Yazı kategorisi: Güncel, Genel, Yeni, İnsan

Bir Yakarış ve Saf İyilikten Kötülüğün Doğuşu / An Invocation and the Birth of Evil from Pure Good

Bu yazımda sitemize Aatrox karakterini davet ediyorum. Zamanın saf iyiliğinden, tutsak edilerek, taciz ve teacavüzlerle kan kusturulmuş saf kötülüğün doğuşuna şahitlik edeceksiniz.

-TR-

Ben Aatrox, kesici bir aletin içine hapsedilmiş doğaüstü bir varlığım.
Hayatın hapis bir kopyasıyım. Özgürlüğe karşı bir hakaretim.
Ben, eski ülkülerime edilmiş bir ihanetten beden buldum.
Tuzağa düşerek var edilmiş sonsuz bir hayata mahkum, aşağılık bir köleyim.
Onların canlarıyla beslenen bir canavara dönüşmeliyim.
Doğduğum uğursuz güne lanet etmeliler. Bizi ne biçim hayvanlara dönüştürmüşler?
Sadece bu pisliğin kanı ve bedeniyle ayakta durabilen etten yaratıklar olmuşuz.
Bu melun beden, bu hava, çürüyen et… hepsinden nefret ediyorum.
Daha ne kadar alçalabilirim?
Bir zamanlar ilahtım, şimdi tutsak oldum.
İçimde hiç iyi kalmadı.
Onu (İyilik) benden çalıp götürdüler.
Esaretimin bedelini acıyla ödeyecekler.
Bütün evrendeki hayat sona ermeden ben ölemem.
Şiddet ve içimdeki kin bana zincirlerimi unutturuyor.
Savaşa gidiyoruz.
Bırak vücutlarını parçalayayım, katliamın içinde kaybolayım, kıyımın ortasında gizleneyim.
Beni bu acıdan gizle (Tutsaklık), ama ölüm benim yegane bestem.
Ölmek için yalvarmıştım, şimdi ölüm getiriyorum. Bana canavar diyorlar.
O zaman nefretlerini, bir daha hiç kaybetmemek üzere bir kere daha kazanayım.
Hiçliğin karşısında dururdum, şimdi ise onunla yok olmaya hazırım.
Bugün karanlık bir amaç uğruna yola çıkıyorum ama eski gururumun gerektirdiği gibi davranacağım.
O sema, o iç içe geçmiş sonsuz gökyüzü şimdi nerede? nereye gitti?
Ölüm yine karşımda, keşke bana da kucak açsa…
Yenilip tutsak edildiğimi sanıyorlar ama ben boyun eğmem.
Bu kıyımda asalet var. Ne toprağı öpeceğim ne de bir araç gibi kullanılmaya boyun eğeceğim.
Lanetlenmiş olsam da bu dünyayı kendi karanlığımla yeniden şekillendireceğim.
Karanlığım bir uşak değil, zindanımın bana bir armağanı…
Karanlık ben miyim? yoksa karanlığa doğru mu ilerliyorum?
Yıldızlara dokundum ve binlerce güneşin göz kamaştıran ışığını gördüm.
Bu ihtişam beni böylesine kör etmişken, karanlıktan başka ne amacım olabilir ki?
Benim aradığım tek huzur, ölümün ta kendisi…
-Aatrox

-ENG-

In this article, I invite the character of Aatrox to our site. From the pure goodness of time, you will witness the birth of pure evil, blood-spiked by captivity, abuse and rape.

I am Aatrox, a supernatural being trapped inside a cutting tool.
I am a prison copy of life. I am an insult to freedom.
I am embodied by a betrayal of my old ideals.
I am a vile slave, condemned to an eternal life created by being trapped.
I must become a monster that feeds on their souls.
They should curse the unfortunate day I was born. What kind of animals have they turned us into?
We have become flesh creatures that can only stand on the blood and body of this filth.
This cursed body, this air, this rotting flesh… I hate it all.
How low can I go?
I was once a god, now I’m a prisoner.
It hasn’t been good for me.
They stole it (Goodness) from me and took it away.
They will pay dearly for my captivity.
I cannot die before all life in the universe ends.
Violence and hatred make me forget my chains.
We are going to war.
Let me dismember their bodies, get lost in the carnage, hide in the middle of my slaughter.
Hide me from this pain (Captivity), but death is my only song.
I begged to die. Now I bring death. They call me monster.
Then let me win their hate once again, never to lose them again.
I used to stand before nothingness, now I am ready to perish with it.
Today I set out for a dark cause, but I will act as my old pride requires.
Where is that sky, that intertwined endless sky now? where did it go?
Death is before me again. I wish he would hug me too…
They think I’ve been beaten and captured, but I won’t give in.
There is nobility in this slaughter. I will neither kiss the ground nor submit to being used as a tool.
Even if I am cursed, I will reshape this world with my own darkness.
My darkness is not a servant, my dungeon is a gift to me…
Am I the dark? Or am I heading towards the dark?
I touched the stars and saw the dazzling light of thousands of suns.
What purpose can I have but darkness when this magnificence has blinded me so?
The only peace I seek is death itself.
-Aatrox

Bu içeriği like butonundan beğenerek, bize yazıyı güzel bulduğunuzu gösterebilirsiniz.

