Yazı kategorisi: Güncel

Bağlar

Bir akşam serinliğinde cılız kelimeler fısıldar ya kulaklara… Öylesi tiz seslere hazin geceler eşlik edermiş. Ötesi görünmeyen köyler kılavuz istemez ya… Öylesi yollara kalbin yarinliği eşlik edermiş. Bir saklı giz içinde açılıverir dünya. Açılmaz ruhun sancısı. Elde edemeyişler vardır bilirsin. Çabalamanın kıyısında yaşadığın, yaşamaya itildiğin kıyılar…

Şimdi seninle bir yazgımız olsun desem, gitmeleri meşhur edersin. Yazgılar bile çirkinleşir harikalar diyarında. Şimdi bir umut çizsem, kurşunlara zam gelir. Ayrık otlar biter gönül tarlasında. Koparılmayan bağların aksine güçlüdürler. Çünkü bağlar elbet bir gün koparlar…

Yazı kategorisi: Güncel

Efendiler

Bir ülke çiziyorum.

Karanlık krallardan uzak,

Narenciye turuncusu gökleri…

Bu göklerin altında korkusuzca atan

Binlerce onarılmış etten kemikler…

Bir ülke çiziyorum.

Adaletin terazisi henüz kırılmamış.

İpin çektiği yönler kapatılmış,

Keskin bıçak gözleri konduruyorum.

Uzakların sesine katılan bu gözler

Kimi zaman suskun…

Bir ülke çiziyorum.

Her başın eşitlik bildiği,

Son ekmek bir kadına sunulmuş

Olsa da

Son gözyaşı bir adam için…

Evleri taş,

Yürekler olmasın aman ha!

Yalnız renkten morlar çıkacak sabaha.

Bi ülke çiziyorum.

Dahisi çoğalmış deliliğin,

Akıl için atan binbir başlı yüreklerin

Alacası belli çalışkan gözlerin.

Bu ülke, ütopyalar ardında serili

Üç beş paslanmış kilimleri,

Siler soğuk kötümser iklimleri.

Ve bilmekte meşhur edep çizgisini…

Beş sadece sayıdır

Saymasını bilene…

Görmek, hissetmekle eş değer.

Uzakların sinesine

Çekilir zaman,

Duyulur bir aman.

Aman ha aman!

Bir ülke çiziyorum efendiler!

Yazı kategorisi: Edebiyat

Üstat Nazım’a

Ah Nazım…
Nasıl koydular seni
Dört duvar arasına,
Çevirmiş
Bir düşünce yığınına
Altında kalan tozdan şiirlerin,
Eksilmeyen palton
Bir tahta askıda…
Bekleyiş bir çınara sığar.
Ve Piraye’ninkine denk düşen gözyaşları…
Ah Nazım ;
Nasıl sürdüler seni Malta’ya?
Memleket özlemi derin,
Gözlerin nicesi mavi derinlikler.
Kaybolmak sayfalar dolusu
Memleket şiirlerinde.
Ve aşkın ayıplığını örtmek seninle…
Kalemine sağlık
heyhaat dev adam,
Tükenmeyen kurşunları sana dizeyim.
Çilesi bitmemiş bu dava
Yazının kandan üstünlüğü,
Ve gözlerin
hakikat sandığından çekilmesi
Miller boyunca…
Ah Nazım ;
Sana nasıl kıydılar??

Yazı kategorisi: Edebiyat

Geçmiş Moda

Camların ardında biriken toz taneleri
Yaşanmışlık hissi veren
Gri duvalara eşdeğer.
Altında turuncu plaklar gizli gri renkler…
Milyon yıllık bir pardesü giymiş boyacılar,
Giyilebilir.
Sarısına siyah, alına mor
Karışabilir…
Geçmiş sözlerin, lügatların,
Abc’si silinmiş alfabelerin,
Hatta yalan ardı saklı kirliliklerin
Önemi yoktur, atılabilir.
Sandıklarda kokar en taze anılar
İçlerinde sonsuz heves,
Sonsuz düş kırıklığı…
Zıt düşünceye gebe ömür,
Birinde çağlayan hayat
Diğerinde inci göz yaşı…
Ve umulur, unutulur da.
Sandıklar bir evden diğerine geçer.
Akıl kalır gri boyalarda.
Turuncular aniden gün ışığına çıkar.
Bu alelade bir bekleyiş değil,
Bir çocuktan bin heves eder.
Ansız tablolar barınır
Alacalı kalbimin hizalarında.
Denk düşer iki el,
Duyulabilir en derin nidalarda.
Milyon yıllık pardesüler,
Kokusu kaçmayan gül suları
Elleri nazik kına merasimleri…
Özlenebilir…
Modası geçmez türküler çalar
Hoş sokakların birinde.
Ansız davulcular belirir ya
Belirebilir…
Bir büyük menekşeyi andırır gözler.
Afrika menekşeleri de dahildir.
Edilebilir…

Yazı kategorisi: Edebiyat, Güncel

Vuslat Duaları

Vera fısıldadı;

Zoru eyleyen gidişleri al,

Ayakların geri adımlarını…

Soğuk ellerin vuslat dualarını silkele.

Vakit tamamdır,

Akşamdan kalma buseler dinmiştir

Gidelim…

Ah Vera…

Kaçıncı yüzyılın tablosunu andırır gözlerin?

Kaç bahar eskitmiş taş duvarların, kaç?

Kanadı kırık kuşlar tamircisi

Tik tak öten saatlerin içine

Kondurmuştur

En güzel sesi.

Kon-dur

Muş

En güzel sesi.

Vakit tamamdır,

Beyaz gerdanından gülümser gece,

Beni al

Beni de al dercesine…

Seni saklamak isterim,

Bir bulut aramaktan deliye dönmüştür

İyice saklamak seni…

Olduğun yerden çekip almak,

Kuyuların taş kesildiği kovalara nispet

Göklere çıkarmak seni…

Vakit tamamdır,

Dur-

Duramazsın,

Aşk sarhoşu yalnızlık gecelerini,

Seni bana ayırmak

Yalnız seni…

Yazı kategorisi: Edebiyat

Sevgi Duvarı

Sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar piyasalar sanat sevicileri
Derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni
Yakanda bir amonyak çiçeği
Yalnızlığım benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi

Kumkapı meyhanelerine dadandık
Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, fasulye pilakisi
Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar
Sabahları açıklarda çöplüklerde bulurlardı leşimi
Öyle sıcaktı ki çöpcülerin elleri
Çöpcülerin elleriyle okşardım seni
Yalnızlığım benim süpürge saçlım
Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

Baktım gökte bir kırmızı bir uçak
Bol çelik bol yıldız bol insan
Bir gece Sevgi Duvarını aştık
Dustuğum yer öyle açık seçik ki
Başucumda bi sen varsın bi de evren
Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi
Ne kadar yalansız yaşarsak…

Can YÜCEL