Etiket arşivi: human

Robert Cornish

-TR-

Mart 1934. Robert Cornish insan üzerinde deneylerine başlamıştı. Dr. Robert Cornish’in laboratuvarında Lazarus’un ceseti inceleme altındaydı. Sallanma, ham bir dolaşım biçimi sağlar bu yüzde ceseti bir düzenekle sallamaya başlamıştı yani Lazarus’un atmayı bırakan kalbinin zayıf bir alternatifini yapmıştı. Yerçekimini kullanarak kan dolaşımı sağlıyordu. Berkeley merkezli labaratuvarında doktor, cesedin uyluğuna adrenalin, karaciğer özü, Arap zamkı ve kan demlemesini enjekte eder. Daha sonra Lazarus’un ağzına nefes alırmışçasına aralıklarla oksijen püskürtür, sallanan tahta yavaşça çözeltiyi vücutta yukarı ve aşağı çeker. Bu sayede vücut benzini tekrar koyulmuş motor gibi çalışmaya başlar. Bacak seğirmesi, nefes alışveriş ve açık bir kalp atışı ritmi Dr. Cornish için yeterlidir. Genelde sirk akrobatlarını ölüme meydan okuyan yüksekliklere fırlatmak için kullanılan ahşap teeterboard, Cornish tarafından çok daha tehlikeli bir şey yetiştirmek için kullanılıyordu, Yaşayan ölüler.

Problem vardı, Cornish’in nereden başlayacağı hakkında hiçbir fikri yoktu. Dönemine bakılırsa o dönemde boğulmuş bir kişiyi gün içinde canlandırmak için ortak davranışlar şunlardı:

  • Kurbanı sırtındaki bir varilin üzerinde yuvarlamak.
  • Havayı ağızlarına pompalamak için bir körük kullanmak [ve muhtemelen burunlarından dışarı doğru]. 

Bilinçsiz boğulan bir kurbanı canlandırmak bu yöntemlerle gülünç görünüyorsa, ölüleri geri getirmek için bunları kullandığınızı hayal edin. Robert Cornish, insanoğlunun bildiği hemen hemen her reanimasyon yöntemlerini denedi.1930’ların ortalarında, Cornish nihayet kazanan bir kombinasyona ulaştı: Sallanan bir teeterboard, adrenalin bazlı enjeksiyonlar…1934’te Cornish, kalbi durduktan 5 dakika sonra ölü bir köpek olan Lazarus IV’ü yeniden canlandırmayı başardı. Daha uzun süre ölü kalan köpekler o kadar iyi geri dödürülemedi. Ancak bazı nedenlerden dolayı, halk Fox Terrier’leri öldürme / zombileştirme fikrini garip bir şekilde itici buldu. Çok kötü bir basın haberinden sonra, Cornish UCLA laboratuvarından kovuldu ve daha uygun konumda, evinde çalışmalar yapmak zorunda kaldı.

Genç doktorun, insanları araştırmasının sadece insani değil, aynı zamanda hayati olduğuna ikna etmenin bir yoluna ihtiyacı vardı. Bu imkansız dilek, görünüşte sadece Robert Cornish ve araştırmasının reklamını yapmak için var olan Evrensel bir korku filmi olan Life Returns filmi kullanıldı.

Filmde, John Kendrick (Onslow Stephens), araştırmasını finanse eden bir ilaç şirketi için çalışan, yaşam restorasyonuna takıntılı bir doktordur. İşvereni onu biraz daha “pratik” bir şey çalışmaya teşvik ettiğinde, Kendrick çırpınır, delirir ve depresyona girer. Her nasılsa, doktorun oğlu Danny’nin (George Breakston) saygısını geri kazanabilmesinin tek yolunun, sevgili ölü köpeğini canlandırmak için Robert Cornish’in yardımını almak olduğu anlaşılıyor.

Cornish, Kendrick’in eski meslektaşıdır. Kendrick büyük ilaçlarla uğraşmaktadır, Cornish araştırmayı doğru şekilde yaptı ve (filmde) büyük bir başarı elde etti. Hiçbir hayvan öldürülmedi ve daha sonra bu filmin yapımında hayata döndürülmedi. Şaşırtıcı bir şekilde, Robert Cornish aslında filmde kendini canlandırıyor. Daha da şaşırtıcı olanı, filmin doruk noktasında kullanılan köpek canlandırma görüntüleri, Lazarus deneylerinden birinin gerçek görüntüleridir.

Life Returns, unutulmasaydı, halkın düşüncelerini Cornish’in lehine çevirebilirdi. Önümüzdeki on yıl boyunca, tartışmalı doktorumuz sürekli olarak belirsizliğin yaygara koparan sularında sürüklenmeye başladı. Tamamen ortadan kaybolabilirdi, eğer önerilen bir deney olmasaydı, köpekleri öldürmek ve canlandırmak, görünmez bir göle çıplak bir dalış yapan görünmez bir adam gibi görünmesini sağladı, yani hiçbir şey gibi değil ama her şeydi. Yaptıkları hiçbir şeydi ama her şeydi…

1947’de, mahkum edilen çocuk katili Thomas McMonigle, Dr. Cornish ile tuhaf bir teklifle temasa geçti. San Quentin’de ölüm cezası bekleyen Thomas, Cornish’e vücudunu sunmuştu McMonigle’yi yeniden canlandırılabileceğine inanıyordu. Tek ihtiyacı olan cesede derhal ulaşmaktı. Ne yazık ki, hapishane gardiyanı bu fikre karşı çıkmıştı. McMonigle bir gaz odasında idam edilmek üzere ayarlandı. Bu odanın, herhangi birinin güvenli bir şekilde girebilmesi adına infazdan sonra havalandırılması için en az bir saat gerekiyordu. Robert Cornish mahkûmu öldürüldükten hemen sonra diriltmek istiyorsa Cornish’te ölebilirdi. Robert Cornish in Life Returns filminde, “Şimdi otur, bu seni sadece birazcık öldürecek.” gibi psikopat replikler kullanmaktaydı belki de gerçek hayatında da bu kelimeleri deneklere fısıldadı.