You can show us that you find the article beautiful by liking this content with the like button.

Yazı kategorisi: Güncel

Motivasyon Problemleri ve Çözümler

Üç yaygın motivasyon sorunu görüyorum, Eğitim: Öğrenmek için yeterli motivasyonunuz yok; Kaygı; Öğrenmeye çok isteksizsiniz; Dikkatin dağılması: Sizi daha fazla motive eden başka şeyler var.

Yapacak çok şeyiniz varsa ancak bunu yapmak için kendinizi motive edemiyorsanız, sorun genellikle bu kategorilerden birine veya birkaçına girer. Eğitim sorununda Öğrenme dürtüsü olmadan başlamak zordur. Zayıf dürtüler aile üyelerinden, öğretmenlerden veya işverenlerden beklentileri içerebilir. Yapman gereken ama yapmak istemediğin şeyler. Mesela ödevler… Buradaki sorun, bu uyarıcıların genellikle onlardan kaçınarak karşılanabilmesidir. Anne babanı sakinleştirmek, iyi notlar almak için çok çalışmaktan çok daha kolaydır, bu yüzden sonunda elde ettiğin şey kayıtsızlıktır. Düşük not alırsın suçu başka şeylere atar çarpıtır ailenin gönlünü alırsın. Bu durumu tersine çevirebilirsiniz, ancak başlamak için zorlayıcı bir vizyona ihtiyacınız var. Kamu Personeli sınavı için atanıp düzenli iş ve maaş kazanmak gibi.

Anksiyete sorunları


Bazen öğrenme isteği duyarsınız ama yine de ertelersiniz. Niye? Ödüllerden mahrum kalmaktan ziyade ceza hakkında endişeleniyorsunuz. Korku, başarısızlık, olumsuz geri bildirim veya kötü performans gibi dönütlerle karşılaşmaktan kaynaklanabilir.

Neyse ki, kaygı hakkında biraz araştırma yaparsak, kendinizi sevmediğiniz şeylere maruz bırakırsanız ve kötü bir şey olmazsa, tepki azalma eğilimi gösteriyor. Yani ilk kez araba süren biri kaza yapma korkusuyla kaygı duyabilir. Aracı kaza yapmadan sürdükten sonra bu kaygı azalacak, zamanla kaybolacaktır. Biz buna psikolojide sönme diyoruz. Her çalışmaya, soruları tamamen yanlış anlayacağınızı düşünerek başlayın. İlk deneme testinizi başarısız olacağınızı düşünerek yapın.
İlk on tanesini unutmak amacıyla bilgi kartlarınızı açın. Bu sayede yordağınız yani tahmin edebildiğiniz sonuçla karşılaşınca fazla kaygı duymazsınız. Sınava çalışan bireyler ilk denemelerinde düşük alacağını, sonradan kendisini geliştirdikçe netleri yükselteceğini kendine kabullendirip çalışmalara başlarsa kötü deneme sonuçlarıyla ders çalışmaktan vazgeçmez, aksine daha iyisini yapacağını düşündüğü için kötü sonuçlar bireyi güdüler.

Dikkat dağınıklığı sorunları

Eğer ders çalışmaktan başka bir şey yapma isteğiniz varsa, dikkatiniz dağılır.
Bu, özellikle dikkat çalma mekanizmalarının her zamankinden daha güçlü olduğu mevcut ortamımızda geçerlidir yani konfor alanımızda. Ancak dikkat dağınıklığı her zaman kötü bir şey değildir. Bir kitabı sıkıcı göründüğü için bırakmak irade eksikliği değil, okunmamış kitaplarla dolu bir dünyada ilginç kitaplara bağlı kalmanız gerektiğini anlamaktır. Yeni hedef daha önemliyse, projeler arasında geçiş yapmak da yardımcı olabilir. At gözlüklerini çıkarıp başka yolların da olduğunu görmek, bunu kavramak bilişsel gelişimin üst basamağıdır. Maslow’un kendini gerçekleştirme basamağı gibi…
Çözüm, zihniniz için duvarlarla çevrili bir bahçe inşa etmektir. Bu zihinsel algoritmaların ne için kullanıldığını devre dışı bırakmadan kötü niyetli dikkat dağınıklığını önlemek için kurallar ve kısıtlamalar oluşturun. Örneğin,

Tüm dijital dikkat dağıtıcı şeyler için zaman sınırları veya fiziksel sınırlar belirleyin. Twitter’ı seviyorum ama sınırlamasaydım bütün gün orada olurdum. Telefonu sakla, twitter’ı sil gibi…
Her seferinde bir proje üretin ve onunla devam edin. Bir ay iyi bir zamandır çünkü işe bağlı kalmanın maliyeti fazladır. Bu maliyet manevidir yani sabırdır. Ancak kendinizi zorlayarak önemli ilerleme kaydedebilirsiniz.
Asla zirveden vazgeçme. Dikkat dağınıklığı ve kaygı karışabilir. Bir iş yapmanız gerektiğinde, başka bir şey yapma dürtüsü kolayca gelebilir. Dikkatinizi dağıtan unsurlar her zaman vardır. Yanlış sorular sorduğunuzda pes etmeme kuralını varsaymak, yanlış nedenlerle zaman kaybetmekten veya ilerlemenizin durmasından sizi alıkoyacaktır.

