Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, İnsan

Genel Aşk ve Hayat Tüyosu

 Hayatınızdaki insanın işi, sizi “mutlu biri” haline getirmek değil; dolayısıyla mutsuz biri de yapamaz. Kendi mutluluğunuzu kendiniz bulmak zorundasınız. Böyle olduğu zaman, zaten ilişkiniz de mutlu bir ilişki olacaktır.

 Evlilik sizin hayatınızı tek bir hayata çevirmez. Evlenseniz bile iki tarafın hala kendine ait hayatları vardır bunu unutmayın! Onu tanımadan önce kurduğunuz hayallerinizden asla vazgeçmeyin. Asıl sizlerin yapmak istedikleri ev, iş ve kariyer… Bunları asla terk etmeyin.

 Hayat felsefeniz, ahlaki değerleriniz ve siyasi görüşünüz sizi siz yapan özelliklerinizdir. Kimse için bu özelliklerden vazgeçmeyin. Karşınızdaki size saygı duymuyorsa onun için değişmeyin. Beğendiğiniz bir tarzınız, dış görünüşünüz var. Kendinize yakıştırdığınız bir saç şekliniz ve giyim tarzınız var. Sizi öncelikle dış görünüşünüz için değil kalben sevmeli ki sizler zaten değerli bir varlıksınız. Eğer ki beğenmiyorsa farklı birini aramaya başlayabilir. Kısacası sizi fiziki olarak seven biri zaten kalbinizi değil görünümünüzü sevmiştir. Sadece o bir şeyler yaşamak ve yapmak istiyor diye kendinizi teslim etmeyin. Öncelikle sizin isteklerinizi ve beklentilerinizi karşılaması gerek. Bakalım siz o an bunu istiyor musunuz??

 “Kimse için kendinizden ödün vermeyin, bırakın sizi siz olduğunuz için kabullensin.” O zaman gerçekten sizi sevip sevmediği anlaşılır…

HİÇ KİMSE İÇİN KENDİNİ DEĞİŞTİRME ÖZGÜN OL, KENDİN OL… SEN ZATEN DEĞERLİ VE BİR O KADAR DA ÖZELSİN 

Yazı kategorisi: Edebiyat, Kişisel Gelişim

Hayatın Anlamı: Bir Uzun Yolculuk

 Gözlerimizi dünyaya açtığımız andan itibaren olgunluk yolunda verdiğimiz çaba ve hayatta kalma dürtüsü… Bu dürtülere yeni çağ ile eklenen, insanlığı, hayvansal sistemlerden ayıran düşünme ve anlam arayışları…

 İnsanın id ve ego çatışmaları çocukluktan itibaren başlamaktadır. Çocuklukta boy gösteren ket vurmalar zamanla ebeveyne karşı çıkmayı da beraberinde getirmektedir. Bağımsız birey olma yolunda atılan adımlar, hayatta var oluşumuzu kanıtlama çabalarından biridir. Peki ya insan, yaşadığı evrende yalnızca var olduğunu mu ispat etme çabasındadır?

 İçinde bir yerlerde narsistik tohumlar barındıran insan, çevresi içinde ele alındığında hem kalıtımın hem de sosyal çevrenin etkisi altında olduğu görülebilir. İnsan yaşadığı müddetçe içine, derinlerine inmeye çalışır. Derinlerindeki narsistik duygulara takılı kalanlar, hayatlarındaki ben merkezciliğinde kaybolurlar. Aksine narsist duygulardan çok huzur dolu arayışlara karışanlar, asıl hayat yolculuğuna ulaşmış olanlardır. Öfke ve hırstan uzaklaşıp saf öze inen insan, kendini bulmanın erdemine ulaşır. Görmeyen gözün görmesi, duymayan kulakların duyması gibi karanlık noktalara ışık olur öz benlik…