Doktor bir noktada ortaya attığı diriltme kavramının kanıtı olarak bir koyunu gazla canlandıracağını söyleyerek ülke çapında manşetlere çıktı. Ancak pratik kaygıların ötesinde, daha da sıkıntılı bir yasal değerlendirme var. İdam cezasına çarptırılan biri idam edilirse, daha sonra yeniden canlanırsa, ölüm cezası ne olacak? Doktorun bu teorisi kanıtlanır ve uygulamaya konulursa geniş çapta sorunlar da yanında gelecekti. Şimdi ne düşündüğünü biliyorum. Hayvanlar üzerinde henüz mükemmelleştirmemişken, neden insanları bu tuhaf deneye tabi tutmalıyız? Dr. Cornish, sadece 5 dakika boyunca ölü olan bir köpeği canlandırmayı başardı. 

2003 yılında, Pittsburgh’daki bilim adamları, köpekleri 2 saate kadar öldükten sonra canlandırabileceğinizi keşfettiler. İlk olarak, araştırmacılar, hayvan deneklerini kana bulanarak öldürdüler. Daha sonra köpeklerin damarlarına neredeyse dondurucu bir salin çözeltisi pompaladılar. Bu, kalıcı hasarı önlemek için organlarını soğuttu. Son olarak, tuzlu su çözeltisini orijinal kanla değiştirdiler ve dikkatlice zamanlanmış elektrik şoklarıyla kalp ritimlerini tekrar var ettiler. Test edilen 27 köpeğin 24’ü canlı olarak tekrar havladı. 

Yeniden canlanma bilimi söz konusu olduğunda, pratik faydaları (yani boğulmuş, şok olmuş ve boğulmuş olanları canlandırmak) bariz sürünme faktöründen ayırmak zordur. Robert Cornish’in tuhaf araştırma tarzı kesinlikle bu ayrıma yardımcı olmadı. Yani doktorun teorisi her ölüm şeklinde öleni geri döndüremedi…

-ENG-

March 1934. Robert Cornish began his experiments on humans. Dr. Lazarus’ body was under investigation in Robert Cornish’s lab. The swaying provides a crude form of circulation so that the face began to shake the corpse with a mechanism, a weak substitute for Lazarus’s beating heart. It used gravity to circulate blood. At his Berkeley-based lab, the doctor injects an infusion of adrenaline, liver extract, gum arabic, and blood into the corpse’s thigh. It then sprays oxygen into Lazarus’ mouth at intervals as if he were breathing, the rocking board slowly pulling the solution up and down the body. In this way, the body starts to work like an engine that has been refueled. Leg twitches, breathing and a clear heartbeat rhythm. Good enough for Cornish. Often used to launch circus acrobats to death-defying heights, the wooden teeterboard was used by the Cornish to raise something far more dangerous, the Undead. There was the problem, the Cornish had no idea where to start. Judging by the period, the common behaviors to resuscitate a drowned person during the day were: Rolling the victim over a barrel on their back. Using a bellows to pump air into their mouth [and possibly out through their nose]. If reviving an unconscious drowning victim seems ridiculous with these methods, imagine using them to bring back the dead. Robert Cornish tried almost every reanimation method known to man. In the mid-1930s, Cornish finally came up with a winning combination: a rocking teeterboard, adrenaline-based injections… In 1934, Cornish, a dead dog, Lazarus IV, 5 minutes after his heart stopped. He was able to revive it. Dogs that remained dead longer weren’t able to be returned so well. But for some reason, the public found the idea of ​​killing/zombifying Fox Terriers oddly repulsive. After some very bad press coverage, Cornish was fired from the UCLA lab and had to do studies at the more convenient location, at home. The young doctor needed a way to convince people that his research was not only human, but vital. This impossible wish was used in the movie Life Returns, a Universal horror movie that ostensibly only exists to promote Robert Cornish and his research. In the movie, John Kendrick (Onslow Stephens) is a doctor obsessed with life restoration who works for a pharmaceutical company that funds his research. When her employer encourages her to work on something a little more “practical”, Kendrick stumbles, goes crazy, and falls into depression. Somehow, it turns out that the only way the doctor’s son, Danny (George Breakston) can regain his respect, is to enlist the help of Robert Cornish to revive his beloved dead dog. Cornish is Kendrick’s former colleague. Kendrick is into big pharma, Cornish did the research the right way and had great success (in the movie). No animals were killed or brought back to life later in the making of this movie. Surprisingly, Robert Cornish actually portrays himself in the movie. Even more surprising, the dog animations used at the climax of the movie are actual footage from one of the Lazarus experiments. If Life Returns hadn’t been forgotten, it might have turned public opinion in Cornish’s favour. Over the next ten years, our controversial doctor began to drift constantly in the clamoring waters of uncertainty. He could have disappeared altogether, if it weren’t for a proposed experiment, killing and resuscitating dogs made him look like an invisible man taking a nude dive into an invisible lake, so it was like nothing but everything. What they did was nothing but everything… In 1947, convicted child murderer Thomas McMonigle, Dr. Contacted Cornish with an odd proposal. Awaiting the death penalty in San Quentin, Thomas had presented his body to the Cornish, believing he could revive McMonigle. All he needed was to reach the body immediately. Unfortunately, the prison guard disagreed with the idea. McMonigle is set to be executed in a gas chamber. This room needed at least an hour to ventilate after the execution so that anyone could enter it safely. If Robert Cornish wanted to resurrect the prisoner immediately after he was killed, he could die in Cornish. In the movie Robert Cornish in Life Returns, “Sit down now, this will just kill you a little bit.” He was using psychopathic lines such as, perhaps, he whispered these words to the subjects in his real life.