Tutkuyla Çalışmak için şu sorulara cevap bulmanız fayda sağlayacaktır,
Bugün öğrenmek için motivasyonunuza bakmanızı ve onu nasıl geliştirebileceğinizi görmenizi istiyorum:

Hafızanızı nasıl artırabilirsiniz? Mevcut öğrenme hedeflerinizi nasıl daha ilginç hale getirebilirsiniz? Anksiyete’yi nasıl azaltabilirsiniz? Kendiniz için belirlediğiniz hedefleri yeniden düzenleyerek yolu nasıl daha az acı verici hale getirebilirsiniz?
Oyalanmaktan kurtulmak için hangi adımları atabilirsiniz?


Yorumlarda fikirlerinizi belirtebilirsiniz. Beğendiğiniz içerikleri beğen butonundan beğenerek veya yorum yaparak bize hangi içerikleri üretmemiz konusunda yol gösterebilirsiniz.

  • Teacher/Öğrt. Mustafa BAHAR
Yazı kategorisi: Güncel

Türkiye’nin Yakın Tarihi Prof.İlber ORTAYLI

İlber hocamın bu kitapta değindiği konular kısaca 5 konu halinde

  • I. Anayasa Tarihimiz(iki asırlık anayasa tecrübemiz)
  • II. Yakın Tarihimiz Üzerine Notlar ( 1.dünya savaşından günümüze mühim konular üzerine İlber hocanın kaleminden anlattıkları)
  • III. Türkiye’nin Dış Politikası
  • IV. Tarihten Miraslar (arkeolojik çalışmalar, saraylar,)
  • V. Eğitim Sistemimiz ( eğitim sistemimiz ve sınavlar hakkında yorumlar ve geçmişten bugüne kıyas)

# Bu kitabı okuduktan sonra İlber hocamın da dediği gibi ortaokul ve ilkokullarda hep takdirler havada uçarken neden lise ve lisansta tökezliyoruz diye soruyor insan. Türkiye eğitim yönünden daha çok gelişmesi ve özellikle temel atmada özel bir uğraş vererek gelişmiş ve konuya tam hakim temelli öğrencileri lisansa göndermeli. Liseler başlı başına bir konu… Boşa giden meslek liseleri, liselerin eğitim seviyesinde düşüklük gibi konular hepimizin liseyi hatırlamak istemiyorum demesine yol açabilmektedir. Kitabı bitirdikten sonra yasalardaki eksiklikleri yorumlayan ve geçmişten bugüne güzel bir hukuk tarihi sunan üstadın kitabından bilgiler kapmış oluyoruz.

Yazı kategorisi: Güncel

Bireysel emeklilik nedir ?

Tüm detaylarıyla slayt halindeki dokümanı aşağıdan indirerek okuyabilirsiniz.

NOT: POWERPOİNT’le açmazsanız interaktif sunu bozulur. Google slaytlar v.s. açmamanız rica olunur. Sunuda bilgi yazmamaktadır. Word belgesinde bilgiler vardır. Sunu sadece interaktiflik açısından materyal olarak tasarlanmıştır.

Yazı kategorisi: Güncel

ABD Marshall Planı

II. Dünya Savaşı sonrası ABD ile Sovyetler Birliği arasında kurulan iş birliği ortamı bozuldu. Avrupa devletleri  ABD ile Sovyetler Birliği ikilisinden birine sırtını dayamalıydı çünkü ekonomisi zayıflıyordu. Avrupaya Sovyetler sahip çıkmamalıydı eğer çıkarsa ABD büyük bir ekonomik kriz yaşayacaktı.En önemlisi yalnız kalacaktı. ABD, Avrupa’nın “Kızıl Tehlike”diye adlandırdığı  Sovyetlerin yayılmaması için Avrupa’yı maddi ve manevi olarak güçlendirmeliydi ama bu güçlendirme kendi kimliğini gölgelemeyecek şekilde ayarlanmalıydı. Nihai amaçları iplerini tuttukları bir Avrupa Birleşik Devletleri kurmaktı. Dışişleri Bakanı George Marshall Dünyada istikrar sağlanmadan ve bazı dış ülkeler kendi kendilerine ekonomik olarak yeterli hale gelmeden, ABD için uzun süreli bir barış ve refah söz konusu olamaz düşüncesindeydi ve bunun üzerine 1948-1951 yılları arasında antikomünist hedefleri olan bir ekonomik yardım paketi yayınladı. Bu pakette ekonomik yardım diye kendi ürettiği GDO’lu Altın pirinç, Margarin, Jeans’ler de vardı. Bir nevi kendi kültürünü yayarken bunu ticarete dökmeyi düşünüyordu. Bu yardım yapılmasaydı muhtemelen Sovyetler benzeri bir plan oluşturacaklardı çünkü gayeleri aynıydı. Kendi saflarına kurban çekmekti.İyi veya kötü oldu diyemeyiz.İyi yönleri de var mesela tüm ekonomileri ortalama  %300 büyüttü.Avrupada ticareti canlandırdı ama kötü yanları da vardı.Bu canlandırma tüm ülkelere pahalıya patladı.Silah sattı kodunu vermedi.İstediği savaşta kullandırdı.Uçak sattı yine kendi verdiği parayı kendinden alışveriş yaptırarak kazandı. Bu yardımdan akıllı olan ve az çok amacı tahmin edebilen ülkeler fayda gördü,buna Fransa örnektir.

