Yazı kategorisi: İnsan

Ölümsüzlük? (adrenochrome)

Böbrek üstü bezlerinden çıkarılan saf adrenalinlerin damardan enjekte edilmesi kulağa nasıl geliyor?

“Adrenochrome” bağımlılık yapan uyuşturucu madde olarak sınıflandırılan, genellikle 9 yaşında çocuklarda ve 9 yaşından ufak bebeklerde çok fazla üretilen, korku sonucu ortaya çıkan bir adrenalin türüdür. Kalbi durmuş bir kurbağaya enjekte edilmesi üzerine kurbağanın kalbini tekrar çalıştırması, bu adrenalinin ünlenmesine büyük katkı sağlamıştır. İlk olarak bunu bilinçsizce keşfeden kişi 17.yüzyılda Elizabeth Bathory, genç kızların kanıyla banyo eden sapkınlığının bu derece bir bilinmeze ışık tutacağını nerden bilsin? Korkan genç çocukların böbreküstü bezinde üretilerek kanına karışan adrenochrome hücre yıkımının önüne geçerek hücre yenilenmesini hızlandırması ve hücre çeperini onarması sonucunda cildi ve organları gençleştirmesiyle bilinir. Bu gençleştirme, yaşlıların gençleşmesi için gençlerin ölümüyle mümkündür. Bu derece tehlikeli bir ilacı ele geçirmek isteyen köpek balıklarının, Orta Doğu ve Sahra altı Afrika ülkelerinden topladıkları çocukları korkutarak, işkence yaparak kanını aldığı söylenmektedir. Çoğu aktörün bu ilacı kullandığı bilinmektedir. Belli yaş üstünde belirli cilt bozulmaları gerçekleşir. Bu cilt bozulmaları botoks gibi kasılmayı önleyerek kırışıklık engelleme amaçlı felç edici etkisiyle giderilemez. Botoks vs. ilaçlar sadece gerdirilen bozulmuş ciltlerin tekrar kırışmasını önler. Bu yasalarda yer almayan ilaç (adrenochrome) ise o derideki hücrelerin onarılarak gençleşmesini sağlar. İronik olan tüm bu işkence ve hırsa rağmen ölümsüz olan yoktur. Cesedi yakışıklı olanlar da ölmüştür. Sonuç olarak yapılan kötülük ve paranın kıydığı hayatlar kalmaktadır. İnsanlar bencilce yaşamaya devam ettiği sürece bu gerçek değişmeyecek, her zaman ölümsüzlük umutları devam edecek ama bu şekilde bencilce işler yapıldığı sürece başkalarının acısının üstüne mutluluk kurulmayacaktır. Değinmem gereken önemli nokta şu ki adrenochrome aksatılır veya bırakılırsa, onardığı hücrelerin onarılma süresinin 100 katı bir hızla yıkımı başlar. Yani bırakırsan yaşlanman daha hızlı şekilde devam eder. Yoksunluk belirtileri, kusma ve krizler halihazırda yaşamınızı da kısaltır. Yıl 2021. Hala ölümlüyüz.

Yasal olarak adrenochrome ilacı hakkında wikipedia’da şu bilgi yer almaktadır.

“Adrenokromun kullanımıyla ilgili ABD’deki Kontrollü Maddeler Yasasında bir veri yoktur. Gıda ve İlaç İdaresi tarafından onaylanmış bir ilaç ürünü değildir ve besin takviyesi olarak üretildiği durumlarda iyi üretim uygulamalarına uyulmalıdır. 1

  • Mustafa BAHAR

KAYNAKLAR

  1. https://tr.wikipedia.org/wiki/Adrenochrome

https://web.archive.org/web/20170813115714/https://pubchem.ncbi.nlm.nih.gov/compound/Adrenochrome

Yazı kategorisi: Eğitim, İnsan

Yüksek İrtifa Hastalığı (Aklimatizasyon)

Aklimatizasyon, kısaca yüksek irtifaya uyum demektir. Çünkü irtifa arttıkça, azalan basınca bağlı olarak her 300 metrede bir oksijen % 3 oranında azalır. Yani bu da 3000 metre irtifada oksijen, deniz seviyesine göre % 30 düzeyinde azalmış demektir. (Hava % 78 Azot, % 21 Oksijen ve % 1’de argondan oluşur. Bu oran hep sabittir ve irtifayla değişmez. Ancak düşen basınç nedeniyle soluduğunuz oksijen miktarı azalır.) 