The doctor made nationwide headlines by saying that he would gasify a sheep as proof of the resurrection concept he had come up with at one point. But beyond practical concerns, there is an even more troubling legal consideration. If a person sentenced to death is executed and then resurrected, what about the death penalty? If the doctor’s theory were proven and put into practice, a wide range of problems would come with it. Now I know what you’re thinking. Why should we subject humans to this bizarre experiment when we have not yet perfected it on animals? Dr. Cornish managed to revive a dead dog for only 5 minutes.

In 2003, scientists in Pittsburgh discovered that you can revive dogs after they’re dead for up to 2 hours. First, the researchers killed their animal subjects by soaking them in blood. They then pumped an almost freezing saline solution into the dogs’ veins. This cooled his organs to prevent permanent damage. Finally, they replaced the saline solution with the original blood and restored their heart rhythms with carefully timed electrical shocks. Of the 27 dogs tested, 24 barked again live.

When it comes to revival science, it’s hard to separate the practical benefits (i.e. reviving the suffocated, shocked, and suffocated) from the obvious creep factor. Robert Cornish’s peculiar research style certainly did not help with this distinction. So the doctor’s theory could not bring back the deceased in every form of death…


Kaynaklar:
Eisenberg. M. S. (2005). Kardiyopulmoner resüsitasyon bilim tarihi. J. P. Ornato & M. A. Peberdy (Eds.), Kardiyopulmoner Resüsitasyon (s. 1-9). Totowa, NJ: Humana Yayınları.
Swain, F. (2013). Bir zombi nasıl yapılır: Reanimasyon ve zihin kontrolünün gerçek yaşam (ve ölüm) bilimi Londra, İngiltere: Oneworld Yayınları.
Behringer, W. ve ark. (2003). Derin hipotermi ile askıya alınmış animasyon kullanan köpeklerde 60-120 dakikalık klinik ölümden sonra beyin hasarı olmadan hayatta kalma. Yoğun Bakım Tıbbı, 31(5), 1523-31.

The Future of WordPress.com

To put an end to this confusion (.org-.com), I have prepared a short informative article.

WordPress.org and . com extension is divided into two. While the com extension is a practical site building address established by automattic, the org extension is a difficult site building address that requires completely files and code. Of course, difficulty is relative.

WordPress.org is an address without a social network, while WordPress.com is a good blogging site for individuals with more average computer skills that have a social network in itself and you can follow.

If you look at WordPress.com sites, you will see mostly blog-style sites on topics such as personal development, literature, technology, and news. Yes, unlike other social media applications, we can say that this is a place frequented by intellectuals, purified from evil. Since the people here are generally individuals who want to spend their free time reading something, it is useful for the articles to be fluent and visually readable.

I think this platform will become famous and more active in the future. When people realize that their time is wasted, they will understand that it is more useful to head to this platform and learn something.

Our duty in this regard is to make admin friends, that is, to follow other sites, like their articles and efforts, and make comments.

What do you think about WordPress?
You can write in the comments.

Türk Mitolojisi ve Türk Dini Tengri/ Türk Mythology and Türk Religion Tengri

-TR-

*Scroll to the end of this page to read it in English. Our translated article in English is available at the bottom of this page. If you want other language support, you can use the translate plugin that appears on the left and right in this page. Translate plugin includes all languages.

Zamanı sonsuz olarak yalnızca tengri yaşar, insan ise iyi yaşayıp ölmek için dünyaya gelmiştir. -Orhun Abideleri