Batı Avrupa Marshall Planını Amerikan emperyalizminin Avrupa’da yayılması için kullanılan bir araç olduğunun farkındaydı ama bu yardıma ihtiyacı vardı. Planın uygulamaya girmesinin ardından seçilen Avrupa ülkelerinin istediği meblağı Amerikalı bilimciler kendi çıkarlarına uydurarak ortalama %12 azaltıp gönderdi. Marshall Planı çerçevesinde, ABD, katılımcı ülkelere 13 milyar dolar civarında yardım yapmıştır. Avrupa’daki tüm yatırımlarındaki artış %1400 olarak gerçekleşmiştir. ABD, tek bir ortak pazar kurmanın yararlarına inanmış, kendisiyle işbirliğine açık ve sadık bir Avrupa yaratmıştı. Her şey kağıt üstünde iyi ve gelişmekteydi fakat gerçekte işin aslı böyle değildi. Örneğin Türkiye, ABD’nin plana almadığı 2. Dünya savaşına girmedin zarar görmedin plana dahil olamazsın düşüncesinde olduğu bir devletti. Türkiye kendi çabasıyla bu hataya ortak olmuştur. 184 milyon dolar verildi ama Türkiye bu paranın nereye kullanılacağına karar veremiyordu. ABD, Türkiye’ye tek bir şart sunmaktaydı. Ne olursa olsun verdiği paranın nereye gideceğini ABD belirleyecekti. Marshall yardım kolileriyle Türkiye’ye hiç tarihi geçmeyen teneke kutularda içerik bilgisi olmayan süt tozu verildi. Bu süt tozları basın önünde öğretmenler sınıfta bakır güğüm içinde hazırlanan süt tozunu öğrencilere içirdi.(fotoğraf 1)

ABD doymadı. Kendisine muhtaç ettiği tüm ülkelere algı yarattı. Marshall yardımı sayesinde kendini kahraman olarak gösterdi. Türkiye’den buna örnek genç beyinlerin aklına sokulan kardeş, kahraman ABD algısı yaratmak için ABD’li bilimciler okullarda incelemeler yaptı. Türkiye’ye soktukları margarini satmak ve kendilerini dost göstermek için, 1,2,3’ler yaşasın Türk’ler. 4,5,6 Polonya battı. 7,8,9 Rus’lar domuz.10,11,12 Britanya tilki.13,14,15 ABD kardeş. Tekerlemesi ve zeytinyağı yenilmesin diye margarinlerini satabilmek için kurdukları UNİLEVER şirketinin Vita teneke margarinlerini ünlü etme amaçlı “Zeytin yağlı yiyemem ama Basma fistan giyemem ama” şarkısı reklamlarda Türkiye’ye aşılandı. Yerli üretim basma yerine Marshall kolilerinde gelen Amerikan kumaşı(Jeans) reklam yapıldı. Türkiye’de uçak üretimine Marshall sonrası son verildi çünkü ABD yardımları gittiği yerlere gelişme götürmüyordu. Asıl amaç alttan alttan ülkeleri eline almaktı. Köy enstitüleri kapatıldı.Köy enstitü hocaları hain ilan edildi. Darbe tehlikesiyle suçlandı. Sonuç yine ABD Marshall yardımıyla verdiği doları kendisi alarak karşılığında Türkiye’ye eski model traktörlerini verdi. Köylü cahilleşti. Shekespeare okutulan istikbali yüksek olan köylüler, ABD’nin gönderdiği bilim insanlarınca kötülendi kapatıldı. Yetmedi tekrar Marshall’ı dayanak gösterip ABD incirlik üssünü kurdu. Yani yine Marshall planı ABD’yi kurtardı. Kendi bünyesine yeni üstler kattı ve kanseri yardım kolilerinle dünyaya dağıttı. BAYER angolasakson ailenin kurduğu bu şirket kanser ilacı üretti, sattı. Heroin’i Türkiye’ye soktu.(Fotoğraf 2)Üstü kapalı şekilde enerji verir HERO(kahraman) yapar diyerek ilaç olarak lanse ettiği eroini Marshall yardımıyla ülkelere sattı. Kısaca ABD kimseye yardım etmedi. Kendi emperyalizmini ülkelere aşıladı.

Mustafa BAHAR

FOTOĞRAF 1:   

Süt tozu ile zehirlenen nesiller - Fikriyat Gazetesi

FOTOĞRAF 2:

Heroin was a trademarked medicine by the Bayer company in the ...

