Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, İnsan

Aşk ve Sevgi

Bu yazıda tüm ilişki hayatını gözden geçireceksin ve aşk versiyon 1.0’dan aşk v2.0’a güncelleneceksin. Bu konu kısa kesilecek bir konu değil. İlişkiler insanların tüm duyu organlarını ve özellikle ruh sağlığını etkiler. v2.0’a güncellenmiş bir ilişki, sağlıklı ve mutlu bir yaşam için gereklidir. O zaman güncelleme başlıyor…

Aşk’ın mantıksal açıklaması yoktur. Bilimsel açıklaması vardır. Bilimsel olarak dopamin+Nöroadrenalin birleşirse ortaya aşk çıkıyor. Aşk= düşen serotonin demektir. Evet aşk bilimsel olarak mutluluğu azaltıyor. Çünkü aşık olunan kişi, aşık olanın istemediği şekilde de davransa aşk bu davranışı kabul ettiriyor. Mutsuz oluyorsun ama içine atıyorsun. Ha bi de kelebek mevzusu var. İlk görürsün içinde kelebekler uçar falan ya işte onlar kelebek değil. Kan basıncın bu kimyasal tepkime sonucu artıyor ve kan iç organlara çok hızlı şekilde çekiliyor. Londra Üniversitesi Nörobiyoloji profesörlerinden Semir Zeki, fonksiyonel MRI kullanarak yaptığı araştırmada, 17 kişiye önce sevdiği kişinin, ardından da arkadaşlarının fotoğrafları göstererek, serebral kan akışları izlemiş. Araştırmada insana müthiş mutluluk ve haz veren aşkın, kişilerdeki ”muhakeme yeteneğini yitirdiği” ve ”saplantılı kişilik bozukluğuna” neden olduğu ortaya çıkmıştır.

Aşk ve sevgi farklı şeylerdir. Aşk ansızın gelişebilir. Zamansız ve mantıksızdır. Aşkta saygı olmayabilir. Sevgide tam tersi saygı şarttır. Mantık esasına dayanır. Evlilik için aşk olumsuz sonuçlar yaratabilir. Hırsıza da katile de âşık olabilirsin. Bu mantıksız bir ilişki oluşturur. Aile bir kurumdur. Evlenmek ve aile olmak için aşk değil sevgi gerekir. Sevgide saygı ve güven vardır. Aşkta saygı yoktur, mecburiyet vardır. Yani arkadaşım herkese âşık olabilirsin ama herkesle evlenemezsin. Kişiler arası ilişkilerde de normal olarak kavga ve tartışmalar çıkabilir. Kavga veya tartışma yoksa o ilişkide sıkıntı olabilir. Ya birisi çok baskındır ya da diğeri çok alttan alıyordur. Doğru ilişkide özgürlük ambargosu olmaz. Sen, sevecen ve hoşgörülü ol ki karşılığı olsun. Unutma ki sevmek kolaydır ama sevilmek zordur. Diğer bir şart ise sevdiğini değiştirme. Bırak nasıl sevdiysen öyle kalsın. Sevgilini olduğu gibi sevmek seni ilişkide v2.0 yapacaktır. 2. bölüm, yarın LiveTerra’da. Diğer bölümler de 1 gün arayla yayınlanacak. Takipte kal.

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, İnsan

TOPARLAN GİTMİYORUZ!

Üniversite sınavına girdin. Puanın elinde. Tercih yaklaşıyor ne yapmalısın? Hangi ili seçmelisin? Hangi üniversite de hangi bölüm sana uygun bunlara değineceğiz. Öncelikle aşağıdaki tabloyu inceleyerek öğrencinin manevi olarak rahat üniversite bitirdiği iller hakkında bilgi edinelim.

Tercih nasıl yapmalıyım?
Tercih esnasında ÖSYM’nin kılavuzundan puan ve sıralamanıza göre tutan veya yakın olan üniversiteleri sıralayacağız. Örneğin tıp istiyorsun ama puanın sınırda ya tutmazsa diye hemşirelik de yazmayı düşünüyorsun. Burada sıralama çok önemli. Puan tutmasa bile sıralama tutarsa girme şansın yüksektir. 1. Tercih çok önemli. En çok istediğin ve en yüksek olandan en düşük olana sıralamalısın. Unutma ki hepsini uçuk puanlara yani puanının yetmediği belki tutar dediğin şekilde doldurursan hiçbiri çıkmayabilir. Tercih işi bu şekilde olmalı. Genelde 1 ila 5 arası tutar ilk 5 tercihini çok istediğin il ve bölüme göre doldur ki şansın yükselsin. Peki ya istediğine yetmeyen çok düşük bi puan aldıysan? Sakin ol toparlan GİTMİYORUZ. Pandemi gereği stres yönetimi azaldı. Belirsiz sınav tarihi öğrencilerde kaygıya ve bununla birlikte başarısızlık oranının yükselmesine yol açtı. Genellikle gelişmiş ülkelerde lise bitirilir. 1 sene güzel bir tempoda çalışılarak yüksek bölümlere gidilir. Ülkemizde mezuna kalma diye bir durum VAR. 1 sene çalışmayı zaman kaybı olarak düşünme. İstemeye istemeye gittiğin bölüm zaman kaybı. Önce inanmalısın sonra başarı gelir. Başarı inancın meyvesidir. Bayram var eğlen kafanı boşalt. Ağustos sonuna kadar 1 ay tatil yap. Rahatla ve kendini yoğun bir çalışmaya hazırla. Unutma ki başaranlar çok zeki değildi, çok çalışkandı. Aziz Sancar ‘ın da bir röportajda dediği gibi,” Çoğu insan zekaya inanır, ben inanmıyorum, bizi birbirimizden ayıran emektir, ben çalışmaya inanıyorum” Akıllı seçimlerle kaybettiğin zamanı telafi edeceksin. Sen başaracaksın.