Dağda tırmanarak irtifa aldıkça, dokularda oksijen azalması (hipoksioluşur ve baş ağrısı, iştahsızlık, baş dönmesi, dikkat toplayamama gibi belirtilerle birlikte çeşitli ”yüksek irtifa rahatsızlıkları” ortaya çıkar. Kişiden kişiye değişmekle birlikte, ”yüksek irtifa rahatsızlıkları” genelde 2500-3500 metreler arasında başlar ve gerekli önlemler alınmazsa ölümcül olabilir.(Bkz.kaynak1)

İrtifalara Göre :

0 m – 1000 m arası alçak irtifa (doğa yürüyüşçüleri için uygun) > 1000 m 2500 m arası orta irtifa (doğa yürüyüşçüleri için sınır)

2500 m – 4000 m arası yüksek irtifa (dağcılık sınıfı başlama irtfası sorunlar burada başlayabilir) >

4000 m – 5500 m arası çok yüksek irtifa (deneyimli dagcilik gerektirir)

5500 m 7500 m arası ekstrem irtifa (çok deneyimli dağcılık gerektirir)

7500 m’den yukarısı ölüm getirebilen irtifa (oksijen maskesi gerektirir)



Yüksek irtifa hastalığının nedeni durmaksızın, tedbirsizce ve hızlı şekilde yükseğe tırmanmaktır. Zaman ayarlanır ve dinlenme süreleri konulursa bu rahatsızlığın önüne geçilebilir. Vücut, oksijen moleküllerindeki azalmaya uyum sağlar. Rahatsızlık genelde 1-3 gün sürer. Misal 2000 metreye çıkar burada birkaç gün geçirirseniz vücudunuz bu yüksekliğe uyum sağlamış olur. Ancak 3600 metreye bir anda çıkamazsınız. Tırmanışı bölerek 600 metrede bir dinlenme gereklidir.

Aklimatizasyon yaşıyorsanız belirtileri,
1-Akciğer arterlerindeki basınç artar ve vücut, deniz seviyesinde kullanılmayan akciğer bölümleri de kullanmaya başlar.
2-Nefes alma güçlüğü artar.
3-Vücut oksijen taşıması için daha çok kan hücresi yapar.
*Aklimatizasyonu sıvıdan bir müddet uzak durmak, aşırı efor, alkol, sakinleştiriciler ve uyku hapları önler veya geciktirir.

Aklimatizasyon’a aldırış edilmez ve tırmanmaya kontrolsüz devam edilirse yüksek basınç damar ve kalp sistemine zarar verebilir ve dahi beyin kanaması geçirmenize ve bayılmalara da sebepl olabilir. Her işin başı sağlık.

-Mustafa BAHAR

Kaynaklar

  1. https://dogayakacis.com/2014/01/02/yuksek-irtifa-rahatsizliklari/
  2. Godwin, Peter, David Robson. The Air Pilot’s Manual 6: Human Factors & Pilot Performance. 3. baskı. Cranfield. Aviation Theory Centre, 2006.
Yazı kategorisi: Eğitim