KAYNAK: https://doi.org/10.1501/SBFder_0000001907

https://www.academia.edu/4103377/Marshall_Plan%C4%B1_Truman_Doktrini_ve_Ekonomi_Politik_%C4%B0ncelemesi

https://www.academia.edu/33468790/MARSHALL_PLANI

http://tez.sdu.edu.tr/Tezler/TS02125.pdf

http://kaynakca.hacettepe.edu.tr/eser/1775986/turkiye-abd-iliskilerinde-truman-doktrini-ve-marshall-plani

https://en.wikipedia.org/wiki/Heroin

https://www.fikriyat.com/fikriyat-ozel/2018/05/22/sut-tozu-ile-zehirlenen-nesiller

https://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/yilmaz-ozdil/sut-tozu-1083366/

Yazı kategorisi: Güncel

Hayır Diyebilmek ( Tonque Fu )

Güzel insan, geldiğine göre senin de hayır diyememek gibi bir zaafın olmalı. Rahat ol. Bu problemin üstesinden geleceğiz. İstemediğin halde kalp kırmamak için sinemaya gidersin çünkü hayır dersen konuştuğun kişiye karşı pozitif ilişkiyi bozabilirim diye düşünürsün veya bencil hissedebilirsin. Hissetme! Sen bir dondurma değilsin. Herkesi mutlu edemezsin ve etmek zorunda da değilsin. Ona diyelim o gelir, o kesin kabul eder sormaya gerek yok gibi düşünceleri insanlara hissettirme. Patates olmanın altın kuralı herkese her konuda evet demektir. Patates olma arkadaşım. Başkasının istediğini o kırılmasın diye kabul etmek zorunda değilsin. Bir kere bu algıyı oluşturursan sürekli evetçiler çevreni sarar. Öz güvenini düşürme. Şimdi bi düşün, gözlerini kapat ve hayatını gözden geçir. Hayır diyemediğin konuları aklına getir. Şimdi o evetleri, soruya hayır cevabı verdiğini düşünerek güncelle. Kaybetmedin kazandın. Kendine, kendin için kullanabileceğin zaman ayırdın. Hayır diyememe zayıflığımızı aşağıda hayır dediğin zaman ne hissettiğinle kanıtlayalım.

  • Kaba olmamak,
  • Uyumlu olmak istemek,
  • Suçlu hissetmemek,
  • Bencil olarak algılanmaktan korkmak,
  • Çatışmalardan kaçınmak,
  • İlişkiyi bozmaktan korkmak,
  • Herkesi memnun etme ihtiyacı hissetmek.

Çok sevdiğin birisi sana geliyor ve dışarı çıkıp kahve içelim diyor. Senin işlerin var veya meşgulsün ya da canın istemiyor. Burada görünen tabloda verilmesi gereken cevap hayır olmalıdır ama tatlı bir patates olmak için ve karşındakini üzmemek için evet diyorsun. O kahve sence tatlı gelir mi? Gelmez tabi çünkü sen özgüvenini kırarak kendi arzularını dile getirmedin baskıladın. Bir kez daha EVET, OLUR yanılgısına düştün. Bana, doğru diyorsun da sevgilimden önemli mi? Ne olacak 1 saat kahve içtiysek kardeşim diyebilirsin. Haklısın ama kendi hayal dünyandaki kurallara göre haklısın. Gerçek dünya bu kadar toz pembe değil. Senin o istemeyerek gittiğin 1 saat için verilen evet cevabı senden otoritenin, özgüvenini az da olsa götürdü ve ömründen de vakitlerini öldürdü. Üstüne bir de yapmadığın işlerin veya ertelenmiş olduğun şeyler o kahve midende sindirilmeden, sana evet dedirten kişi zevkini aldıktan sonra seninle baş başa kalacak. E sonra psikolojin bozulacak, stres, kaygı, panik böyle devam eder gider. Hayatının kalitesi azalır. Kimse sana vakit vermez, veremez. Kendine karşı dürüst olmalısın. Kendin sana bir şey yapmadı. Sana gelen zararlar dışarıdan kaynaklı bunun farkına var. Hayır deme sanatını bilmelisin. Hayır demenin açıklaması olmaz. İstemiyorum demenin nedenini söylemek zorunda değilsin. Bir nedeni olması da gerekmiyor. Diline dövüş sanatını öğretmelisin. Buna biz Tonque Fu diyoruz. Karşındakine ona sormadan olmaz. İstemeye bilir. Onun düşüncesi de önemli dedirtmek için hayır demen şart. Hayır demeyi öğrenmen şart. Öncelikle hayır kelimesini yumuşatabiliriz. Bir kaç madde verecek olursam;

  • Sana yardım etmek, …. yapmak çok isterdim, ancak…”
  • “Bu konuda ben sana yardımcı olamayacağım, ama… müsait olabilir belki.”
  • “Biraz düşünmeme izin verir misin bu konuyu, sana yarın haber veririm.”
  • “Maalesef benim için hiç uygun değil, ama istersen birlikte başka bir alternatif düşünelim.”
  • “Bugünlerde çok yoğunum, … çok zamanımı alıyor. … gün sonra uygun olurum, senin için nasıl?”

Bu gibi cevaplar verebilirsin. Karşındaki sana değer veriyorsa düşüncene de değer verir. Israr ederse açıklama yapma. Açıklama yaptıkça otoriten sarsılır. İstemediğini sana dayattıranlara açıklama yapmak zorunda değilsin. “Hayır” senin düşmanın değil. Senin iyiliğin için en gerekli kelimedir.