Tüm sorularınızı e-postanızla üye olarak aşağıda yorumlarda sorabilirsiniz.

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, İnsan

SEN ve FİYATIN

Ne kadar değerlisin? , İçinde sakladığın madenler neler ?, Gerçekten altın gibi bir insan mısın?, Kaç KG mikrop taşıyorsun? ( Evet kilogram). Sen değerlisin, sen teksin, bir defa yaşıyorsun iyi yaşa gibi cümleleri boşa söylemiyorum. Hadi okumaya devam et… ne kadar değerlisin anlayacaksın.

 İngiliz bir TV ağının araştırmaları sonucu ortaya çıkan tahmini verilere göz atarak senin ne kadar değerli olduğunu anlayacağız.

Ben bu testi kendim için yaptım ve sonuçları tek tek işleyeceğim. Öncelikle ben 95 kilogramlık, 182 cm bir erkeğim. Tüm verileri girince çıkan sonuçlar yazının devamında eklidir.

Bugüne kadar 56kg oksijen harcamışım. Görülüyor ki sadece nefes alarak bu güne kadar 3.000 dolarlık kimyasal element vücudumu oluşturmuş.  Bunlar yaklaşık değerlerdir.

Düşünsene şuan içimde 9.1 oktilyon atom var… 1 oktilyon, bin kere trilyon kere trilyon demektir. Nerede bu atomlar? En tuhaf olan atomların arasındaki boşluk çıkarılırsa ve atomlar birleştirilirse 9.1 oktilyon atomlu ben, kırmızı kan hücresi kadar ufak olacaktım. Tek bir alyuvar olacaksın.

Sadece kırmızı kan hücrelerim yan yana koyulursa, 257 bin 348 km uzunluğunda olurdu.

Evet, yanlış görmedin 100 trilyon mikrop taşıyorum ve tüm mikroplarımın ağırlığı beynimde ağır geliyor. Herkes için geçerli senin de mikropların beyninden büyük çıkacak.

Neredeyse 3 de 1 im kas kütlesi. 7.2 litre hava çekebilen akciğerlerim var. 5 litrelik 2 tane şişe düşün. Göğsünde taşıyorsun…

Geri kalan %55 suyum ve o 10 litreye yakın havayı alan akciğerim, basketbol topu boyutunun neredeyse yarısı kadar küçük…

Tüm benliğim, kodlarım DNA verilerim sadece 800 megabayttan ibaret.

Çok şaşırtıcı. 110 tane ben 1 gram altın barındırıyorum. 182 gr arsenik ölmem için yeterli ama içimde arsenik barındırıyorum. 1.5 milyon tane benden 182 gram arsenik çıkıyor. 550 tane ben 1 gram arsenik içeriyorum. Görüldüğü üzere zehri içerimizde taşıyoruz. Biyolojik sistem her hesaplamaları yapmış. Bize şaşırmak düşer. Çıkan sonuçları yorum kısmında belirtebilirsiniz. Yeni yazıların bildirimini almak için site üzerinden e-posta ile üye olabilirsiniz. Diğer insanların da bilmesini istiyorsanız, emeği göz önünde bulundurarak linki değil siteyi paylaşmanız beni mutlu eder.

KENDİNE DEĞER KAT… Live Terra

KAYNAK:http://www.bbc.com/earth/story/the-making-of-me-and-you#/results/top

Barış Özcan/ Kaç paralık adamım? Youtube channel.

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, İnsan

Ayna Nöronlar

Nöron nedir ve neden ayna ?

Nöronlar sinir sisteminizin temel fonksiyonel birimidir. Davranışlarımız ve algılarımız nöronların çalışma şekliyle ve bir nöronun diğerleriyle etkileşime girme biçimiyle ilgili her şeye bağlıdır. Bu minicik sinir hücreleri, psikolojimizin biyolojik kısmını oluştururlar. Bunlar tüm duygularımızın ve düşüncelerimizin temelidir. Bu ufaklık beynimizde bilgi alma ve bilgiyi beyne aktarmada önemli rol oynar. Kırmızı ışıktasın. Arkadaki araç korna bastı veya yanındaki araç kırmızı olsa bile geçti. Sen de yeşil yandı sandın bastın. Neden sandın. Nedir bu sanrıyı sana hissettiren, buna yakından bakalım. Koyun gibi birlikte olan nöronlardan bir tanesi bir bilgi alırsa koyun sürüsü gibi tüm nöronları etkiler.

