni seçin .

Düzen ve Tasarım

Bir raporun sunumu, ilk etapta birinin bir raporu okumasını sağlayan şeydir ve bu nedenle raporunuzun iyi sunulması çok önemlidir. Okumak için dört rapor seçeneğiniz olsaydı, hangisini seçerdiniz?

  1. El yazısıyla yazılmış bir rapor.
  2. Siyah beyaz basılmış bir belge.
  3. Normal A4 kağıda renkli olarak basılmış bir rapor.
  4. Renkli basılmış, akılda kalıcı bir başlık sayfası olan, düzgünce sınırlandırılmış ve sade bir rapor mu?

4 diyorsun dimi… İyi tasarlanmış bir raporun okunması daha kolaydır. Okumak için zamanınız olmadığında hızlıca gözlerle taramak da daha kolaydır. Bu yüzden üstbilgi ve altbilgilerinize ve farklı stil ve temalara biraz zaman ayırmanız gerekiyor.

  • Bir Kapak Sayfasıyla Başlayın
  • İçindekiler Tablosu Yap
  • Üstbilginizi ve Altbilginizi Oluşturun
  • Sayfa Numaraları Ekle

  • Doğru Yazı Tiplerini Seçin
  • Paragrafların Stilini Oluşturun
  • Stilleri ve Temaları Kullanın
  • Altyazılar
  • Sayfa Kenarlıkları ile Süsleyin

1. Bir Kapak Sayfasıyla Başlayın

İlk sayfa, okuyucunuzla ilk temas noktasıdır. Aynı zamanda olumlu bir izlenim bırakmak için bir fırsattır. 

Ekle > Sayfa Grubu > Kapak Sayfası’na gidin .

2. İçindekiler Tablosu Yapın

Referanslar sekmesinin altında, anahatlarınızı alan ve sizin için tasarlayan bir İçindekiler Tablosu otomatik aracı vardır. Ayrıca, bir şeyi değiştirmek istediğinizde kolayca güncel tutabilirsiniz. Üstbilginizi ve Altbilginizi Oluşturun Ekle’yi seçin , ardından gruptan Üstbilgi veya Altbilgi’yi seçin. Yerleşik galeri, aralarından seçim yapabileceğiniz çeşitli seçenekleri gösterir.

4. Sayfa Numaraları Ekleyin

Sayfa numaraları en iyi alt bilgide görünür (yukarıdaki resimdeki gibi üst bilgiden farklı olarak). Ekle > Sayfa Numarası düğmesinden temel bir sayfa numarası ekleyebilirsiniz  . Ayrıca , üst bilgi ve alt bilgiyi eklediğinizde görünen Tasarım sekmesinden de ekleyebilirsiniz.

Doğru Yazı Tipini Seçin ve Stillendirin

Tüm yazı tipi seçenekleri Ana Sayfa sekmesinde mevcuttur. Ana Sayfa > Yazı Tipi seçeneğine gidin .Baskerville ve Georgia, aşırı kullanılmış Times New Roman’a iyi birer alternatiftir.

 Paragrafları Stillendirin

Ana Sayfa > Stiller’e gidin . Değiştirmek istediğiniz stile sağ tıklayın ve Değiştir’i seçin . İletişim kutusunun altındaki Biçim > Paragraf’a tıklayın . Şimdi paragrafın aralığını, girintisini ve hizalamasını değiştirin. Diyalogları kapatmak için Tamam’a tıklayın .

Raporunuzu Sonlandırın

Şimdi, raporu yetkisiz değişikliklerden ve intihalden korumak için güvenlik önlemlerini almalısınız. Bu güvenlik önlemleri, elektronik dosyanızı paylaşmadan önce ekstra bir özgünlük düzeyi sağlayacaktır.

İmzalar

Belgede, imlecinizi imza satırı oluşturmak istediğiniz yere getirin.

1. Ekle  > Metin  grubu > İmza Satırı’na  gidin ve  Microsoft Office İmza Satırı’na tıklayın .

Filigran Ekle

1. Tasarım  > Sayfa Arka Planı’na gidin  ve  Filigran’ı seçin . Filigran düğmesi yalnızca Yazdırma görünümünde etkinleştirilecektir.

Belgeleri “Salt Okunur” Yapın

Bir belgeyi korumanın üç yolu vardır.

İlk olarak — Belgenizi “salt okunur” yapın.

Bu, belgenizin yalnızca okunabilmesini sağlar. Düzenlemelerin önüne geçer.

1. Dosya sekmesi >  Bilgi  >  Belgeyi Koru  >  Son Olarak İşaretle’ye gidin.

İkinci — Belgenizi Parolayla Koruyun.

Bir parola engeli ile belgenizi istenmeyen düzenlemelerden koruyun.

1. Belgeyi Koru altında, Parola ile Şifrele’yi seçin . Bir parola yazın ve Tamam’ı tıklayın .

Raporunuz hazır. Bir başka yazımızda diğer office uygulamalarını da ele alacağım. Beğendiyseniz beğenerek ve yorum yaparak bunu bize gösterebilirsiniz.