Hayır diyemiyorum diyorsan “hayır” günü oluşturmalısın. Haftada 7 gün var 1 günü hayır günü yaparsan inan bana o bir günde bir sürü sorumluluktan kurtulmuş olacaksın. Dilini terbiye edip çevrenin sana düşüncelerini otoriteni hissettirecek tarzda değiştirmiş olursun. Dene bunu… Ne olursa olsun kendi istediğin bile olsa o gün her şeye hayır demelisin. Dilinin ipini ellerinde tut. Unutma ki sen önemlisin. Düşüncelerin önemli. Deneyip sonuçları yorumlara yazabilirsin. Bir sonraki konuyu belirlemek için de bana yardımcı olarak yorumda fikrini yazabilirsin. Hayır dersen ben kırılmam çünkü istemediğin şeyin açıklamasının olmadığını biliyorum.

KAYNAK:

alis.ku.edu.tr/hayir-diyebilmek/

PSK. Beyhan Budak/ Kendine İyi Davran

Uzman Psikolog Rengin Işık/ Hayır Diyebilmek

Sam Horn / Tongue Fu: Sözlü Dövüş Sanatı

Haluk TATAR youtube channel

Yazı kategorisi: Güncel

The Art of Saying No

Nice person, Since you came, you must have a weakness like not being able to say no. Relax.

We will overcome this problem.  If you don’t want to go to the cinema to avoid breaking the heart, because if you say no, you can break your relationship or feel selfish. Don’t feel! You are not an ice cream. You can’t make everyone happy and you don’t have to. Let’s say to him/her , she/he comes, no need to ask if she/he accepts it for sure. people don’t feel your emotion. The golden rule of being potatoes means yes to everyone in every respect. Once you create this perception, yesers constantly surround you. Lowering self-confidence. Think now, close your eyes and review your life. Think about things you can’t say no. Now update those topics by thinking that they gave no answer to the first question.  you didn’t lose, you won. you created when you can use it for yourself. let’s prove our weaknesses in saying no, what do you feel when you say no below let’s see,

  • Not to be rude
  • Want to be compatible
  • Not feeling guilty
  • fear of being perceived as selfish
  • Avoiding conflicts
  • Afraid of breaking the relationship
  • Feeling the need to please everyone

Someone you love comes to you and says go out and drink coffee. You have jobs or are busy or don’t want you .The answer should be no in the table that appears here, but you say yes to be a sweet potato and not to upset the other. Do you think that coffee will be sweet? It does not come because you did not express your desires by breaking your self-confidence. Once again yes, it will  said and you were wrong you. you say right, is it more important than my darling? , What will happen if we had coffee for 1 hour bro?  you can say. You are right but according to the rules in your dream World. The real world isn’t so dusty pink. The yes answer that you gave unwillingly for 1 hour, took you a little self-confidence from the authority and killed your time from your life. The things you do not do on top of you or the things you have been postponed will stay alone with you after the person who made you say yes to your coffee without digesting it in your stomach. then your psychology will deteriorate, stress, anxiety, panic goes on. The quality of your life decreases. Nobody can give you time. You must be honest with yourself. Yourself didn’t do anything to you. Be aware of this from external damage caused by you. You should know the art of saying no. There is no explanation for saying no. You don’t have to tell the reason for saying I don’t want. It doesn’t have to have a reason. You have to teach your tongue the art of martial. We call this Tonque Fu. not without asking her/him, May not want, You have to say no to make her/him  think it matters. You should learn to say no. First, we can soften the word no. If I give a few items;

  • Helping you,…. I would love to do it, but…
  • “I won’t be able to help you with this, but… maybe it is possible.”
  • “Can you let me think a little about this, I’ll let you know tomorrow.”
  • “Unfortunately, it is not suitable for me at all, but let’s consider another alternative together.”
  • “I’m very busy these days,… it takes a lot of time. … I will be available days later, how is it for you? ”

You can give answers like this. If he cares about you, he also cares about your thoughts. Do not explain if he insists. When making a statement, it is shaken by the authority. You don’t have to explain to anyone who imposes you that you don’t want. “No” is not your enemy. This is the most essential word for your well-being.

If you say I can’t say no, you should create a “no” day. If you do 7 days a week and 1 day no, believe me, you will be free from many responsibilities in one day. By finishing your tongue, you change the thoughts of the environment in a way that will make you feel authority.

Try it… No matter what you want, you should say no to everything that day. Keep your tongue in your hands. Remember that you are important. Your thoughts are important. You can try and write the results in the comments. You can also write your opinion in the comment, helping me to determine the next topic. If you say no, I am not broken because I know that there is no explanation for what you do not want.

SOURCE

alis.ku.edu.tr/hayir-diyebilmek/

PSK. Beyhan Budak/ Kendine İyi Davran

Uzman Psikolog Rengin Işık/ Hayır Diyebilmek

Sam Horn / Tongue Fu: Sözlü Dövüş Sanatı

Haluk TATAR youtube channel

Yazı kategorisi: Güncel

1 HAFTAYI 8 GÜN YAŞAMAK

1 hafta 7 gün değil mi? Düşüncesiyle geldiğinizi tahmin edebiliyorum. 1 hafta kâğıt üstünde 7 gündür.  Bu yazıda ölene kadar nasıl daha fazla gün yaşarsın onu öğreneceksin. İnsan doğar, büyür, ölür. Bu konuda ergenlikten sonrasını ele alacağım. Konu uyku düşmanlığı içeriyor. Uykuyu seviyorsun ama o seni sevmiyor. Seni öldürüyor. Gereksiz uyku senin yaşamından kırpıyor, okumaya devam et açıklayacağım. Şöyle gece yatmadan bi instagram, youtube, twitter da vakit öldürür, gözünü yorarsın. Beynini, yorulduğu için uyuması gerektiğine inandırırsın. 02:00’da yatarsın 12 civarı kalkarsın. Kalkarsın ama o uyku sana zevk vermez. Yorgun hissedersin. Gün boyu uyku modunda durursun. Üşenirsin oturur, uzanırsın. Uykun gelir. Belki gün içinde 2 saat kadar uyursun. Yapma ölüyorsun!