Olmayan bir şeye inanırsın. Bilim insanları buna ayna nöronlar diyor. Ayna nöronların en gelişmiş olduğu tür insanlar, ardından maymunlardır. Ayna nöronlar İtalya PARMA Üniversitesinde 1990’da makak maymunlarında keşfedildi. Yemek verilmedi diye somurtan maymunun yanına getirilen, neşeli maymunun da somurttuğu farkedilmiştir. Bu insanlarda da görülür. Örneğin karşındaki esnerse sen de esneyebilirsin. Gülümsemeye karşı gülümseyerek tepki verirsin. Bazen fark etmesen de yüz kasların karşındaki insanı taklit eder. Bunların sebebi ayna nöronlardır. Bilim insanları empatinin nörobiyolojik tanımının ayna nöronlar etkisi olduğunu düşünmektedir. Yani kısaca karşındaki insanın beyin dalgası senin beyin fonksiyonlarına şekil veriyor. Karamsar insanlara bakarsan, karamsar olursun. Hayatını kontrol et. Çevrendeki olumsuz beyin sinyallerini engelle. Üzülürsen komik videolar izle. İster istemez beynin üzüntüyü unutacaktır. Mutlu yaşamın sırrı nöronlardadır. Psikolojini pozitif tutmak için etkilendiğin insanları pozitif seç ya da etkilenmemek için uzak dur. Kendi yaşam alanını oluştur. Bu bir oda bile olabilir. Okuduğun kitapları iyi seç. İyi bir psikolojiyle yazılmamış kitaplar senin nöronlarında negatiflik yaratabilir. Hayatı hackle. Tüm kaynak kodlarını öğren. Kod dilini bil. Nöronlarını üzme. Ruhr-Universitat Bochum’da görevli Türk nörolog Erhan Genç ve Christoph Fraenz liderliğinde yürütülen araştırma, kişinin zeka seviyesi arttıkça beynin gri madde olarak da adlandırılan serebral korteks bölümünde nöronlar arasında daha az bağlantının meydana geldiğini ortaya koydu. Yani artık sahtekâr nöronları anlayan zeki nöronlar onları görmezden gelebiliyor. Zeki ol. Oku ve pozitif düşün. Her şey yoluna girecektir. 

KAYNAKLAR

https://www.hurriyet.com.tr/teknoloji/zeka-noronlar-arasinda-baglantiyi-azaltiyor-40843489

https://norobilim.com/askin-norobiyolojisi/,

https://www.e-psikiyatri.com/ayna-noronlar

https://ziladoc.com/download/ayna-nron-sistemine-genel-bak_pdf

https://dergipark.org.tr/en/pub/pgy/issue/11163/133448

http://acikerisim.tedu.edu.tr/handle/20.500.12485/507http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/handle/11655/4014

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, İnsan

Paraya Hükmet

Ay sonuna para yetiştiremiyorum, para biriktiremiyorum, çok kazansam bile fakirleşiyorum, cebimdeki para bugün yok ve nere harcadığımı bilmiyorum diyorsan bu yazı tam SEN’lik. Para ile ilgili her şeyden söz edeceğim.

İlk iş olarak eğitimini tamamlamalısın. Cahil insan tarihte de bugün de hep ezilir. Ezilmeyeceksin. Silahın kalemin olacak. Sevdiğin bir konuda eğitimini aldıktan sonra işsiz kalmamak için lisans yeterli değildir. Götürebildiğin kadar arşa çıkarmalısın. Doktora yap. Hiçbiri olmazsa yüksek lisans yap. CV’ne açıktan başka lisanslar ekle. Durma, üret, oku, öğren. Hemen bir banka hesabı açmalısın. Vadeli yatırım için faiz oranlarına göre iyi bir banka seçmelisin. Bütçe tasarını oluşturmalısın. Eline geçen ve geçecek olan tüm paraları belirli bir gün ve tarihte bu vadeye yatırmalısın. Dikkat etmen gereken nokta faiz oranı ve vade süresidir. Az vadede çok düşük veriyorsa orta vadede yani 2 aylık yatırabilirsin. Çok iyi bir fırsat bulursan %21 faiz gibi direkt 1 senelik atman gerekiyor. Atmazsan emim ol bir ay sonra o 21 oranı %8’e düşecektir. Bu bankaların taktiğidir. Seni faizin artacağına inandırır. Yapılan araştırmalara göre aylık yerine yıllık bütçe yapmak daha yararlı oluyor. Çünkü senelik tahminlerde kendimize daha az güvendiğimiz için ekstra harcamalara daha fazla yer veriyoruz. Üniversite öğrencileri arasında yapılan bir araştırmaya göre aylık bütçelerinde %40 yanılsama yapan öğrenciler, yıllık bütçelerinde yalnızca %3 yanılmışlar. Bugün başla seneye bugüne kadar bir bütçe oluştur. Mesela her ay maaşımın 500 lirası faize yatırılacak diye kendine telkinde bulun. Aylık elektrik, su gibi ev harcamalarını gelirinden çıkar. Her ay en az 200, ideal 500 lira kenara atmalısın. Unutma! Birikim yoksa yerinde sayarsın. Gelirinizin 3’te birinden fazlasını ev harcamalarına ayırma, iyi planlama yap.

