Etiket arşivi: sevgi

YOLUM UZUN

Hava soğuk. Dışarıda kar usul usul döşüyor toprağın motifli döşeğini. Her tane birer anlam getiriyor yeryüzüne. Nakış nakış işliyor içimize. Onu taşıyan bembeyaz bulutlara olan ahde vefasıdır sanki bu kar tanelerinin. Vefa. Ne güzel bir nida ile işler kulağımıza. Vefa kelimesi , Arapçadan ‘’wafa’’ kökünden gelir. Sözünde durma, borcuna sadık olma anlamlarını barındırır bünyesinde. Vefat kelimesi düşer peşine aklıma. Vefat hepimizin bildiği anlamı ile ölümdür. Vefat ,istikametimizin heybemize konulan nefesler olduğu bu dünyada, müstakim olduğumuz hayat yolculuğunda sözümüzü tutmamız,borcumuzu ödememizdir.

Borcumuz,vefamız nedir ? Bir anadan dünyaya geldik. Bu dünyadaki en büyük gayemiz o ananın evladı olabilmek. Neşet Ertaş ustanın dediği gibi ‘’Analar insandır. Bizler ise insanoğlu”. Görevimiz anamıza,örfümüze,anneannemize borcumuzu ödeyebilmek. Nankör olmamaktır. Nankör kelimesi Farsça’dan gelir. Nân ‘’ekmek’’, kûr ‘’görmez’’ sözcüklerinin bileşimidir. Ekmeğini tanımayandır nankör. Özüne aslına ihanet edendir. Saygısını sevgisini yitirendir.

Her şeyin zıttı ile anlam bulduğu bu dünya hem nanköre hem de vefalıya yuvadır. Ne demiştik Yolcu yazımızda. Özümüz toprak. Ve bizler vefatımızla o toprağa dönüyoruz. Önemli olan emaneti ziyan etmemek. Aslımızı ,neslimizi bilmek. Ahmed Arif ‘’ Bir gönül inceliğidir, insana değerli olduğunu hissettirmek.’’ der dizelerinde. Önce kendimize sonra etrafımızdakilere kıymet vermek. Sevip saymak, hor görmemek bizim borcumuz. Bugünümüzü biliyoruz, peki yarınımızı? Bunun cevabını bir ağıdın dizeleri ile vereyim size. ‘’Aman dayımoğlu yaram derindir, Sağ olur kalkarsam Mevla Kerimdir.’’ Yarınızın garantisi yok. Heybenizde yarınlık nefesiniz var mı? Haberiniz yok. Neyden haberimiz var aa dostlar. Akıp giden ömrümüzden, zamandan haberimiz var.

Gücendiğimiz şeyler çok, kırılan dalımız budağımız da .Kırıldığınız yerleri yeniden aşılayın iyilikle, sevgiyle ve güzellikle. Kırıldığınız gücendiğiniz yaraları onarın ama dersinizi de çıkarın. Eskisi gibi olmayın. Eskisinden daha sağlam ve seciyeli biri olarak atın adımlarınızı. Sağıra sözünüzü, köre yüzünüzü süsleyip yorulmayın. Yarım kalan ne varsa söküp atın içinizden. Nankörün vefasızın yasını tutmayın. Sözüm o ki aşamayacağı yolu olmayana,bahanesiolmayana, kıymet veren gönüllere verin meylinizi. Anlaşmaya gönlü olana verin. Yolunuzdaki taşı, dikeni gülü bir tutmayın. Demiştik ya yüzünüzdeki bir gülümsemeyi, sesinizdeki neşeyi ekmeği bilen, onunla gönlünü doyuran insanları sevin diye. Gönlünüzdeki bahar çiçeklerini don vurmasın. Takvim yapraklarınız hatıra dolsun. Yolunuz bahtınız hep açık, sağlığınız mutluluğunuz daim olsun.

Unutmayın, vakti geldiğinde rabbiniz gönlünüzdeki size verecek ve sizi hoşnut kılacaktır. Sağlıcakla kalın. Vesselam.

ÇIRPINIŞ

Gözlerimin nemlenmesine alıştımda,

Şu yüreğimin çırpınışına bir türlü alışamadım.

Hiçbir zaman olmayacak belki.

Bir hayal,

Bir rüya,

Yada bir efsun olarak kalacak şu yalan ömrümde.