Leidenfrost etkisi

Sıvı azotla yapılan deneylerde ele damlayan sıvı azot, deriye temas etmeden kayar gider. Bunun sebebi Leidenfrost etkisidir. Yakın kültürden örnek vermek gerekirse, sobanın üstüne dökülen suyun tane tane sobanın üstünde toparlanması bu etkiye en ulaşılabilir örnektir. Her sıvının kendine göre Leidenfrost için gereken sıcaklık farkı ve kaynama noktasından yükselen sıcaklık farkı vardır. Isınan bir tavayı ele alalım, tava 100 derecenin altındayken dökülen oda sıcaklığındaki su tavanın yüzeyinde dağılarak düzleşir. 2. olasılıkta, tava 100 derecenin üstüne çıktığı zaman buharlaşma görülür ve hafif şekilde suyun tavanın yüzeyinde toparlak şekilde kaydığı görülür. 3. olasılıkta 200 derecede kızgın tavaya dökülen su direkt parça parça yuvarlanarak saçılır. 3. ihtimalde Leidenfrost oluşumunu daha net görürsünüz. (bkz.Resim1)

Resim 1.

Yüzey sıcaklığı kaynama sıcaklığından belirli seviyede yüksek olduğunda, yüzeyin kendisiyle sıvı arasında ince bir buhar tabakası oluşturduğu görülür. Bu tabaka, sıvının direkt ısıya ulaşmasına engel olur ve buharlaşmayı yavaşlatır.(bkz.Resim2)

Resim 2.

Etki, sadece bir sıvıyı sıcak yüzeye dökmeyle oluşmuyor, sıvı nitrojen gibi yüksek derecede -C sıcaklıklarında yüzeylere de normal ısıda değdirilen cisimlerin arasında Leidenfrost oluşur ama gözle görülmez. Sıvı nitrojene daldırılan el bekletilmeden çekilirse zarar görmeyecektir. Bunun sebebi deri ve sıvı arasında oluşan kılcal hava basıncı yani “Leidenfrost” etkisidir. (Denemeyiniz, tehlikelidir !) (bkz.Resim3)

Resim 3.

Yasal Uyarı: Belirtilen deneyler uzman kişilerce, uygun labaratuvar ortamında koruyucu kıyafetlerle yapılmaktadır. Sakın evde denemeyiniz. Oluşabilecek sorunlardan LiveTerra sitesi mükellef değildir.

Kaynaklar ve Alıntılar

https://www.iflscience.com/physics/leidenfrost-effect-can-make-water-flow-uphill/

Yazı kategorisi: Eğitim, Tarih

Osmanlı mahlasları (oyun)

İnteraktif PowerPoint sunusudur. Eğlenirken öğrenme amaçlanmıştır.

Yapılması gerekenler,

-Sunuyu indirin.

-PowerPoint sunusunu F5 tuşuna basarak veya sunum başlat sekmesinden başlatarak oynayabilirsiniz.

-Sunuların düzenini bozmanız, oyunu da bozar.

-Telefon üzerinden indirirseniz ve dosya açılmazsa, Microsoft PowerPoint uygulamasını Google Play’den indirerek, PowerPoint uygulaması üzerinden İndirilenlerden Osmanlı mahlaslar dosyasını seçerek açabilirsiniz.

Yazı kategorisi: Eğitim

Eğitim Fakültesi Materyal Tasarımı, Ders Planı, Materyal Örnekleri

Materyal Tasarımının Sunulacağı Dersin Ders Planı Örneği

Materyal Tasarımı Derste sunulacak PowerPoint Örneği

Başka bir Sadeleştirilimiş Ders Planı Örneği

Materyal Örneği

Materyal

Püf Noktalar:

  • Hazırlanan sunuda, arka fon rengi ve yazı rengi zıt renk olmalıdır. Yeşil ve mavi veya sarı gibi birbirine benzer renkler okumayı zorlaştırır.
  • Sunuda, arka fonu düz görsel seçmelisiniz.
  • Ders planında ünite yazmaktan kaçınmalısınız. Yeni müfredatta kazanım ve öğrenim alanı şeklinde ifade edilmektedir.
  • Materyal hafif ve ergonomik olmalıdır.
  • Materyalde kullanılan yazılar, materyale göre oranlanarak boyutlandırılmalıdır.
Yazı kategorisi: İnsan