Elinde sayılı olan jetonlarını çöpe atıyorsun. O jetonlar senin hayatın. Çöp tenekesi de uykun. Öyle diyorsun da uyku da şart arkadaş! diyebilirsin, haklısın şart ama sen 12 saat uyuyorsun. Yarım gün uykuya gidiyor. Kalan 3 gün, 72 saat zaman. Her gün 3 saat oyun, TV… boş vakit geçirsen 51 saatin kalıyor. Ne kadar da kolay ve hızlı azalıyor değil mi? Öncelikle uyku problemini aşmalıyız. Seninle aşamalı olarak uyku süresini sağlıklı şekilde azaltacağız. Vücudu bu süreye 40 gün kuralı sayesinde alıştıracağız. Güzel bir gün geçirmek için güzel bir uyku şarttır. Bakın çok uyku demedim güzel uyku diyorum yani uykuyu enerji içeceği gibi kullanacağız. Tüm vaktimizi ona yedirmeyeceğiz. Kullanıp işimize bakacağız, dolu dolu yaşayacağız.

  • 4/7/8 Tekniğini denemelisin

Önce dilini damağına değdiriyorsun ve teknik süresince damağında tutmalısın. 4 saniye boyunca burnundan nefes al, 7 saniye boyunca nefesini tut, 8 saniye boyunca yavaş şekilde vücudunu gevşeterek aldığın nefesi ver. Bu işlemi 4 kere arka arkaya yapmalısın, farkı göreceksin.  Bu tekniği 3 gün arka arkaya denemelisin. 

  • Yatak rutinini bozma!

Uyuma koşullarının aynı kalması önemli. Yatak odasının ısısının sabit kalması ve uyumadan önce yatak odasının belirli bir süre havalandırılması önemli. Ayrıca rutini bozmamak için aynı saatlerde uyumaya özen göstermelisin. Bunları denedikten sonra benim de denediğim ve faydasını gördüğüm ABD askerlerine öğretilen uykuya hızlı dalma tekniğinde bahsedeceğim.

Önce yüzünü rahatlatman gerekiyor. Yüzüne dairesel masajlar yapabilirsin. Kaşlarını çatmayı ya da dudaklarını sıkmayı bırakmalısın. Yüzündeki bütün kasları serbest bırakana kadar yavaşça nefes alıp vermeye devam etmen gerek. Omuzlarını mümkün olduğunca serbest bırak ve gevşe uykunun şefkatli kollarına sal arkadaşım kendini. Bırak omzun elin düşsün. Ardından kollara geç. Kollarını kucağına al sallanmasın. Kol kaslarını serbest bırak ve hissizleştiğini hisset. Bacaklar için Kasıklarından başlayıp parmak uçlarına kadar serbest bırakmaya çalış. Kollar gibi bacakların da yokmuş gibi hissettirmeli. Aklında hiçbir şey kurma. Boş siyah bir görüntü hayal etmelisin. Düşünmeyi bırak ve o siyah ortamda rahatla.

Sana deliksiz bir uyku için birkaç öneri buldum;

  • Öncelikle uyku için yatak odası tercih edilmelidir. Televizyon karşısında keyifli olduğu zannedilen kısa kestirmeler gece uykusunu bozabilmektedir.
  • İdeal oda sıcaklığı olan 21-22 derece sağlanmalıdır.
  • Televizyon, cep telefonu, bilgisayar gibi elektronik eşyalar yatak odasında bulunmamalıdır. Hatta yatakta bu cihazlarla zaman geçirmek bile uyku kalitesini bozabilmektedir.
  • Yatak odasının ışık ve ses izolasyonuna dikkat edilmelidir.
  • Uyurken gece lambası kullanılmamalıdır. Uyku da salgılanan melatonin hormonu sadece karanlıkta aktive olmaktadır.
  • 20:30- 23:00 arasında en üst seviyeye ulaşan melatonin hormonundan faydalanmak için bu saat dilimleri arasında uykuya dalmak uyku kalitesini artırmaktadır.
  • Akşam 19.00’dan sonra herhangi bir besin tüketilmemelidir. Özellikle çay kahve gibi uyarıcılardan uzak durmak önemlidir. Uykuyu getirmesi için tüketilen süt diğer yiyecek ve içecekler reflüyü tetikleyebilmektedir.
  • Haftada en az 3 gün spor yapılmalıdır. Uykusuzluk sorunu yaşayan kişilerin akşam sporu yapması faydalı olabilmektedir. Akşam yemeğinden önce kardiyo tarzı yapılan hafif sporlar uykusuzluk sorununu çözebilmektedir. Ağır sporlar sanılanın aksine uykusuzluk sorunu yaratabilmektedir.
  • Hafta sonu dahil aynı saatte yatılıp aynı saatte kalkılmasına dikkat edilmelidir. 12.00-14.00 arası yaşanan melatonin salgılamasından faydalanmak için hafta sonları 45 dakikayı geçmeyecek bir öğlen uykusu tercih edilebilir.
  • Yatağa yatılmasına rağmen yarım saat 45 dakika uyunamadığı takdirde yataktan çıkılmalıdır. Farklı bir odada kitap okunarak tekrar yatılması olumlu sonuçlar vermektedir.

