Etiket arşivi: Edebiyat

DİANA

Bir acı bir resme nasıl fısıldar?
Siyahın sonsuz gecesi, bir elbiseyi karalar.
İyilik matemine bürünmüş cesetler kadar
Özgür yolun yolcusu elleri
Kendinden kurtar.
Çocuk şekerleri kraliyete yabancıdır
Ve gözyaşları hep sana akacak.
Saraylardan, sancısı bitmeyen
Alçak rozetlerden
Gözlerinde, kan notaları çalacak.
Kurtuluş şarabı, kaldırılan hayale uzak,
Ve bilir misin,
Sosyete adını lekeleyen keskin bir bıçak…
İntikam yemini eden gözlerin hala sıcak
Kalbi uzaklara çarpan kadınlar gibi ırak…
Diana,
Derdin kölesini ezen başkaldırı,
Unvanın kibrinden uzak güzelliğin,
Küte çalan iyimser sarılıklar,
Bir yonca şansından uzak gerçeklik…
Hepsi senin için yaratılmış.
Ahh Diana,
Ölümler süslerken bedeni
Yalnız iki gerçeklik kalır,
Hayal ve kırıklığı…
Sen hayalsin, gerisi hayal kırıklığı…

Dön İçine

Merhaba sevgili okur ve yazarlar, hayatta neşesini hala kaybetmeyenlere merhaba… Geçen gün rast geldiğim bir sözü sizinle paylaşmak istedim. Kime ait olduğunu bilmesem de bu cümlenin tesirine kapıldığımı belirtmek isterim.

Galibiyet yabancılaştırıcı bir yolculuktur. İnsan evine kaybedince döner”

Öncelikle bu cümleyi derinden hissetmenizi istiyorum. Evden kasıt ne olabilir sizce? Ev dediği, içimizde bir yerlerde bize ait olan bir sığınak olabilir mi? Hep hata üstüne hata yapsak da bizi orada bekleyen benliğimiz olabilir mi?

Ahh biz insanlar, öyle benciliz ki kendimize karşı. Bir anda kendimizi yalnız bırakıp terk edecek kadar gözü hayale kapılanlarız. Nerede mutlu isek orada açarız gözlerimizi. Ve hissettiğimiz pembe panjurlar, bir sonsuzluk denizine açılır zannederiz. Oysa denizler lağım çukurlarına dönüştüğünde, kapılar bir bir suratımıza kapandığında tıpış tıpış geri döneriz. Nereye mi? Tabi ki yalnızlığa mahkum ettiğimiz kendimize.

Galibiyete alışmış yüreklerimiz, içimizdeki eksik yanları görmek istemez. Çünkü en iyisi olduğumuzu zannettiğimizde eksiklerimiz gözümüze batmaya başlar. Umursamaz tavırlar benliğimizden uzak eyler bizleri. Güçlü hegomanyalara sığınmış küçük bedenlerimiz, yaralı kalbimizi bir kenara iter. Her şey biter, herkes gider. Başarılar bazen son bulur ikilem dünyasında. Zaten her şeyin bir sonu olmaz mı? Olur yahu olur!

Alışılmışın dışına çıkan bedenlerimiz, doğru yola istemeden sürükler kendini. Bu bir nevi doğanın muazzam dengesi gibi olağandır ,yapılabilir. Yollar çakıllı taşlardan geçirirken ayaklarımızı, yolun sonunda yaralı bir benlik göz kırpar. Tut ellerimi hala buradayım dercesine…

Yıllardır sahafta bekleyen tozlu bir kitap gibi yorgundur içimiz. Oysa bu yorgunluk emindir ki, sahibi bir gün dönecek. Benliğimiz ve ruhumuz bize karşı hep merhametlidir. Ona karşı sonsuz hatalarımız olsa da bizi bekler, bizi sarar ve bizi en iyi o anlar. Cümlede de söylendiği gibi insan kaybedince evine döner. Kendine döner.Evi onu bekler…

Bizler çevremize karşı hep hoşgörülü birer melekleriz. Hatalara hep boyun eğeriz. Oysa kendimize karşı sabrımız hiç yoktur. En küçük hatamızda kendimize bir tokat atmak için pusuda bekleriz. Oysa benliğimiz bizi hep olduğu gibi kabul eder. Bizler de onun bu merhametine sığınıp onu sımsıkı kucaklamalıyız.