Türkler tarih sahnesine çıktığı zamanlarda tengri dini ile dünyaya bakardı. Tengri dini iyiyi öğütler. Bu dinde hayvan ve doğa kutsaldır. Tanrı somut bir yaratıcıdan ziyade yaşatandır. Tanrı tengri dininde yaşamın kendisidir. Tengri dininde ibadet doğaya karşı yapılır. Tengri dini insanlara bir şey dayatmaz insan sadece iyi yaşamalıdır ve çevresine de zarar vermemelidir. Bu din aslında doğa ile iç içe yaşamak için oldukça iyidir. Diğer dinler gibi belirli günlerde sayılı ibadet hareketleri veya şekilleri yoktur. Bir insanın yaşaması için gereken ne varsa tengri dini için o ibadettir. Bu dinde bir insan herhangi bir canlıya sebepsiz yere zarar veremez. Ya canını kurtarmak için ya da o canlıyı kurban ederek yemek için zarar verebilir. Kainattaki bütün varlıklar bu eşittir. Tüm canlılar sınıflamalar şeklinde yaşam zincirinin birer halkasıdır. Dinin en büyük öğretisi doğa ile uyum içinde, doğaya ve canlılara saygı içinde yaşamaktır. Tengri dininde kötülük yapan insanlara dünyada tanrı ceza vermez. Çünkü bu dinde tanrı eli sopalı bir insan gibi algılanmaz. İnsan doğayı kirletirse cezasını doğada çeker. İnsan hayvana zarar verirse cezasını kırılan zincir halkasına geldiğinde öder. Mesela bir bölgede sırf soktuğu için sebepsiz yere tüm yılanları öldürürseniz o bölgede yılanın beslendiği fare ve köstebek gibi diğer canlıların istilasına uğrar, bir başak dahi buğday büyütemeden açlıktan ölebilirsiniz. Bu ceza değilde nedir? Bu dinde peygamber mehdi gibi aracılar yoktur ve olamaz. Çünkü bütün varlıklar tengri yani doğa önünde eşittir. Kimse seçilen veya diğerinden önemli bir konuma sahip değildir. Tengri dinin bir kitabı veya yazılı bir kutsal kanunlar belgesi yoktur çünkü bunlar insanın eseridir. Tanrının kurallarının yazılmaya ihtiyacı yoktur. Tengri dinin kitabı doğanın ta kendisidir. Doğayı iyi okuyan tengri dininin kitabını da iyi okumuştur. Tengri dininde yasalar ve kanunlar yoktur. Farzlar ve sünnetler yoktur. İyiler ve kötüler de tengri dininde belirlenmez. Tengri dini başka dinlere küfretmez çünkü tengri dinine göre dinler de yoktur. Tek tanrı vardır. O da insanın koyacağı, insan aklıyla yapılacak demokrasi, bürokrasi işleriyle kainatı yönetmez. İnsan üstü bir güçle yönetir. Toplum kurallarını bu dinde insan belirler. Bir eve ne zaman et gireceğini, kaç çocuk doğacağını insan belirler. Tengi dininde diğer dinlere kıyasla erkek egemenliği yoktur. Tüm canlılar eşittir. Tengri dininde Arapların “kadın cadıdır öldür gitsin”, “Kız çocuğu öldürün”, “Çocuğunuzu kurban olarak kafasından kesin” gibi şeyler asla ve katiyen yoktur ve bu tür şeyler tengri dininde kabul edilemez. Tengri dinine mensup toplumlarda bu tarz arap kültüründeki gibi insanlık dışı, doğaya ve canlılara zarar veren uygulamalar cezalandırılır. Toplumlar kendi kurallarıyla bu tür kişi ve toplulukları tengrinin hediyesi doğayı korumak için cezalandırmıştır. Tengri dinine göre her canlı topluluğu kendi kurallarını oluşturmalıdır. Kuralsız bir toplum yanlışa sürüklenebilir ve doğayı kirletebilir. İnsan üstün bir ırk değildir. İnsan farklı bir ırktır. Karınca düşününü, kendi kuralları vardır. Örneğin sürü pskolojisiyle hareket ederler ve en önemli öncelikleri doğanın imkan verdiği kadar yaşamaktır. İnsan da karıncalara gibi çalışır, yemek depolar ve topluluklar halinde yaşar. İnsandaki düşünme ve akıl becerisi insan ırkının gücüyle doğru orantılı olarak insana tengri tarafında verilmiştir. Aslında her şey eşittir. Bir fil mi güçlüdür? Bir insan mı? Tabi ki fil büyüktür ve fil güçlüdür ama görüyoruz ki insan ürettiği silah ve tuzaklarla filleri oyuncak gibi öldürebiliyor ve çoğu canlıların neslini insan tüketiyor. Şimdi soruyorum insan mı güçlü? Fil mi? Eğer tengri dini dünyaya yayılmış olsaydı ve herkes tarafından benimsenmiş olsaydı katledilen kadınlar ve sırf ibadet yapmadı diye işkencelerle öldürülen canlılar olmayacaktı. Tengri dininde canlılar tek eşli olarak yaratılmıştır. Diğer dinlerin emrettiği erkil emirlerin yani istdiğin kadar kadın al gibi erkek zevkine odaklı emirler tengri dinine aykırıdır. Tengri dininde kadın eş ve erkek eş olarak 1 kadın, 1 erkek vardır. Fakat kadın ve erkek ortak bir karara varıp isterse haneye 3. bir gönüllü eş girebilir. Fakat bu durum nadir ve aykırıdır. Çoğu Türk kadını ve erkeği eşleri öldüğünde yalnız yaşamış ve yalnız ölmüştür. Tabi ki eş ölümü sonrası tekrar evlilik de tengri dininde insanın seçimine bırakılmıştır. Tengri dininde bir düzen kurulması için çaba yoktur. Zaten tengri düzenin ta kendisidir. Siz bu düzene uymazsanız zincirin dışında kalırsınız ve kendiniz ellerinizle cazalandırılmış olursunuz. Tengri dininde herkes eşit besin kaynaklarına sahiptir. Güçlü olan avladıklarını güçsüzlerle paylaşmalıdır. Tıka basa doymak hoş karşılanmaz. Herkesin karnının dolu olması gereklidir. Herkes tok ise doğa işliyor ise bu tengri ve tengriye uyan canlılar sayesindedir. Tengri dini tüm canlıların dinidir. İnsanların tengriyi benimsemeleri veya uymamaları tengri için bir şey farkettirmez. Tengri dini bir insan aracılığıyla dinini yaymaya, dinine girmeyenlere yaptırım uygulamaya da çalışmaz. Çünkü buna ihiyacı yoktur. Tengri dini, yerine başka ırkların elleriyle çıkarılmış ağır ölümcül yaptırımları olan korkutucu dinler yüzünden gün geçtikçe unutulmaktadır ve unutuldukça insan kainat yolundan sapmaktadır. Tengri kendisine dua edilmesini istemez. Çünkü yarattıklarının düzen içinde yaşaması onun için bir dua niteliği taşır. Tengri ile şaman kültürü karıştırılmaktadır fakat şaman kültürü bir din değil insanların topluluklarının belirlediği bir kültürdür. Tanrıyı anlama ve ona teşekkür etme şeklidir. Tengri dini şaman kültürüyle ilgili değildir. Tengri her şeydir.

