Yazı kategorisi: Güncel, İnsan

2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası

Ana hücrelerin anormal hücreye dönüşmesi ile Lösemi hastalığı ortaya çıkar. Lösemi bir kan hastalığıdır ve en çok 1-5 yaşlarında görülmektedir. Bu yüzden erken teşhis çok önemlidir.

Hastalığın belirtileri, vücutta morluk, ateş, halsizlik, iştahsızlık, eklem ve kemik ağrılarıdır.

Hastalığa sebep olacak faktörler arasında ise, travmalar, bazı ilaçlar (yan etkileri), kimyasallar, radyasyon ve bazı sağlıksız gıdalar yer almaktadır. Bu sebeple yediğimiz içtiğimiz her gıdaya dikkat etmek çok önemlidir. Hazır gıdalarda yer alan koruyucu ve katkı maddeleri, zararlı içerikler sağlığımızı olumsuz şekilde etkilemektedir.

Hastalık belirtileri ile ilgili doktora giden kişi yapılan tetkiklerden sonra lösemi teşhisi konulmuşsa ilaç tedavisine başlanır. İlaç tedavisi 3 yıl sürmektedir. Bazı hastalarda ise vericiden kök hücreler alınarak hastaya nakledilmektedir. Buna kemik iliği nakli denilmektedir. Lösev bu tedavilerin %92 oranda başarı gösterdiğini bildirmektedir.

Vericiden alınan kemik iliği kulağa ilk geldiğinde zor ve korkutucu bir süreç gibi gelse de aslında hiç de zor değil. Özel iğneler kullanılarak kemik içinden ilik, enjektörlere çekilir. Ana(kök) hücrenin çok çok az bir kısmı alındığı için verici için hiçbir sağlık sorunu yaratmaz. Küçücük bir işlemin aslında bir hastanın kurtuluş yolunu görmekteyiz. İlik nakli bu sebeple hastalar için bir umut kaynağıdır, bizler de destek olmalıyız…

Lösemiden korunmak için sağlıklı ve düzenli beslenmeli, hazır gıdalardan uzak durmalıyız. Radyasyona sebep olan televizyon, bilgisayar ve telefonları hayatımızın az bir kısmına yerleştirmeliyiz. Düzenli uyku çok önemlidir. Çoğumuz bunu hep aksatırız. Spor yapmayı da ihmal etmemeliyiz. En önemli nokta belki de gereksiz ilaç kullanımı… Kendimizi hafif kırgın hissetsek hemen ilaçlara sarılıyoruz. Gereksiz yere vücudumuza aldığımız kimyasallar, vücudumuzun dengesini bozuyor. Lütfen doktora danışmadan hiçbir ilacı kullanmayın. Çevremizde yapılan sık hatalardan biri, komşuya vs iyi gelen ilacı alıp denemek oluyor. Sağlıklı olmak istiyorsak bu gibi durumlardan kaçınalım.

Lösemili hastalar dışarıdan kendilerine karşı herhangi bir virüs, mikrop gelmemeleri adına maske takmaktadır. Maske onları dış çevreden korumaktadır. Fakat toplum tarafından düşünülen en büyük yanlış, lösemili hastaların kendilerine de hastalık bulaştıracağına inanmalarıdır. Altını çizerek söylüyorum ki Lösemi bulaşıcı değildir. Aksine bizler lösemili hastalar adına bir risk faktörü oluşturuyoruz. Bu sebeple onları yadırgamak, onlardan korkmak kesinlikle bilgisiz bir davranıştır.

Lösemili hastanın kaldığı oda, bulunduğu ortam çok temiz olmalıdır. Çevremizde lösemili hastalar var ise çevreyi temiz tutarak yardımcı olabiliriz. Ve tabi ki yüksek motivasyon ile, güçlendirme sağlayarak… Onları unutmayalım, yalnız olmadıklarını hissettirelim. Onlar yaşamayı, gülüp koşmayı, sağlıklı bir birey olmayı çok hak ediyorlar. Bizler de destek olalım.

Son olarak lösemi; tedavisi maliyetli olan bir hastalıktır. Lösev’e yapacağınız her maddi bağış, her ilik bağışı onlar adına kurtuluş yolu olacaktır. Lösev’den hariç lösemili hastalar adına dergi vs satan, bağış toplayan hiçbir kimseye itibar etmeyiniz ve bağışta bulunmayınız. Çünkü Lösev bağış adı altında dergi satmamaktadır. Bu sebeple tek durağınız Lösev Vakfı olsun.