 Küçük ve önemsiz gibi görünen şu insan ömründe mutlu olmak adına hayatın anlamını arar dururuz. Ruhumuzu son ana kadar huzura erdirmek isteriz. ‘Yunan stoacı filozof Epiktetos’ a göre ruh, su dolu havuz gibi olduğu için gerçek nimetleri itmeyen bir yapıya sahiptir. Ruhun kanatları bu havuzu aydınlatan ışıktır. Havuzun suyu dalgalandıkça ışığın da dalgalandığı sanılır. Oysaki ışık olduğu gibidir. İnsan için de bu böyledir. O bulanık ve üzüntülü iken, erdemleri bulanık ya da sarsılmış değildir. Onun özündeki güçler kıpırdanmıştır. Bu güçler durgunlaşınca her
şey durgunlaşacaktır. Bu açıklamalar göstermektedir ki insanın ruhu sakin,
huzurlu, ahenk içinde olursa yaşamı da mutluluk içinde olmaktadır. Bu ahenk
bozulursa yaşamı da karmaşık olacaktır. O halde insan ruh huzurunu sağlamak
için bunu bozacak şeylerden uzak durmalıdır.
Düşünürümüz, insanların erdemli olma özelliklerini ortaya çıkartmak için
‘bencillik’ ve ‘imansızlık’ gibi iki olumsuzluğu ruhlarından söküp atmaları gerektiğini belirtmektedir. O, öğrenilmesi gereken ilk şeyin, her şeyi yöneten bir
Tanrı’nın varlığını, yalnız davranışların değil ama duyguların ve düşüncelerin
de ondan saklanmayacağını bilmek, sonra da onun niteliğini çözmek olduğuna
inanmaktadır. Epiktetos, ruhtan atılması gereken imansızlığın ancak bu şekilde ortadan kaldırılabileceğini ifade ederek insanlığa şu çağrıyı yapmaktadır:
“Ey insanoğlu! Tanrı’nın sana verdiği nimetlere karşı nankör olma… Özellikle
de bunlardan daha değerli olan her şeyi kullanmak, denemek ve her şeye değerini vermek gücünü armağan ettiği için şükret.”

Azla yetinmenin gücüne, iyiye, erdeme ulaştığımızda, yaşamak için bir sebebimiz kalmadığında bile kendimiz için yaşamayı bildiğimizde belki de anlama yaklaşmış oluyoruz. Kusursuz bir dünyada, kusurlu varlıklar olduğumuzu kabul ederek, ne geçici olduğumuz gerçeğine saplanıp ne de gitme vakti geldiğinde hazırlıksız yakalanan umutsuzlara dönüşmeliyiz. Benliğimizin yol göstericiliğine inanmalıyız. Kendimize inanmalıyız. Hayatı zindan etmek yerine, küçük mucizelere hayranlıkla bakmalıyız. En çok da kendi yaratılış mucizeliğimize…

Son olarak sizlere hayatın anlamıyla ilgili okuduğum ve baş ucu kitabım haline gelen kitabı tanıtmak isterim.

“İnsanın Anlam Arayışı /Viktor Emil Frankl”

Hayat yolculuğunuzda bu kitabı okuyarak bir nebze de olsa anlama ulaşacağınıza eminim.

Bu güzel yolculuğunuzda anlama ve kendinize ulaşmanız dileğimle…

Kaynakça : Dini Araştırmalar, Temmuz – Aralık 2011, Cilt : 14, Sayı : 39, ss. 115- 138

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, İnsan

Harekete Geç

 Olumsuz olaylarla karşılaştığınızda her zaman tebessüm edin. Çünkü problemi aşmanızda tebessümün verdiği pozitif olma vaziyeti çok yardımcı olacaktır. Eğer olumsuz bir durum karşısında pes edip tebessüm etmezseniz bilin ki yenilgiyi çoktan kabul etmiş ve sadece kendi hayatınızın incilişini izlersiniz ön koltuktan..