Tengri tek tanrıdır fakat ona mensup olanlar onu tam anlamadığı için her şeyde tengriyi görmüştür. Her gördüğü tengri suretine de isimler vermişlerdir. Tengrinin doğayı korumak içi her şeye bir manevi koruyucu koyduğuna inanmışlardır. Bu koruyucular tengrinin bir parçasıdır ve hepsi tengridir. Yani kainat ve doğanın ta kendisidir. Bunlar şöyledir:


Tengri – Gök tanrısı. Her şeyin kendisidir. Kainat düzeninin ta kendisidir. Tengri, Göksel küreyi kontrol edendir.

Photo by Pixabay on Pexels.com


Kayra (veya Kaira) – Türk mitolojisinde Tanrı’nın ruhu ve yaratıcı tanrıdır. Gök tanrısının bir parçasıdır. Gök tanrı Tengridir.

Photo by Myriams Fotos on Pexels.com


Erlik veya Erklik-Erklikhan – Ölülerin ve yeraltı dünyasının tanrısı. Tengri dinine mensup kişilerde öldükten sonra yapılan iyilik ve kötülüklerin bir karşılığı vardır. Ve bu karşılık için tanrının diğer bir parçası Erliktir. Erlik yeraltının yönetici gücüdür.

Photo by Ellie Burgin on Pexels.com


Ülgen (veya Ulgen) – İyiliğin düzenleyicisi. Kayra’nın (Gök tengri’nin) parçası. “Türk” ve “Moğol” mitolojisinde canlıları oluşturan güçtür.

Photo by Vladimir Blyufer on Pexels.com


Mergen –. Kayra’nın parçası. Bolluk ve bilgi düzenleyicisidir. Bilgeliktir.

Photo by RF._.studio on Pexels.com


Kızagan – Avrupa Hunlarının savaş düzenleyicisi. İlk Türklerin bir savaş tanrısı yoktu. Kızagan, Kayra’nın parçası ve Ulgan’ın kardeşidir.

Photo by Gladson Xavier on Pexels.com


Umay veya Umai – Bereket düzenleyicisi. Tanrının dünyaya indirdiği düzeni sağlayan yaratılışa yardım eden dişiler, anneler ve çocuklar ile ilgili düzenleyici ve bunların hepsinin içindeki enerjidir.

Photo by Pixabay on Pexels.com


Kubai – Doğum ve çocuk koruyucu enerjisi. Doğum yapan kadınları korur. Çocuklara ruh verir.

Photo by Rodolfo Quiru00f3s on Pexels.com


Koyaş veya Kuyaş – Güneş ve Işık düzenleyicisi. Koyaş, Gök Tengri’nin yani doğanın parçasıdır.

Photo by Lachlan Ross on Pexels.com


Şimdilik bu kadarına değiniyorum çünkü bu ulu dinin inanılan düzenleyici enerjileri daha fazla ve bir yazıda bunların hepsinin geçmesi yazıyı uzatacaktır. Başka bir yazımda da Türk kültürü ve ananesinde Gök Tengrinin suretlerini yani düzenleyici enerjilerinin isimlendirmelerine daha detaylı değineceğim takipte kalın bizimle aile olarak liveterra olarak yaşayın.

*Not: Bu site reklam ücreti almamaktadır. Size sunulan tüm makaleler gönüllülük esasına göre evrenin iyiliği için, bilgi paylaşımı ve gelecek nesillere katkı için sunulmaktadır. Sitede gösterilen reklamlar domain sahibi olan wordpress’e aittir ve gelirleri uncef gibi hayır kuruluşlarına aktarılmaktadır.

Sizleri seviyoruz bir beğeniyi ve dostlarınızla bu yazıyı paylaşmayı esirgemeyin. Teşekkürler.