Kredi kartlarının ödülleri, ekstraları kulağa hoş gelebilir ama bunlar seni normalde yapacağından daha fazla harcama yapman için etkileyebiliyor. Ekonomistler bunu “almaya ivme kazandırmak” olarak adlandırıyorlar. Çünkü ödülü gördüğümüz zaman harcamaları arttırıyoruz.Finansal başarının altın kuralı gelirinden az harcamaktır. Bunu kendine ilke edinmelisin. Ayağı yorgana göre değil de yorganın yarısına kadar uzatacağız. Kalan kısım bizim birikimimiz. Hayat oyununda kazandığımız maddi başarımız olacaktır. Her maddi birikim senin kendini zorlaman ve kendini eğitmendir. Bir zaman sonra harcamanın ne kadar gereksiz olduğunu anlayacaksın. Bunları ben demiyorum dostum. Cebinde parası olmayan, milyoner olan insanlar diyor. Hadi onların sözlerine göz atalım;

Zengin Baba, Yoksul Baba’ kitabının yazarı Robert Kiyosaki, kitabında para için çalışmaktansa, parayı kendin için nasıl çalıştıracağını anlaman gerektiğini vurguluyor. “Orta sınıf ve yoksullar ilk önce lüks olanları almaya çalışır oysa zenginler en son lüks şeyleri alır.”

“Hedeflerini gerçekleştirmek için kenara koyacak paraları olmadığını söyleyen ailelerin harcama alışkanlıklarına bakıyorum, listelerinden çıkartabilecekleri o kadar çok ‘istek’ var ki”

Kişisel Finans Danışmanı Suze orman

Budgetnista kitabının yazarı Tiffany Aliche “Her pazartesi banka hesabını ve harcamaları gözden geçirmek bütçenin şaşmaması için faydalı.”

İşinizi geliştirin, ek sorumluluk alın, değerinizi patrona ve müşteriye somut olarak ortaya koyun. Gelirinizden az harcayın. Böylece BİRİKİM için para kalır.’’ Özlem Denizmen

“Asla tek bir gelir kaynağına bel bağlama; ne olacağını bilemezsin. İmkânın varsa, birikimini ikincil gelir kaynağın olabilecek bir şeye yatır.” Warren Buffet

“Bana değer yargılarından bahsetme. Bana bütçeni göster, değer yargılarını ben sana söyleyeyim.”– Joe Biden

Şimdi yazıya dökülen para yönetimlerinin kitaplarından örnek vermek istiyorum. Burda dikkat etmen gereken başka bir nokta eğitime harcadığın bilinçli para kendin için gelişimine katkıdır. Boşa gitmez. Kitap al. İndirimleri giysilerde değil, kitaplarda kovala. Bu seni fakirleştirmez. Her ay 60 lira kitaba ayırman senin bütçeni sarsmaz. Survivor’a 5 mesaj atsan bu parayı geçiyor zaten. Bilinçsiz olma. Kendi elinle başkalarının cebine para koyma. Senin kiralık rutubetli evinde attığın mesaj sayesinde ada satın alan ve havuzunda kokteylini içerken 2 milyonluk saatiyle havuzda medyayı sallayanlar, senin ve o mesajı atan herkesin parasıyla bunları yapıyor. Gözünü aç. Gözünü açman için benim de okuma listemde olan kitapları yazarak bu yazıyı sonlandırırken sana soruyorum, “Sahip olduğun mallara ve ıvır zıvıra baktığında, onlara gerçekten ihtiyaç duyup duymadığın sorusunu cevaplarken için rahat mı?” cevaplarınızı yorum kısmında belirtebilirsiniz.

SAPİENS – YUVAL NOAH HARARİ

Bu kitabı özellikle paranın tarihini anlamanız, para sisteminin neden işlediğini, ticarette güveni teşkil etmek için nasıl kurulduğunu görmeniz açısından çok faydalı bölümleri olan bir tarih kitabı.