 Eğer hayatta kelimelerinizin etkili ve diksiyonunuzun herkesi etkilemesini istiyorsanız her gün sesli bir kitap okumaya özen gösterin. Zamanla hitabet ve diksiyon başarınız dikkatleri cezbedecektir. Bu sadece sizi iş hayatınızda değil sosyal hayatınızda da bir basamak ileriye götürecektir. Beyni geliştirmenin yanı sıra sağlığınız için ve size öz güven sağlayacak bir görünüm için mutlaka düzenli spor yapın. Şöyle bir gerçek var ki beden ne kadar sağlıklı ise beyin sağlığına olan tesiri su götürmez bir gerçek. Mutlaka düzenli spor yapın. Hem zihniniz hem vücudunuz dinç ve enerjik olsun.

 Her insanın hayat üzerinde etkili olduğu ve gayet başarılı bir şekilde yaptığı işler vardır elbette. Bu işlerle kendinizi odaklayıp geliştirebilirsiniz. Yapmakta olduğunuz işin gelişimine bakarak yarın hangi noktalarda olacağınıza ve bunun için ne gibi özellikler gerekebileceğini tahmin edebilirsiniz ve şunu kesinlikle unutmayın ki kendimize yaptığımız yatırım en büyük yatırımdır. Çünkü şahsi yatırımınız sizi hayatta tüm engellere rahat bir şekilde göğüs germenizi sağlar.

“UNUTMA! SEN KENDİN İÇİN YAŞAMALISIN, DİĞERLERİ İÇİN DEĞİL.. KENDİNİ GELİŞTİREREK BUNU BAŞARABİLİRSİN”

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, İnsan

Aslan Neden Ormanların Kralıdır?


Düşünsene bir fil o kadar güçlü ve heybetliyken neden aslan ormanların kralı sayılıyor? Acaba biz mi öyle sanıyoruz gerçekten mi öyle? Aslanla Fil arasındaki fark mentalitedir. Aslanla fil karşılaştığı zaman aslan için kaçmak en son çaredir. Aslan için öncelik fili yemektir. Fil mentalitesi ise kendini savunmak ve tehlikeyi savuşturmaktır. Mentalitesi devletler yaratır ve yok eder. Büyük balık küçük balığı her zaman yiyecektir. İnsanlar kendilerine lider seçerler. İlk çağdan beri Yunan tanrılarında bile bu görülür. Tanrıların da tanrıları vardır ve hep Bi büyük balık vardır. Hayata atılmak için mentalitesi oturtmalısın. Büyük balık sen olacaksın. Küçük balıklar zaten yerini bilecektir. Her zihin olgusal gerçeklikten kendi yolunu çizer. Bazı yollar diğer yolları kapsar bazıları ufaktır bazıları engebeli bazıları da anayol dur. Tüm yollar ona bağlanır. Zihnini terbiye edersen KPSS’de de dereceye girersin hayat şartlarında da… Bir şeyleri başaranlar ya çok zekidir yada çok çalışkan. Bu ikisi olmadan kazanılan başarı şanstır ve şansın tekerrürü düşüktür. Prof.Dr Aziz SANCAR gibi günde 4 saat uyuyup hayatını işine adayı çalışanlar Hakimiyet mentalitesi oturtmuş insanlardır. Çalışkanlık zaferi getirir. Kararları gerçekleştirmeden önce uçuk hayaller kurmalısın. Mentalitesi diri ve sağlam tutmalısın ki en ufak sarsıntıda yıkılmasın. Bu gibi sohbet havasında kişisel gelişim kısa yazıları gelmesini istersen yorumlarda belirtebilirsin. Yaşamaya devam et, hareket etmeyi bırakma. Kükre…

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, İnsan

Orduya Verilen Uykuya Dalma Tekniği

ABD askerlerine öğretilen uykuya hızlı dalma tekniğinde bahsedeceğim.

Önce yüzünü rahatlatman gerekiyor. Yüzüne dairesel masajlar yapabilirsin. Kaşlarını çatmayı ya da dudaklarını sıkmayı bırakmalısın. Yüzündeki bütün kasları serbest bırakana kadar yavaşça nefes alıp vermeye devam etmen gerek. Omuzlarını mümkün olduğunca serbest bırak ve gevşe uykunun şefkatli kollarına sal arkadaşım kendini. Bırak omzun elin düşsün. Ardından kollara geç. Kollarını kucağına al sallanmasın. Kol kaslarını serbest bırak ve hissizleştiğini hisset. Bacaklar için Kasıklarından başlayıp parmak uçlarına kadar serbest bırakmaya çalış. Kollar gibi bacakların da yokmuş gibi hissettirmeli. Aklında hiçbir şey kurma. Boş siyah bir görüntü hayal etmelisin. Düşünmeyi bırak ve o siyah ortamda rahatla.