-ENG-

Only tengri lives eternally, man was born to live and die well. -orhun monuments

When the Turks appeared on the stage of history, they looked at the world with the tengri religion. Tengri religion preaches the good. In this religion, animals and nature are sacred. God is a living, rather than a concrete creator. God is life itself in tengri religion. In Tengri religion, worship is done against nature. Tengri religion does not impose anything on people, one should only live well and not harm their environment. This religion is actually quite good for living in harmony with nature. Like other religions, there are no numbered acts or forms of worship on certain days. Whatever is necessary for a person to live is worship for the tengri religion. In this religion, a person cannot harm any living creature for no reason. He can harm either to save his life or to eat that creature by sacrificing it. All beings in the universe are equal. All living things are a link in the chain of life in the form of classifications. The greatest teaching of religion is to live in harmony with nature, with respect to nature and living things. In the Tengri religion, God does not punish people who do evil in the world. Because in this religion, God is not perceived as a person with a stick. If a person pollutes nature, he will be punished in nature. If a person harms an animal, he pays the penalty when he reaches the broken chain link. For example, if you kill all snakes for no reason in a region just because they sting, they will be invaded by other creatures such as mice and moles that the snake feeds on, and you can die of hunger before you can grow a single ear of wheat. If this is not punishment, what is? There are not and cannot be intermediaries in this religion like the prophet Mahdi. Because all beings are equal before tengri, that is, nature. No one has a position chosen or more important than the other. Tengri religion does not have a book or a written document of sacred laws because they are the work of man. God’s rules need not be written down. The book of Tengri religion is nature itself. He also read the book of the tengri religion, which reads nature well. There are no laws and laws in Tengri religion. There are no fards and sunnahs. The good and the bad are not determined in the tengri religion. Tengri religion does not curse other religions because there are no religions according to tengri religion. There is only one god. He, too, will not rule the universe by means of democracy and bureaucracy that will be made by the human mind. He rules with superhuman strength. In this religion, people determine the rules of society. People determine when meat will enter a house and how many children will be born. There is no male dominance in Tengi religion compared to other religions. All living things are equal. Things like “the woman is a witch, kill her”, “Kill the girl”, “Cut your child off the head as a victim” are never and absolutely not acceptable in the Tengri religion. In societies that belong to the Tengri religion, inhumane practices that harm nature and living things are punished, as in Arab culture. Societies have punished such people and communities with their own rules to protect nature, the gift of tengri. According to the Tengri religion, every living community must establish its own rules. An unruly society can go wrong and pollute nature. Man is not a superior race. Man is a different race. Think ant, it has its own rules. For example, they act with a herd psychology and their most important priority is to live as much as nature allows. Humans work like ants, store food and live in communities. The ability to think and reason in human beings has been given to man on the side of tengri in direct proportion to the power of the human race. In fact, everything is equal. Is an elephant strong? Is it a human? Of course, the elephant is big and the elephant is strong, but we see that humans can kill elephants like toys with the weapons and traps they produce, and humans are consuming most living things. Now I ask, is man strong? Film? If the tengri religion had spread around the world and had been adopted by everyone, there would not have been women killed and creatures killed by torture just because they did not worship. In the Tengri religion, living things were created as monogamous. The masculine orders ordered by other religions, namely take as many women as you want, are against the tengri religion. In Tengri religion, there is 1 woman and 1 man as wife and husband. However, if both men and women come to a common decision, a third voluntary spouse can enter the household. But this is rare and unusual. Most Turkish women and men lived and died alone when their spouses died. Of course, remarriage after the death of the spouse is left to the choice of the person in the tengri religion. There is no effort to establish an order in the Tengri religion. In any case, tengri is the order itself. If you do not follow this order, you will be out of the chain and you will be punished with your own hands. In the Tengri religion, everyone has equal food sources. The strong should share their prey with the weak. Being stuffed is not welcome. Everyone should have a full stomach. If everyone is full and nature is working, it is thanks to tengri and living things that fit tengri. Tengri religion is the religion of all living things. It makes no difference to tengri whether people adopt tengri or not. Tengri is a religious human instrument

Tengri is the only god, but since those who belong to him did not fully understand him, he saw tengri in everything. They gave names to every tengri image they saw. They believed that tengri puts a spiritual protector on everything in order to protect nature. These protectors are part of tengri and all are tengri. In other words, it is the universe and nature itself. These are:

Tengri – God of the sky. It is everything itself. It is the order of the universe itself. Tengri is the one who controls the Celestial sphere.

Photo by Pixabay on Pexels.com

Kayra (or Kaira) – In Turkish mythology, she is the spirit of God and the creator god. It is part of the sky god. The sky god is Tengri.

Photo by Myriams Fotos on Pexels.com

Erlik or Erklik-Erklikhan – God of the dead and the underworld. There is a reward for the good and bad deeds done after death in people who belong to the Tengri religion. And for this response, another part of the god is Erlik. Erlik is the ruling power of the underground.

Photo by Ellie Burgin on Pexels.com

Ulgen (or Ulgen) – The organizer of goodness. Part of Kayra (Gök tengri). It is the power that creates living things in “Turkish” and “Mongol” mythology.

Photo by Vladimir Blyufer on Pexels.com

Mergen –. Part of Kayra. It is the organizer of abundance and knowledge. It is wisdom.

Photo by RF._.studio on Pexels.com

Kizagan – The war organizer of the European Huns. The first Turks did not have a war god. Kızagan is part of Kayra and brother of Ulgan.

Photo by Gladson Xavier on Pexels.com

Umay or Umai – Prosperity regulator. It is the organizer of females, mothers, and children, and the energy within all of them, that helps the creation that maintains the order that God has revealed to the world.

Photo by Pixabay on Pexels.com

Kubai – Birth and child protective energy. It protects women who have given birth. It gives spirit to children.

Photo by Rodolfo Quiru00f3s on Pexels.com

Koyas or Kuyas – Sun and Light modifier. Koyaş is part of Gök Tengri, that is, nature.

Photo by Lachlan Ross on Pexels.com

I’m mentioning this much for now because the believed regulative energies of this great religion are more and it would make the writing longer to go through all of them in one article. In another article, I will talk about the naming of the Gök Tengri in more detail in Turkish culture and tradition, stay tuned, live with us as a family as a family.

*Note: This site does not charge advertising fees. All articles submitted to you are presented on a voluntary basis for the good of the universe, for knowledge sharing and contribution to future generations. The ads shown on the site belong to wordpress, which owns the domain, and its revenues are transferred to charitable organizations such as uncef.

We love you, do not hesitate to give a like and share this article with your friends. Thank you.