Sonu tatlı biten masallar gibi umut edişimde mutlu biter mi?

Bilmiyorum.

Kıymetimi çok sık tartıyorum.

Kimsenin hayatında bir izim bile yok.

Sadece biriktirdiğim gözyaşlarına sahip ömrüm.

Tek bir gün özlenmek,

Tek bir gün gerçekten sevilmek.

O sevgiyi sonuna kadar hissetmeyi,

O kadar çok istiyorum ki.

Bunun tarifi yok.

Doya doya, sımsıkı sarılmak sevdiğime.

Çok istiyorum.

Ömrüm masamdaki mumlar misali,

Bir gün tükenip gidecek.

Kimsesizliğimin yarası ve ben,

Yitip gideceğiz bu dünyadan.

Lal olan dilim,

Korlarda çevrilircesine söyleyemediklerine yanacak.

Kavuşmak mahşere,

Söylenmeyenler kara toprağa nasip olacak.

Yangınımızı yağan yağmurlar dindirecek.

Umudumuzu seher vakitleri yaşatacak.

Gönül bedende ağırlaştıkça,

🌍 denen mezar bize dar gelecek.

Sağlıçakla kalın, varolun ey ehl-i dünya !

Sağlıcakla…

Selam olsun Cemal Süreya’nın öperken koklayan, özlerken burnunun direği sızlayanlarına… Selam olsun Ahmed Arif’in umutları yok olan, kalbi kırılan çiçek gibi insanlarına… Selam olsun Neşet Ertaş’ın bağlamasındaki ayrılığa, yoksuzluğa… Hakkımız helal olsun bu yalan dünyaya…

Aşk ve Sevgi

Bu yazıda tüm ilişki hayatını gözden geçireceksin ve aşk versiyon 1.0’dan aşk v2.0’a güncelleneceksin. Bu konu kısa kesilecek bir konu değil. İlişkiler insanların tüm duyu organlarını ve özellikle ruh sağlığını etkiler. v2.0’a güncellenmiş bir ilişki, sağlıklı ve mutlu bir yaşam için gereklidir. O zaman güncelleme başlıyor…

Aşk’ın mantıksal açıklaması yoktur. Bilimsel açıklaması vardır. Bilimsel olarak dopamin+Nöroadrenalin birleşirse ortaya aşk çıkıyor. Aşk= düşen serotonin demektir. Evet aşk bilimsel olarak mutluluğu azaltıyor. Çünkü aşık olunan kişi, aşık olanın istemediği şekilde de davransa aşk bu davranışı kabul ettiriyor. Mutsuz oluyorsun ama içine atıyorsun. Ha bi de kelebek mevzusu var. İlk görürsün içinde kelebekler uçar falan ya işte onlar kelebek değil. Kan basıncın bu kimyasal tepkime sonucu artıyor ve kan iç organlara çok hızlı şekilde çekiliyor. Londra Üniversitesi Nörobiyoloji profesörlerinden Semir Zeki, fonksiyonel MRI kullanarak yaptığı araştırmada, 17 kişiye önce sevdiği kişinin, ardından da arkadaşlarının fotoğrafları göstererek, serebral kan akışları izlemiş. Araştırmada insana müthiş mutluluk ve haz veren aşkın, kişilerdeki ”muhakeme yeteneğini yitirdiği” ve ”saplantılı kişilik bozukluğuna” neden olduğu ortaya çıkmıştır.

Aşk ve sevgi farklı şeylerdir. Aşk ansızın gelişebilir. Zamansız ve mantıksızdır. Aşkta saygı olmayabilir. Sevgide tam tersi saygı şarttır. Mantık esasına dayanır. Evlilik için aşk olumsuz sonuçlar yaratabilir. Hırsıza da katile de âşık olabilirsin. Bu mantıksız bir ilişki oluşturur. Aile bir kurumdur. Evlenmek ve aile olmak için aşk değil sevgi gerekir. Sevgide saygı ve güven vardır. Aşkta saygı yoktur, mecburiyet vardır. Yani arkadaşım herkese âşık olabilirsin ama herkesle evlenemezsin. Kişiler arası ilişkilerde de normal olarak kavga ve tartışmalar çıkabilir. Kavga veya tartışma yoksa o ilişkide sıkıntı olabilir. Ya birisi çok baskındır ya da diğeri çok alttan alıyordur. Doğru ilişkide özgürlük ambargosu olmaz. Sen, sevecen ve hoşgörülü ol ki karşılığı olsun. Unutma ki sevmek kolaydır ama sevilmek zordur. Diğer bir şart ise sevdiğini değiştirme. Bırak nasıl sevdiysen öyle kalsın. Sevgilini olduğu gibi sevmek seni ilişkide v2.0 yapacaktır. 2. bölüm, yarın LiveTerra’da. Diğer bölümler de 1 gün arayla yayınlanacak. Takipte kal.

