Yazı kategorisi: Güncel

ZAMAN GÖRECELİĞİ VE DİNLERDEKİ ÖTEKİ DÜNYA KAVRAMI İLE İLİŞKİLENDİRME

Dinlerde hep öteki dünyadan bahsedilmiştir. Öteki dünya ödül ve ceza olarak görülmüştür. Ayrıca insanlar iyi davranışları ile Cennet, kötü davranışları ile de Cehennem’i boylayacaklar kalıbı vardır. Bize öteki dünya denilince neden evrenden kopuk bir yer aklımıza geliyor ki? Bunu Einstein ‘ın izafiyet teorisi ile başlatıp rüyalar ve rüyanın diğer dünya dediğimiz kavramla bağdaştırıp devam etmek istiyorum. Einsteın izafiyet teorisini şöyle açıklıyor: “Bir insan çok sıcak bir sobanın yanında bir dakika kalırsa bu ona bir saatmiş gibi gelir ama güzel bir kadının yanında bir saat muhabbet etse bu ona bir dakikaymış gibi gelir.” Bu önermesi aslında uyku ile alâkalıdır. Einstein zamanın göreceli olduğunu savunuyor. Bizler ise uykunun yarı ölüm hali olduğunu söyleriz ve bilimsel olarak da önermelere göre evrendeki her yerde zaman aynı işlemez. Dünyada zaman çok farklı iken diğer bir boyutta zaman çok farklıdır . Bu söylediğime İnterstellar (Yıldızlararası) filminde yer verilmiştir.

Dinlerde insanın ruhu olduğu savunulur. İnsanın bedeni ölür ama ruhu ölmez. İnsan uyuduğu zaman rüyalar görebilir. 7 saniyelik bir rüya dakikalarca anlatılır. Demem o dur ki bu Einstein’ın zaman hakkında önermesi ile ve bilim adamlarının zaman evrenin farklı yerlerinde farklı işler önermesi ile çelişmez. Acaba insan rüya gördüğünde ruhu farklı bir boyuta mı geçiyor? Bu farklı boyut öteki dünya mıdır?Bence bu tartışmaya açık bir konudur.

Reklam
Yazı kategorisi: Güncel

Örümcek Öyküsü

Muhteşem bir insanla, muhteşem bir aşk yaşadığım bir rüya gördüm. Rüya eski okulumda başlıyordu, sonra son sınıfa geçiş ve mezuniyet. Sonrasında yaz tatilinde bir otelden, bir kumarhaneye evriliyordu mekan. Sanırım kumarhanede tanışıyorduk sevdiceğimle. Rüyadaki karakterler, iyi insanlardı ama kötü işlere de bulaşıyorlardı. Herkes çok iyiydi ama herkes çok kötüydü. Rüyanın sonunda kanser hastası sevgilimle pencereden dışarıyı izlerken-ki burada karakter algım yıkılmaya başlamıştır, rüyada kim olduğumu unuttuğum evredeyimdir- uzağa bakıp diyorum ki: “Bu işte, vermek istediği mesaj: salt iyi salt kötü diye bir şey yok, hayat grilerden oluşur!” 

Sonra biraz daha dalgalanmalar ve rüyadan uyandım. Uyandığımda sağ kolum başka bir evrene gitmişti, yaklaşık iki dakika can çekiştim ve balkona çıktım. Uzun zamandır dikkatimi çeken, ayağıma değmediği sürece dert etmediğim örümcek ağlarından birine takılmış ve tüm gücüyle kurtulmak için çırpınan bir böcek gördüm. 

Böceği kurtarmayı düşündüm, o zaman örümceğe kötülük yapmış olacaktım. Örümceği düşündüm, keyfinden ağ örmüyordu ki o. Tekrar böceğe baktım, çok acınası gözüküyordu. İçimden tekrar kurtarmak geldi, doğanın dengesine karışmak istemedim. Güzel bir yirmi dakika böceği izledim, acaba çabalamayı bırakır ve ölümünü huzurluca beklemeye başlar mı diye. Hayır bırakmadı. 

Eğer ağlardaki böceği kurtarsaydım ona göre bir azize olurdum muhakkak, örümcek için bir yemek hırsızı, emek hırsızı, şerefsiz ve ahlak yoksunu olacaktım. Şimdi ağlara takılmış böcek için soğukkanlı bir sosyopat, örümcek içinse saygılı bir komşuyum.