Etiket arşivi: hayat

BEDEL

Bazı taşlar ağırdır, iz bırakır.

Hayatta karşına çıkan engeller aşamadıkların kadar seni kısıtlar. Kısıtlandıkça özgürlüğün azalır. İnsan ne için yaşar? Özgürlük, iyi hayat… Kim istemez ki güzel bir bahçeli evde ailesiyle bir ömür mutlu olmayı.

Gelişimsel süreçte karşılaşılan engeller sayesinde insan zoru görür. Zoru gördükçe değil, zor basamakları aştıkça gelişir.

Yüksek konumlara dirsek çürüterek gelenlerin arkasında, harcanan mesailer vardır. Bir başarı istiyorsak bir bedel ödemek gerek. Bir sınav için uykudan feragat edip saatlerini çalışarak geçirmen o sınavda başarılı olman için gereken çabalardan bazılarıdır. Güzel görecelidir. Kimisi dünyayı gezmek ister, kimi sevdiğiyle ıssız bir adada insanlardan uzak bir hayat, bazıları karavanda rotasız bir hayat arar. Her şeyi gören gözler bir zaman sonra duymaya da başlar. Bu duyuş soyut anlamdadır. Hayat tekrarlardan oluşur. Bu tekrarlar kendi içerisinde çok boyutludur. Bazen bir müzik size kışın soğuğunda kahve içtiğinizi hatırlatırken, bazen gördüğünüz bir ağaç gençliğinizi hatırlatır. Göz o ağacı götür ama gençliğini duyar, gençliğini hisseder. Kulak alışılmış müziği duyar ama o anıları görür. Bir zaman sonra yaşadığın yıllar bir oyunun aşamaları gibi gelir. 1 yaşındasın, 1. Level veya 40 yaşındasın 40.level gibi…

Bu leveller için bedeller gerekir. Sabah saat kurmadan 5’de kalkmak için uzun süre biyolojik saatinizi oturtmak için alarm kurarak 5’de kalkmak gibi. 40 gün alarm ile 41.gün alarmsız olmasına rağmen tam saatinde uyandığınızı fark edeceksiniz. Yaşanmışlık, emekler ve çaba…

Keyfiyetten arınmış alışkanlıklar ve arkaya bakınca yerde silik olsa da belli olan ayak izlerin. Hayatın karlı yollarında yürüdükçe oluşan 43 numara botunun izi.

Güzel bir hayat için bedel ödemeye hazır mısın?

ÇIRPINIŞ

Gözlerimin nemlenmesine alıştımda,

Şu yüreğimin çırpınışına bir türlü alışamadım.

Hiçbir zaman olmayacak belki.

Bir hayal,

Bir rüya,

Yada bir efsun olarak kalacak şu yalan ömrümde.

Sonu tatlı biten masallar gibi umut edişimde mutlu biter mi?

Bilmiyorum.

Kıymetimi çok sık tartıyorum.

Kimsenin hayatında bir izim bile yok.

Sadece biriktirdiğim gözyaşlarına sahip ömrüm.

Tek bir gün özlenmek,

Tek bir gün gerçekten sevilmek.

O sevgiyi sonuna kadar hissetmeyi,

O kadar çok istiyorum ki.

Bunun tarifi yok.

Doya doya, sımsıkı sarılmak sevdiğime.

Çok istiyorum.

Ömrüm masamdaki mumlar misali,

Bir gün tükenip gidecek.

Kimsesizliğimin yarası ve ben,

Yitip gideceğiz bu dünyadan.

Lal olan dilim,

Korlarda çevrilircesine söyleyemediklerine yanacak.

Kavuşmak mahşere,

Söylenmeyenler kara toprağa nasip olacak.

Yangınımızı yağan yağmurlar dindirecek.

Umudumuzu seher vakitleri yaşatacak.

Gönül bedende ağırlaştıkça,

🌍 denen mezar bize dar gelecek.

Sağlıçakla kalın, varolun ey ehl-i dünya !

Sağlıcakla…

Selam olsun Cemal Süreya’nın öperken koklayan, özlerken burnunun direği sızlayanlarına… Selam olsun Ahmed Arif’in umutları yok olan, kalbi kırılan çiçek gibi insanlarına… Selam olsun Neşet Ertaş’ın bağlamasındaki ayrılığa, yoksuzluğa… Hakkımız helal olsun bu yalan dünyaya…

Sevgi Duvarı

Sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar piyasalar sanat sevicileri
Derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni
Yakanda bir amonyak çiçeği
Yalnızlığım benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi

Kumkapı meyhanelerine dadandık
Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, fasulye pilakisi
Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar
Sabahları açıklarda çöplüklerde bulurlardı leşimi
Öyle sıcaktı ki çöpcülerin elleri
Çöpcülerin elleriyle okşardım seni
Yalnızlığım benim süpürge saçlım
Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

Baktım gökte bir kırmızı bir uçak
Bol çelik bol yıldız bol insan
Bir gece Sevgi Duvarını aştık
Dustuğum yer öyle açık seçik ki
Başucumda bi sen varsın bi de evren
Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi
Ne kadar yalansız yaşarsak…

Can YÜCEL