Nesli Tükenen Kızıllar / Endangered Redheads

-TR-

Dünya nüfusuna oranla %2’lik dilim içinde kalan kızıl insanlar nesli tükenen canlılar gibi nesli tükenen insan türleri arasındadır. Akademik çalışmalar incelendiğinde kızıl insanların nüfusunun gün geçtikçe azaldığını göstermektedir. Bunun sebepleri arasında global bir köy haline gelen dünyanın güncel şartları sayılabilir. Göçler ve sosyal ağ farklı ırkların birleşerek karışık ırklar heterojen insan ırklar oluşmasına sebep olabilmektedir. Kızıl insanların geçmişi incelendiğinde antik dönemlerde genelde kızıl kadınlardan bahsedilir. Yahudilerde ise Lilith isimli kızıl saçlı kadın, tanrının yarattığı ilk kadın olarak bilinir. Adem ilk insan olarak bilinir. Adem ve Hava hikayesine benzer şekilde Adem ve Lilith de ilk insanlardan bilinir. Lilith veya Hava’yı çoğu diziler kızıl saçlı olarak beyaz perdeye aktarmaktadır. Genel algı ise ilk insanların esmer olduğu yöndedir. Bu gibi hikayeler çok eskiye dayandığı ve somut kanıtları olmadığı için farklı kültürlerde farlılık gösterebilmektedir. Örneğin Güney Afrika’da siyahi meryem ana gibi…

Kızıl olmanın da bazı avantajları ve dezavantajları vardır. Mesela Kızıl saç rengi (melanocortin-1 receptor) geninin mutasyona uğraması üzerine iki pigment olan ömelanin ve feomelaninin üretimlerinin etkilenmesiyle oluşur. Bu mutasyon koyu pigment olan ömelaninin üretimini düşmesine sebep olduğundan cilt UV ışığına karşı daha savunmasız hâle gelir. Yani güneşe karşı hassasiyet gelişir. Bunun yanında uyuşturulmak veya uyutulmak için daha fazla narkoza ihtiyaç duyar. Hissetme duyuları normal insana oranla daha fazladır. Sıcaktan ve soğuktan daha çabuk ve çok etkilenirler. Kızılların acı hassasiyetinin de fazla olduğunu gösteren çalışmalar mevcuttur. Avatajları bu tüm dezavantajların önüne geçmektedir. Antik Roma ve Yunan’da kızıl kadınların eş seçilmesi kızıl insanları toplum önünde yükseltmiştir. Yani bu kadar benzer insanlar arasında kızıl olmak iyi bir ayrıcalıktır. Tanrı’nın verdiği güzel bir hediyedir diyebiliriz.

-ENG-

Red people, who are in the 2% of the world’s population, are among the endangered human species, as are endangered creatures. When academic studies are examined, it shows that the population of red people is decreasing day by day. Among the reasons for this are the current conditions of the world, which has become a global village. Immigration and social network can lead to the formation of mixed races and heterogeneous human races by merging different races. When the history of red people is examined, red women are generally mentioned in ancient times. Among the Jews, the red-haired woman named Lilith is known as the first woman created by God. Adam is known as the first man. Similar to the story of Adam and Air, Adam and Lilith are also known from the early humans. Most serials transfer Lilith or Hava to the big screen with red hair. The general perception is that the first people were brown. Because such stories are very old and do not have concrete evidence, they may differ in different cultures. For example, like the Black Virgin Mary in South Africa…

Being a redhead also has some advantages and disadvantages. For example, red hair color (melanocortin-1 receptor) gene is mutated, and the production of two pigments, eumelanin and pheomelanin, is affected. This mutation causes the production of the dark pigment eumelanin to decrease, making the skin more vulnerable to UV light. That is, sensitivity to the sun develops. In addition, it needs more narcosis to be anesthetized or put to sleep. The senses of feeling are more than normal people. They are affected more quickly and more by heat and cold. There are studies showing that redheads are also more sensitive to pain. Its advantages outweigh all these disadvantages. In ancient Rome and Greece, the selection of red women as wives raised the red people in public. So being a redhead among such similar people is a good privilege. It’s a beautiful gift from God.

Nefes Alamıyorum

Düşünsene siyahi bir kişi olarak doğuyorsun. Doğduğun andan itibaren seni rengine göre ayırıp beyazlardan farklı yere koyuyorlar. Büyüyorsun. Okula başlıyorsun ve serviste sen ve seninle aynı renk çocuklar oturuyor. Önlerde beyazlar. Kafana işliyorlar. Beyazlar öndedir, önceliklidir, üstündür diye.. Tüm eğitim hayatında siyahsın diye arka sıralarda oturdun. Hep serseri gibi baktılar. Seni, siyahsın diye etiketlediler. Büyüdün evlendin. Çocukların oldu. Bir markete geliyorsun. Cebinde sadece 20 doların var. O 20 doları da başka Bi marketten para üstü olarak aldın. Gittiğin markette para sahte çıkıyor. Son paran olduğunu ve sigarayı geri vermemek istediğini söylüyorsun. Polis çağırılacağını duyunca haklı olduğun için tamam diyor ve marketin önünde aracının içinde bekliyorsun. Polis geldi . Yanlış anlaşılma olduğunu güzel bir dille söyledin ama unutma sen siyahsın ömrün boyunca sen siyahtın seni beyazlar hiç dinlemedi ki… Polis silah çekti, ters kelepçe vurdu. Seni hırpalamaya başladı. Sen de buna kayıtsız kalmayıp sesini çıkardın. Arabaya bindirilip hırpalamadan götürmelerini istedin. Polisler sinirlendi ve ABD Polis departmanlarında normalde yasak,” olağan üstü durumlarda yapılır” diye kural konulan hareketi yaptılar sırt üstü yatırıp, boğazına tek dizini basıp, diğer dizini de kaldırarak, eliyle de aşağı bastırarak seni boğmaya başladılar. Her şey normal bir yanlış anlaşılmaydı ama sen siyahtın polis beyaz… Yüzüstü yatırıldın. Boğazına dizini koydu bastırdı. Elleriyle dizini destekledi. Bastırdı. Sesin zor çıkıyordu. Nefesin yetmiyordu ama bağırıyordun. Son nefesinle anne, nefes alamıyorum dedin ve gözlerini açtığında sana doğru gözünün içine bakan biri seni sırf renginden dolayı boğuyor ve bundan zevk alıyordu. Artık öleceğini anlamıştın. Yalvarmayı bıraktın. Gözlerin kapandı. Öldün ama o kişi senin ruhunu bile rahat bırakmadı boğazından kalkmadı. Bastırmaya devam etti. Öldün. 9 dakika nefessiz kalarak boğuldun. 2 dakika daha nefessiz kalan cesedine bastırarak ruhunu da öldürmek istediler ama yapamadılar… Onlar cahildi, caniydi, güçlüydü, legaldi. Sen ise sadece siyahtın. Otopsi raporunu “sağlıksız beslenme ve sağlık sorunları kaynaklı polis arbedesi sonrası şok geçirerek nefessiz kalmak” şeklinde yalan yanlış doldurup cesedini ailene verdiler. Sen öldün çocuğun benim babam öldü ama dünyayı değiştirdi dedi. Sen ölmedin dostum. Ruhun diğerleri için yükseldi. Sen artık siyahın sadece ten rengi olduğunu, herkesin eşit olabileceği dersini dünyaya bir daha hatırlattın.