Buradan linke tıklayarak Lösev’in sayfasına ulaşabilirsiniz. Destekleriniz için şimdiden şahsım adına teşekkür ederim. Sağlıklı kalmanız dileğiyle…Hayatta mutlu ol sen her zaman, unutma her çocuk bir kahraman!

https://www.losev.org.tr/v6

#ebrucahisler

Yazı kategorisi: Güncel, İnsan

İnsanlığın Yolu

Güzel bir şeyler söylemek isterim bugün yine. Lakin insanlık yorgun, kalplerimiz yorgun…

Umudumuzun tam bittiği, hayallerin, geleceğin kaygısına kapıldığımız anda İzmir depreminden sağ çıkanlar umut oldu bizlere. Şikayet ettiğimiz, usandığımız hayatlara bin şükürler ettik. Utandık pişmanlığımıza.

Beğenmediğimiz yemekler, israf ettiğimiz sular, elektriğimiz, en çok da gün ışığı ah ne değerliymiş meğer, bilemedik…

Bizlere düşen insanlık yasımızı tutup yine de umudu kaybetmemek! İnsanlık yası diyorum, insana olan empati…

Gördüğümüz göze, işittiğimiz kulaklara bin teşekkür etme vakti. İnsanı insan olarak sevip hoşgörme vakti… Kırdığımız her kalbi düşünüp iki günlük ömre değmeyeceğini öğrenme vakti… Din, inanış, dil vs. ne olursa olsun kardeşçe yaşama vakti… Unutulmamalıdır ki bir cana değen gam, tüm insanlığa değmelidir. Bir inanca atılan taş, tüm insanlığa atılır. Bir bakışa duyan nefret, tüm cana duyulan nefrettir. Dünyanın düzeni olan doğal afetleri insanlara, fikirlere, inançlara bağlamak kesinlikle yanlıştır, yapılmamalıdır.

Kardeş tohumlarının filizlendiği bu coğrafyada peki düşmanca vuruşmak niye? Gelin bir olalım, insan olalım ve acıyı hep birlikte hissedelim. Umutları hep birlikte paylaşalım. Hayat kısa, ömür tükeniyor. Bizler dünyaya bir iz bırakmak istiyorsak, iyilikle iz bırakabiliriz ancak, fedakarlıkla…

Yaşamın amacı geride bir tebessüm bırakabilmektir belki de. Umudu son nefese kadar elden bırakmamak… Sanki yarın ölecekmiş gibi kalbi, niyeti iyi tutmak ve hiç ölmeyecekmiş gibi dünyanın güzelliklerini, insanlığı sevmek… Tam ortada tutmak kalbi, işte en güzeli!

İnsan kalabilmek umuduyla… Acımız bir, umudumuz evrensel, hoşgörümüz sımsıcak olsun dilerim…

#ebrucahisler

Yazı kategorisi: Edebiyat

Geçmiş Moda

Camların ardında biriken toz taneleri
Yaşanmışlık hissi veren
Gri duvalara eşdeğer.
Altında turuncu plaklar gizli gri renkler…
Milyon yıllık bir pardesü giymiş boyacılar,
Giyilebilir.
Sarısına siyah, alına mor
Karışabilir…
Geçmiş sözlerin, lügatların,
Abc’si silinmiş alfabelerin,
Hatta yalan ardı saklı kirliliklerin
Önemi yoktur, atılabilir.
Sandıklarda kokar en taze anılar
İçlerinde sonsuz heves,
Sonsuz düş kırıklığı…
Zıt düşünceye gebe ömür,
Birinde çağlayan hayat
Diğerinde inci göz yaşı…
Ve umulur, unutulur da.
Sandıklar bir evden diğerine geçer.
Akıl kalır gri boyalarda.
Turuncular aniden gün ışığına çıkar.
Bu alelade bir bekleyiş değil,
Bir çocuktan bin heves eder.
Ansız tablolar barınır
Alacalı kalbimin hizalarında.
Denk düşer iki el,
Duyulabilir en derin nidalarda.
Milyon yıllık pardesüler,
Kokusu kaçmayan gül suları
Elleri nazik kına merasimleri…
Özlenebilir…
Modası geçmez türküler çalar
Hoş sokakların birinde.
Ansız davulcular belirir ya
Belirebilir…
Bir büyük menekşeyi andırır gözler.
Afrika menekşeleri de dahildir.
Edilebilir…