ABD savaş öncesi eğitim birimi, geliştirdiği bu özel teknikle 2 dakika içinde askerlere uykuya dalmayı öğretti. 6 haftalık çalıştaylar sonunda askerlerin %96’sı başarılı bir şekilde uykuya dalmaya başlamıştı..

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, İnsan

4/7/8 TEKNİĞİ

Bu Dr. Andrew Weil geliştirmiştir. 60 saniyede uyutan bu teknik, kan akışı ve kandaki oksijen miktarını arttırarak kaslara kan pompalanmasını ve o kanın sonunda beynine çıkarak beynine oksijen dolmasını sağlamayı amaçlıyor. Önce dilini damağına değdiriyorsun ve teknik süresince damağında tutmalısın. 4 saniye boyunca burnundan nefes al, 7 saniye boyunca nefesini tut, 8 saniye boyunca yavaş şekilde vücudunu gevşeterek aldığın nefesi ver. Bu işlemi 4 kere arka arkaya yapmalısın, farkı göreceksin.  Bu tekniği 3 gün arka arkaya denemelisin. Denedikten sonra daha rahat uykuya dalabilirsin. İyi uykular👍🏻

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, İnsan

10/10/10 TEKNİĞİ


Karar verirken sana yardımcı olacak bir teknik var,10/10/10 TEKNİĞİ. Her karar kolay verilmez. Evlilik gibi zor düşünmesi gerekilen konularda tutumlu ve iyi kararlar vermek hayat kurtarabilir. Bu teknikte bugün ve yarın arasındaki farkı hayal ederek şimdiki kararın doğruluğunu düşüneceğiz.


Bu yönteme göre ani kararlarının ne sonuçlar doğuracağını kestiremediğin anda, kendine 3 soru yöneltiyorsun;

Vereceğin karar,

10 dakika sonra etkisi ne olacak, 10 dakika sonra pişman olacak mısın, 10 dakika sonra hayatında ne değişecek, 10 dakika sonra bu karar geçerli mi?

10 ay sonra etkisi ne Olacak? Verdiğin karar 10 ay durmuşsa ümit var demektir. Doğru yolda olabilirsin.

10 yıl sonra verdiğin karar senin hayatında ne değiştirdi? Hala geçerli mi? Geçerliyse ve mutlu ediyorsa doğru bir karardır.
Burada önemli olan nokta alınan kararların her birinin zaman dilimlerine göre farklı sonuçları olduğunu ve bu sonuçları düşünüp dengelemenin gerekliliğini anlamak.

Suzy Welch, “Şunu açıklıkla söyleyebilirim ki her akıllıca kararın arkasında mutlaka bir karar verme metodolojisi vardır.”

Hızla verdiğin bir karar, 10 dakika sonra sizi pişman edecek mi?


Örneğin, AVM’desin ve bir zımbırtı gördün. Bu zımbırtı şarjlı wireles klavye olsun. Telefonuma takarım diye düşündün. Fiyatı senin bütçeni yoracak miktarda. Bugün bu zımbırtıyı alırsam 10 dakika sonra işime yarayacak mı, ben yine mesajları dokunmatik telefondan yazmıyacak mıyım, 10 ay sonra unutup Bi köşeye atacak mıyım, bana ne kazandırabilir, elimdeki imkanlar yeterli değil miydi, 10 yıl sonra bu cihaz hala duracak mı, aldığımı bile unutacak mıyım, telefonum 10 yıl içinde bozulursa klavyeyle ne yaparım?gibi sorularla kendini sorgula ve gerçekten bunu istiyor musun diye düşün. Örnek zayıf kalmış olabilir her zaman bu gibi zımbırtı alırken karar vermeyeceksin, hayatını etkileyen kararlar vereceksin BES açmayı, araba almayı, ev almayı, dükkan açmayı düşünebilirsin. Bu teknik hayat kurtarır.