DÜŞÜN

ERKEK ve KADIN : Erkek sonuç odaklıdır. Erkek tek işe odaklıdır. Çok iş yapabilir ama hepsini doğru ve yerinde yapması sık görülmez. Erkek mantıksal düşünür. Aynı tişörtü ucuz diye 2 tane alabilir ama bu kadında geçerli değildir. Kadın mantıksız demiyorum, kadın mantık gerektiren işlere duygularını da katmaktadır. Duygular mantığın düşmanıdır. Kadın çok yönlü düşünür. Evli çiftlerin tartışması trajikomiktir. Erkek sorulan soruya yine soruyla cevap verir ve zaman kazanır o sırada gerçek cevabını başını yakmadan söylemek için düşünür. Kadında bulut sistemi vardır. Hazır cevaptır yapıştırır cevapları soruları. İki cinsiyet ancak saygı duyarsa anlaşabilir. Gerekirse sus ve dinlemeyi öğren. Dinlemenin yaşı yoktur. Dinle, belki yanlış sensin. Hemen her şeye atlama. Gerçekten dinliyor musun? Düşün. Kararlar verirken düşünmek ileri zamanda sana benlik saygısı kazandıracaktır.

İLİŞKİLERİN PERDE ARKASI: Öncelikle ilişki kuran kişiler arası senkronizasyon problemleri ço0k önemlidir. İlişkilerde iletişim önemlidir. Etkili iletişim kurmasını öğrenmelisin ve senkronizasyon problemlerini çözmelisin. Beraber kararlarda ortak nokta sağlama becerisi kazan ve bu beceriyi geliştirmelisin. Evlenen kişiler incelendiğinde senkronizasyon problemleri 2-3 yıl içerisinde kaybolmaktadır. 3 yıllık ilişki bir başarıdır. Yani insanlar ilişkilerinde bir şeyler başarıyorsa problemler de ortadan kalkmaya başlıyor. Uzun ömürlü ilişkilerin sırrı budur. Diğer problem kriz problemleridir. Örneğin evli bir çiftin evinde erkek çorabı çıkarıp ev içinde yok olması için fırlatması krize yol açabilir. Bu gibi krize yol açan problemler ortadan kaldırılmadır. Sorunlar yok olursa her şey düzelir. İletişim kurarken mantık ekseninde kurmalısın. Mantıklı hareket etmelisin. Kendi hatanı düşün ve hatanı tart. Değişeceksin. Kişilik problemleri (narsist vs.) geçmeyebilir. Araştırmalarda da geçmediği görülmektedir. Kişilik problemlerini bul değiştirmeye çalışma, izle. Düzelmezse belirt ve istemediğin bir hayatı yaşama. Gerekirse yolları ayır. İlişkiye başlamadan veya şimdi tüm eski aklına takılan mevzuları hallet. Sürekli geçmiş konuları açma, tükenirsin. Sevgini her daim ifade etmelisin. Unutturma hatırlat. Eski anıları konuşmaktansa konuşmaya değer güncel anılar oluştur. Eski defterleri kaparken hatalı kişi arama. Bariz bir hata varsa hatasını anlatması için 5 dakika ver dinle bu sorunu beraber atlat. Tüm problemleri şimdi hallet ki geri kalan zamanda kafan rahat olsun. Ortaya atılan hayallere destek ol. Beraber bir şeyler hayal edin ve o hayaller gerçekleşsin. Heves kırma. Bir diğer husus yapış yapış olma. Her yere sevgini yazarak, yayarak milletin duymasını sağlamak ve bununla mutlu olmak geçici bir haz yaratır. Milletin umrunda değilsin. İçinde yaşa. Zaten seviyor, seviliyorsan aldatmaz, aldatılmazsın. Kafana takılan şeyleri yok edip sevgi=saygı konusunu da öğrendiysen değişmişsin demektir. Versiyon 2.0 olacağız. Değişime ayak uydur, güncelle kendini. Unutma ki güneşe gitmeyi aklına koyan ayağındaki çakıl taşını düşünmez. İlişkiler bitebilir. Bitmişse bitmiştir. Takıntı yapma yeni uğraşlar bul ve geliş. Seni aşağı çeken alışkanlıklardan kurtul. Tüm bu zımbırtılarla psikolojik ve fiziksel olarak vedalaşmalısın. Devamı yarın LiveTerra’da…

