Yazı kategorisi: news, İnsan

DİLEK

“Gülmeyi unutan yaşlı gözlere, mutluluktan bir haber ver dilek taşı…”

Efkarımız birikti, taştı. Lakin sitemimiz kadere değil. Bu yalan dünyanın keşmekeşi içerisinde bizi sırtımızdan vuranlara. Mazlumları ağlatıp, zalimler ile el sıkışanlara. Gidecek, yürüyecek nice yolu olan minik yüreklere, çocuklara kıyanlara. Yazımızı güze hazana, günümüzü geceye çalanlara. Bizi gamzede kılıp, devamıza mani olanlara…

Ama gün döner. Allah kerim, hak bakidir. Umut edenlere, sabrını ekmek bilenlere yollar taştan değil, su gibidir. Nimetimizin ve rızkımızın sahibi rahman ve rahimdir.

Sabredin Ey Dostlar!!! Bu günlerde geçicidir.

Duam o dur ki;

Rabbim yüreği güzel olanı, niyeti halis olanı, hakkı bilip gözeteni, mazluma el kuçak olanı, yalan ile savaşanı, derde derman olanı korusun, gözetsin, arttırsın. Nimetimiz bir iken, şükrümüzü bin eylesin. Verdiğinde nimet, vermez ise hikmet olduğunun bilincine hepimizi eriştirsin. Kullarının eline, diline düşürmesin; insafına muhtaç etmesin. Dermansız dert, dertsiz gönül nasip etmesin. Güzel yollara revan olmayı; gençliğimizi, sağlığımızı, ilmimizi ve aklımızı hayırlar uğruna harcamayı nasip etsin. Ufkumuzu, gönlümüzü, merhametimizi, cömertliğinizi umman gibi sonsuz kılsın. Huzurumuzu, sağlığımızı, dirliğimizi ve birliğimizi daim etsin. Çorak gönüllerimizden, bereketli yağmurlarını eksik etmesin. Kin, nefreti söküp alsın içimizden de; baharlar bayramlar dünyayı sarsın. Rahmetini gökyüzünden, bereketini yeryüzünden eksiltmesin. Dualarımızı kabul ve makbul eylesin. Gözünüze yaş, gönlünüze gam ilişmesin. Neşemiz daim, yüzümüz aydınlık, yolumuz bahtımız her daim açık olsun. Sağlıcakla kalın ey ehl-i dünya. Sağlıcakla…

Dünya size, uçmağ bize kalsın.

✋🏻🌿🌸

Reklam
Yazı kategorisi: OKU, İnsan

BOZKIR

Dağ,taş ve güneşin kavurup ısıttığı sapsarı toprak.

Üzerini örten, uçsuz bucaksız masmavi ipek örtüsüyle gökyüzü.

Bizler ise yer ile gök aradındaki beşeriyet.

Bu koskoca sonsuzlukta kendini yitirmiş, göğüslerinde kör kilitli kafesler barındıran eşref-i mahlukatız.

Yaramız sözlerimizde gizli.

Dilimizden dökülüp, gönül nehrinin aynasından yansımayı bekler.

Biz değil miydik yaratılmışların en şereflisi?

Biz değil miydik en güzel surette yaratılan?

Gönlümde büyüyen alev topunun tarifi yok.

Esfeli safiline düşen insanoğlunun yarasına bir merhem yok.

Dünya küçücük, zihnimizin sonu yok ise de; akıl etmediğimiz günümüz çok.

Ağlanacak onca derdimiz var iken; göz pınarlarımızda bir damla göz yaşı yok.

Yüreklerimiz merhametten yoksun çorak bir vadi sanki.

Hepimiz yılgınız, hepimiz kırgın.

Ders bilen, dert edinen ince ruhlara selam olsun.

Hak sahibi, her şeye vekil ve kaviyy olan Allah yar ve yardımcınız olsun.

Ömrünüz hayırlı, yolunuz aydınlık, haneniz huzur dolu, sofranız bereketli olsun.

Yüreğinize gam, başınıza elem ilişmesin.

Bugününüz güzel yarınlara ersin.