Dünyadaki En Büyük Satıcı

og-mandino

Cebinde Mucize Yarat

Özlem Denizmen

Babil’in En Zengin Adamı

George S. Clason

Düşün ve Zengin Ol

Napoleon Hill

Zengin Olma Bilimi

Wallace D. Wattles

Yazı kategorisi: İnsan

Nefes Alamıyorum

Düşünsene siyahi bir kişi olarak doğuyorsun. Doğduğun andan itibaren seni rengine göre ayırıp beyazlardan farklı yere koyuyorlar. Büyüyorsun. Okula başlıyorsun ve serviste sen ve seninle aynı renk çocuklar oturuyor. Önlerde beyazlar. Kafana işliyorlar. Beyazlar öndedir, önceliklidir, üstündür diye.. Tüm eğitim hayatında siyahsın diye arka sıralarda oturdun. Hep serseri gibi baktılar. Seni, siyahsın diye etiketlediler. Büyüdün evlendin. Çocukların oldu. Bir markete geliyorsun. Cebinde sadece 20 doların var. O 20 doları da başka Bi marketten para üstü olarak aldın. Gittiğin markette para sahte çıkıyor. Son paran olduğunu ve sigarayı geri vermemek istediğini söylüyorsun. Polis çağırılacağını duyunca haklı olduğun için tamam diyor ve marketin önünde aracının içinde bekliyorsun. Polis geldi . Yanlış anlaşılma olduğunu güzel bir dille söyledin ama unutma sen siyahsın ömrün boyunca sen siyahtın seni beyazlar hiç dinlemedi ki… Polis silah çekti, ters kelepçe vurdu. Seni hırpalamaya başladı. Sen de buna kayıtsız kalmayıp sesini çıkardın. Arabaya bindirilip hırpalamadan götürmelerini istedin. Polisler sinirlendi ve ABD Polis departmanlarında normalde yasak,” olağan üstü durumlarda yapılır” diye kural konulan hareketi yaptılar sırt üstü yatırıp, boğazına tek dizini basıp, diğer dizini de kaldırarak, eliyle de aşağı bastırarak seni boğmaya başladılar. Her şey normal bir yanlış anlaşılmaydı ama sen siyahtın polis beyaz… Yüzüstü yatırıldın. Boğazına dizini koydu bastırdı. Elleriyle dizini destekledi. Bastırdı. Sesin zor çıkıyordu. Nefesin yetmiyordu ama bağırıyordun. Son nefesinle anne, nefes alamıyorum dedin ve gözlerini açtığında sana doğru gözünün içine bakan biri seni sırf renginden dolayı boğuyor ve bundan zevk alıyordu. Artık öleceğini anlamıştın. Yalvarmayı bıraktın. Gözlerin kapandı. Öldün ama o kişi senin ruhunu bile rahat bırakmadı boğazından kalkmadı. Bastırmaya devam etti. Öldün. 9 dakika nefessiz kalarak boğuldun. 2 dakika daha nefessiz kalan cesedine bastırarak ruhunu da öldürmek istediler ama yapamadılar… Onlar cahildi, caniydi, güçlüydü, legaldi. Sen ise sadece siyahtın. Otopsi raporunu “sağlıksız beslenme ve sağlık sorunları kaynaklı polis arbedesi sonrası şok geçirerek nefessiz kalmak” şeklinde yalan yanlış doldurup cesedini ailene verdiler. Sen öldün çocuğun benim babam öldü ama dünyayı değiştirdi dedi. Sen ölmedin dostum. Ruhun diğerleri için yükseldi. Sen artık siyahın sadece ten rengi olduğunu, herkesin eşit olabileceği dersini dünyaya bir daha hatırlattın.

Charles BUKOWSKİ’nin de dediği gibi; Hangi çiçek diğerini sarı açtı diye ayıplar? Hangi kuş farklı ötünce diğerine yasak koyar? Derisinden, dilinden ötürü öldürülüyor insanlar. Ah insanlar! Her şeyi bulup, kendini bulamayanlar…

devlet yapan içindeki insanlardır. İnsanın siyahı beyazı olmaz. İnsanın rengi, dili, dini, ırkı olmaz. Atam Osmanlı imparatorluğunu kuran Osman Gazi’ye Şeyh Edebali’nin de dediği gibi. “insanı yaşat ki devlet yaşasın.”

Sokak ortasında yaşama hakkı elinden alınan George Floyd ve Eric Garner anısına…

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, İnsan

1 HAFTAYI 8 GÜN YAŞAMAK

1 hafta 7 gün değil mi? Düşüncesiyle geldiğinizi tahmin edebiliyorum. 1 hafta kâğıt üstünde 7 gündür.  Bu yazıda ölene kadar nasıl daha fazla gün yaşarsın onu öğreneceksin. İnsan doğar, büyür, ölür. Bu konuda ergenlikten sonrasını ele alacağım. Konu uyku düşmanlığı içeriyor. Uykuyu seviyorsun ama o seni sevmiyor. Seni öldürüyor. Gereksiz uyku senin yaşamından kırpıyor, okumaya devam et açıklayacağım. Şöyle gece yatmadan bi instagram, youtube, twitter da vakit öldürür, gözünü yorarsın. Beynini, yorulduğu için uyuması gerektiğine inandırırsın. 02:00’da yatarsın 12 civarı kalkarsın. Kalkarsın ama o uyku sana zevk vermez. Yorgun hissedersin. Gün boyu uyku modunda durursun. Üşenirsin oturur, uzanırsın. Uykun gelir. Belki gün içinde 2 saat kadar uyursun. Yapma ölüyorsun!