Kendinin değerini, ruhunun sesini kaybetme sevgili dost. Senin ona, onun sana ihtiyacı var… Sevgiyle kal…

https://youtu.be/6-2UsnGIPPA Bu şarkıyla kendimize “bana sen lazım” diyelim mi? 💕

Bağlar

Bir akşam serinliğinde cılız kelimeler fısıldar ya kulaklara… Öylesi tiz seslere hazin geceler eşlik edermiş. Ötesi görünmeyen köyler kılavuz istemez ya… Öylesi yollara kalbin yarinliği eşlik edermiş. Bir saklı giz içinde açılıverir dünya. Açılmaz ruhun sancısı. Elde edemeyişler vardır bilirsin. Çabalamanın kıyısında yaşadığın, yaşamaya itildiğin kıyılar…

Şimdi seninle bir yazgımız olsun desem, gitmeleri meşhur edersin. Yazgılar bile çirkinleşir harikalar diyarında. Şimdi bir umut çizsem, kurşunlara zam gelir. Ayrık otlar biter gönül tarlasında. Koparılmayan bağların aksine güçlüdürler. Çünkü bağlar elbet bir gün koparlar…

Derin Yalnızlık

Sizlere yazmakta olduğum “Prangalar Ardında Eskitilmiş Yalnızlık” kitabımdan bir bölüm paylaşmanın mutluluğu içerisindeyim. Keyifli okumalar dilerim efenim…

Sevgili dost;
Koca evrende muazzam yaratılan her şey gibi, hepimizin muazzam bir kalbi var. “İçlerinde kötüler de var, öylesi bir kalp muazzam olamaz” dediğini duyar gibiyim.
Şunu unutma ki, her insan doğası gereği iyilik barındırır içinde. Fakat her insan aynı yaşama sahip değildir. Çevre faktörleri, insan ilişkileri, aile yapıları küçük bir çocuğu ileride bir canavara dönüştürmeye yetebilir. Hiç düşündün mü, küçükken her çocuk ne kadar da masum… O masum çocukları evirip çevirip kötü kalplere dönüştüren elbette bir sebep olmalı değil mi?


Keşke her insan parıltılı yaldızlar içerisinde büyüyebilseydi. Evet bunu isterdim dost. Elbette senin o iyilik dolu yüreğin de isterdi. Hayat gerçekleri yüzümüze vururken, her insanın bambaşka serüvenden geçtiğini görebiliriz. Gördüklerimiz ile isteklerimiz bambaşkadır. Bu yüzden kimsenin hayat hikayesini bilmeden ona kızma derim ben. Zor bir süreçten geçerken her insan asabi davranışlar sergileyebilir. Bu durumu olağan da görmüyorum fakat en azından anlaşılmaya ihtiyaçları var.


Belki de bu satırları okurken aslında o kişi benim diyebilirsin. Geçirdiğin onca süreçten sonra içinde bitmek bilmeyen nefret ve sinir duygusu ile baş başasın. Çevrendekiler ne yaşadığını bilmeden sadece şu anki davranışlarınla seni eleştiriyor olabilir. Sonra dönüp hem o kişilerden hem de onlara bu davranışı sergilemeye sebep olduğun için kendinden nefret etmeye başlayabilirsin. Nefretin öyle büyür ki bir başkasını bırak, kendini dahi sevemezsin. Kendi benliğini sevmeyen insanı ise kimse sevemez dost.


Yaşadıklarından bir ders çıkar diye kestirip atmak istemem. Seni anlamayı seçiyorum dost. Ve senin de kendine anlayışla bakmanı, kendini sevmeni istiyorum. Sevgi her şeyi güzelleştirir…


Evrende güneşin kendini beğenmediği için bir daha doğmak istemediğini görmedim. Uğur böceğinin, diğer böceklerden daha çok sevilmesini kibre dönüştürdüğünü, yıldızların ben olmasam geceleri vasattır dediğini hiç görmedim. Köpekler kadar kedilerin de vefalı olduğunu, üstelik her böceğe, en çirkin dediğimiz böceğe bile evrende ne kadar ihtiyacımız olduğunu gördüm.