Charles BUKOWSKİ’nin de dediği gibi; Hangi çiçek diğerini sarı açtı diye ayıplar? Hangi kuş farklı ötünce diğerine yasak koyar? Derisinden, dilinden ötürü öldürülüyor insanlar. Ah insanlar! Her şeyi bulup, kendini bulamayanlar…

devlet yapan içindeki insanlardır. İnsanın siyahı beyazı olmaz. İnsanın rengi, dili, dini, ırkı olmaz. Atam Osmanlı imparatorluğunu kuran Osman Gazi’ye Şeyh Edebali’nin de dediği gibi. “insanı yaşat ki devlet yaşasın.”

Sokak ortasında yaşama hakkı elinden alınan George Floyd ve Eric Garner anısına…

İnsan Çöplüğü?!

İnsan Çöplüğü

Çevresel faktörlerin giderek hayatı daha çok şekillendirdiği bir sosyal düzen inşa edilmekte. Her zaman diyorum ya her söyleneni fazla ciddiye almamak gerek, insanlar davranışcı teoriyi doğrulamakta. Davranışçılar insanın bilişinden çok davranışının önemini vurgular. Yani söylediğine değil ne yaptığına, nasıl davrandığına bakarım diyorlar. Sokağa çöp atmayın diyen birisi 2 dakika sonra sigara izmaritini yola fırlattığı sürece söylenenlerin, sözlerin giderek değer kaybetmesi kaçınılmaz. İnsandan insana değer atfedilen sözler, insanına göre önemlidir. Misal Atatürk, Fatih Sultan Mehmed gibi tarihi şekillendiren şahsiyetlerin sözleri mi değerlidir, ülkede siyasal teolojiyi yayan, dini siyaset için araç olarak kullanan, enflasyonla mücadele edemeyen vasıfsız, hırsız, liyakatsiz ve Cumhuriyet düşmanı ülke yöneticilerinin kıytırık sözleri mi daha değerlidir?

Söylediklerimize göre hareket etmemeli, hareket edeceğimize göre, id veya süperegoya değil, egomuza göre konuşmalı ve davranmalıyız.

Bir de insan çöplüğünde bizlerin de yaptığı saçmalıklar kötü kokular yaymakta. Örneğin neden telefon gelince aaa bu çok önemli eşimin doğum günüyle alakalı bir parti düzenliyorum diyerek toplantıdan ayrılmak veya şu arıyor bu arıyor diye diğer insanlara açıklama yapmak alışkanlık haline geldi. Siz, biz neden diğerlerine açıklama yapmak zorundayız! Açıklama yapmak diğerleri karşısında kendinizi sorumlu hissetmemize sebep oluyor. Telefon mu çaldı, pardon de ve kalk kısık sesle konuş. Millete özel hayatınızı açmayı bırakın. Özel hayat kavramını artık biraz daha anlamlı kullanın. Bir sosyal medya grubuna giriyoruz hemen telefon numaramızla gruplara katılıp numaramızı binlerce kişiliği belirsiz insanlara sunuyoruz. Dolandırıcı sosyal medya uygulamalarına kişisel bilgilerimizi diğer firmalara el altından sattırarak onların cebine para koyuyoruz.

Bir de güvendiğiniz insanlar var. Önce en iyi dost, eş olarak özel bilgilerinizi sunduğunuz, her şeyi paylaştığınız insanlar. İnsana en büyük zararı en yakınları verir. Özel hayatınızda bu dost, eş gibi kişilere verdiğiniz bilgilerle güvenlik açığı oluşuyor. Tıpkı matrix filmindeki sistem gibi düşünün. Matrix’te neo’nun sürekli fikir danıştığı bir kahin vardı. O kahin aslında sistemin içinde bie programdı. Zamanla insanlardan tarafı seçen bir virüse dönüşen kahin de sistemin güvenini kullanıp güvenlik açığına sebep olmaktaydı…

İnsan çöplüğünden çıkmak için veya bu çöplüğe girmeden bir hayat sürmek için sizce neler yapılmalı?

Yorumlarda tartışalım 🙋🏻‍♂️