Yazılı Olmayan Kurallar

Her kural yazılı değildir ama o konuda, o kuralın olduğunu bilirsin. Araba ticareti yaparsın, alıcı veya satıcıyla samimi olmaman gerektiğini, her denilene inanmaman ve asla kimseye bel bağlamaman gerektiğini öğrenirsin. Üniversite okursun, kimseye güvenmemen gerektiğini, her yapılan iyiliğin bir karşılığı olduğunu öğrenirsin. Bu yazıda verilen örneklerden daha fazlasını, öğrenilenlerden ve araştırmalarda benzer konulardan, yazısız kuralları yazıya dökeceğim. Bu kurallar rastgele yazılmıştır. Ardışık bir seviyede sıralanmamıştır.

  • Bir tarlan veya evinin bahçesi varsa, ağaçları tarla veya bahçe sınırına sıfır dikilmemelisin. Dikmiş olduğun ağaç varsa yola veya başkasının alanına girmesine engel olmalı budamalısın.
  • Müstakil evin olsa dahi, 50 metre yakınında komşu bir konut varsa, ses desibelini düşürmelisin. Çocuğunu veya eşini bağırarak bir yere çağırmamalısın. Sofra hazırlayıp ev duvarlarını aşacak derecede millete seslenmemelisin. Özellikle sokakta bağırmamalısın. Çevrende ev varsa evindeki iletişimin bahçe duvarından aşmamalı. Kimse sesini çekmek zorunda değil.
  • Bir kişinin eşyasının yerini izinsiz değiştirmemelisin.
  • Banka sırasında öndeki kişinin işlemine bakmamalısın.
  • Kimsenin telefonunu dikizlememelisin.
  • Bindiğin araçta izinsiz sigara içmemelisin.
  • Telefon görüşmesi yapan kişiye soru sormamalısın.
  • Herhangi bir sınıfta lise dönemi üstünde bir eğitim alıyorsan, sana soru sorulmadıkça konuşmamalısın.
  • Kimseye aldığın notlardan bahsetmemelisin. Karşındaki düşük almışsa sana kin güdebilir veya yüksek aldıysa yukarıdan bakabilir.
  • Hayatında kurduğun planları paylaşmamalısın. Birisi çıkar olumsuz yorum yapar üzülürsün.
  • Tuvalet veya banyo süresi kaç saat olursa olsun sorulmamalıdır.
  • Kitap okuyan kişiyle iletişime geçilmemelidir.
  • Çocuklarını, diğer komşulara rahatsızlık vermemesi için ses düzeyini ayarlaması yönünde telkinlerde bulunarak yetiştirmelisin.
  • İnsanlar istediğini düşünür. Kimsenin fikrini değiştirmeye çalışmamalısın. Fikrini belirtip susman doğru olandır.
  • Herhangi bir konuda emek veriliyorsa, o konuda kötü yorumlarını kendine saklamalısın. Gelişimine yardımcı olabilecek eksikleri söyleyebilirsin.
  • Ailen veya sevgilin değilse, telefon görüşmelerini kısa tutmalısın.
  • Kimseye görev yüklememelisin.
  • Açılmayan telefonu geri aramamalısın, mesaj atarak geri dönüt beklemelisin. Senin müsait olman, diğer kişinin de müsait olduğu anlamına gelmez.
  • Seni dinlemeyip, sürekli kafasında kurduğunu konuşan insanla iletişimi kesmeli veya azaltmalısın.
  • Herkes, her şeyi alabilecekmiş gibi düşünmemelisin. Senin paranın olması, herkesin olduğu anlamına gelmez.
  • Verilen grup görevlerine özel işlerini karıştırarak sabote etmemelisin. Haftanın belirlenen bir gününde yapılacak göreve kişisel meşguliyetlerini (çarşıya gideceğim, işim var) bahane olarak sunmamalısın.
  • Aile problemlerini kimseye açmamalısın.
  • Sabah 8, akşam 10’dan sonra kimseyi aramamalısın.
  • Karşılıksız iyilik yapmamalısın. Ben istemedim, yapmasaydın gibi tepkiler almazsın.
  • Gereğinden fazla samimiyet hizmet kalitesini düşürür.
  • Kimsenin inancını doğrudan eleştirmemelisin. Kimseye de inancını sormamalısın.
  • İsterse kardeşinin olsun, özel alanına girmemelisin. Girdikten sonra, “Ahmet biz senin tarladan elma aldık helal et.” şeklinde emrivaki yapmamalısın.
  • Kiracıysan ev sahibiyle samimi olmamalısın.
  • Market zincirlerinde para üstünü(5krş,10krş,25krş) bırakmamalısın. 3.99 tl olan ürüne paran yokken 3.95 ver bakalım kabul ediyorlar mı…
  • İnsanlara sürekli bakarak rahatsız etmemelisin. Evinin balkonunda veya bahçesinde oturup gelen geçeni gözlerinle süzmemelisin.
  • İnsanların özel hayatını dinlememelisin.
  • Kişisel temizliğine çok dikkat etmelisin.
  • Birilerinin torpiliyle bir yerlere gelmiş kişileri gözünde büyütmemelisin.