Sağlıcakla kalın, varolun ey ehl-i dünya. Sağlıcakla…

Yazı kategorisi: OKU, İnsan

KÜÇÜK SANDIK

Hepimiz nostaljiyi severiz. Gelin hep birlikte hem maziye hem de özümüze bir yolculuk yapalım. Aramızda 80’li ve 90’lı yıllara şahit olanlarımız varsa şayet, iyi bilirler: Kaset ve Kasetçalarları. Günümüzde kitaplarımızı nasıl özenle diziyorsak o zamanlar da kasetler inci misal dizilirdi raflara. Orijinali ‘’Casette’’ olan Kaset kelimesi; Fransızcadan İngilizceye geçen ‘’Küçük Sandık’’ anlamına gelen kelimedir. Türkiye’nin ilk resmi kaseti, 1970 yılında çıkmıştır mesela.’’Türkraks’’

Kasetler. Küçük sandıklar. Tıpkı insanların yürekleri ve zihinleri gibi. Yüreğimiz ve zihnimizde aslında kilitli birer sandıktır. Yaşanmışlıkları hapsettiğimiz kör bir hapishane. Geçmişimizi doldurduğumuz kilitli küçük sandıklar. Peki ne doldururuz bu kilitli sandıklara? Sadece güzel anılarımızı mı? Neşeli günlerimizi mi? Elbette hayır. Yaşayış yazımda da dediğim gibi, yaşam doğumla ölüm arasında ince bir çizgidir. Sonsuzluğa uzanmayan üzerinde yürüdüğümüz bir beyaz çizgidir. Hayat yoldur. Yaş aldığımız, deneyim kazandığımız bir yol. Toprağı bol olsun, Rahmetli Başkan Muhsin Yazıcıoğlu’nun da dediği gibi ‘’Bir konaklık zaman, dünya insana’’.Bu konakta, bu yolda bizi etkileyen; sırtımızdaki küfeye, zihnimizdeki ve yüreğimizdeki o kilitli küçük sandıklara derdimizi, neşemizi, umudumuzu hayal kırıklıklarımızı doldururuz. Bu doldurduklarımız bizi şekillendirir. Bakışlarımızı, yaşantımızı, hal ve tavırlarımızı, olaylara yaklaşımlarımızı etkiler.

Psikolojide ‘’Şema kavramı ‘’vardır. Şemalar etraftan alınan bilgiyi anlamlandırmada kalıp görevi görür. Bu şemalar yürüdüğümüz o beyaz çizgide ömrümüzce gelişir. İnsanlar ile olan ilişkilerimizi, davranışlarımızı, tutumlarımızı belirler. Bir nevi keskin kurallarımız, sert ve köşeli yanlarımız desek yanlış olmaz. Bu şemalar biz kendimizi değiştirmedikçe süre gider durur. Yakamıza yapışan, omzumuza yüklediğimiz,değer yargılarımız haline getirdiğimiz olumsuz olaylar ile edindiğimiz o şemalar, omuzlarımızda gitgide ağırlaşır. Belimizi büker ve hayatımızda bir kambur oluşturur. Atlayamaz mıyız o kamburu? Aşamaz mıyız engellerimizi? Aşarız elbet. Zor mudur düştüğümüz yerden doğrulmak? Zor değildir. Kafayı dik tutmak zor değildir. Biriktirdiğimiz gibi o şemalardan arınmak da bizlerin elindedir.

Öncelikle kendi alanlarınızı oluşturun ve iletişim yönünüzü kuvvetlendirin. Kendinizi ifade edin. Potansiyelinizin ve gücünüzün farkında olun. Yaş aldıkça, yaşadıkça; bir elmas gibi işlendikçe güzelleşeceğinizin farkına varın. Dengeli bir hayat oluşturun. Yeri geldiğinde bırakın, cesur olun. Vazgeçin, olmayanları geride bırakıp; kendinize yeni bahçeler yaratın. Ama bunları yaparken korkmayın. Değer yargılarınızı, çizginizi belirleyip yola koyulun. Olmadığında sabredin, gücünüzü toplayın.

Unutmayın bazen kaset sarar ve kasetin bandı içinden çıkar. Kaseti tekrar sardığınızda her şey normale döner. Kaldığımız yerden devam ederiz. Tüm mesele, kasetlerimizi başa sarmakta gizli. Kalemleri hazır edin sevgili okurlar. Başa sarıyoruz. Yeniden yazıp çiziyoruz. Sağlıcakla.