Elinde sayılı olan jetonlarını çöpe atıyorsun. O jetonlar senin hayatın. Çöp tenekesi de uykun. Öyle diyorsun da uyku da şart arkadaş! diyebilirsin, haklısın şart ama sen 12 saat uyuyorsun. Yarım gün uykuya gidiyor. Kalan 3 gün, 72 saat zaman. Her gün 3 saat oyun, TV… boş vakit geçirsen 51 saatin kalıyor. Ne kadar da kolay ve hızlı azalıyor değil mi? Öncelikle uyku problemini aşmalıyız. Seninle aşamalı olarak uyku süresini sağlıklı şekilde azaltacağız. Vücudu bu süreye 40 gün kuralı sayesinde alıştıracağız. Güzel bir gün geçirmek için güzel bir uyku şarttır. Bakın çok uyku demedim güzel uyku diyorum yani uykuyu enerji içeceği gibi kullanacağız. Tüm vaktimizi ona yedirmeyeceğiz. Kullanıp işimize bakacağız, dolu dolu yaşayacağız.

  • 4/7/8 Tekniğini denemelisin

Önce dilini damağına değdiriyorsun ve teknik süresince damağında tutmalısın. 4 saniye boyunca burnundan nefes al, 7 saniye boyunca nefesini tut, 8 saniye boyunca yavaş şekilde vücudunu gevşeterek aldığın nefesi ver. Bu işlemi 4 kere arka arkaya yapmalısın, farkı göreceksin.  Bu tekniği 3 gün arka arkaya denemelisin. 

  • Yatak rutinini bozma!

Uyuma koşullarının aynı kalması önemli. Yatak odasının ısısının sabit kalması ve uyumadan önce yatak odasının belirli bir süre havalandırılması önemli. Ayrıca rutini bozmamak için aynı saatlerde uyumaya özen göstermelisin. Bunları denedikten sonra benim de denediğim ve faydasını gördüğüm ABD askerlerine öğretilen uykuya hızlı dalma tekniğinde bahsedeceğim.

Önce yüzünü rahatlatman gerekiyor. Yüzüne dairesel masajlar yapabilirsin. Kaşlarını çatmayı ya da dudaklarını sıkmayı bırakmalısın. Yüzündeki bütün kasları serbest bırakana kadar yavaşça nefes alıp vermeye devam etmen gerek. Omuzlarını mümkün olduğunca serbest bırak ve gevşe uykunun şefkatli kollarına sal arkadaşım kendini. Bırak omzun elin düşsün. Ardından kollara geç. Kollarını kucağına al sallanmasın. Kol kaslarını serbest bırak ve hissizleştiğini hisset. Bacaklar için Kasıklarından başlayıp parmak uçlarına kadar serbest bırakmaya çalış. Kollar gibi bacakların da yokmuş gibi hissettirmeli. Aklında hiçbir şey kurma. Boş siyah bir görüntü hayal etmelisin. Düşünmeyi bırak ve o siyah ortamda rahatla.

Sana deliksiz bir uyku için birkaç öneri buldum;

  • Öncelikle uyku için yatak odası tercih edilmelidir. Televizyon karşısında keyifli olduğu zannedilen kısa kestirmeler gece uykusunu bozabilmektedir.
  • İdeal oda sıcaklığı olan 21-22 derece sağlanmalıdır.
  • Televizyon, cep telefonu, bilgisayar gibi elektronik eşyalar yatak odasında bulunmamalıdır. Hatta yatakta bu cihazlarla zaman geçirmek bile uyku kalitesini bozabilmektedir.
  • Yatak odasının ışık ve ses izolasyonuna dikkat edilmelidir.
  • Uyurken gece lambası kullanılmamalıdır. Uyku da salgılanan melatonin hormonu sadece karanlıkta aktive olmaktadır.
  • 20:30- 23:00 arasında en üst seviyeye ulaşan melatonin hormonundan faydalanmak için bu saat dilimleri arasında uykuya dalmak uyku kalitesini artırmaktadır.
  • Akşam 19.00’dan sonra herhangi bir besin tüketilmemelidir. Özellikle çay kahve gibi uyarıcılardan uzak durmak önemlidir. Uykuyu getirmesi için tüketilen süt diğer yiyecek ve içecekler reflüyü tetikleyebilmektedir.
  • Haftada en az 3 gün spor yapılmalıdır. Uykusuzluk sorunu yaşayan kişilerin akşam sporu yapması faydalı olabilmektedir. Akşam yemeğinden önce kardiyo tarzı yapılan hafif sporlar uykusuzluk sorununu çözebilmektedir. Ağır sporlar sanılanın aksine uykusuzluk sorunu yaratabilmektedir.
  • Hafta sonu dahil aynı saatte yatılıp aynı saatte kalkılmasına dikkat edilmelidir. 12.00-14.00 arası yaşanan melatonin salgılamasından faydalanmak için hafta sonları 45 dakikayı geçmeyecek bir öğlen uykusu tercih edilebilir.
  • Yatağa yatılmasına rağmen yarım saat 45 dakika uyunamadığı takdirde yataktan çıkılmalıdır. Farklı bir odada kitap okunarak tekrar yatılması olumlu sonuçlar vermektedir.