Bu yazıyı siz devam ettirebilirsiniz. Tek yapmanız gereken yorumlara yazısız bir kural eklemek. Eklenen kurallar toplanıp yazıya eklenerek, yazı güncellenecektir.

Kalem sizde…

-Mustafa BAHAR

Yazı kategorisi: İnsan

Nekrofili/Ölü Seviciler

Memati isminin ülkede “ölüm” anlamına geldiği için isim olarak verilmesini hatırlarsınız. İşte o ölümün öldürdüğü kişiye “necro” denmektedir. Necro kelime anlamı olarak ceset veya ölü anlamına gelir. Nekrofili antik çağlardan günümüze kadar gelmiş sapkın bir duygusal bağlanmadır. Ölü insan bedeni ile ilişkiye giren ve ceset çürüdüğü zaman bile buna aldırmayan insanlardan bahsediyorum. Tarihte bu sapkınlığı ilk dile getiren kaynaklardan biri Heradot’un günlük tarzında yazdığı anılarıdır. Heradot, “Güzel kadınların kadavraları ancak günlerden sonra mezarcılara teslim edilirdi. Meşhur Tiran’lardan Periandre’ın karısı Melissa’nın ölümünden sonra da, karısının cesediyle sevgi münasebetlerine devam ediyordu.” Şeklinde o zaman da Nekrofili olduğunu bizlere gösteriyor. Diğer bir örnek, Roma İmparatorluğunda Yahudiye eyaletine atanan Yahudi kral I.Herodes’tir. Herode veya Herodes diye bilinir. Kral, karısı Marianne öldüğü zaman 7 yıl boyunca karısıyla ilişkiye girmiş hatta bebek bile istediğini söylemiş olduğu anlatılır. Günümüzde de bu sapkınlığı üst seviyeye taşıyıp albümünde sözler olarak Nefrofili duygularını yazan, Rashit’in değiştirip bu satırları çıkararak söylediği “Her Şeyin Bir Bedeli Var” parçasının söz yazarı Tolga Özbey’de görmekteyiz. Birebir hislerini anlattığı tam halinde geçen dizeler;

Kalpin o kadar soğuk ki bebekim
ÖlÜ olman bile enkel dekil
Agir agir dolduruyorum iÇini
nabzın “0” olsa da

Aah ke$ke le$ kokunu bastırabilsem
Ke$ke seni deeepfirize sıgdırabilsem
Sonsuza kadar baraber olurduk
Bu bijim kaderimiz cehennem

Dudaklarında donmus gulu$ün
Cansız bedenin tam kar$ımda
Misur patlattım sevdiğğin gibi yaglı ve tuzlu
En sevdiğin filmi izleyecekiz az sonra