Aldatma







Aldattın veya aldatıldın. Unuttun veya unutuldun. Burayı okuduğuna göre büyümüşsün. Gelişiyorsun, ders alıyorsun demektir. Aldatılmak insanı üzer. Dünyanın sonuymuş ve tek salak sen kalmışsın gibi gelir. Artık bunları aşacağız. Unutmak için çabalamak yerine geçmişinle ve sana yapılanlarla barış. Barış ki kine dönüp ömür boyu sende değeri yükselmesin. Dünya devam ediyor, işine bak. Ha bide ilk seferlere sıcağı sıcağına Bi cahil cesareti gelir. Çivi çiviyi söker, dur Bi sevgili yapayım derler. Kriter çok sadedir, nefes alsın yeter falan filan bunlar v1.0 kişilerin hareketidir. Sen, v2.0’a yükseldin. Komik geliyor artık değil mi bu hareketler. Cahil cesaretleri sana saçma geliyor. v2.0 için hata saygısızlıktan gelir ve saygısızlık affedilemez. Edilirse tekrarlanır. Karşındaki ne kaybettiğini görsün diye çabalama, kendime ne katabilirim nasıl gelişebilirim diye çabala. Kimse aldatılmayı hak etmez. Aldatanın da ya psikolojik, çevresel veya ailesel problemleri vardır. Problemi yoksa ahlaksızdır, gelişimini tamamlamıştır. Kabullendiğin kadar özgürsün. Dağılma toplan, sorgula, sonuçlandır ve bitir. Asla zaman kaybetme. Kendine karşı şefkatli ol. Bi dönse her şey tekrar güzel olacak falan deyip durma, olmayacak. Aldatılmışsan kazanmışsındır. Düşünsene saygısız birine sırlarını açıp, kalbini açmışsın. Karşılıksız değer verme ki hesap sormaya yüzün olsun. Bize ait olmayan yaşamlar içindeyiz. Kıyaslıyoruz, yanlış. Sen özgün olmalısın. Kıyaslamak aynı olmaktır. v1.0 değilsin sen güncelleniyorsun. Sabah cenazeye akşam düğüne giden tipler seninle kıyas edilemez. Güncellendin sen, gelişiyorsun. Ani gelişen olaylar sırasında durmalısın. Bazen durmak iyidir. Durunca düşünürsün. Hızlı hareket edersen ne ara öldüm ulan! Diye hayatına söversin. Sen düşünmeden yaşarsan zaman seni hiç düşünmez,eskitir. İnsan yapınca değil izleyince tebessüm eder. Komedi filmlerinde de böyledir. Birinin seni kaktırması hoşuna gitmez ama İzlemesi hoştur. Hayatını izle, bazı akşamlar uyumadan kendi hayat dizini izle. Ne yaptım diye sor kendine. Bir de şu var; ilişki kurduğun insana, bırak şunu ne buluyorsun bundan diye sorarlar. Eğer bir sebebin varsa sevmişsindir. Sebebin yoksa aşık olmuşsundur. Çünkü aşk=mantıksızlıktır. İdeali ararken, ben ideal miyim diye sor kendine. İnsanları da şımartma. Kimse için her şey yapılmaz. Çok veren her zaman fedakarlığıyla kalan olmuştur. Davranışlarını değerlendir. Her davranış sevgi değil, her sevgi de davranış değildir. Sahte sevgiler de vardır. Ve v2.0 olan sen, bağımlı olma. Kendinle barış ve seni üzenlerden o anda bedel ödet. Bedel ödet ki varlığın hissedilsin. Şahıslar senin hakkında, o biz ne dersek kabul eder nasılsa diyemesin. v2.0’a güncellendin. Yeni güncellemeler de gelecek takipte kal…

Tüm sorularını iletişim kısmından bana iletebilirsin.