Suzy Welch’in 10-10-10 yöntemini konu alan kitabını okuyup daha detaylı bilgilere ulaşabilirsin. Yazıyı beğendiysen yıldıza tıklayıp beğenerek bana bunu gösterirsen yazının devam etmesi için beni desteklemiş olursun.

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, İnsan

AŞK V2.0 (Güçlü Sorular)

Aşk versiyon 2.0 kategorisinin sana hayatı sorgulatan sorular bölümündeyiz. Bu sorular düşündürecek. Ben cevaptan ziyade soruyu okuduğunda sende ne canlandırdı bunun üstünde yoğunlaşıyorum. Okuyuculara ışık olmak istiyorum diyorsan yorumlardan cevap verebilir veya eklemek istediğin fikrin varsa belirtebilirsin.

LiveTerra senin yaşam alanın.

1. En İhtiyaç duyduğun anda yanında olmasını istediğin kişi şu an Birlikte olduğun kişi mi?

2. Sevgilinle birlikteyken istediğin şekilde rahat konuşabiliyor musun?


3. Sence kullanılıyor musun, kullanıldığını hissediyor musun?


4. Sevdiğin kişiyle beraberken kendin misin?


5. Aklına takılan bir ilişkin var, şu an o biten ilişki tekrar başlarsa tekrar bitmeyecek mi?


6. Daha önce bitmiş olan bir ilişki İyi ki bitmiş mi?


7. Mutluluk evlenince mi gelir?


8. Biraz daha beklersen sevdiğini kaybeder misi, Neden?


9. Eskiden kalan olumsuz düşünceler sana yüktür. Bu yükleri ne kadar taşıyacaksın?


10. Son soruda ne kadar Narsist olduğunu öğrenelim. Hayatta en çok arzuladığın şeyi, kariyeri, popülerliği sevgilin elde etse ne hissedersin?

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, İnsan

Aldatma







Aldattın veya aldatıldın. Unuttun veya unutuldun. Burayı okuduğuna göre büyümüşsün. Gelişiyorsun, ders alıyorsun demektir. Aldatılmak insanı üzer. Dünyanın sonuymuş ve tek salak sen kalmışsın gibi gelir. Artık bunları aşacağız. Unutmak için çabalamak yerine geçmişinle ve sana yapılanlarla barış. Barış ki kine dönüp ömür boyu sende değeri yükselmesin. Dünya devam ediyor, işine bak. Ha bide ilk seferlere sıcağı sıcağına Bi cahil cesareti gelir. Çivi çiviyi söker, dur Bi sevgili yapayım derler. Kriter çok sadedir, nefes alsın yeter falan filan bunlar v1.0 kişilerin hareketidir. Sen, v2.0’a yükseldin. Komik geliyor artık değil mi bu hareketler. Cahil cesaretleri sana saçma geliyor. v2.0 için hata saygısızlıktan gelir ve saygısızlık affedilemez. Edilirse tekrarlanır. Karşındaki ne kaybettiğini görsün diye çabalama, kendime ne katabilirim nasıl gelişebilirim diye çabala. Kimse aldatılmayı hak etmez. Aldatanın da ya psikolojik, çevresel veya ailesel problemleri vardır. Problemi yoksa ahlaksızdır, gelişimini tamamlamıştır. Kabullendiğin kadar özgürsün. Dağılma toplan, sorgula, sonuçlandır ve bitir. Asla zaman kaybetme. Kendine karşı şefkatli ol. Bi dönse her şey tekrar güzel olacak falan deyip durma, olmayacak. Aldatılmışsan kazanmışsındır. Düşünsene saygısız birine sırlarını açıp, kalbini açmışsın. Karşılıksız değer verme ki hesap sormaya yüzün olsun. Bize ait olmayan yaşamlar içindeyiz. Kıyaslıyoruz, yanlış. Sen özgün olmalısın. Kıyaslamak aynı olmaktır. v1.0 değilsin sen güncelleniyorsun. Sabah cenazeye akşam düğüne giden tipler seninle kıyas edilemez. Güncellendin sen, gelişiyorsun. Ani gelişen olaylar sırasında durmalısın. Bazen durmak iyidir. Durunca düşünürsün. Hızlı hareket edersen ne ara öldüm ulan! Diye hayatına söversin. Sen düşünmeden yaşarsan zaman seni hiç düşünmez,eskitir. İnsan yapınca değil izleyince tebessüm eder. Komedi filmlerinde de böyledir. Birinin seni kaktırması hoşuna gitmez ama İzlemesi hoştur. Hayatını izle, bazı akşamlar uyumadan kendi hayat dizini izle. Ne yaptım diye sor kendine. Bir de şu var; ilişki kurduğun insana, bırak şunu ne buluyorsun bundan diye sorarlar. Eğer bir sebebin varsa sevmişsindir. Sebebin yoksa aşık olmuşsundur. Çünkü aşk=mantıksızlıktır. İdeali ararken, ben ideal miyim diye sor kendine. İnsanları da şımartma. Kimse için her şey yapılmaz. Çok veren her zaman fedakarlığıyla kalan olmuştur. Davranışlarını değerlendir. Her davranış sevgi değil, her sevgi de davranış değildir. Sahte sevgiler de vardır. Ve v2.0 olan sen, bağımlı olma. Kendinle barış ve seni üzenlerden o anda bedel ödet. Bedel ödet ki varlığın hissedilsin. Şahıslar senin hakkında, o biz ne dersek kabul eder nasılsa diyemesin. v2.0’a güncellendin. Yeni güncellemeler de gelecek takipte kal…