Bunları okudun artık konuyu kavramış olmalısın. Dikkat edilmesi gereken noktalar;

Yetişkinler için sağlıklı uyku süresi 5-8 saat arasıdır. Uzmanların önerisi 6 saattir. Akşam 8:30-11:00 arası ve gece 1:00-3:00 arası melatonin salgılanması arttığı için uyku dilimlerini bu yönde böleceğiz. Yazının devamında seninle 40 gün boyunca haftayı nasıl 8 gün yaşayacağımızı belirleyeceğiz.

 20 yaşından küçükler 8 saat uyumak zorundadır. 20 yaş altıysan akşam 9’da vur kafayı uyu sabah 5 de uyanman sana yeter. Kalk ders çalış, kitap oku. Zaten 5’te uyanırsan elinde bir sürü vaktin olacak.

Araştırmalar ne diyor, “8:30-11:00 arası ve gece 1:00-3:00 arası melatonin salgılanması artıyor.” diyor. Buna göre senle bir uyku düzeni oluşturup bu haftayı 8 gün yaşamışçasına uzun yaşayacağız. Yeteri kadar uyuyarak tüm işlerimizi mükemmel şekilde yapabilecek zamanımız olacak.

Akşam yemeğini 18:00 de yemen lazım. Yedin toksun değil mi, hemen yatma reflü olursun. Miden patates gibi olur. 21:00’a kadar oturarak gün boyu ne yaptığını ve yarın ne yapacağını düşün. Kitap oku. Arkadaş benim akşam 9-11 arası Kuruluş Osman’ı izlemem lazım. Canım Osmanlıdan değerli mi diyebilirsin. Aynı günün sabahı uyanıp 50 sayfa kitap okuyup internet üzerinden izleyebilirsin ya da akşam yemeğinden sonra uyku zamanına kadar otur izle. Yarım yarım izle daha çok zevk alacaksın. 10 dakika TV reklamları izleyerek zaman öldürmektense bu yöntem sana vakit kazandıracak. 21:00’da önce oturur şekilde gözünü hafif yormak için kitap okuman lazım. Sürekli kitap kitap profesör mü yapacaksın bizi? diyebilirsin. Aklın kadar yaşarsın güzel insan. Zeki olmak kapıysa anahtarı kitaplar. Fazla dozda kitap okumak seni öldürmez. Akşam 21:00’da alarmı 23:00’a kurdun vurdun kafayı uyudun. Uyuyamazsan endişe yapma 40 gün boyunca deneyeceğiz. Alışacaksın. Uyku tutmazsa kalk yatma. Hayata devam et. Uyku, ölümün ikiz kardeşidir. Sadece parmak izleri farklıdır. Saat 01:00’da yine saati 3:00’e kurup uyuyoruz ve gecenin köründe uyanıp spor yaparak, dünden seçilmiş güzel bir film izleyerek saat 8’ e kadar vaktini kullanabilirsin. Eğer uyuyor olsaydın gün içinde vaktinin daha değerli kısımlarını harcayıp bunları yapıyor olacaktın. Kazanıyoruz, devam…

Halsizlik ve uyku hali hissedersen gün içi 45 dakika uyku serbest. Şarj olmalısın. Sönük durmaman gerekiyor. Canlısın sen, canlı kal. Bu kadar. Artık gece 1’de uyuyup öğlen kalkma devri bitti. 12 saat uyuyordun. 8’de kalksan 7 saat oluyor. Uykunun tadını almamış olacaktın çünkü melatoninleri kaçırdın. Hala uykun var hissi bitmemiş olacaktı. Yeni sen, günde 6 saat uyuyorsun. Önceden haftada 51 saat yaşıyordun. Artık 126 saat ayaktasın, hayattasın. Nefesini kesen anlarla doldurabileceğin 5 tam 1 de çeyrek günün var. Bir haftayı 2,5 hafta yaşıyor olacaksın. Kendini sev. Hayat kısa ama dolması gereken boş sayfalar var. Boş bırakma. Dolu bir kitap bırak.

Beğendiyseniz beğen butonundan veya yorumlardan bunu bana belirtebilirsiniz. Eklemek istediğiniz şeyler için yorumlar kısmı sizi bekliyor.

KAYNAKhttps://www.hurriyet.com.tr/https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/deliksiz-bir-uyku-icin-11-oneri/https://www.e-psikiyatri.com/https://psycnet.apa.org/record/2006-10343-008https://journals.sagepub.com/doi/abs/10.1177/074873099129000894https://www.youtube.com/watch?v=1vYBK8NgZBA Haluk TATAR https://www.youtube.com/watch?v=NbTnx_VDN1w Klinik Psikolog Beyhan Budak

Yazı kategorisi: İnsan

Hadi! kendinizi test edin…

Heinz adlı bir adamın karısı az rastlanan bir kanser türünden ölmek üzeredir. Doktorlar bir ilacın onu kurtarabileceğini söyler. Bu ilaç aynı şehirde oturan bir eczacının keşfettiği kopyasız bir radyumdur. Bu ilaç pahalıya mal olmuştur. Eczacı radyuma 200 dolar vermesine rağmen kendi keşfi ve uğraşlarını da katarak tek dozuna 2000 dolar istemektedir. Heinz tanıdığı herkesten borçlar aldığı halde 1000 dolara sahip olabilmektedir. Eczacıya karısının ölmek üzere olduğunu söyler. Ona ya ucuza vermesini yada paranın yarısını sonra almasını ister. Eczacı kabul etmez. Bunun üzerine Heinz eczaneden ilacı çalar.