Bunları okudun artık konuyu kavramış olmalısın. Dikkat edilmesi gereken noktalar;

Yetişkinler için sağlıklı uyku süresi 5-8 saat arasıdır. Uzmanların önerisi 6 saattir. Akşam 8:30-11:00 arası ve gece 1:00-3:00 arası melatonin salgılanması arttığı için uyku dilimlerini bu yönde böleceğiz. Yazının devamında seninle 40 gün boyunca haftayı nasıl 8 gün yaşayacağımızı belirleyeceğiz.

 20 yaşından küçükler 8 saat uyumak zorundadır. 20 yaş altıysan akşam 9’da vur kafayı uyu sabah 5 de uyanman sana yeter. Kalk ders çalış, kitap oku. Zaten 5’te uyanırsan elinde bir sürü vaktin olacak.

Araştırmalar ne diyor, “8:30-11:00 arası ve gece 1:00-3:00 arası melatonin salgılanması artıyor.” diyor. Buna göre senle bir uyku düzeni oluşturup bu haftayı 8 gün yaşamışçasına uzun yaşayacağız. Yeteri kadar uyuyarak tüm işlerimizi mükemmel şekilde yapabilecek zamanımız olacak.

Akşam yemeğini 18:00 de yemen lazım. Yedin toksun değil mi, hemen yatma reflü olursun. Miden patates gibi olur. 21:00’a kadar oturarak gün boyu ne yaptığını ve yarın ne yapacağını düşün. Kitap oku. Arkadaş benim akşam 9-11 arası Kuruluş Osman’ı izlemem lazım. Canım Osmanlıdan değerli mi diyebilirsin. Aynı günün sabahı uyanıp 50 sayfa kitap okuyup internet üzerinden izleyebilirsin ya da akşam yemeğinden sonra uyku zamanına kadar otur izle. Yarım yarım izle daha çok zevk alacaksın. 10 dakika TV reklamları izleyerek zaman öldürmektense bu yöntem sana vakit kazandıracak. 21:00’da önce oturur şekilde gözünü hafif yormak için kitap okuman lazım. Sürekli kitap kitap profesör mü yapacaksın bizi? diyebilirsin. Aklın kadar yaşarsın güzel insan. Zeki olmak kapıysa anahtarı kitaplar. Fazla dozda kitap okumak seni öldürmez. Akşam 21:00’da alarmı 23:00’a kurdun vurdun kafayı uyudun. Uyuyamazsan endişe yapma 40 gün boyunca deneyeceğiz. Alışacaksın. Uyku tutmazsa kalk yatma. Hayata devam et. Uyku, ölümün ikiz kardeşidir. Sadece parmak izleri farklıdır. Saat 01:00’da yine saati 3:00’e kurup uyuyoruz ve gecenin köründe uyanıp spor yaparak, dünden seçilmiş güzel bir film izleyerek saat 8’ e kadar vaktini kullanabilirsin. Eğer uyuyor olsaydın gün içinde vaktinin daha değerli kısımlarını harcayıp bunları yapıyor olacaktın. Kazanıyoruz, devam…

Halsizlik ve uyku hali hissedersen gün içi 45 dakika uyku serbest. Şarj olmalısın. Sönük durmaman gerekiyor. Canlısın sen, canlı kal. Bu kadar. Artık gece 1’de uyuyup öğlen kalkma devri bitti. 12 saat uyuyordun. 8’de kalksan 7 saat oluyor. Uykunun tadını almamış olacaktın çünkü melatoninleri kaçırdın. Hala uykun var hissi bitmemiş olacaktı. Yeni sen, günde 6 saat uyuyorsun. Önceden haftada 51 saat yaşıyordun. Artık 126 saat ayaktasın, hayattasın. Nefesini kesen anlarla doldurabileceğin 5 tam 1 de çeyrek günün var. Bir haftayı 2,5 hafta yaşıyor olacaksın. Kendini sev. Hayat kısa ama dolması gereken boş sayfalar var. Boş bırakma. Dolu bir kitap bırak.

Beğendiyseniz beğen butonundan veya yorumlardan bunu bana belirtebilirsiniz. Eklemek istediğiniz şeyler için yorumlar kısmı sizi bekliyor.

KAYNAKhttps://www.hurriyet.com.tr/https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberleri/deliksiz-bir-uyku-icin-11-oneri/https://www.e-psikiyatri.com/https://psycnet.apa.org/record/2006-10343-008https://journals.sagepub.com/doi/abs/10.1177/074873099129000894https://www.youtube.com/watch?v=1vYBK8NgZBA Haluk TATAR https://www.youtube.com/watch?v=NbTnx_VDN1w Klinik Psikolog Beyhan Budak