Tüm sorularını iletişim kısmından bana iletebilirsin.

Yazı kategorisi: Kişisel Gelişim, İnsan

Görünmeyen Kahramanlar: Sosyal Hizmet Uzmanları

Sosyal Hizmet nedir?

Sosyal hizmet; sosyal değişimi ve gelişimi, sosyal bütünleşmeyi, insanların güçlendirilmesini ve özgürleşmelerini destekleyen uygulama temelli bir meslek ve akademik disiplindir. Sosyal hizmet; sosyal adalet, insan hakları, ortak sorumluluk ve farklılıklara saygı ilkelerini merkeze alır.

Sosyal Hizmet bölümünü bitirenler Sosyal Hizmet Uzmanı veya Sosyal Çalışmacı unvanına sahip olurlar. Sonradan ortaya çıkmış “sosyal çalışma görevlisi” veyahut “sosyal çalışan” gibi kavramlar sosyal hizmet mesleğiyle uyuşmamaktadır.

Sosyal Hizmet Bölümü; uygulama ve birebir terapötik iletişim odaklı bir disiplin olması sebebiyle (burayı koyu renkle yazma gereksinimi duyuyorum) örgün eğitim şeklinde olmalıdır. Bu sebeple yine açık öğretim Sosyal Hizmetler bölümü, Sosyal Hizmet yaklaşımına aykırıdır. Bugün hala açık-örgün tartışmasını ve mücadelesini yaşamaktayız.

  • Örgün Sosyal Hizmet mezunu bireyler Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlık ve İl müdürlüklerinde, Adalet Bakanlığı’nın Aile Mahkemeleri’ nde Adli Sosyal Hizmet alanında, Huzurevi ve Engelli  Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde, Sağlık Bakanlığında Tıbbi Sosyal Hizmet alanında, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarında, Sivil Toplum Örgütlerinde, İl Göç İdarelerinde çalışma imkanı bulabilirler.

Bu mesleği yapabilir miyim?