İnsan dünyada çirkinlik görmek isterse, en güzel manzaralara bile burun kıvırır. Ve bir güzellik görmek isterse aynaya bakması yeterli… Görmek aslalonı da ortaya çıkarmaz belki, görmenin ötesinde olan şey hissetmektir. İşte bir insan en güzel tabirle, hayatında bir güzellik görmek isterse, kalbini hissetmesi yeterlidir.

Şimdiye kadar hiçbir şekilde güzel hisler barınmadı belki içinde. Yalnızlık duyguların öyle kapladı ki içini, hiçbir dost, hiçbir mekan seni o yalnızlıktan çıkaramadı. Seni bu duruma iten sebepleri düşünmek istesen yaşadığın hangi durumlar seni korkuturdu? Tüm bu sebepleri ve kendine korkunç gelen yaşadıklarını bir kağıda yazabilir misin dost? Yazmak fark etmediğimiz çoğu durumu açığa çıkarır. Yazdığın her maddeyi  tekrar tekrar okuyup aştığın o koca zorluklara bir bak. Hiçbiri seni devirmeye yetmedi. Aksine gülümseyen gücünün farkına var. Tüm bu zorluklar yıkılmana sebep olduysa da ne olmuş? Kimse yan yattı diye ayağa kalkmaktan vazgeçer mi?


Seni huzursuz eden nedir dost? Yalnızlığa mahkum eden ne?
Fazla kilolarınla, yüzündeki kırışıklıklarınla, bedeninin minikliği ile her zaman özelsin. İnsan kendi içini fark ettikten sonra inan bana asla yalnız değildir. Yalnızlık tek başına sinemaya gitmek, tek başına kahve içmek değildir ki… Elbette insan kendine, kendi başına vakit ayırmalıdır, bunu sakın unutma.


Yalnızlık belki de çevrende anlaşabileceğin onca insan varken hepsine yüzünü dönmektir. Belki de hiçbir insana güvenmemektir. Durup dururken bu düşüncelere kapılmadın. Kendini suçlu hissetme. Suçluluk duygusu hiçbir zaman bırakmaz insanın yakasını. Ve mutlu olmaya hep engeldir. Bu duyguları hissetmen, yaşamış olduğun, geçmiş olduğun süreçlerden kaynaklı elbette. Güven duygunun alt üst edilmesinden dolayı bütün insanlığı güvensiz algılayabilirsin.
Çevrende duyduğun onca yalandan sonra sanki herkes sana yalan söyleyecek gibi gelir.
Tüm bunları seninle aşabiliriz dost. Elbette ki hayatın boyunca bu gibi durumlar başına gelecek. Her insanın yaşayabileceği bir durumdan bahsediyoruz. Yalnız kendine davranılmış gibi hissedip neden hep ben diye düşünme.


Yalnızlığa alışmış olman, yeniden hayatına güzel insanlar almayacağın anlamına gelmez. Hem çevrende eminim seninle anlaşabilecek güzel insanlar hala var.
Bunun için sosyal çevre edinebilirsin. Merak duyduğun aktiviteleri deneyimleyip bu arada kendine göre arkadaşlıklar edinebilirsin. Yeni hayatlar keşfetmek, yeni ufuklara yelken açmak gibidir. Kötü de olsa her insandan öğrendiğimiz bir şey vardır. Kötüler sayesinde, iyi insanların kıymetini anlarız. Ve çabucak tanıyabiliriz artık bu insanları…


Sevgili dost, şimdi sevmediğin yalnızlığın karanlık yanına mı sığınacaksın? Dışarıda akan bir dünyada, sen hep mutsuzluğu, hüznü mü yakıştıracaksın kendine?
Mevsimler ardı ardına değişirken, tüm güzellikleri doğa önüne sunarken, sen tüm bunlara burun mu bükeceksin?
Her şey kendiyken güzeldir dost, sense özgürlüğüne aitsin. Haydi git ve özgürlüğüne dokun!!!