KENDİNİZCE BU HAREKETİ VE OLAYI YORUMLAYIP DOĞRU-YANLIŞ, İYİ-KÖTÜ AYRIMINI YAPTIKTAN SONRA NEDEN BU AYRIMI SEÇTİĞİNİZİ AÇIKLAYIN VE AŞAĞIDAKİ EVRELERCE BAĞDAŞTIRIN.

Kohlberg’in ahlaki gelişim evreleri

Gelenek öncesi Ceza ve itaat ( I. Evre) (4-9 yaş)

  • Bu düzeydeki çocuklar sadece otoriteye uyar ve cezalandırılmaktan kaçınırlar.
  • Gelenek olarak olayların dış görünüşüne ve meydana gelen zararın büyüklüğüne bakarak karar verirler.
  • Olayların gerisindeki neden önemli değildir.
  • Araçsal ilişkiler( Saf çıkarcı eğilim) (II. Evre)
  • Çocukların kendi İhtiyaç ve isteklerin karşılanması önemlidir.
  • Çocuk bir davranışı kendi açısından yararlı buluyorsa o davranış doğrudur.
  • Ne kadar alırlarsa o kadar vermeleri söz konusudur.

Geleneksel Dönem
Kişiler Arası Uyum (iyi çocuk olma eğilimi) (III. Evre)

  • Akran grupları ile işbirliği gözlenir.
  • İyi davranış başkalarına yardım etmek ya da onları mutlu etmektir.
  • Koşullarda değişiklik olsa bile gruptan bağımsız davranma Ve kararlar verme pek görülmez.
  • Bu dönemde çocuk olaylara başkaları açısından da bakabilme özelliği kazanır.
  • Başkalarının hissettiklerini de dikkate alır. Artık yaptıklarının ceza almamak için ya da kendisi için değil aynı zamanda başkalarını mutlu etmek için yapmaya çalışır.
  • Birey kendisinden beklenen davranışı göstermenin doğru olduğu yargısındadır ve anne babası öğretmeni ve arkadaşlarının kendisinden beklediği gibi davranırsa onların sevgisini kazanabileceğini düşünür.

Kanun ve Düzen (IV. Evre)

  • Doğru davranış otoriteye ve sosyal düzeye uygun olarak kişinin görevini yerine getirmesidir.
  • Akran gruplarının kurallarının yerini toplumun kuralları ve kanunları almıştır.
  • Kanunlar soru sorulmaksızın izlenir ve kanunlara uyulur.
  • Kanunlara uymayanlar asla onaylanmazlar.

Gelenek Sonrası (14 yaş ve üstü)
Sosyal Sözleşme (V. Evre)

  • Kanunların kullanımı ve bireysel haklar eleştirici bir biçimde incelenir.
  • Toplumun kanunları ve değerlerinin göreli ve topluma özgü olduğu kabul edilmektedir.
  • Kanunların Demokratik olarak değiştirilebileceği ilkesine sahiptirler.
  • Kanunlar sosyal düzeni korumak temel yaşama ve özgürlük haklarını güvence altına almak için gerekli görülmektedir.

Evrensel Ahlak İlkeleri (VI.Evre)

Kohlberg’ in kuramında bu evre ahlak gelişiminin en son aşamasıdır.

Birey bu evrede artık kendi ahlaki ilkelerini topluma ya da çevresine göre değil kendi değer yargılarına göre seçer ve bir değerler bütünü oluşturur.
Bireyin oluşturmuş olduğu değerler yargısı ; adalet eşitlik , insan hakları gibi soyut kavramlardan meydana gelir. Bu ilkeleri ihlal eden kanunlara uyulmamalıdır.
Çünkü bu evredeki bireylere göre adalet kavramı yasanın daha da üstünde olan bir şeydir.

Kaçıncı evresiniz? şöyle ki sayın Prof. Dr. Çiğdem KAĞITÇIBAŞI hocamız her birey 6. evreye çıkamamakta yetişkin bireylerin çoğu araştırmalar sonucu 4. evrede kalmaktadır. Diyor bilginize…

kaynakça: HANDBOOK OF SOCİALİZATİON, THE ORY AND RESEARCH S.347-480 KAĞITÇIBAŞI.Ç DÜNDEN BUGÜNE İNSAN VE İNSANLAR S.222-224 PROF.DR. ÇİĞDEM KAĞITÇIBAŞI/DOÇ. DR. ZEYNEP CEMALCILAR