Yardımlaşmaya, sosyal adalet ve eşitlik ilkelerine önem veriyorsanız, farklılıklara, renkliliklere saygı duymayı biliyorsanız, mağdurun hak savunucusu olabilirim diyorsanız ve en önemlisi meslek aşkını kendinizde görüyorsanız Sosyal Hizmet işte tam size göre…

Sosyal hizmet kavramının yarısını oluşturan “sosyal” sözcüğü insanların yaşamlarını şekillendiren güçlerle etkileşim odağıdır. “sosyal hizmet” kavramı, sosyal sorunları çözmek için yardım tekniklerini disipliner bir tutumla uygulayan bir meslek için doğru bir kullanımdır. Sosyal Hizmet mesleğini anlamak, insanı sosyal bir varlık olarak derinlemesine değerlendirmekle başlar.

  • Sosyal Hizmetin; insanların sorun çözme, baş etme ve gelişimsel kapasitelerini arttırmak; insanlara kaynak, hizmet ve olanak sağlayan sistemlerle müracaatçıları bağlantılandırmak; sistemlerin etkili ve insancıl olarak işlev görmesini sağlamak ve sosyal politikaların gelişimi ve ilerlemesi için katkıda bulunmak üzere dört temel amacı bulunmaktadır.

Sosyal hizmet uzmanları kaynakla müracaatçıyı buluşturmanın yanında, bireyler için koruyucu ve önleyici tedbirler alır. Hakların yanında sorumlulukların da yer aldığını bilir. Sosyal Hizmet Uzmanları, müracaatçının olası sorunları üzerine odaklanır ve müracaatçıya yollar sunar. Müracaatçıyı yönlendirme yetkisi yoktur. Burada müracaatçının self determinasyon dediğimiz, kendi kaderini kendi tayin etme hakkı mevcuttur. Bireyler öncelikle değişime istekli olmalıdır. Çünkü her ne kadar sosyal hizmet müdahaleleri etkili olsa da müracaatçıların sorunlarına uzun vadede çözümler bulabilmeleri için değişime ve kendilerine olan inancı yitirmemeleri gerekmektedir.

  • Sosyal Hizmet uzmanları mesleki etik ve değerleri bilir. Müracaatçı ile Sosyal Hizmet uzmanı arasında gizlilik ilkesi mevcuttur. Sosyal hizmet uzmanları, müracaatçı ile kendisi arasında güven ortamı kurduktan sonra sorunlara çözüm aramalıdır. Sosyal hizmet uzmanları bir çok farklı vakaya tanık olabilir, zamanla vakalara alışabilir ama unutmamalıdır ki vakanın biricikliği sebebiyle her müracaatçıyla ilk defa karşılaşmış ve ilk defa sorunlarını dinlemiş olacaktır.

Sosyal Hizmet Uzmanlarının en önemli özelliği empati yeteneklerinin gelişmiş olmasıdır. Müracaatçının yaşamış olduğu sorunlara karşı empati geliştirmeli, bireyi olduğu gibi ele almalıdır. Aksi takdirde halihazırda örselenmiş, anlaşılmaya ihtiyacı olan birey daha fazla örselenecektir.

Sosyal Hizmet mesleği bireyin baş etme kapasitelerini yeniden geliştirir, böylelikle birey toplum içinde kendisinin de var olduğu bilincine varır. Bireyin topluma yeniden kazandırılması, yapabileceklerinin farkına varılması sağlanır. Burada Sosyal Hizmet Uzmanları müracaatçıların geliştirilmesi gereken yönleri yerine, güçlü yönlerine odaklanmalı ve müracaatçıya güçlendirme yaklaşımı uygulamalıdır.

Sosyal Hizmet Uzmanları müracaatçıyla birlikte çok yol katettikten sonra görüşme sonlandırılsa bile periyodlar halinde müracaatçıyı izlemeli, yeniden ortaya çıkabilecek riskler için tedbirler almalıdır. Bu durum sosyal hizmet mesleğinin önemini büyük ölçüde göstermektedir…

Ben Sosyal Hizmet Uzmanıyım, peki ya senin süper gücün ne?

Kaynak ;

Pincus ve Minahan 1973; NASW 1982


Sosyal Hizmet Temelleri Yaklaşımları Müdahale Yöntemleri Prof. Dr. Veli Duyan


/Sosyal Hizmet Uzmanı Ebru GÖKENÇ