AŞK V2.0 (Güçlü Sorular)

Aşk versiyon 2.0 kategorisinin sana hayatı sorgulatan sorular bölümündeyiz. Bu sorular düşündürecek. Ben cevaptan ziyade soruyu okuduğunda sende ne canlandırdı bunun üstünde yoğunlaşıyorum. Okuyuculara ışık olmak istiyorum diyorsan yorumlardan cevap verebilir veya eklemek istediğin fikrin varsa belirtebilirsin.

LiveTerra senin yaşam alanın.

1. En İhtiyaç duyduğun anda yanında olmasını istediğin kişi şu an Birlikte olduğun kişi mi?

2. Sevgilinle birlikteyken istediğin şekilde rahat konuşabiliyor musun?


3. Sence kullanılıyor musun, kullanıldığını hissediyor musun?


4. Sevdiğin kişiyle beraberken kendin misin?


5. Aklına takılan bir ilişkin var, şu an o biten ilişki tekrar başlarsa tekrar bitmeyecek mi?


6. Daha önce bitmiş olan bir ilişki İyi ki bitmiş mi?


7. Mutluluk evlenince mi gelir?


8. Biraz daha beklersen sevdiğini kaybeder misi, Neden?


9. Eskiden kalan olumsuz düşünceler sana yüktür. Bu yükleri ne kadar taşıyacaksın?


10. Son soruda ne kadar Narsist olduğunu öğrenelim. Hayatta en çok arzuladığın şeyi, kariyeri, popülerliği sevgilin elde etse ne hissedersin?

TAŞINIYORUZ!

– ‘’ Mideni bozan bir şey mi yedin?’’ dedi Bernard.Başıyla doğruladı Vahşi; – ‘’ Uygarlık yedim. Zehirledi beni uygarlık. Kirlendim.’’

Aldous Huxley’ in Cesur Yeni Dünya kitabında geçen bir kesit ile başlamak istedim sözlerime. Gerçek şu ki; samimiyet ile etrafımıza bakarsak, göreceğimiz tek şey; hayatın içinin boşalıyor oluşu. İnsan sayısı arttıkça, insansızlığı artıyor dünyanın. Daha bir yalnız, daha bir kimsesiz oluyoruz. Belki de aynı dili konuştuğumuz insanları, hızla boşalan dünyada yitiriyoruz. Kısacası dostlar ‘’ Taşınıyoruz!’’

Vahşi’nin midesini bozan bu uygarlık neydi? Biz insanlara ne kattı Uygarlık(!), uygar olma durumu?

Uygarlık; binlerce yıl devam eden gelişmeler sonucunda; insan aklının, bilim ve teknolojinin de katkısı ile ortaya çıkan; tüm insanlığın eseri ve malı olan evrenselliği ifade eder. Yanlış okumadık. Binlerce yıldır tüm insanlığın eseri ve malı olan evrensellik. Kısacası paylaşımlarımız. Eğer uygarlık bizim paylaşımlarımız ise; koskoca dünyada neden hem bu kadar yalnız, bir o kadar da kalabalığız? Niçin hep delicesine kendi kendine konuşuyor ruhlarımız? Neden bu kıymetsizliğimiz? Ne kadar meraklıyız fani şeylere. Hal böyleyken; öğrenmeye, birbirimizi anlamaya ise niyetimiz yok gibi.

Yaşadığımız çağda doğruluğa, erdeme susuz kaldık. Masumiyetimiz ise tedavülden kalmak üzere. Sığlaşan hayatlarımızda samimiyete de yer kalmadı artık. Çıkarlar, yalanlar fersah fersah kara örtüsü oldu yeryüzünün. Nasıl insanlardık, ne olduk? Doyumsuz, daldan dala koşan;gönülleri çölleşen, hikmet ve hakikati aramayan;bezgin;kör, sağır ve dilsiz..

Oysa Mark Twain’ da dediği gibi;

‘’ İnsanın gerçek değeri, yüreğinde yatar.’’

Hepimiz yüreğimiz kadarız. Sevdiğimiz, saydığımız, kıymet verdiğimiz kadarız. ‘’Geçmiş olsun’’ demekle yetinmeyip, ruhlarımıza şifa oldukça, değerlerimizi paylaştıkça ‘’Uygarız’’. Sağlıcakla kalın.