(Kelimelerde kullanılan yanlış harfler telif ihlali olmaması için bilerek eklenmiştir. )

Gördüğünüz gibi bu sapkınlık tedavisi edilmesi gereken bir kişilik bozukluğudur. TDK’da “Nekrofili” kelimesi ” Ölü Sevicilik” olarak Türkçe’de tanımlanmıştır. Kadınlarda bugüne kadar 1 vaka kayda alınmıştır. Rahatsızlık erkeklerde daha fazla görünmektedir. Özellikle travma sonrası ortaya çıkmaktadır. Türkiye bu konuda yasa ile kısıtlamalar getirmiştir. Anayasa’da yer alan ölüye hakaret suçlarına giren Nekrofili’nin cezası 3 ay hapis cezasından başlamaktadır.

Maalesef tedavisi %60 başarısızdır. Çünkü tek hazları ölülerle konuşmak, ölülere bakmak, ölülerle cinsel ilişki yaşamak. Bunu bir hastalık görmedikleri için, kendilerini diğerlerinden daha sağlıklı gördükleri için tedavilere yanıt vermiyorlar.

Kaynaklar ve Alıntılar ve Okumalar

Prof.Dr. Rasim Adasal, Normal ve Anormal Cinsiyet ve Evlilik, Ankara: Gürsoy Basımevi, 1975, s.321.

https://tr.wikipedia.org/wiki/Hirodes

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/omur-gedik/olu-seviciler-40059762

Belirtilen şarkı sözleri ve benzerleri: https://sarki.alternatifim.com/sarkici/rashit/nekrofil

https://www.musixmatch.com/lyrics/Rashit-Teoman/Yak%C4%B1n-%C3%96l%C3%BCm-Deneyimi

Yazı kategorisi: Tarih

22 Kez Süngülenerek Katledilen Albay Süleyman Fethi

Albay Süleyman Fethi İstanbul doğumludur. Pangaltı Harbiye Mektebi ve Harp Akademisini bitirmiştir. 1900’lerde piyade kurmay yüzbaşı olmuştur. Selanik’te ve Hicaz Tümeninde görev yapmıştır. 1915’te Kurmay Albay olmuştur. Mustafa Kemal ve İnönü ile birlikte çalışmış fakat 1917 kışında romatizma geçirdi sonrasında El ve ayaklarında felç oluştu. İzmir 4. Kolordu Asker Alma Heyeti Başkanlığına getirilmiştir.(1918)

1919 yılında İzmir işgali sırasında ordugah basan Yunan mavri mira üyeleri tarafından “zito venizelos”,”yaşasın venizelos” demediği için işkence yapılarak şehit edilen Türk subayıdır.

Tüm halk “zito venizelos” diye bağırtılırken kendisinden de kalpağını çıkarıp bağırması istenmiş , kendisi ;

“ben bir Türk zabitiyim, yaşasın Türk milleti diye bağırırım” demiş ve fedakar göğsünü düşman süngülerine tutarak şerefle şehit olmuştur. (Ali Fuat Cebesoy Hatıratları)

Albay Süleyman Fethi ile Yarbay Şükrü Bey de “kato venizelos”,”kahrol venezilos” dediği için süngülerle defalarca işkence yapılarak katledilmişlerdir. 22 tane süngü deliği olan Süleyman Fethi Bey’in şanlı üniforması Harbiye askeri müzesinde sergilenmektedir. Üniforması üzerindeki apoletleri sökmesini isteyen Yunan’a “Onları sen takmadın ki sen sökesin!” ifadeleriyle başı dik duran yanında cesaretinden başka şeyi olmayan vatan sevdalısı Şehit Süleyman Fethi’yi saygıyla anıyorum. Vatanı uğruna ölenler, ölümsüzlüğü tadanlardır. Yapılan katliamlar unutulmayacaktır. Süleyman Fethi’ler ve Fethi SEKİN’ler her daim olacak, devlet baki kalacaktır. Şehitlerimizin kanı yerde kalmadı, kalmayacaktır.